TALİH KUŞU SEBENE KONDU MU/ KONMADI MI

Yener Bandakçıoğlu

Ortaokul ve lise çağlarında en sevdiğim ve en başarılı olduğum dersim Tarihti. Tarihten 10 dan aşağı not aldığımı bilmem. Yıllar geçtikçe başka yönlere dönmemiz dolayısıyla Tarihle eskisi kadar ilgilenemiyorum. Ancak bazı yayınları takipten de kendimi alamam. Son yıllarda NTV grubu bazı mecmualarının yanında NTV Tarih diye bir tarih mecmuası çıkarıyor. Bu mecmuayı düzenli olarak almaya ve okumaya çalışıyorum. NTV Tarih mecmuasının Aralık 2009 sayısında biz Boluluları çok yakından ilgilendiren bir ek verildi. Ülkemizin yaşayan en büyük tarihçisi olan Ord. Prof. Dr. Halil İnalcık hoca tarafından kaleme alınan ek 15. yüzyılın başında Anadoluda Timur tehdidi/Dağa Çıkan Sultan Çelebi Mehmet başlığını taşıyordu. Yazıyı okudukça ilgim ve hayretim artmaya başlamıştı. Çünkü İnalcık Hoca, Ankara Savaşı sonunda Timur ordularından kaçan Yıldırım Beyazıdın oğlu Çelebi Mehmetin Timurun eline geçmekten Seben Kaya Mağaralarına saklanarak kurtulduğunu, Timurun Orta Asyaya dönmesinden sonra da Mudurnu üzerinden Bursaya ulaştığını yazıyordu. Seben Mağaralarına saklanarak belki ölümden dönen Çelebi Mehmet, daha sonraları diğer kardeşlerini de ekarte ederek 1413 te Osmanlı tahtına oturmayı başarmıştı.İnalcık Hocanın bu iddiasını, Yüce Allah biliyor ya Tarihe bu kadar meraklı olmama rağmen ilk defa duyuyordum. Şayet bu iddia doğru ise Seben, Osmanlı Tarihinde çok mümtaz bir yerin sahibi olacaktı. Eki hemen asıl mecmuadan çıkararak arşivime koydum. Niyetim, daha önceki Seben Mağaraları ile ilgili eski gazetem Bolunun Sesinde yayınlanmış diğer yazılarımla birleştirip bu sütunlarda konuyu işlemekti. Ha bugün ha yarın derken 1994ten beri eski gazetem Bolunun Sesindeki sütununda kaleme aldığım Çeltikderede bir Kilise, Çeltikdereye Nejatsız gitmem, Çeltikderede beyaz balık operasyonu başlıklı yazılarımın içindeki Seben Mağaraları ile ilgili cümlelerimi değerlendirme imkanını düşündüğüm bir sırada, bir de ne göreyim Bolu Gündem refikimizin güçlü köşe yazarı Fahri Sofuoğlu kardeşim 16 Ocak 2010 da yani dün konuyu NTV Tarih Dergisi Yöneticileri ve Halil İnalcık Hocaya başlıklı çok güzel yazısında vukufla ele almış. Fahri Sofuoğlu kardeşimin Tarih öğretmeni olduğunu zannediyorum. Fahri Halil İnalcık Hocanın yazısını çok ilmi gerekçelerle çürütüyor. Benim elbette ki sathi Tarih bilgilerimle İnalcıkın ve Sofuoğlunun aralarına girmem haddim değildir. Bana kalırsa Sebenin tarihi ile ilgili bu çok önemli konuya Abant İzzet Baysal Üniversitemizin acilen el atması gerekiyor. Yine geçenlerde yerel gazetelerimizde muhterem Halil İnalcık Hocamızın bizzat Sebene geldiğini ve sayın Seben Kaymakamı ve Belediye Başkanıyla görüştüğünü resimli olarak okumuştuk. Bir tarafta Türk Tarihinin yaşayan en büyük hocası, diğer tarafta konuyu çok bilimsel olarak irdeleyen Fahri Sofuoğlu. Belki bu iki değeri bir araya getirmek de düşünülebilir. Ben şu anda Fahri Sofuoğlunun gerekçelerinin daha akla yatkın olduğunu düşünüyorsam da bütün kalbimle Halil İnalcık Hocanın yazdıklarının doğru olmasını istiyorum. Eğer İnalcıkın yazdıklarında bir doğruluk payı varsa Bolumuzun ve Sebenimizin turizm potansiyeli bir anda tavan yapacaktır. Bu çok ciddi konuyu Tarih bilginlerine bırakarak 2 Temmuz 2001 tarihli Bolunun Sesindeki Çeltikderede beyaz balık operasyonu başlıklı yazımdan Seben Mağaraları ile ilgili satırlarıma dönelim: (/ Çeltikdere Köyündeki Kaya Evleri de bir alem. Yine tarihin derinliklerinde insanlar o kocaman kayaları ellerindeki hangi aletle oymuşlarsa, birer yerleşim yeri haline getirmişler ve oralarda asırlar boyu yaşamışlar. Çeltikdere Kilisesinin bu evlerde yaşayan insanlar için yapıldığı belli oluyor.Ama konunun tam uzmanı olmadığımız ve de gerekli tarihi bilgilere ulaşamadığımız için bu ihtimalin dışında başka ihtimallerin de olabileceğini zannediyorum. Gönül, vaktin çok geç olmasına rağmen gerek kilisenin gerekse taş evlerin yepyeni bir anlayışla ele alınmasını ve Türk Turizmine kazandırılmasını arzu ediyor. Görebildiğim kadarıyla buralar Türkiyenin en çok turist gören bölgesi olan Kapadokyanın bir benzeri) Görüyor musunuz sevgili okurlarım haşa ben bu mağaraları sayın Ord. Prof. Halil İnalcıktan seneler önce ele almışım.
Yener Abinin Seben Kaya Evleri incelemesi : Soldaki pencereden bakan meşhur dere balıkçısı ve av malzemeleri satıcısı Hüseyin Büyüktopaç. Sağdaki pencereden bakan Vilayet eski Özel Kalem Müdürü Orhan Ayhan.
Sayın Ord.Prof.Dr. Üstad Halil İnalcık Sebendeki incelemeleri sırasında meşhur Pavlu Kaplıcalarında görülüyor.
KİTAP GİBİ BİR SÖZ BEN BİR YERE GÖTÜRÜLMEM, GÖTÜRÜRÜM
Geçen haftaki Bir Fotoğrafın Anatomisi başlıklı yazımda etraflı bir şekilde ele aldığım, Bolusporun Antalya kampına etkili ve yetkili büyüklerimizin Necip Çarıkçı kardeşim tarafından davetiyle ilgili toplantının daha çok su kaldıracağı anlaşılıyor. Toplantıda Bolunun bir çok hayati konusunun ele alındığı ve çözüm üretildiği yavaş yavaş yerel basında yer almaya başladı. Halledilen sorunların başında, dediklerine göre insanın gözlerini yaşartan barışmalar olduğu gibi Bolunun en önemli sorunlarından Kızılay Parkının geleceği de varmış. Günahı söyleyenlerin başına olsun. Belediye Başkanı teslim bayrağını çekerek oraya bina yapılmasını kabul etmiş. Aslında Seben konusu olmasaydı bu hafta Özel İdare Parkı konusunu işleyecektim. Neyse bugün Ali Ercoşkundan bahsedelim. Yerel basında AKP İl Başkanı Ali Ercoşkun kardeşimin Antalyaya davet edilip edilmediği de sıklıkla ele alınıyor. Bana göre Necip kardeşim AKP İl Başkanını Antalyaya davet etmemiştir. Çünkü Ercoşkunu davet etseydi Bolusporun yıllardan beri sürdürdüğü tarafsızlık politikası nedeniyle CHP İl Başkanı Tanju Özcanla MHP İl Başkanı Sabri Şatıroğlunu da davet etmesi gerekirdi. Bu minval üzere çeşitli spekülasyonların devam ettiği bir ortamda Ali Ercoşkun görülmemiş şiddette bir beyanat verdi: Ben bir yere götürülmem, götürürüm. İşte üzerinde sayfalarca yazı yazılabilecek bir tavır alma. Ali kardeşimin bu müthiş beyanatını ben şöyle tercüme ediyorum. (/ AKP Bolu İl Başkanı olarak beni Antalyaya davet etmek Necip Çarıkçının haddi ve yetkisi değildir. Ben ancak, ben istediğim zaman/ velev ki protokolün üst katlarında olsunlar/ kişileri istediğim yere götürürüm.) Bu beyanatın siyaset bilimcileri tarafından irdelenmesi gerekiyor. Acaba artık 2010 yılında yapılacağı söylenen Genel Seçimler için Ali Ercoşkun kardeşim kılıcını çekti mi ki Önünde de güzel bir misal var. Aziz meslektaşım sevgili kardeşim Fatih Metin de İl Başkanlığından milletvekilliğine transfer olmuştu. Alinin Karacasu Termal ihalesinin iptalinden sonra İl Genel Meclisi ve İl Özel İdaresi ile ilgili eleştirilerini de okuduktan sonra AKP de kılıçların çekilmeye başlandığını zannediyorum. Kamuoyu yoklamalarındaki AKP oylarının devamlı iniş göstermesi, önümüzdeki günlerde daha açık ve net mücadelelere sahne olacaktır.