Sivil havaalanını otopark yapalım

Yener Bandakçıoğlu

     Bazı konular pehlivan tefrikalarına benzer. Şimdi ki gençler daha çok internet kültürü ile vakit geçirdiklerinden pehlivan tefrikasının ne olduğunu bilmezler. Eski tarihlerde gazetelerimizin hemen hepsinde o tarihe göre geçmişte güreş tutmuş meşhur yağlı güreş pehlivanlarının hayat hikayeleri yayınlanırdı. Kel Aliço, Koca Yusuf, Hergeleci İbrahim gibi meşhur pehlivanların yayınlanan bu hayat serüvenleri günler ve günleri bulurdu. Güreşe meraklı olanlar sevdikleri pehlivanların bir ertesi günkü sayıya kalan güreşlerini büyük bir dikkatle okudukları gibi, ertesi gün yazılacakları da büyük bir merakla beklerlerdi. Bu şekilde ki pehlivan tefrikalarının en meşhur yazarı da Cennetmekan Murat Sertoğlu'ydu.

    Bizim gibi çömez ve amatör köşe yazarları için de bazı konular bazı haftalar da cankurtaran simidi yerine geçer. Her hafta yerel konulardan bahsetme zorunluluğumuz dolayısıyla maalesef bazı konuları pehlivan tefrikası gibi uzatırız. Benim için bu konulardan biri de "Bolu Sivil Havaalanı" konusudur. Arada sırada Bolu Havaalanı'yla ilgili kalem oynatırım. Bu yazılarımın en belirgin ve ısrarlı konusu da Bolumuza hiçbir zaman bir sivil havaalanı yapılmayacağıdır. Bu hafta içinde İstanbul basınında bazı büyük gazetelerimizde okuduğum bir haber ve bu haber üzerine Bolu Belediye Meclisi'nin 02.12.2011 günlü Aralık ayı ilk toplantısında yaptığım konuşma bu hafta ki yazımın da konusunu teşkil etti.
İsterseniz önce haberi okuyalım: (- Avşa'ya 'helipet' yapılacak
Öte yandan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2012 yılı İdare Performansı Programı Taslağından Anka Ajansı'nın yaptığı belirlemelere göre ise, Elazığ Havaalanı, Iğdır Havaalanı, Balıkesir Avşa Adası Helipet Projesi, İzmir Vecihi Hürkuş Havaalanı inşaatı, İzmir Çeşme Havaalanı inşaatlarının 2013 ve 2014 yılları arasında tamamlanması hedefleniyor.) 

     Görüyor musunuz? Ulaştırma Bakanlığının Bolumuza yaptığını. 2012 Performans Programında Bolu'nun esamisi bile okunmamış. Oysa biz bu havaalanının hayata dönüştürülmesi için Sayın Belediye Başkanımızın ve Belediye yetkililerimizin ne kadar büyük çaba harcadıklarını okuyanlardan ve bilenlerdeniz. (!) 

     Sevgili okur ve hemşerilerimizin çoğu bilmezler. Tugayımızın arka tarafında ve Karacaağaç Köyü hudutları içinde ta 1940'lı yıllarda yapılmış küçük bir havaalanımız vardır. Bende askerliğimi şimdi ki tugayın olduğu yerde konuşlanmış Bolu 167. Topçu Taburunda yaptığım için bu havaalanını çok iyi bilirim. Pır pır dediğimiz küçük uçakların inişine müsaittir. Daha ziyade askeri haberleşmelerde kullanılır. Tahmin ediyorum bugünlerde de yine askeri haberleşmelerde kullanılmaktadır. Anti parantez ifade edeyim askerlik görevim sırasında bu havaalanında askeri jeep ve cemse kullanmak suretiyle şoförlüğümü bir hayli ilerletmiştim.
Yukarıda belirttiğim gibi Belediye Meclisimizin son toplantısında yaptığım konuşmanın son bölümü Bolu Sivil Havaalanı'yla ilgili düşüncelerimdi. Bu konuşmayı yapmaktan maksadım Belediyemizin akıntıya kürek çekmemesi ve bir hayal ürünü olan havaalanı için belediye kasasından masraf yapılmamasıydı. Sayın Belediye Başkanımız konuşmama verdiği cevapta (- Bolu Sivil Havaalanı için Bolu Belediyesinin herhangi bir talebinin bulunmadığını) büyük bir rahatlıkla ifade ettiler. Böylece Bolu Belediyesi bu konuda yaptığı tüm girişim ve masrafları da bir kalemde çöp sepetine atmış oldu. 

     Şimdi Sivil Havaalanı Projesi rafa kaldırıldığına göre bu yer için daha pratik ve kazançlı bir teklifim var. (!) Gelin Bolu Belediyesi burayı bir otopark haline getirsin. Halen mevcut F Tipi Cezaevi, taşınmasına günler kalan Bolu Sivil Cezaevi, Jandarma Alay Komutanlığı, Tugay Komutanlığı, yine yapılması mutasavver Sanayi Sitesinin olduğu bir halkanın ortasında bulunan havaalanımız ihtiyaç sahipleri için büyük bir boşluğu doldurabilir. (!) Vasıta sahipleri araçlarını buraya park ettikten sonra belediyemizin koyacağı otobüs ve minibüs seferleriyle hem o civardaki müesseselerle olan işlerini hem de Bolu şehrine gelip gitmelerini sağlayabilirler.(!) Ben de şahsen trafik cezası yememek için arabamı bu açık park yerine çeker oradan bineceğim otobüs yada minibüs seferleriyle şehir merkezine gelebilirim.(!)

     Evet sevgili okurlarım bu bir tekliftir. Teklifimiz yerine getirilmezse hiç üzülmem. Benim zaten böyle bir talebim yoktu diye işin içinden sıyrılırım.

Bu günlerde hamsi yemek gerekiyormuş
     Bunu da nereden öğrendim. Cumartesi günü yeniden misafirleri olmak onuruna kavuştuğum Bolu Karadenizliler Lokali'ndeki dostlarımdan. Bolu'daki en nezih lokallerden biri olan "Bolu Karadenizliler Lokali"ni neredeyse her gün önünden geçmeme rağmen ilk olarak değerli dostum Fevzi Özçelik'in daveti üzerine 10 Eylül Cumartesi günü ziyaret ettiğimi Boluda Yenihayat'taki sütunumda 12 Eylül 2011 Pazartesi günü "Meşhur Karadenizliler Lokali'nde Hamsi ve İstavrit Sezonu Açıldı" başlığı altında yazmıştım. O yazıda Ak Piliç'in patronu sevgili kardeşim Mustafa Aksoy'un başkanlığını yaptığı derneğin lokalinin Bolu'da büyük bir boşluğu doldurduğunu da ilave etmiştim. Bu boşluk üyelerin birbirlerine karşı gösteregeldikleri saygı ve sevgiyi her yerde bulamamanın özlemiyle ifadesini bulmuştu. Ben o yazıdan sonra eşim Aygün Bandakçıoğlu'nun Sürmene'li olması nedeniyle beni de bu derneğe kaydederler mi diye düşünürken bu Cuma, derneğin ve lokalin ağır toplarından Erol İpekçioğlu kardeşimden bir telefon mesajı alıyorum: "Derneğimizde her ayın ilk Cumartesi günü saat 13'te düzenlenen geleneksel hamsi/köfte partisine davetlisiniz. Bolu Karadenizliler Derneği". Böylesi sevgili kardeşlerimin davetine icabet, elbette ki benim için bir onurdur. O gün saat 13 sıralarında Tempra'nın halefi Ford Focus'u Beşkavaklar Camii önüne çekiyorum. Bir taşla iki kuş vuracağım. Yüce Allah nasip ederse ikindi namazını bu camide kılmak istiyorum.

     Havanın da çok güzel olması nedeniyle hamsi masası geçen sefer olduğu gibi bahçeye kurulmuş. Kimler yok ki. Tanınmış yerel siyasetçiler, bürokratlar, üniversite hocalarımız ve Bolu'da inşaat sektörüne el koymuş değerli müteahhitlerimiz. Bu güzide dernek mensuplarının bir kısmını tanıyorum. Bir kısmını da tanımıyorum. Buna rağmen sıcak arkadaşlık duygularıyla sanki 40 yıllık dostmuşuz gibi saatleri geçiriyoruz. Dernek Başkanı 2003-2004 futbol sezonunda yani Boluspor tarihinin en buhranlı günlerinde Boluspor'da yönetim kurulu üyeliğimi yapmış olan Mustafa Aksoy kardeşim her zamanki nezaketi ile masamızın ve servisimizin mükemmel olmasına çalışıyor. Dernek lokalini çalıştıran Hüseyin Tokuşoğlu hocamız da etrafımızda pervane misali dönüyor.
Pek balık işlerinden anlamam. Katılanlar bu mevsimin hamsi mevsimi olduğunu söylüyorlar. Bu konuda Bolu Gentaş Genel Müdürü Fikret Kansız kardeşimin büyük bilgisi var. Karadenizliler Lokali'ndeki bu samimi hava her ayın ilk Cumartesi günü devam edecekmiş. Balık mevsimi bittiği zamanda devreye kırmızı ve beyaz et servisi (köfte) girecekmiş. Fotoğrafta Karadenizliler Lokali'ndeki hamsi masasından -katılanların bir bölümü- bir karede görülüyoruz. Sol önde oturan ben. Bu değerli arkadaşlarımızın bazılarıyla o gün tanışmış olduğumdan bir yanlışlık yapmamak için isim yazamıyorum. Fotoğrafı değerli kardeşim Erol İplikçioğlu çekiyor.
 

Yorumlar

Sayın Başkanım, Cahit Dinçtürk'ün mezarı Dadıç mezarlığında, vefat edeli herhalde yaklaşık 2 yıl oluyor. cenaze töreninde sizde vardınız. Ankarada başhekinlik yapmış doktorumuzun ne yazık ki hala mezarı yapılmadı, ailesine ulaşırsanız bir dadıçlı olarak sevinirim.