YES WE CAN

Yener Bandakçıoğlu

Çarşamba günü öğleye yakın cep telefonum çalıyor: (/ Yener Amca /) Hemen kimin aradığını biliyorum. (/ Oooo buyursunlar sayın patroniçem./) Arayan gazetemizin fevkalade hanımefendi ve saygıdeğer sahibi Selma Akçakavak. (/ Yener Amca Vilayet basın bürosundan aradılar. Yarın Abantta sayın Valimiz bir basın toplantısı yapacaklarmış. Biz şu anda Altınoluktayız./) Altınoluk lafını duyunca hemen takılma huyum depreşiyor ve Selma hanıma şunları söylüyorum: (/ Madem Altınoluka gidecektiniz bana niçin haber vermediniz Yüce Allah ziyaretinizi makbul etsin. Bizlere de dua edin. /) Altınoluk, bütün Müslümanların kutsal mekanı olan Kabenin çatısında yağmur sularının boşalması için Osmanlı sultanlarının som altından yaptırdıkları oluğun adıdır. Fiziki mekan olarak Kabeye dahildir. Benim bu takılmamı Selma hanım biraz şaşırarak dinliyor. İnşallah Ona ve diğer görmeyenlere de Altınolukunu görmelerini Yüce Allah nasip eder. Selma hanıma gazete adına Vali beyin basın toplantısına katılacağımı söyledikten bir süre sonra bu defada Vilayet Basın Büromuzun çok yetenekli ve hanımefendi müdiresi Nurhan Yılmaz tarafından aranıyorum: (/ Sayın Başkanım. Sayın Valimiz yarın Abant Köşk Otelde bir kahvaltılı basın toplantısı düzenliyorlar. Saat 9da vilayet önünden vasıtamız hareket edecek. Mutlaka bekliyoruz./) (/ İnşallah katılmaya çalışırım./) Benim bu inşallah sözüm katılmayabilirim de manasına geldiğinden Nurhan hanımdan bir süre sonra bir telefon daha alıyorum. (/ Sayın Başkanım, katılımcıları kesin olarak tespit etmek istediğimizden Sayın Valimiz bu sözünüzü tekrar teyit ettirmek istedi. Hatta hatta Sayın Valimiz Yener Abi olmazsa olmaz. Basın toplantımızı bir başka güne erteleyebiliriz dediler. /) (/ Sayın Valimizin bu duyarlılığına yürekten teşekkür ediyorum. Biz Hacca da gidip unumuzu eleyip eleğimizi de astığımızdan hiç kesin konuşmayız. Ertesi gün olabilecek bir buluşma için sadece ve sadece İnşallah/ Allah izin verirse/ diyebiliriz. Merak etmeyin yarın mutlaka geleceğim. /)Perşembe günü saat 9da vilayet önünde hazır olan midibüse, diğer gazeteci arkadaşlarımla birlikte binerek Abanta hareket ediyoruz. Yanımda Nadir Garipoğlu, Mustafa Namdar ve Mustafa Cop kardeşlerimde var. Bizim gibi eski kuşakların İnönü Köşkü diye bildikleri tarihi köşk, yıllardan beri Abant Palace Otelinin bir şubesi gibi çalışıyor. Köşke girdiğimizde Abant Palace Genel Müdürü Alparslan Kılıç ve arkadaşlarının mükellef bir kahvaltı masası düzenlediklerine şahit oluyoruz. Sayın Valimizin teşrifleri sırasında yine naciz şahsımız hakkında izhar ettiği güzel duyguları burada tekrar etmek istemiyorum. Sayın Valinin bu hitaplarını orada bulunan bazı arkadaşlarımda duydular. Bakalım köşe yazılarında benim için çok önemli olan bu övgü dolu sözler yer alacak mıKahvaltılı basın toplantısına Bolu yerel basınından yoğun bir katılım var. Gazete sahipleri, köşe yazarları, muhabir arkadaşlar basın toplantısını ilgi ile takip etmeye hazırlar. Toplantıda ilk sözü Sayın Vali alıyor. Abanta yapılacakları çok açıklıkla ve yüreklilikle anlatıyor. Ayrıca teknik olanaklardan istifade ile güzel bir slayt gösterisi hazırlanmış. Abant konusunda Vali beyin sağ kolu olarak çalışan Özel İdare Genel Sekreterimiz Tahsin Akduman kardeşimiz gösteri sırasında sözlü açıklamalarda da bulunuyor.Benim Abantla ilgili Bolu yerel basınındaki Sesimiz, Bolununsesi ve Boluda Yenihayat Gazetelerindeki yazılarım küçük bir kitap olur. Elbetteki Bolulu olup da Abantla ilgilenmemiz ve düşündüklerimizi yazıya dökmememiz mümkün değildir. Bu yazılarımdan son ikisi Bolununsesi ve Boluda Yenihayat Gazetelerinde yayınlandı. Bolununsesindeki 16/02/2004 tarihli yazım ÜÇ O YANDAN DÖRT BU YANDAN. YAVRUM BİR DE ABANT YAYLASINDAN başlığını, Boluda Yenihayattaki 07/EYLÜL/2009 tarihli yazımda MADEM GERİ VERECEKTİNİZ NİYE ALDINIZbaşlığını taşıyordu. Bolununsesindeki yazım Abantın Milli Parklar Genel Müdürlüğünce Bolu İl Özel İdaresi ile yapılan sözleşmenin feshedilmesinden sonra Abantın Milli Parklar Genel Müdürlüğüne geçmesi ile ilgili izlenimlerimi yansıtıyordu. Zamanın kudretli AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fıratın Abanta gelişi sırasında kendisine kesilen üç kuruşluk Boluspor makbuzunun intikamını almak için neler yaptığını ve bunun sonunda Abantın Özel İdaremizden alınmasının öyküsü o yazımda vardır. Zamanın Orman Bakanı Sayın Osman Pepe, Bolu milletvekillerinin Bolu Valisinin ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkililerinin katıldığı bir basın toplantısı ile muhteşem bir Abant tablosu çizmişti. Abanta neler ve neler yapılacaktı. Abant ikinci bir Davos olacaktı. Sayın Bakanın anlattıkları yıllardan beri dile getirilip de gerçekleşmeyen projelerin cafcaflı bir tekrarından başka bir şey olmadığı için o yazımda şu satırları da yazmışım: (/ Abanta dört futbol sahası yapacağız. Bu sahalardan Bolusporda istifade edecek. Hani Nasrettin Hocanın meşhur hikayesidir. Nasrettin Hoca kendisini çok sıkıştıran alacaklısına evinin karşısındaki dikenleri göstermiş. Koyunlar buradan geçerken dikenlere takılıp yünlerini bırakacaklar. Bizim hanım bu yünleri toplayıp eğirecek ve iplik yapacak. Bende o iplikleri satıp sana olan borcumu ödeyeceğim./) 2004 yılında Abantımızı alan Orman Bakanlığı ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü beş yılda Abantta gözle görülür bir icraat yapamadığı için çareyi Abantı tekrar Bolu Özel İdaresine vermekte buldu. Biz bu devre kağıt üzerinde seviniyoruz ama aslında üzülmemiz lazım. Koskoca devlet sözü kağıt üzerinde kalmış ve yerine getirilmemiştir. Orman Bakanlığı bu kurnazlıkla Abantı Bolu Özel İdaresine devrederken bir kurnazlık daha yapıyor. Abantın devrinin bedeli yıllık 265 milyar Türk Lirasıdır. Yani devlet artık Abanta bir şey yapmayacağı gibi Özel İdaremizden de her yıl 265 milyar TL haraç alacaktır. Bu devrin perde arkasını da Boluda Yenihayattaki MADEM GERİ VERECEKTİNİZ NİYE ALDINIZ başlıklı yazımda da bir nebze irdelemiştim. Benim bilmediğim 265 milyar lirayı da basın toplantısında öğrenmiş oldum. Gel keyfim gel. Bakalım bizim 265 milyar, Milli Parklar Genel Müdürlüğünde nerelere harcanacak.Sayın Valimiz ve İl Özel İdaremiz Abantı geri almakla çok büyük bir iş başarmış olmakla birlikte tüm eleştiri oklarına da hedef olacaklardır. Abanta yapılacak işler öyle kolay işler değildir. Mesela ben sayın Valimizin açıklamalarından en çok Abanta yapılacak bin yataklı otelden memnun oldum. Abant yöresinin en güzel manzaralı kısmı olan Mudurnu yolu ile TRT vericisinin yolunun kesiştiği tepeye yapılacak bin kişilik otel hiç şüphe etmiyorum ki Abantın fonksiyonuna büyük bir değer katacaktır. Sayın Valimiz otelle ilgili çalışmaların devam ettiğini söylediler. Acizane fikrim buraya yapılacak otel için bir güzel sunum gerçekleştirilmeli ve bu sunuma ülkemizin tanınmış turizm şirketleri ile yine ülkemizde çok sayıda otel yapan ve işletmesini üstelenen yerli ve yabancı şirketler davet edilmelidir. Yoksa normal ihale yoluyla yapacağımız bir girişim pek başarılı olmaz. Sayın valinin bir çok projesi var. Bunları ilerde tekrar ele alabiliriz. Ancak şu anda kendisinin de açıklıkla ifade ettiği, Abantı araç trafiğine kapatmak konusundaki tereddüdüne tamamen katılıyorum. Türk milletinde piknik ve mangal dediğimiz turizm olgusu çok kuvvetli bir biçimde yerleşmiştir. İnsanları haftanın belirli günlerinde yapacakları piknik ve mangal partisinden mahrum edemezsiniz. Herkes arabasına bütçesinin el verdiği malzemeleri yükler ve bir ağaç gölgesinde çoluk çocuk kurduğu sofrada o güzel saatlerin keyfini yaşar. Şayet Abanta araç sokulmaz ve söylendiği gibi herkes araçlarından inip malzemelerini ele alıp çekçeklere binerse o pikniğin tadı olmaz. Çekçeklerde bir çok malzeme birbirine karışır. Bilhassa dönüşlerde malzemelerin toplanması ve çekçeklere binilmesi sırasında insanlar arasında arzu edilmedik olaylar çıkabilir. Abantı Allahın verdiği o muhteşem güzelliği insanların doya doya yaşaması birazda kendilerine tanınacak serbestlikten kaynaklanır. Bence herkes eskiden olduğu gibi vasıtalarını kendi beğendikleri yerlere çekmeli ve akşam olunca da bütün eşyalarını ve malzemelerini kendi arabalarına yükleyerek geri dönmelidirler. Bir de Abantın doğası ile ilgili büyük sorunlar var. Göl her geçen gün küçülmekte ve kirlenmektedir. Gölün dünyaca meşhur endemik balık türü Abant Alası yavaş yavaş yok olma sürecine girmiştir. Bu konular ileriki günlerde sayın Valimizi ve Özel İdaremizi bir hayli uğraştıracak çapta büyük meselelerdir. Yine basın toplantısında dile getirilen Küçük Abant sorunu da bir hayli önemli. Halk arasında Kartal yuvası diye bilinen orman binalarının aşağı tarafına düşen büyük çayırlıktaki küçük gölet yanlış bir uygulama ile ortadan kaldırılmış. Meğerse o gölet bazı taşları ve malzemeleri muhafaza ederek Abanta dökülmelerine mani oluyormuş. Şimdi yeniden göletin ihyasına çalışılacak. Basın toplantısı akşama kadar sürse arkadaşlarımızın soruları bitmeyecek. Ama sayın Vali de her soruya çok açık yürekle cevap veriyor. Bir yerde toplantıyı sonlandırmamız lazım. Zaten karşımızda oturan Mustafa Namdar hocamız o herkesin bildiği olanca nezaketi ile boyna bana elindeki saati gösteriyor. Sayın Valimizin istediğiniz zaman yine toplanırız sözü üzerine Mustafa Cop kardeşimin Karacasuda ihalesi yapılan ancak şirketin yan çizmesi ile gerçekleşmeyen Yeni Termal Projesi ve de Nadir Garipoğlu kardeşimin meşhur meydanla ilgili görüşlerinin açıklanmasının atiye terk edilmesi konusunda söze giriyorum ve Sayın Valinin lütufkar davranışı ile toplantının sona erdiğini söylemek durumunda kalıyorum. Benim bu girişimim Nadir kardeşimi oldukça kızdırmışa benziyor. Nadir bunun hesabını köşe yazımda soracağım diye söyleniyor. Yüce Allah sayın Valiye, Tahsin Akduman kardeşime Abant ile ilgili projelerde yardımcı olsun. İnşallah gönüllerindeki gibi olur. Yazımızı Sayın Valinin çok meşhur bir ifadesi ile noktalayalım: (/ Yes we can / )
HASAN KARA YI KAYBETTİK
Bolusporun şanlı tarihinde büyük hizmetleri olan değerli abim Hasan Kara, Hakkın rahmetine kavuşmuş bulunuyor. Bolusporun kuruluşundan itibaren o zamanlar Boluda nevi şahsına münhasır bir teşkilat olarak varlığını hissettiren adeta bir imparatorluk olan Orman Baş Müdürlüğünden bir çok değerli arkadaşlarımız Boluspor yönetiminde mutlaka yer alırlardı. Cennetmekan Orman Baş Müdür Muavini Hayrettin Turan, Cennetmekan Bolu İşletme Müdürü Adnan Emiroğlu, Cennetmekan Orman Muhasebe Müdürü Ziya Özkan, Cennetmekan Batı Karadeniz Orman Bölge Müdürü Orhan Samancıoğlu bunlar arasındadır. O zaman ki Bolu Orman İşletmesi Baş Katibi şimdiki tanımıyla Bolu Orman İşletmesi Yazı İşleri Müdürü/ Hasan Karada bu saydığım isimler arasındaydı. Yukardaki listeye Yüce Allah uzun ömürler versin. Bolu Orman İşletmesi Avukatı Haluk Karabörklü abimi de ilave etmemiz lazım.Hasan Kara, kelimenin tam manasıyla muhterem bir insandı. Karıncayı dahi incitmezdi. Kendisiyle 1970li yıllarda birçok deplasmana beraberce gittik. Bazen yönetimde olmamasına rağmen Hasan abi takımın başında deplasman şehrine hareket eder, bende avukatlık işlerimi hallettikten sonra başka bir otobüsle kendisine katılırdım. Hasan abi uzun süreden beri rahatsızdı ve evinden çıkamıyordu. Sevgili eşi Hatice Kara ablamızda çok sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz melek bir insandır. Karadenizli olmaları, eşimin de Karadenizli olması nedeniyle daha bir yakınlığımıza sebep olmuştu. Hasan abiyi herhalde vasiyeti gereği Salı günü erken saatlerde memleketi Artvine götürmüşler. Bu nedenle maalesef son görevimizi yerine getiremedik. Sevgili abime Yüce Allahtan rahmetler diliyorum. Hatice ablama, çocukları Saffet, Rafet ve İffet kardeşlerimle tüm aile efradına başsağlığı dilerim. Mekanı cennet olsun.