YENİ BİR YUTTURMACA: BOLU SİVİL HAVA ALANI

Yener Bandakçıoğlu

Etkili ve yetkili büyüklerimiz son zamanlarda yeni bir oyuncakla oynamaya başladılar. Sanırsınız ki Bolumuzun tüm sorunları halledilmiş, başka yapılacak bir iş kalmamış gibi, Bolu Sivil Hava Alanı çalışmalarına odaklanıyoruz. Hafta içinde yerel gazetelerden okuduğumuza göre Bolu Sivil Hava Alanı için 8 kişilik bir heyet Boluya gelerek çalışmalara başlamış. Yine aynı haberlerde Bolu Kent Konseyi ile Bolu Belediye Meclisinin Boludaki mevcut askeri hava alanının sivil hava alanına dönüştürülmesi kararı üzerine Bolu Belediyesinin Ankaraya müracaat ettiği yazılıyor. Bolu Kent Konseyi ile hiçbir ilgim yoktur. Ancak Bolu Belediye Meclisi üyesi olarak bu konuda bir yıldan beri Belediye Meclisine herhangi bir teklif yapıldığını anımsamıyorum. Acaba Belediye Meclisi bu kararı benden önceki yani yerel seçimlerden önceki meclis olarak mı almış İş, rapor hazırlama safhasına gelmiş. Üç ayrı genel müdürlükten yani Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünden, Demir Yolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğünden gelen ekipler belediyemizin çok yakışıklı İmar ve Şehircilik Müdürü Yaşar Taşkıran kardeşimle bir toplantı yaparak gerekli çalışmalara başlamışlar. Hep birlikte Tugaya gidilmiş, mevcut hava alanı ve etrafındaki yerleşik alanlar etüt edilmiş. Taşkıranın ifadesine göre gelen 8 kişilik heyet Boluya hava alanı yapılıp yapılamayacağı konusunda bir rapor hazırlayacaklarmış. Yaşar kardeşim, bütün kamu kurumlarının üzerlerine düşen görevi yaparak geleceğe yönelik Bolu Sivil Hava Alanının ilk adımlarını atacaklarını söylüyor. Hey gidi Bolu Askeri Hava Alanı hey Bir çok hemşehrimiz Karacaağaç Köyü hudutları içinde bulunan Tugayımızdaki mini hava alanının varlığını bilmezler. Ben bazılarımızın bildiği gibi askerlik görevimi şimdiki Tugayımızın yerinde bulunan 167. Topçu Taburunda yapmıştım. O zamanlar bu mini hava alanı taburumuzun eğitimi ve şoförlerimizin antremanı için kullanılırdı. Ben de ilk defa Yeni Eczanenin ve Abant Gazetesinin sahibi mümtaz ağabeyim cennetmekan Turgut Çulhanın Simcasında başladığım şoförlük eğitimimi bu hava alanında askeri Jeep ve CMS lerde pekiştirmiştim. Bu hava alanı o zamanlar askeri haberleşmelerde kullanılırdı. Arada sırada pır/pır tabir ettiğimiz tek motorlu küçük uçaklar hava alanımıza iner ve bazı evraklar getirirdi. Bir dönem taburumuzun komutanlığını yapan ve de Bolusporun 2. Lige alınması sırasında şehir stadının çimlenmesinde büyük hizmetleri olan Doğancı Köyden hemşehrimiz Albay Arif Eratay, şark hizmetini yaparken cennetmekan Faruk Gürlerin emrinde çalışmış. Çok sert ve otoriter bir komutan olan Faruk Gürler pır/pır uçaklarla birlikleri denetlemeye gitmeyi çok severmiş. Biz de o günlerde İzmitte ki 15. Kolorduya bağlıydık. Kolordumuzun komutanı da Korgeneral Faruk Gürlerdi. Tabur Komutanımız Arif Eratay ne zaman taburun üzerinde bir pır/pır uçak görse Kolordu Komutanı Faruk Gürler geliyor diye taburumuzu neredeyse alarma geçirirdi. Hepimiz hem günlük görevlerimizin başında olur, hem de hava alanına inecek pır/pır uçağın kapısını gözetlerdik. Uçağın pervaneleri durup da bez kapısı açıldığında yine evrak getiren bir teğmen ya da üsteğmen ile karşılaşırdık. Cennetmekan komutanımız Arif Eratay bu durum üzerine hiç bozuntuya vermez (/ Benim bildiğim Faruk Gürler mutlaka bir gün bize de gelir) derdi. Gelelim yazımızın başlığına. Boluya sivil bir hava alanı tam bir yutturmacadır. Popülist yaklaşımlarla seçmene selam göndermekten başka bir şey değildir. Ben en çok aklı başında bir daire müdürü olan Yaşar Taşkıranın nasıl bu heyetle çalışmaya başladığını anlayamıyorum. Herhalde emri büyük yerden almıştır. Bolu gibi İstanbula 2 saat Ankaraya 1 buçuk saat olan bir İle Sivil Hava Alanı yapılamaz. Çünkü insanlar İstanbul Atatürk Hava Limanı ya da Sabiha Gökçen Hava Limanı ile Ankara Esenboğa Hava Limanından İstanbul ve Ankara şehir merkezlerine ulaşıncaya kadar karayolundan da İstanbul ve Ankara ya gidebilirler. Hadi hava alanı yapıldı diyelim bunun yolcusunu nerden bulacağız. Bolu mevcut ve gelecek potansiyeli ile hiçbir şekilde uçak seferlerini doldurmaya elverişli değildir. Yine bizim Bolu misali ülkemizin bir çok yerine yapılmış bulunan hava alanlarının da yolcu yokluğundan çalışmadığını ve üzerlerinde hayvanların otladığını biliyoruz. Bolu Sivil Hava Alanı ile ilgili çalışmalar ancak ve ancak Boluya gelen bürokratların harcırah almalarını sağlar.
MİS KOKULU SEBEN DOMATESİ KONSERVE OLMASIN!
Bir iki sayıdır Bolu Detay Refikimizin benzersiz üsluplu yazarı Nil Erdem kardeşimle pazardan alınan mis kokulu domates üzerine yazışıyoruz. Bu yazışmayı ya da atışmayı daha iyi anımsayabilmek için geçen haftaki ( Mis Kokulu Domates Nerede Satılıyor) başlıklı ara yazımızı bir kere daha okuyalım: (Bolu Yerel basınının bizim birader oğlum Cumhur/ in deyimiyle kraliçesi. Bolu Detay refikimizin benzersiz üsluplu yazarı Nil Erdem kardeşim bu arada yazılarına ara verdiğini söyleyip hepimizi üzmüştü. Neyse Nilin küskünlüğü uzun sürmedi ve Nil yeniden Detay Gazetesi sütunlarına döndü. Nil geçenlerdeki Birazdan Çalınır Kapı başlıklı yazısında muhterem annesi hanımefendinin pazardan gelişini anlatıyor. Pazar arabasından çıkanlar da bir hayli güzel: (Körpecik tere, yemyeşil soğan, diri roka, yeni toplanmış maydanoz, mis kokulu domates, parmak kadar salatalık) Her şey güzel de muhterem hanımefendinin mis kokulu domatesi nereden bulduğunu gıpta ve hasetle okudum. Seracılığın, tarlacılığı sırt üstü tuşa getirdiği uzun yıllardan beri benim için mis kokulu domates yemek tarihe karıştı. Bırakınız mis kokusunu, domatesleri doğramak için Rus Pazarından aldığımız minik testereler bile bana mısın demiyor.)Bu sorumuza Nilin cevabı gecikmiyor. Hem de yazımın yayınlanmasının aynı günü. Böylece Bolu basınının kraliçesi Nil Erdemin yazılarımızı anında okuduğunu bir kere daha tespit ediyoruz: Geçen hafta yazdığım bir yazıda övdüğüm mis kokulu domateslere, Seracılığın tarlacılığı sırt üstü tuşa getirdiği uzun yıllardan beri mis kokulu domates yemek tarihe karıştı diyen Yener amcamızın Yeni Hayat Gazetesindeki köşesinden itirazla beraber öyle domatesi nerden bulacağız sorusu geldi. Aldığı domatesleri kesmek için Rus pazarından aldığı minik testereleri kullandığını söyleyen Yener amcanın sorusunu bilirkişi anneme sordum. Bizim evin domatesleri Seben köylülerinin serada değil de kendi bahçelerinde yetiştirdiği domateslerden seçilip alınıyormuş. İşin aslı Yener Bandakçıoğluna da domateslerden temin edip ulaştıralım istedik ama ben kuşak itibarıyla Yener amcanın beğenmeyi uzun yıllar önce bıraktığı domateslere denk gelip onlarla büyümüş, daha üstününü hiç yememiş olabilirim. Üstelik yeşil domatesi bile kırmızı görmek, tatsızı tadından yenmez bilmek potansiyelim mevcuttur, mahcup olmamak için cesaret edemedim.Velhasıl domates yeniliktir, tazeliktir, bahardır, yazdır.Mis kokulu domatesi ağzına atan kul bahtiyardır. Böylece Nil Erdem kardeşimizin muhterem anneleri hanımefendinin aldığı mis kokulu domateslerin Seben domatesi olduğunu da öğrenmiş oluyoruz. Ancak burada benim aklımı kurcalayan bir şey var. Benim bildiğim Sebenin mis kokulu tarla domatesleri Ağustos ayında pazarlarımızı süsler. Şimdi Nisandayız. Ağustosa daha iki ayımız var. Acaba bu mis kokulu Seben domatesleri konserve olmasın Olur olur. Tekniğin bu kadar ilerlediği günümüzde Ağustosta yetişen Seben domatesleri Nisanda piyasaya çıkmış olabilir!
CEVAT KARAYI KAYBETTİK
Bolumuzun tanınmış simalarından, Karacaağaç Karalar Petrolün sahibi ve nakliyeci Cevat Kara kardeşimi hiç beklenmedik bir anda dün/ Cumartesi/ akşam saatlerinde kaybetmiş bulunuyoruz. Cevatla münasebetlerimiz 1978 yıllarında başlar. 1978 Kasım ayında yapılan Boluspor olağanüstü kongresinde günlerce süren temaslar sonucu Boluspor Kulübü Başkanlığını üstlenmiştim. Liste çalışmaları sırasında benim başkanlığı kabul etmemde aktif bir rol oynayan Karadenizliler grubundan 4 sevgili kardeşimi yönetim kurulu listesine yazmıştım. Bunlar Yılmaz Becikoğlu, Cevat Kara, Yılmaz Hacıeyüboğlu ve Bayram Kabadayıydı. Cevatla o günlerden bu güne tam bir abi kardeş ilişkisi içinde olduk. Birbirimize sevgi ve saygıyla bağlandık. Cevat Bolunun belki de en güler yüzlü insanıydı. Ne zaman görseniz yüzünde gülücükler açardı. Kimseyi kırdığını ya da üzdüğünü duymadım, görmedim. Sevgili kardeşim, dün Cumartesi/ her zaman yaptığı gibi müdavi olduğu Bolu Galatasaray Taraftarları Lokaline uğramış ve bir süre sonra da Karacaağaç Köyündeki evine gitmek üzere ayrılmış. Gece, akşam yemeğini yedikten sonra fenalaşmış ve aziz ruhunu teslim etmiş. Bugün Pazar/ yapılan görkemli cenaze töreni Cevat sevgisi ni gözler önüne serdi. Eşi dostu, hısımı akrabası, tanıdığı tanımadığı yüzlerce kişi Karacaağaç Köyüne koşmuştu. Sevgili kardeşime Yüce Allahın cennetteki en büyük makamlardan birini vereceğine inancım tamdır. Kendisine rahmetler, eşi Mine Hanımefendiye evlatları Ayhan, Davut, Nurhan ve Sema kardeşlerime, çok geniş bir sülale olan Karaların tüm mensuplarına başsağlığı dilerim.