YAYLALARIMIZ İÇİN ŞEFFAF BİR AÇIK ARTIRMA YAPSAK

Yener Bandakçıoğlu

Nerden patlatıldığı bu güne kadar tam bir açıklığa kavuşmamış olan (Şike Soruşturması) futbolumuzda tam manasıyla bir deprem yarattı. Sanki Türkiye'de bu güne kadar hiç şike yapılmamış yada bundan sonra yapılmayacakmış gibi bütün kabahat Fenerbahçe'ye ve onun Fenerbahçe'yi devasa bir imparatorluk haline getiren soyadı gibi Yılmaz bir kişiliğe sahip başkanı Aziz Yıldırım'a kesildi. Niçin Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe? Bunu şu ana kadar kestirebilmiş değilim. Belki Aziz Yıldırım'ın ve Fenerbahçe'nin böylesine bir güç olmasından korkanlarımız vardı. Sayın Aziz Yıldırım adeta Türk Futbolunu idare ediyor, önüne gelen herkesi, -buna anlı şanlı Federasyonumuzda dahil-, ama herkesi susturuyordu. Şimdi o muhteşem ve dirayetli Aziz Yıldırım gitti. Yerine Metris Cezaevi ile İstanbul Hastanelerinin odaları arasında köşe kapmaca oynayan bir Aziz Yıldırım geldi. Gerçekten üzülecek bir durum. Demek ki Aziz Yıldırım da "Kağıttan bir kaplanmış".
Neyse, bu haftaki konumuz bu değil. Fenerbahçe'ye sayısız tesisler kazandıran Aziz Yıldırım, hepimizin bildiği gibi Düzce ile olan ilgisi nedeniyle Kaynaşlı'da Bolu'ya çok yakın Topuk Yaylası diye bilinen yere çok güzel yazlık kamp tesisleri yaptırdı. Bu herhalde Türkiye'de bir ilkti. Bu arada Fenerbahçe'nin Ankara'ya da ayrı bir tesis yaptırdığını biliyoruz. Fenerbahçe, Ankara maçlarına gittiğinde burada kalacak, bu tesisten ücreti karşılığı diğer kulüplerde faydalanabilecekler. Ancak bu güne kadar diğer kulüplerin Ankara maçlarında burada kaldıklarına dair bir duyum ve bilgi almadığımı da söylemeliyim. Belki yanılıyor olabilirim. Zira, takımlar ve kulüpler arasındaki rekabet ortamı nedeniyle hiçbir kulüp başka bir takımın tesislerinde kendi takımını kampa almak istemez.
Fenerbahçe, Topuk Yaylası'na kamp tesisi yapar da diğer kulüpler ondan aşağı kalır mı? İl Genel Meclisimizin değerli başkanı Mücahit Kutlu kardeşimizin basına verdiği beyanata göre (üç dev kulüp Taşlıyayla için birbirleriyle yarışıyor)muş. Hayret bir şey. Hadi Beşiktaş ve Galatasaray'ı anladık ama Karadeniz yaylaları dururken Trabzonspor'un Bolu'da ne işi var? Trabzon nire Bolu nire? Kendisi de bir futbol tutkunu olan ve Boluspor'un hiçbir maçını kaçırmayan Mücahit Kutlu'nun Trabzonspor konusunda böyle bir açmaza düşeceğini doğrusunu isterseniz hiç beklemezdim. Bir elbisesine iddiaya girmek huyum burada da depreşti. Şimdi Mücahit Kutlu kardeşime çok açık bir teklifim var: Eğer Trabzonspor, Bolu'da bir kamp yeri yaparsa ben ona bir takım elbise alacağım. Yapmazsa o bana bir takım elbise alacak. Mücahit Kardeşim benimle iddiaya girişilemeyeceğini Bolu Express refikimizin velüt yazarı ve Genel Yayın Yönetmeni İmdat Arslan'dan öğrenebilir.
Fenerbahçe'nin Topuk Yaylası Tesislerini nasıl yaptırdığı da sır olmaktan çıktı. Aziz Yıldırım, kendisinin emri altındaki Futbol Federasyonu'ndan beş trilyon yardım almış. Ben, basının yalancıyım, günahı taş olsun bu beş trilyonun bir kısmı da şike giderlerine ayrılmış. Beşiktaş ve Galatasaray'da herhalde bu beş trilyonu duyunca onlarda pastadan pay kapabilmek için "bizde yazlık kamp yeri arıyoruz" diye harekete geçmişler. Bu koşuda şimdilik Beşiktaş önde. Beşiktaş Genel Sekreteri Prof. Dr. Mete Düren, olası kamp yerlerini görmek üzere geçtiğimiz günlerde Bolumuza geldi. Kendisi, seçim kazanmış parti lideri gibi görkemli bir şekilde karşılandı. Başta Belediye Başkanımız ve Orman Başmüdürümüz olmak üzere çok sayıda görevli ve görevsiz kişilerimiz de bu güzel tetkik gezisine eşlik ettiler. Sayın Düren, ayrılırken bizimkilerin ağızlarına birer parmak bal çalmayı da ihmal etmedi: (-Ben gezdiğimiz yerleri çok beğendim. Bir kere de sayın başkanımız Yıldırım Demirören'in görmesi lazım)Sayın Düren bunları söyledi ya! Bizimkiler, Sayın Demirören'in Bolu'ya gelmesini bekleyemeyecek kadar aceleci olduklarından bu sefer İstanbul'a çıkartma yaptılar. Ama ne talihsiz bir durum ki istihbarat bilgilerimizin eksikliğinden, gittiklerinde Sayın Yıldırım Demirören'i İstanbul'da bulamadılar. Şimdi acaba bu gidiş geliş masraflarını kim karşılamış olabilir ki? Beşiktaş Cephesi şu anda beklemedeyken, Galatasaray Cephesinden henüz bir ses yok. Sakın bunlar, Mücahit Kutlu kardeşimi kandırmış olmasınlar?
Şimdi bu satırlarımı okuyanlar benim büyük kulüplerimizin Bolu'da kamp tesisi yapmasına karşı olduğumu zannetmesinler. Keşke, bunların dışında başka kulüpler de Bolu'ya gelseler ve kamp yeri yapsalar.
Her kulübün kendi kamp tesislerini yapması, eşyanın tabiatına aykırıdır. Yaz kondüsyon kampları en fazla üç hafta sürer. Üç hafta içinde kulüplerin böyle bir masrafa girmeleri akıl almaz bir davranıştır. Kulüpler, 15 ya da 21 gün sürecek yaz kampları için hazır tesisleri daha çok tercih ederler. Bolumuzun bu konudaki gerçeği de hazır tesislerin kalitesini yükseltmekten ve ihtiyaç için daha güzel tesisler yapmaktan geçer. Turizm alanlarımızdaki sahalar ki bunların başında çim sahalar, antrenman sahaları, kapalı çalışma alanları ve diğer ihtiyaç karşılayıcı tesisler gelmektedir. Bolumuzun büyükleri, Beşiktaş ve Galatasaray'ın peşinde koşuşturacaklarına, bölgelerine özel sektör tarafından yaptırılacak tesislerin peşine düşmelidirler.
Sayın Mete Düren'i karşılamak ve onu Bolu Yaylaları'nda yer beğendirmek için koşuşturan etkili ve yetkili büyüklerimiz, nereleri gezdirdiler? Bunlar bir devlet sırrı gibi açıklanmadı. Ama ben Boluspor'un şanlı tarihinin en uzun süreli Genel Sekreteri ve Başkanı olarak kendilerine bir tüyo verebilirim. Bolu'da kamp inşaası için bulunabilecek en güzel yer Aladağ'da, Orman İşletme Müdürlüğü'nün işçi tesislerinin bulunduğu sahadır. Anayola yakındır. İçinde çok güzel bir alaturka hamamı ve özel camisi vardır. Hey gidi günler hey… Şimdilerde 5 yıldızlı otellerde yapılan kampları gördükçe Aladağ Kampımızın ne kadar büyük bir işlevi yerine getirmiş olduğunu daha iyi anlıyorum. Futbolcularımız, uzun bir koğuş halindeki işçi yatakhanesinde kalırlardı. Yemeklerimizi yine Koğuş halindeki mutfak bölümünde yerdik. Antrenmandan gelen futbolcularımız, kamp müdürümüz Yunus Çufa abimizle cennetmekan yönetici arkadaşımız Tahir Tabakoğlu'nun dışarıya hazırlattıkları karpuz dilimlerini büyük bir neşe içinde mideye indirirler ondan sonra da Türk Hamamının yolunu tutarlardı. O yıllarda Boluspor, Süper Lig'in altını üstüne getirirdi. Boluspor'un şanlı tarihinin temelleri o mütevazi ama zorlu kamplarımızda atılmıştı.
Her ne kadar yazımızın başında "Yaylarımız için şeffaf bir açık artırma" istemişsek te son gelişmelerden sonra bu işin pek olmayacağını zannediyorum. Ne Beşiktaş ne de Galatasaray Federasyon'dan beleş para alamayacaklarına göre bu beleş paralardan da Bolu'ya yatırım yapamazlar.