YEREL BASININ YENİ YILDIZLARI

Yener Bandakçıoğlu

Geçenlerde illerin nüfusları yeniden açıklandı. Bu açıklamaya göre Bolumuz, ülkemizin küçük illeri arasında yer alıyor. Bolumuz bu sıralamaya rağmen Türkiyenin göze çarpan illeri arasında kendine özgü bir yer edinmiştir. Hiç şüphe yok ki küçük Bolunun en büyük markası Boluspordur. Yıllardan beri Bolu futbolda benim diyen büyük illeri fersah fersah geçen bir başarının sahibidir. Bu yazıyı gazetemizin çok hanımefendi ve güler yüzlü ve de çok güzel Halkla İlişkiler Müdiresi Selda Sağla bilgisayar ortamına dökerken Bolusporun Kocaelisporu deplasmanda 2/1 yendiğinin müjdesini de aldık. İnşallah bu başarılar sezon sonuna kadar devam eder. Neyse biz asıl konumuza dönelim. Küçük Bolumuzda yerel basın yine bu küçüklükle ters orantılı olarak çok başarılı bir seyir takip ediyor. Günlük ve haftalık gazetelerimizin sayısı bir hayli fazla. Gazete sayısının fazlalığıyla orantılı olarak bu gazetelerde yazan köşe yazarlarımızın sayısının da bir hayli fazla olduğunu görüyoruz. Buna rağmen Bolu yerel basınında kalem oynatan değerli ve seçkin köşe yazarlarının tümünün fevkalade başarılı bir performans gösterdiğini de büyük bir sevinç içinde söylemeliyim. Bu köşe yazarlarımızın içinde iki tanesi var ki köşe yazarlığına yeni başlamalarına rağmen Bolu yerel basınında yıldız gibi parlamaya başladılar. Bu kardeşlerimden birisi Detay gazetesinde yazan Nil Erdemdir. Nilin emsalsiz üslubunu birkaç kez sütunumda ele almış ve böylesine başarılı olan bir köşe yazarının ismini mutlaka açıklamasını istemiş, ve Detay gazetesi patronu Rujhat Avşar kardeşimden de özellikle rica etmiştim. Bütün bu çabalarıma rağmen Nil Erdem kardeşimizin asıl ismi bir türlü açıklanmadı. Ancak son günlerde Detay gazetesine yansıyan röportaj reklamına göre Nil kardeşimiz Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmazla güzel olacağını şimdiden değerlendirdiğim bir röportaja imza atacakmış. Bu röportajda elbette ki Nilin birkaç fotoğrafı da yayınlanacak. Böylece benim gibi Nilin asıl ismini merak edenler bu fotoğraflardan onun kim olduğunu öğrenmiş olacaklar. Bana göre bu kardeşimizin bir yıldır sürdürdüğü (Gizem) de herhalde sona ermiş olacak. Bence, bu güzel olacağına şimdiden inandığım röportajda Nilin fotoğrafları kullanılmamalıdır. Gelelim yerel basının ikinci yıldızına. Bolu Gündem refikimiz sahip değiştirdikten ve de Süha Alpaslan Genel Yayın Müdürü olduktan sonra kadrosuna çok başarılı olan yeni yeni isimler ekledi. Benim ölçülerime göre bunların başında Mustafa Nuri Gürsoy geliyor. Aynı zamanda İl Genel Meclisi Mengen üyesi olan bu kardeşimizin de kendine özgü nefis bir üslubu var. Mustafa Nuri Gürsoyun çok önemli bir başarısı da aynı zamanda hem genel ve yerel konularda yazması hem de Bolusporu ele alan spor yazılarına imza atmasıdır. Yani o kadar verimli bir yazar ki aynı gün Bolu Gündemde iki ayrı yazısı çıkıyor. Ben bu değerli kardeşimin sporla ilgili yazılarını Milliyet gazetesinin ölümsüz spor yazarı cennetmekan Kahraman Bapçumun üslubuna benzetiyorum. 1954 yılında Milliyetin yeni bir düzenle okuyucunun karşısına çıkma mimarisinin büyük banisi cennetmekan Abdi İpekçi, o zaman için görülmemiş bir düzenleme ile gazetenin spor müdürü yaptığı cennetmekan Namık Sevikin yönetimindeki Milliyet Spor, kısa sürede Milliyeti en okunur gazete haline getirmişti. İlk defa o zamanlar spor sayfaları gazetenin son sayfasına çekilmiş ve herkes gazeteyi eline aldığında gazeteyi son sayfadan yani spor sayfasından okur olmuştu. Zamanla tüm gazetelerde Milliyeti takip ederek spor haberlerini gazetenin son sayfalarına naklettiler. Ancak son zamanlarda bu uygulama kalktı ve gazetelerin son sayfaları yeniden magazine döndü. İşte o yıllarda Namık Sevik spor yazarlığı ile hiç alakası olmayan ve asıl mesleği avukatlık olan Kahraman Bapçumu Milliyete transfer ederek o doyumsuz spor yazılarının Türk basınında ilk defa yer almasını sağladı. Kahraman Bapçumun yazıları şiirsel bir anlatım ifade ediyordu. Kahraman Bapçumun bu üslubu nedeniyle spor yazılarının malum ve meşhur ( Ahmet ortaladı, Mehmet kafayı vurdu. Kaleci seyretti) şablonu değişti. Bugün spor yazarlığı, basının en değerli ve üretken bölümünü teşkil etmektedir. Çok değerli spor yazarlarımız yetişmiştir. İşte ben Mustafa Nuri Gürsoy kardeşimin üslubunda Kahraman Bapçumdan ışıltılar görüyorum. Gerek Nil Erdemi, gerekse Mustafa Nuri Gürsoyu Bolu basınına kazandıran Rujhat Avşar ve Süha Alpaslanı kutluyorum. Hafta içinde bu değerli kardeşlerimin sütunlarına girme başarısını göstermişim. Tabiatıyla her gazetenin okuyucu kitlesi değişik olduğundan, yüreğim de bu yazıların sadece o gazetelerin okuyucularına hitap etmesine el vermediğinden kendi sütunuma iktibas etmenin doğru olacağına kanaat getirdim ve o güzel cümleleri Boluda Yenihayatın okuyucularıyla paylaşmak istedim. Nil Erdem 27.01.2010 günlü Bolu Sinemalarında Bu Hafta başlıklı yazısında öyle mükemmel bir eleştiri yapıyor ki okuyucular Bolunun bazı sorunlarını bir film seyredermişçesine öğreniyorlar. Diğer filmleri bir tarafa bırakarak bir Yener Abi prodüksiyonu olan Borazancıbaşı filmini Nil Erdem imzasıyla okuyalım: Borazancıbaşı: Adından da anlaşılacağı üzere, müzikal bir yapım. Yılların usta yönetmeni tarafından çekilen filmimizde, son dönemin genç ve yakışıklı jönleri de rol alıyorlar. Beklenen ama gelmeyen özürleri, bir türlü unutulmayan ve affedilmeyenleri anlatan filmi, nostalji filmleri kuşağında izleyebilirsiniz. Filmi izledikten sonra, küçüklere özür dilemenin, büyüklere affetmenin yakıştığını bir kez daha anlayacaksınız . Herhalde birkaç hafta sonra Nil Erdem filmin yapımcısıyla aktörlerinin filme uygun bir davranış sergileyip sergilemediğini de açıklayacaktır. Mustafa Nuri Gürsoy kardeşime bir köşe yazısı nedeniyle ufak bir açıklama göndermiştim. Bu açıklamaya cevabı, Bolu Gündemin 28.01.2010 tarihli nüshasında Sayın Yener Bandakçıoğlu başlığı ile çıktı. Yazıdaki tüm güzel cümlelere yürekten teşekkür ediyorum. Bu cümleler, baştan sona erdem sahibi, kadir kıymet bilir ve vefa duygusunun ne demek olduğunu herkese gösterir emsalsiz bir üslubun ürünüdür. Mustafa Nuri Gürsoy kardeşime de yürekten teşekkürlerimi ve başarı dileklerimi tekrarlıyorum. Şimdi de bu güzel yazıyı bir kere daha okuyalım: Bu paylaşımda kendime düşen mutluluğu kendimde yaşarken Süha Bey in o gün sessizce uzattığı zarfı aldığımdaSayın Mustafa Nuri Gürsoy Bolu Gündem Gazetesi Köşe yazarı BOLU yazılmış ve üstelik bu gönderinin Avukat Sayın Yener Bandakçıoğlu kaşeli olduğunu fark ettim.Kısa süren şaşkınlığım dahi tebessümle gururlanmama engel olamadı. Zarfı açmadan üstelik içeriğini bilmememe rağmen değerli büyüğüm, örnek ve duayen kimliği ile her daim yazılarından keyifler alıp, yaşamın her alanında örnek olma özelliği ile Bolu nun çok önemli şahsiyetleri arasında ilk sıralarda yerini almış bir beyefendi tarafından, içeriği ne olursa olsun ve sadece zarfın üzerinde yazılı adrese ve zatıalilerinin eklediği Köşe Yazarlığı sıfatına teşekkürü borç bilir, saygılarımı aleniyetle takdim ederim.Bu çok önemli ve gençlik yıllarımın idolü olmuş, gerek duruş, gerek yaşam, gerekse toplum içindeki kabul görmüş kişiliği ile Sayın Yener Bandakçıoğlu nun bu büyük davranışının ardından zarf içeriğini okuduğumda daha bir keyif, daha bir onur ve sonsuz bir moral bulduğumu itiraf etmeliyim.Değerli Büyüğüm benimle paylaştığınız bu giriş yazınızı, hem kendime bir onur nişanesi, hem de köşe yazarlığı rüştümün ispat ve isnat belgesi olarak izninizle yayınlıyor gözden kaçıranlara haddim olmayarak ibretle sunuyorum.Sayın GürsoyBolu Gündem deki yazılarınızı büyük bir ilgi ile takip ediyorum. 04.01.2010 günlü Bekçi/Sigara/Biraz Siyaset başlıklı yazınızı da aynı ilgi içinde okudum.Sevimli bekçi dostlarımız geçmişte benim de köşemde misafir olmuşlardı. Bu yazılarımın örneklerini bilgilerinize sunmak istedim.Bugünlerde bir yazıma Bekçi Babalıkta Sayın Mustafa Nuri Gürsoy dan 15 yıl öndeyim diye bir başlık atabilirim.Derin saygı ve sevgilerimle.. Avukat Yener Bandakçıoğlu.Sayın Yener Bandakçıoğlu büyüğüm beni köşe yazarlığı makamında taçlandırmanız ve bilgilendirme adına gönderdiğiniz örnek yazı kupürlerinize ve giriş yazınıza teşekkür ediyor, değil 15 yıl, bir ömür gerinizde/ izinizde olmak dahi bir onur olabileceği hükmüyle, saygılarımla sevinç ve sağlıklar diliyorum.Teşekkür ederim.Şimdi sevgili okurlarıma soralım. Bu güzel satırlardan sonra ben mi Mustafa Nuri Gürsoya teşekkür etmeliyim o mu bana teşekkür etmeli Bu değerli kardeşimin gözlerinden öperek ve saygılarımı yineleyerek bir kere daha ben ona teşekkür ediyorum.
SERT VE DEMİRKOL AİLELERİNİN MUTLU GÜNÜ
Milli kültürümüzde Dünya ve Ahret Kardeşi gibi çok yüce bir tanım vardır. Bu tanım kişiler arasındaki bağlılığın sadece dünya hayatıyla sınırlı olmadığını Ahrette de devam edeceğini söyler. Ömrümüzün son baharına girdiğimiz şu yıllarda, arkama dönüp baktığımda bu tanıma uygun çok değerli kardeşlerimin bulunduğunu görürüm. Mudurnumuzun değerli evladı, Bolu Barosundan 40 yıllık meslektaşım, sevgili kardeşim Av. Ergün Demirkol da bu tanıma giren dostlarımdan biridir. Ergünle hayat boyu ayrı kulvarlarda kendisi çok uzun yıllar DP ve DYP de çalışmıştır. / siyaset yapmamıza rağmen bir gün olsun birbirimizi üzmedik ve kırmadık. Ergün, 21 yıllık Baro Başkanlığım sürecinde hep bana oy verdi. Bugün/Pazar/ Ergünün sevgili torunlarından Can Sertin sünnet düğünü için Mudurnudaydık. Mudurnu Belediye Salonunda yapılan sünnet düğününe yoğun bir katılım vardı. Ergünün, muhterem eşleri Fulya hanımefendinin Canın annesi Füsunla babası İsmail Sert kardeşlerimin, teyzelerin, eniştelerin, babaannelerin ve dedelerin mutluluğu özlerinden okunuyordu. Canı tebrik ederken düğününde de hazır bulunma sözü verdik. Ayrıca bu sözün gerçekleşmesini Mudurnu Yıldırım Beyazıd Camiindeki öğle namazımızda da Yüce Allahtan niyaz ettik.