YEŞİL CAMİ’DE “ENDERUN USULÜ TERAVİH” NAMAZI

Yener Bandakçıoğlu

Değerli okurlarım, Ramazan ayı geldikten sonra köşe yazılarımdan bazılarını Ramazan’a, Teravih namazlarına ve bayramlara ayırdığımı bilirler. Yüce Allah ömür verdiği ve nasip ettiği süreçte de bu alışkanlığım devam edecektir.
Ramazan’la ilgili köşe yazılarımın içinde “jet imamlar” ımızın da ayrı bir yeri vardır. Ben her sene jet imamlara olan özlemimi dile getiririm. Buna mukabil sayın müftülerimiz de Ramazan ayının başında jet imamlara göz dağı vererek süratli namaz kıldıranların cezalandırılacaklarını ifade ederler. Yüce Allah tarafından dinimizin beş büyük şartından biri olarak emredilmiş namazların süreleri üzerinde özel bir buyruk olmadığını zannediyorum. Namazlar güzel sesli imamların ve güzel sesli müezzinlerin eşliğinde süratli bir biçimde kılınırsa, sade müminler için bir avantaj haline gelir. Tabiatıyla teravih namazının 20 rekat olması bu namaza sürat bakımından daha bir özel önem verilmesini gerektirir. Bunu söylerken hiçbir zaman imamlarımızın okudukları sureleri anlaşılmayacak bir biçimde cemaate sunmalarını kastetmiyorum. Hele bu günlerde insanı bunaltan korkunç sıcaklarda namazları ve özellikle de teravih namazlarını geç kıldırmak benim pek tasvip edeceğim bir olgu değildir. Her zaman söylediğim gibi sade bir mümin olarak namazları süratli bir biçimde kıldıran jet hocalardan yanayım.
Müftülüklerin bu konudaki devamlı ikazları neticesi Bolumuzun camilerinde bir ikisi istisna pek jet imam kalmadı. Ramazan’ın başlamasından itibaren her sene ki adetimi tekrarlıyor ve her akşam bir başka camide teravih namazımı kılıyorum. Bu güne kadar kıldığım camilerde pek jet imama rastlamadık. Bakalım önümüzdeki günler neler gösterir.
Jet imamlar her zaman var olmuşlardır. Bundan sonra da var olmaya devam edeceklerdir.

Bu Ramazan Teravih kültürümüze bir de “ Enderun Usulü Teravih Namazı” eklendi. Cahilliğime verin bunca yıllık Teravih kültürümde böyle bir tabir yoktu. Şu anda Ramazan Umre’si için kutsal topraklarda bulunan müftümüz Yaşar Yaprak efendi hazretleri bir vaazlarında bu Ramazan Aslahattin ve Somuncu Cami’lerinde hatimle Teravih namazı kıldırılacağının yanı sıra Yeşil Cami’nde de “Enderun Usulü Teravih Namazı” kıldırılacağını söyleyerek müminleri Yeşil Cami’ye davet etmişti. O günden sonra Enderun Usulü Teravih Namazı’nın ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. Son yıllarda ülkemizde Osmanlı özlemi bir hayli revaç bulmaya başladı. Ecdat kanıyla sulanmış Cumhuriyet bir tarafa bırakılıp Osmanlı yıkıntısından medet umuluyor. Ancak Enderun Usulü Teravih Namazı’nı bu kuşkularımın dışında tutuyorum.
Enderun, Osmanlı Sarayı’nın iç kısımlarına verilen genel bir addır. Padişahın çok özel efradının yetiştirildiği mahaller olarak da adlandırabiliriz. Burada yüzlerce kişi gerek devlet kademeleri için gerekse imparatorluğun diğer görevleri için yetiştirilir. Aynı zamanda bir eğitim manzumesidir. Yani bir okuldur. İşte Enderun da güzel sesli imamlar ve müezzinler de yetiştirilirmiş. Bunlardan teşkil edilen gruplar Teravih Namazları’nı Türk Musikisi’nin çeşitli makamlarında kılarlarmış. Yani Enderun Usulüyle Teravih Namazı’nda makam ve musiki bilgisi ön plana çıkarmış. Bu Enderun Usulü Teravih Namazı nereden çıktı diye araştırmalarıma devam ederken yeni bilgilere ulaşıyorum. Meğer bu namaz için Üsküdar Hazerfen Ahmet Çelebi İlköğretim Okulu Din Öğretmeni ve Üsküdar Musiki Cemiyeti Çalıştırıcısı İlahiyatçı
Mehmet Kemiksiz’in önderliğinde 38 güzel sesli din adamı bir süredir çalışmalarına devam ediyorlarmış. Mehmet Kemiksiz ve arkadaşları bu çok güzel ve 100 yıldır unutulmuş namazın bu Ramazan’da İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinde yer almasını istemişler ve böylece Enderun Usulü Teravih Namazı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmeliği projelerinden biri haline gelmiş. Elbette ki projenin gerçekleşmesinde İstanbul Müftülüğü ile de iş birliği yapılmış. Çünkü projede görevli hocalarımızın çoğu İstanbul camilerinde fiilen çalışıyorlar. Bu ekip yine programa uygun olarak Ramazan Ayı süresince her akşam ayrı bir camiyi dolaşacakmış.
Bu proje Türkiye’nin 81 İl Müftülüğüne de bildirildiği için zannediyorum Bolumuzda da başlatılmış oldu. Henüz Yeşil Cami’de Teravih Namazı kılamadım. Kıldığım zaman elbette ki izlenimlerimi yeniden sizlerle paylaşacağım. Bakalım Bolumuzun güzel sesli imam ve müezzinleri ne kadar başarılı olmuşlar. Eski tarihlerde bu namazın küçük bir örneğini Saraçhane Cami’nde bazı akşamlar yaşardık. Caminin imamı, Yüce Allah uzun ömürler versin Rafet Bozbey hocamız namazı makamla kıldırır, o akşam Teravih namazına konuk olan cennetmekan Hoca İsmail Zorlu ile cennetmekan Hasan Kain hocalarımız da makamla ilahiler okurlardı. Onların verdikleri lezzeti hala unutamamışımdır. Şimdilerde maalesef öyle imamlarımız ve müezzinlerimiz kalmadı.
 

NİL ERDEM’E ACİZANE BİR HATIRLATMA. ESKİ TARİHLERDE DE BİR SAYIN VALİ ERPİLİÇ’İ ZİYARET ETMİŞTİ
Bolu Detay refikimizin değerli köşe yazarı Nil Erdem bir süre ayrılıktan sonra yeniden gazetesine döndü. Nil dönüşüyle beraber, emsalsiz üslubuyla, sayın vali İbrahim Özçimen’in Göynük Gezisi izlenimlerine yer verdiği 5 günlük bir yazı dizisini bizlerle paylaştı. Bir günlük Göynük gezisinden 5 günlük bir yazı dizisi çıkarmak herhalde her köşe yazarının harcı değildir. Ben Nil’in güzel röportajında ki bir paragrafı düzeltmek istiyorum. Sayın Valimiz İbrahim Özçimen’in artık ülkemizin sayılı şirketlerinden biri haline gelen Erpiliç Tesisleri’ni ziyareti sırasında, Erpiliç serüvenine, Erpiliç patronu Ali Ericek’le birlikte başlayan bir iki kişiden biri olan ve o sıfatıyla sayın valiye takdim edilen bayan personel “tam kırk yıldır tesislerde bir vali görmediğini” beyan etmiş.
Başka valilerimizi bilmem ama, 1988 yılında Yılmaz Becikoğlu’na devrettiğim Boluspor Başkanlığı’nı 15 yıl aradan sonra yeniden almak mecburiyetinde kaldığım 2003 yılında zamanın valisi Sayın Mehmet Ali Türker’le birlikte Erpiliç Tesisleri’ni ziyaret etmiş ve Erpiliç’ten yardım istemiştik. O zamanlar, son yıllarda olduğu gibi Boluspor’a olukla para akmıyordu. Bu ziyaretimizin öyküsünü de yine eski tarihlerde yazmıştım. Maalesef Erpiliç’ten beklediğimiz ve umduğumuz yardımı alamamıştık.
Sayın Nil Erdem’in bu hatırlatmam üzerine Sayın Ali Ericek’le temasa geçip bu yanlışlığı düzeltmesini bekliyorum. Çünkü yerel basınımızda ki bu cümleler ileriki yıllarda bir arşiv değeri kazanacaktır.