" SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM" ( İSMET İNÖNÜ)

Yener Bandakçıoğlu

YENER BANDAKÇIOĞLU'NA ÖZÜR
Gazetemizin değerli köşe yazarı sayın Yener Bandakçıoğlu'nun 14 Mart 2011 tarihli köşe yazısında teknik bir hatadan dolayı karışıklık olmuştur. Kendisinden ve okuyucularından özür dileyerek aynı yazıyı tekrar yayımlıyoruz.

     Milli Mücadele kahramanı, büyük Atatürk'ün en yakın silah arkadaşı, 1. ve 2. İnönü zaferlerinin Garp Cephesi Kumandanı, Lozan Barış Antlaşmasının mimarı, Atatürk'ün başvekili İsmet Paşa'nın bu büyük görevleri yanında Türk milletine bir büyük görevi daha olmuştur: Demokrasiyi ülkemize getirmek. Gerçekten de İsmet Paşa bütün gücün elinde olduğu 1950 yılında serbest genel seçimlerle ülkemizde iktidarın Demokrat Parti lehine değişmesini sağlayan ve de hiç gocunmadan Çankaya Köşkü'nü terk eden bir demokrasi kahramanıdır.
     Tarihler ve bizim kuşakta olanlar İsmet Paşa'nın 1950'den 1960 yılına kadar ki süre içinde Ana Muhalefet Partisi lideri olarak gösterdiği büyük siyasal olgunluğu da yazarlar ve hatırlarlar. İsmet Paşa Büyük Millet Meclisi kürsüsünden o zamanki ülke ve demokrasi sorunlarıyla ilgili muhteşem konuşmalar yapmış ve bu konuşmalarda kullandığı kimi cümleler bir atasözü güzelliğinde belleklere kazınmıştır. 1960 ihtilaline doğru işleri çığırından çıkaran, yargı erkini meclis bünyesinde kurduğu " Tahkikat Komisyonu" vasıtasıyla kullanmaya kalkan zamanın iktidarına demokrasi nasihatleri yaptıktan sonra sözlerini " Sizi ben bile kurtaramam" diyerek bağlaması tarihe geçmiştir.

     Bu girişi niçin yapıyorum? Bolumuzda, Mudurnu ve Göynük gibi ilçelerimizde korunması gereken tarihi konaklarımız var. Ülkemizde eski konakları koruma ve turizme kazandırma hareketinin öncüsü bilindiği gibi Safranbolu ilçemiz olmuştur. Son yıllarda Mudurnu ve Göynük'te de Safranbolu modeli eski konakların restorasyonu bir hayli mesafe aldı. Bolumuz maalesef bu konuda da sınıfta kaldı. Son yıllarda bir tek "Gülezler Konağı" diye bildiğimiz konak Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nin gayretleriyle restore edildi. Gülezler Konağı emsaline Safranbolu'da, Beypazarı'nda, Mudurnu'da ve Göynük'te çokça rastlanan bir yapıdır. Herhalde aile fertlerinin yurdun ve yurt dışının muhtelif yerlerine dağılmaları ve de mali açıdan problemlerinin olmayışı nedeniyle bir İzale-i Şuyu davasına konu olmamış ve bu günlere gelmiştir. Belediyemizin mülkiyet belirleme çalışmalarındaki başarılarını da göz ardı edemeyiz. Ama bu konak nihayet bir konaktır. Bolu Gülezler Konağı'nı emsalinden ayıran en önemli özellik İsmet Paşa'nın Milli Mücadele'ye katılmak üzere Ankara'dan İstanbul'a kaçarken Bolu'da bu konakta bir gece kalmasıdır. Ben tarih araştırmacısı değilim. Bolunun tarihi değerlerinin ortaya çıkmasını samimiyetle isteyen sade bir Bolu vatandaşıyım. Kalemimin döndüğü kadar Gülezler Konağı'nda İsmet Paşa'nın kaldığı odanın bir İsmet Paşa müzesi haline dönüştürülmesini yürekten istiyorum. Yazılarımla ve Belediye Meclisi'ndeki konuşmalarımla konuyu gündemde tutmaya çalışıyorum. Geçenlerde konağın Abant İzzet Baysal Üniversitesi tarafından restorasyonunun tamamlanması üzerine Belediye Meclisi'nde yaptığım konuşmada konağın devrinin bu odanın İsmet Paşa müzesi yapılması şartıyla kabul edilmesini sayın başkandan ve Belediye Meclis Üyelerimizden talep etmiştim. Bu önerim "Devasa Projeler (!)" le uğraşmaktan böylesine küçük projelere (!) vakti kalmayan belediyemizce nazarı itibare alınmamış olmalı ki geçtiğimiz Cuma meclis toplantısına Plan ve Bütçe Komisyonu marifetiyle yeni bir önerge geliyor:
     Madde 1- Bolu Belediye Başkanlığı ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi arasında yapılan 25 yıllık tahsis protokolüne istinaden, Gülezler Sergi ve Faaliyet salonunda bulunan ve başkanlığımıza tahsisi yapılan zemin katında olan 30 m2 lik iki odanın 5393 sayılı belediye kanununun 75. maddesinin C bendinde bulunan. . . . . . maddesine göre, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı'na 3 yıllığına tahsis edilmesi ve istenildiği taktirde sürenin uzatılabilmesi konusu incelenerek söz konusu yerin 3 yıllığına tahsisine, tahsis işlemleri ve şartlarını belirlemek üzere Belediye Encümenine yetki verilmesine..
     Teklifin oylanmasına geçilmeden önce hemen söz alıyorum. Eski konuşmalarımı da tekrarlayarak teklifin bir odasının hiç olmazsa İsmet Paşa müzesine tahsis edilmesini, bir odasının da adı geçen vakfa tahsisi şekline dönüştürülmesini istiyorum. Ancak maalesef teklif komisyondan geldiği şekilde kabul ediliyor. Yine maalesef mensubu olduğum CHP grubu da ne olup bittiğini kavrayamıyor. Daha sonraları bu vakfın Cennetmekan Vehbi Koç tarafından kurulan ve her yıl binlerce fakir öğrencinin eğitimini üstlenen Türk Eğitim Vakfı olduğunu öğreniyorum. Bugün ülkemizin mali açıdan en popüler ve kuvvetli bir vakfı haline gelen Türk Eğitim Vakfı'nın, Gülezler Konağı'nın iki odasına mı muhtaç olduğu sorusu aklıma gelmiyor değil. Vakfın bugünkü yöneticilerinin bu odalardan birinin İsmet Paşa'nın kaldığı oda olduğunu bilmeleri halinde bu tekliften vazgeçeceklerini adım gibi biliyorum. Çünkü kurucuları Vehbi Koç'la İsmet Paşa'nın münasebetleri ve dostlukları tarihi belgelere yansımıştır. Haricen yaptığım araştırmada vakfın bu girişimiyle sayın Şerafettin Erbayram'ın meşgul olduğu bilgisine ulaşınca da Erbayram'ı telefonla arıyorum. Erbayram, İsmet Paşa konusuna tam vakıf değil. Ancak konağın iki girişinin olduğunu belki de İsmet Paşa'nın kaldığı odanın kendilerinin talep ettikleri odalardan biri olmayabileceğini söyleyerek yüreğime bir nebze su serpiyor. Eğer Türk Eğitim Vakfı'na tahsis edilen odalardan biri İsmet Paşa'nın kaldığı odaysa bu konudaki mücadelem hem Abant İzzet Baysal Üniversitesi'yle hem Türk Eğitim Vakfı'yla hem de hakkında yazdığım olumlu yazıların mecmuu bir kitabı dolduracak hale gelen Şerafettin Erbayram'la olan mücadelem sürecektir. Bu süreç devam ederse sorumlulara İsmet Paşa'nın ünlü sözüyle seslenmek isterim. " sizi ben bile kurtaramam".

BAKANLIK GİTTİ BİZİM ELBİSE DE GİTTİ
     Genel seçim takvimi Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilmiş bulunuyor. Buna göre milletvekilliğine adaylığını koymak isteyen bürokrat ve seçim kanununa göre bürokrat sayılan görevlilerin 10.03.2011 günü saat 17.00 'ye kadar görevlerinden istifa etmeleri gerekiyordu. Aylardan beri milletvekili adaylığı pompalanan belediye başkanı Alaaddin Yılmaz'la İl Genel Meclisi Başkanı Mücahit Kutlu istifa etmeyerek kimi çevreleri şaşırttılar. Ama içlerinde benim de olduğum kimi çevreler de hiç şaşırmadı. Bakalım belediye başkanının istifasına kesin gözüyle bakan hatta yerine değerli meslektaşım Vildan Beyarslan'ı öneren sevgili kardeşim H. Hüseyin Aykan kardeşim şimdi ne yazacak. Bu arada yine reisimizin istifasıyla ilgili güzel yorumlar yapan İmdat Aslan kardeşimi de öngörüşü nedeniyle kutluyorum. Bolu basınının en verimli kalemi olan İmdat kardeşime o günlerde 27.09.2010 tarihli Bolu'da Yenihayat'taki sütunumda açık bir mektup yayınlamış ve sayın reisimizin asla milletvekili adayı olmayacağını yazmıştım.
 

"İMDAT ASLAN KARDEŞİME AÇIK TEKLİF
     Bolu basınının en verimli kalemi İmdat Aslan kardeşim hafta içindeki bir yazısında Belediye Başkanı Sayın Alaaddin Yılmaz’ın milletvekili adayı olacağını ima ediyor. Bolu siyasetini çok yakından takip eden ve olayları çok iyi koklayan İmdat kardeşimin bu satırlarını önemli bir not olarak arşivimize alıyoruz. Daha önceki aylarda da bir değerli kardeşimiz kendi gazetesinde milletvekilliğiyle yetinmemiş Sayın Yılmaz’ı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı koltuğuna oturtmuştu. Ben de bu haber üzerine Belediye Meclisi’nde bir konuşma yapma gereğini duymuştum.
     Şimdi İmdat Aslan kardeşime çok açık bir teklifim var: Sayın Yılmaz yaklaşan genel seçimlerde milletvekilliğine adaylığını koymayacaktır. Bunu, İmdat Aslan kardeşim ile bir takım elbisesine iddiaya girerek, açıklıkla yazıyorum. Şayet Sayın Başkan milletvekili adayı olursa ben İmdat Aslana bir takım elbise alacağım. Olmazsa İmdat kardeşim bana bir takım elbise alacak. Teklifimin teyidini İmdat’ın sütununda görmek isterim."

     İmdat kardeşim o günlerde cevaben bu teklifimi kabul edemeyeceğini açıklamıştı. Ne de olsa akıllı çocuktur. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 kişilik Bolu listesine sayın reisimizi almayacağını güçlü istihbarat servislerinden öğrenmiş olmalı.
Bir de daha sayın reisimiz istifa edip listeye girmeden onu Ankara'da Bayındırlık ve İskan Bakanlığı koltuğuna oturtan sevgili gazete patronlarımız da vardı. Bakalım onlar bu hafta neler yazacaklar. Yanarım yanarım İmdat'ı kandıramadım ona yanarım. Gitti bizim takım elbise.
 

YARDEMİR KARDEŞLERDEN PIRLANTALARA YAKIŞIR BİR PIRILTI
     Bolu kuyumculuk sektörünün en köklü kuruluşlarından Yardemir Kardeşler yıllardan beri sürdürdükleri başarılı işletmelerini bu Cumartesi günü muhteşem bir açılış töreniyle yeni bir konsepte dönüştürdüler. Yardemirlerin yeni girişimleri tam bir pırlanta şöleni halindeydi. "PERA PIRLANTA" adı verilen işletmenin müteşebbislerine ve Bolu halkına hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor başta Çetin Yardemir olmak üzere tüm aileyi kutluyorum.
 

İZZET DEMİREL'İ KAYBETTİK
     Bolu turizm sektörünün önde gelen isimlerinden, Bolu Olay refikimizin güçlü köşe yazarı Reşat Demirel ile yine Bolu'nun tanınmış tüccarlarından Ertuğrul Demirel'in babaları İzzet Demirel'i kaybettik.
     Fevkalade beyefendi bir insan olan İzzet son yıllarını memleketti olan Seben'de toplumsal çalışmalarla geçirmişti. Seben Kozyaka köyünün muhtarı olarak TEMA Vakfı'nın Bolumuzdaki en büyük eseri olan Taşlıyayla Mera Tesisleri'nin hayata geçirilmesinde büyük rol oynadığı gibi köyünün ve civar köylerin hayvancılık ve sütçülük konularında büyük aşamalar kaydetmesini de sağlamıştı. Tedavisi olmayan menhus hastalık İzzet'i de en verimli çağlarında aramızdan aldı. Cenaze ilanını duyar duymaz CHP'nin eski tüfeklerinden(!) Av. Ahmet Özcan ve sevgili dünürüm Kazım Karsu'yla birlikte son görevimizi ifa etmek için Seben'e koştuk.
     İzzet'e Yüce Allah'tan rahmetler sevgili oğullarına ve tüm aile bireylerine başsağlığı diliyorum.

     NOT: İsmet Paşa'nın kaçış yolunda ikinci gecesini geçirdiği Kozyaka Köyü'ndeki "Özkökler Konağı" nın da ele alınmasını etkili ve yetkili büyüklerimizden arz ediyorum.

***

     İsmet Paşa ile ilgili yazımızdan sonra aynı konu Bolu Gündem refikimizin bu Cumartesi günkü nüshasında (Belgelerle Bolunun Yakın Geçmişinden Esintiler-11) başlıklı, gazetenin genç ve yakışıklı muhabiri Mehmet Tunçkol'un hazırladığı yazı dizisinde şu şekilde ifadesini bulmaktadır: -Milli Mücadele yanlısı Felah-ı Vatan Grubu Başkanı olan ve Misak-ı Milli›nin kabul ettirilmesinde etkili olan Celalettin Arif Bey, İsmet Bey (İnönü) ile birlikte Ankara›ya geçişleri sırasında, Boluda Dertli Gazetesinin Sahibi, Milli Mücadele taraftarı Mehmet Şükrü Beyin evinde kalmışlardır. 
İsmet Beyin (Paşanın) o günlerini gösterir yandaki fotoğrafı da Bolu Gündem Gazetesinden alınmıştır. Ancak kaçış sırasında İsmet Beyin emniyet tedbiri olarak er kıyafeti giydiği de tarihi belgelerde yer almaktadır. Zaten gerek bu er kıyafeti gerekse İsmet Beyin kısa boyu nedeniyle kendisine konağın alt katındaki oda verilmiştir.

     İstanbula giden Boluluların yemek için bir numaralı tercihleri Leventteki (Namlı Kebap) tır. Namlı Kebap tüm personeli ile mekanlarına gelen Bolululara pervane misali hizmet ederler. Benim bu güzel müessese ile tanışmam taa Başkanlık zamanlarıma kadar gider. Patronlardan Kamil Kırbaç hemşehrim ve Salon Şefi Mehmet Özer hemşehriliğin en güzel örneklerini gösterirler. Mehmet Özer yıllardan beri Namlu Kebap Salonunun şefi olarak Namlının şöhretinde başrol oynar. Mehmet bu Cumartesi sevgili oğlu Emrah'ın mürvetini gördü. Emrah hayatını cici ve güzel gelinimiz Burcu ile birleştirdi. Çok arzu etmeme rağmen sağlık problemlerim dolayısıyla Mehmet'in bu mutlu gününe katılamadım. Ancak Mehmeti en az benim kadar seven oğlum Cumhur ile damadım Burak Karsu beni ve ailemizi temsil ettiler. 
 

Yorumlar

Yener Ağabey,Uzun süredir tüm yazılarını izlememe rağmen bu gün biraz da paylaşım gerekleri ile özlem duygularımı gidermek istedim. Çocukluk yıllarımdan bu yana Bolu'muzun köyü köşesi,yolu yokuşu, mahallesi sokağı,caddesiyle dere tepesiyle yani buram buram her bir noktasıyla buram buramdır benim için.Unutulmaz her bir anısı ayrı ayrıdır. İşte GÜLEZLER konağı da çocukluk yıllarımızda bahçesinde toplanıp tüm güzel anılarımızın,kavgalı,küslü,barışmalı ve dövüşlü günlerimizin geçtiği tarihi ve nadide bu yer; Rahmetli cennet-i mekan Babam ve Dedemin sohbetlerinden,Bolu ile ilgili kitap ve dergilerden,bu gece de yazınızı okuduktan sonra tekrar gözlerimin önünde canlanıyor. Yener Ağabey değerlerimizi bilen,yaşatan ve iz bırakanlar daima onurları ile yaşayarak insanlık tarihinde yerini alırlar.Ve onlara!.. da şu sorulur. ya siz..ya siz!.. (ONLAR KİM OLDUKLARINI ZATEN ÇOK İYİ BİLİRLER.) saygı ve sevgilerle Yener Ağabey..

Orhan