SU – JEOTERMAL- AKAR –BOLU- BAKAR

Yener Bandakçıoğlu

Geçtiğimiz hafta Bolu’nun en önemli olayı, Seben Kesenözü Köyünde M.T.A. tarafından bulunan yeni sıcak su kaynağıydı. Bu hafta bu konuya değinmek üzere Bolu’da Yenihayat’a -Pazar- geldiğimde yayın kurulunun aynı konuyu “Seben’e piyango vurdu.” başlığıyla manşete taşıdığını ayrıca gazetemizin değerli çizeri Kazım Karadoğan’nın da güzel bir karikatür üzerinde çalıştığını görüyorum. Demek ki konu önemli olmalı. Üç koldan sıcak suya endekslenmişiz.
Yerel basından okuduğumuza göre, zaten Pavlu kaplıcalarıyla meşhur olan Seben’imizin Kesenözü Köyünde 90 derecelik yeni bir kaynak bulunmuş. Suyun 2500 metreden yeryüzüne çıkarılması nedeniyle köyde güzel bir tören düzenlenmiş. Törene kimler mi katılmış? Vali İbrahim Özçimen, Bolu milletvekilleri Metin Yılmaz, Yüksel Coşkunyürek, Fatih Metin, Enerji Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci, M.T.A Genel Müdürü Mehmet Üzer, Seben Kaymakamı Mehmet Alpaslan, Seben Belediye Başkanı Süleyman Özbağ, Ak Parti İl Başkanı Ali Ercoşkun –Sevgili Ali Ercoşkun bugün itibari ile milletvekili adaylığı için görevinden istifa ettiğinden kendisine sabık il Başkanı da diyebilirdim- Seben İl Genel Meclisi üyeleri ve çok sayıda vatandaş.. Eni konu resmi bir tören yapıldığı anlaşılıyor. Acaba törenin ev sahibi hangi kuruluş? Bolu Valiliği mi, Seben Kaymakamlığı mı, Seben Belediye Başkanlığı mı, Kesenözü Köyü muhtarlığı mı, M.T.A. Genel Müdürlüğü mü? Hepsi de devletimizin kuruluşları. Peki, böyle resmi bir törende muhalefet partisi temsilcieri nerede? Demek ki onların hiçbirisi törene davet edilmemiş oluyor. Seçim Sath-ı Maili-ne girdiğimiz şu günlerde büyük bir partizanlık örneği ile karşı karşıyayız. Muhalefet partilerimizin değerli başkanları herhalde bu partizanlık örneğini not almış olmalılar.
Bir taraftan bu haberi okuyor, diğer taraftan nerede ise yarım asrı geçen nostaljik yolculuklara çıkıyorum. Yıl 1960.. Şimdi bir beyaz eşya mağazasına dönüştürülmüş olan meşhur Süreyya Otelin ikinci katındaki, cennetmekan eczacı Turgut Çulha abimin çıkardığı Abant Gazetesi Yazı İşleri Müdürüyüm. Bir bahar günü gazeteye elinde bir çanta 25-30 yaşlarında yakışıklı bir beyefendi geliyor. (-Efendim ben Jeoloji Yüksek Mühendisi Baki Canik. M.T.A da çalışıyorum. Bugünlerde Bolu ve Seben’de sıcak su kaynaklarını araştırıyoruz. Hemen ifade edeyim, Bolu ve Seben zengin sıcak su kaynaklarına sahip, sıcak sulardan sadece yıkanmak için istifade etmemeliyiz. Bu kaynakları seracılıkta kullanırsak Bolu ve Seben Türkiye’nin sebze deposu olabilir.) Misafirimin bu açıklamasını büyük bir heyecanla dinliyorum. Tabii, bu güzel haberi ertesi gün Abant Gazetesi’nde manşetten yayınlıyorum. Bu tarihi gazete bir yerlerde olacak ama şu anda bulamadım. Bulduğum zaman aynen yayınlayacağım. Sayın Baki Canik ile aradan yıllar geçtikten sonra yani, 2000’ li yıllarda hiç beklemediğim bir sırada bir akşam yemeğinde Turhal ‘da yeniden karşılaşıyorum. Tokatspor- Boluspor maçı nedeniyle o zamanki kulüp başkanımız, Boluspor’dan eski Genel Sekreterim Mehmet İnceayan’ın daveti üzerine, Bolu Erkek Öğretmen Okulu’ndan talebem Bolu Şoförler Odası Başkanı Nihat Alpat Öztürk’ün özel arabasıyla gittiğimiz Tokat dönüşü Turhal’da akşam yemeği yerken Sayın Baki Canik’le bir kere daha karşı karşıya geliyoruz. Aradan geçen yıllar içinde Sayın Canik akademik kariyere intisap etmiş Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinde Jeoloji Profesörü olmuş. Bizim görüştüğümüzde üniversiteden emekli olmuştu ama, çeşitli kurum ve kuruluşlar için sıcak su –jeotermal- araştırmaları yapıyordu. Tokat gezimizi eski gazetem Bolu’nun Sesi’nde “Tokat yolları taşlı” başlıklı yazımda daha geniş bir biçimde okurlarıma sunmuştum.
Geçmiş zaman dilimi içinde jeotermal kaynaklarımız, Bolu Termal Otelde yapılan çeşitli seminerlerde de ele alınmıştı. Hafızam beni yanıltmıyorsa Sayın eski valilerimiz Nusret Miroğlu ve Mehmet Ali Türker zamanlarında da çok kapsamlı toplantılara konuk olmuştuk. Bu seminerlerin yıldızı, o zamanlar Türkiye Jeotermal Derneği Başkanı olan Sayın Orhan Mertdoğan’dı. Sayın Mertdoğan aynı zamanda Türkiye’nin en büyük jeotermal şirketinin de sahibiydi. Bu şirket bırakınız sebzeciliği jeotermal kaynakları şehirlerin ısıtılmasında değerlendiriyordu. Hepimiz biliyoruz ki Batıda bazı ilçe merkezleri jeotermal enerji ile ısıtılıyor. Mertdoğan’ın biz Bolulular’a sunduğu projeye göre Seben Kesenözü’nün 70 derecelik sıcak suyu –Pavlu kaplıcası- borularla Seben’den Bolu’ya indirilecek ve Karacasu ile Bolu jeotermal enerji ile ısıtılacaktı. Proje hepimizi heyecanlandırmıştı. Ama, ne Sayın Canik’in sera projesi ne de Sayın Mertdoğan’ın ısıtma projesi o günlerden bu güne bir arpa boyu yol almadı.
Şimdi Kesenözü Köyündeki 90 derecelik yeni sudan ne olur? Bolu’da ısınma doğalgaza dönüştüğünden bu kaynaktan belki Seben’i ısıtabiliriz. Belki demekte haklıyım. Çünkü, bu suyu jeotermal enerjiye dönüştürecek, büyük projeyi gerçekleştirecek hiçbir Bolulu babayiğiti görmüyorum. 90 derecelik suyumuz da yine boşu boşuna akacak ve sonunda Aladağ çayına karışacak. Belki de Bolu Özel İdaresi’nin katkılarıyla bulunduğu sahaya bir ılıca yapılacak. Köydeki Pavlu kaplıcası nasıl çalışıyorsa o da öyle çalışacak. Gönül 5 yıldızlı, hatta 6-7 yıldızlı Termal tesislerinin yapılmasını istiyor. Maalesef Seben Kesenözü Köyü Ankara ve İstanbul arasında, anayol üzerinde olmadığından bu imkana hiçbir zaman kavuşamayacak. Geçmiş 50 yılda Bolu’ya bir çivi çakılmadı. Gelecek 50 yılda da çakılacağını zannetmiyorum.
Yine de emeği geçenleri kutluyor, yeni sıcak su –jeotermal- kaynağımızın Bolu’muza ve Seben’imize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

MAKİNİST TRENİ DEVİRDİ
Bolu Express refikimizde ilgi ile takip edilen, gazetedeki yeri itibari ile başyazı diyebileceğimiz bir sütun var. Makinist. Bu makinistin kim olduğunu biliyorum ama, kendisi açıklamadığı için ben de etik kurallara göre, şu kardeşimizdir demiyorum. Makinist, her gün yazma ve konu bulma zorluğu nedeniyle daldan dala atlıyor, çoğu kez de herkesi ve her şeyi eleştiriyor.
Makinist’in eleştirilerinden geçenlerde bende nasibimi aldım. Belediye Meclisinde ölüm ilanları ile ilgili yaptığım (-ilanlardan Eşraf kelimesi çıkarılsın) dileğim, Makinist’i pek ilgilendirmiş olmalı ki, Cahit Görüş hocamızın Büyük Cami’de cenaze namazı kılınırken safların düzeltilmesi için Büyük Cami müezzininin ihtar ve ikazlarının yersizliğine değinen konuşmasını da birleştirerek Belediye Meclisimizi eleştirmiş. Makinist’e Cahit Görüş Hocamız Bolu Gazetesi’ndeki sütununda çok güzel bir cevap verdi. Başta Makinist, konu ile ilgilenen herkesin Cahit Görüş Hocamızın bu yazısını okuması lazım.
Eleştiri hakkının kutsallığına inanarak ben de bu hafta Makinist’i eleştiriyorum. Makinist geçen hafta başında bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrılan meşhur halk ozanı “Kıvırcık Ali” lakaplı Ali Özütemiz’in vefatını duyunca “Mekanı Cennet olsun.” diye hemen kalemi eline alıp döşenivermiş. (-Bugünkü köşemi Kıvırcık Ali’ye ayırmak istedim. Uzun ve kıvırcık saçları nedeni ile Kıvırcık Ali diye bilinen Ali Özütemiz hakkın rahmetine kavuştu.) diyor. Makinist’e göre, Kıvırcık Ali’nin uzun ve Kıvırcık saçları varmış.
Makinist’in bu defa treni devirdiğini söylemekte haklıyım. Cenazesi on binler tarafından ebedi istiratgahına tevdi edilen ve hakkında ulusal basında çok güzel yazılar çıkan Kıvırcık Ali’ye bende Yüce Allah’tan rahmetler diliyorum. Hürriyet’in çok meşhur köşe yazarı Ahmet Hakan’ın Kıvırcık Ali ile ilgili satırlarını köşeme alıyor ve tren kazası dolayısıyla da Makinist’e geçmiş olsun diyorum.
KIVIRCIK ALİ’YE VEDA
İşte yine “yanar içimiz, göynür özümüz”.
Çünkü gök ekin biçildi.
Kıvırcık Ali genç yaşta öldü.
O Kıvırcık Ali ki…
Büyükşehirlerde köylerini özleyenlerin türküsünü söyledi.
O Kıvırcık Ali ki…
Şeref açken şerefsizin malı götürmesine kafayı taktı. Üstelik delikanlıydı da… 28 şubat günlerinde bugünün nice demokratının yanına bile yaklaşmadığı Kanal 7’ye çıkıp sazını çaldı, türküsünü söyledi.
Allah rahmet etsin.