SELMA AKÇAKAVAK’IN BÜYÜK PROJESİ

Yener Bandakçıoğlu

Yazılarımı Pazar günleri gazetemizin bilgisayarına yazdırdığımı ve bunun bende alışkanlık yarattığını birkaç kez yazmıştım. Bu defa durum değişti. Cuma günü Kardelen Meydan’ında tesadüfen rastlaştığım gazetemizin çok yakışıklı ve saygılı Haber Müdürü Mehmet Demirok kardeşim, gazetenin hazırlanmış olduğunu söyleyince kendisine “bakalım, ya nasip. Belki Cumartesi uğrayabilirim” dedim.
Gerçekten de Mehmet’e verdiğim sözü tutarak bu haftaya mahsus istisna olarak bugün –Cumartesi - gazeteye uğradığımda çok anlamlı bir haberle seviniyorum. Gazetemizin çok hanımefendi ve saygıdeğer patroniçesi Selma Akçakavak Bolu yerel basınındaki yayıncılık hizmetlerine bir “Boluspor Tarihi” ile devam edecekmiş. Bu sütunlardaki Boluspor ile ilgili yazılarımı takip eden okurlarım çok iyi bilirler ki, benim için Boluspor tarihi vazgeçilmez bir tutku ve rüyadır. Hayatım boyunca geçmişe doğru şöyle bir baktığımda en büyük hatam Boluspor’da Genel Sekreter ve Başkan olarak sorumluluk aldığım 17 yıllık zaman diliminin doğru dürüst bir arşivini yapmamış olmaktır. Keşke o günlerde, arşivleme dediğimiz çalışmanın ne kadar önemli olabileceğini idrak etseydim. Gerçi yine de bölük börcük olarak o şanlı tarihten kalma bazı dökümanlarım vardır.
Benim “Boluspor tarihi yazılmalıdır” sözlerimin en güzel örneklerinden birini Bolu Gündem refikimizde her hafta Çarşamba günleri gazetenin değerli Spor Müdürü Servet Yılmaz kardeşim özenle yerine getiriyor. Servet, bilindiği gibi daha önceleri Bolu Yenihayat’ın spor yazarıydı. Gerek o günlerdeki sözlü görüşmelerimiz gerekse yazılarımdaki, “ Servet Yılmaz Boluspor tarihini yazmalıdır” temennim yukarıda belirttiğim gibi “Boluspor’un Şanlı Tarihi” başlığı ile yazıya geçiriliyor.
Şimdi bu çalışmalara Bolu’da Yenihayat’ın patroniçesi Selma Akçakavak hanımefendinin de katılma kararı almasını çok büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum. Selma’nın bana söylediğine göre Boluspor tarihi ile ilgili çalışma 200 sayfalık bir kronolojiyi ihtiva edecekmiş. Çok büyük ve çok zahmetli bir çalışma. Şahsen ben Servet kardeşime yaptığım gibi, Selma kardeşime de tüm imkanlarımla yardımcı olacağımı şimdiden açıklamak isterim.
Söz Boluspor’dan açılmışken devam edelim;
Büyük bir olgunluk içinde geçen Genel Kurulu kazanan ve Boluspor’un yeni başkanı ünvanını alan Emin Semercioğlu kardeşimin başkanlığa çok iyi bir giriş yaptığını söylemeliyim. Emin gerek Köroğlu TV’deki programlarında gerekse yerel basına verdiği demeçlerde Boluspor’un eski başkanlarına ve şanlı tarihine saygı ile yaklaşmaktadır. Onun yöneticiliğe benim yanımda başladığını söylemesini hatta hatta daha ileri giderek benim için “Onun yanında çalıştım. Onun sayesinde idarecilikte bir yerlere geldim” demesi bir vefa ve kadirşinaslık örneğidir. Ayrıca yine Emin’in başkanlığındaki yeni yönetim kurulumuz basına verdiği ilk bültende şunları söylemekten de geri kalmamış: (-15.05.2010 günü yapılan Boluspor Olağanüstü kongresi sonucunda kongre üyeleri tarafından omuzlarımıza yüklenen sorumluluğun bilincindeyiz. Öncelikle bu kongrede aday olarak son derece medeni bir yarış içine girdiğimiz Yılmaz Becikoğlu ve ekibine gösterdikleri olgunluk ve demokratik yarış için takdirlerimizi bildiriyoruz.
Boluspor tarihinin en yüksek katılımının sağlandığı kongrede yaşanan güzelliklerin herkese örnek olması gerektiğine inanıyoruz. Bu vesile ile de kongremize üye, aday veya misafir olarak katılan tüm katılımcılara teşekkür ederiz.
Spor yöneticisi olmanın zorluğu, gösterilmesi gereken özveri, maddi ve manevi katkılar göz önüne alındığında bu güne kadar Boluspor’a emek veren tüm yöneticilerimize, başkanlarımıza verdikleri hizmetler için şükranlarımızı sunarız.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi yüklendiğimiz sorumluluğun bilincindeyiz. Bu bilinçle şikâyet etmeden, kimseyi suçlama kolaycılığına kaçmadan görevimizi yerine getireceğiz)
Bu basın bildirisinde çok güzel söylemler var: (-Bu güne kadar Boluspor’a emek veren tüm yöneticilerimize, başkanlarımıza verdikleri hizmetler için şükranlarımızı sunarız.)
İşte bizim yıllardan beri beklediğimiz yaklaşım. Belki bazıları şu veya bu nedenlerle Boluspor’un şanlı bir tarihinin olduğunu unutmuş gözükebilirler. Ancak o günler kimsenin silemeyeceği gerçeklerle tarihteki yerini almıştır.
Sayın Selma Akçakavak’a girişeceği bu çok onurlu görev için şimdiden derin şükranlarımı ve tebriklerimi sunuyorum. Yeni başkanımız Emin Semercioğlu’na da yine yürekten başarı dileklerimi sunuyor ve Boluspor’un şanlı tarihini inkar etmediği sürece -ki inkar edeceğini hiç zannetmiyorum- her zaman yanında ve emrinde olacağımı bildiriyorum.

GEL DE “BEN 3 YIL ÖNCE SÖYLEMİŞTİM” DEME

Geçtiğimiz son 10 gün içinde Türk siyaseti tam bir deprem yaşadı. Olaylar, bir jet hızıyla bir birini takip ederek, ölünceye kadar CHP Genel Başkanlığı’nı bırakmaz denilen Sayın Deniz Baykal’ın iki gün içinde eski Genel Başkan olmasıyla sonuçlandı. Bugün –Cumartesi- yapılan CHP 33’ncü Kurultayı hepimiz için büyük derslerle doludur. Kurultayın coşkusu, binlerce insanın Ankara’ya koşması, Ankara’da ki otellerde bir tek yatağın bile boş kalmaması, insanların iki gün içinde “Gandi Kemal”ci olmaları çok şeyler anlatıyor.
Gandi Kemal’in tüm delegelerin teklifi ve de oylarıyla Genel Başkanlığa seçilmesi Türk siyasetinde bir devrimdir. Olay sosyolojik boyutlarıyla da incelenmelidir. Nasıl oldu da düne kadar Baykal, Baykal diye haykıran insanlar bugün Gandi Kemal, Gandi Kemal diye haykırmaktadırlar. Demek ki Sayın Deniz Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılmasını herkes istiyormuş ama kimse bunu telaffuz edemiyormuş. Affınıza mağruren, siyasi hayatının büyük bir bölümünü Baykal’cı olarak geçiren, katıldığı her Kurultayda Baykal’a oy veren, CHP’nin eski il başkanı, eski Belediye Başkan Adayı ve eski Milletvekili Adayı Yener Bandakçıoğlu olarak, artık Sayın Baykal’ın devrini tamamladığını ve görevi bırakması lazım geldiğini bundan 3 sene evvel söylemiştim. Bakınız 2007 yılında yani bundan 3 sene evvel Sayın Baykal ile ilgili düşüncelerimi Bolu Detay refikimizdeki röportajda nasıl ifade etmişim:

Eğer Sayın Baykal, o zamanlar bir öz eleştiri yapıp da Genel Başkanlıktan ayrılsa ve köşesine çekilseydi başına böyle bir son gelmeyecekti. Baykal olayı bize aynı zamanda insanların ne kadar vefasız olduklarını da gösterdi. Şunu hepimiz kafamıza yerleştirmeliyiz ki kader denilen bulguların önüne geçemiyoruz. Sayın Cevdet Selvi çok güzel ifade etti, “Kaderine kırıldı.”
Gandi Kemal olayında basınımızın rolünü de inkar edemeyiz. Basın neredeyse tümüyle yeni genel başkanımızı destekledi ve onun Genel Başkan olması için elinden geleni yaptı. Basının bu tutumu beni yıllarca öncesine götürdü. 1960 ihtilalinden sonra sağ oyların adresi olarak kurulan Adalet Partisi Genel Başkanlığı’na getirilen cennetmekan Em. 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala 1961 seçimlerinden kısa bir süre sonra vefat etmişti. Gümüşpala’nın yerine Adalet Partisi büyük kongresinin Genel Başkan Yardımcısı Isparta Milletvekili cennetmekan Dr. Saadettin Bilgiç’i seçmesi bekleniyordu. Saadettin Bilgiç’in rakibi de yok görünüyordu. Ama o günlerin medyası başta Hürriyet Gazetesi olmak üzere nerden estiği belli olmayan bir rüzgarla Amerika’da bir süre kaldıktan sonra Türkiye’ye dönen ve Amerika’nın meşhur Morrison firmasının Türkiye temsilcisi olan Devlet Su İşleri Eski Genel Müdürü Süleyman Demirel’i “Barajlar Kralı” diye lanse edince işin rengi değişti. Süleyman Demirel o rüzgarla Adalet Partisi Genel Başkanı ve de bir süre sonra Meclis dışından Başbakan Yardımcısı oldu.

Gandi Kemal’in Genel Başkan olmasının ve Kurultayın Türkiye’de estirdiği rüzgarın CHP’nin oylarını büyük ölçüde arttıracağını zannediyorum. Elbette ki yıllarını CHP’de geçirmiş birisi olarak bundan büyük bir sevinç duyacağım da kesin. Ancak bu yazıyı Bolu’da Yenihayat’ın bilgisayarlarına döktüğüm sıralarda Sayın yeni Genel Başkanımızın konuşmasını takip edemediğimden neler söylediğini bilemiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bana göre yapması gereken ilk iş Kurultayı yeniden Olağanüstü toplayıp partilileri Genel Başkanın emrinde kapı kulu askerine döndüren tüzüğümüzü değiştirmek olmalıdır. Ayrıca Sayın Genel Başkan, yapılacak ilk genel seçimlerde siyasi hayatımıza cennetmekân Turgut Özal tarafından hediye edilen ve milletvekili adaylığının merkez yoklaması ile tespitine ilişkin mevzuata itibar etmeyeceğini adayların ön seçimle tespit edileceğini acilen ilan etmelidir. Şayet tüzük değişmez ve milletvekili adayları yine Genel Başkanların iki dudağının arasından tespit edilirse korkarım CHP’de beklenen değişim gerçekleşmez.
Her şeye rağmen eski Genel Başkanım Baykal için üzülüyorum. Ama kader bu. Yeni Genel Başkanım Gandi Kemal’e başarılar diliyorum. Bu arada sayın okurlarımdan benim 3 yıl önceki önsezimi takdir etmelerini de bekliyorum.

CUMARTESİ'DEN PAZAR'A DEĞİŞEN GÜNDEMDE UMUT ORAN

Bu haftaki köşe yazımı Mehmet Demirok kardeşimin özel ricası üzerine mutadım dışı Pazar yerine Cumartesi yazdırdığımı yukarıda açıklamıştım. Daha aradan 24 saat geçmeden bugün - Pazar- okuduğum tüm medyada ve tv'lerde "Gandi Kemal" isminin - Halkçı Kemal- le dönüştürüldüğünü gördüm. Halbuki bana göre kurultay sürecinde çokca kullanılan ve halkın büyük beğenisini kazanan " Gandi" ismi daha güzel görünüyordu. Ancak büyüklerimiz öyle münasip görmüşler.Kitleleri heyecanlandıran "Gandi Kemal " yerine " Halkçı Kemal"i daha münasip görmüşler. bu değişim belki de " Halkçı Ecevit" i anımsatmak için de konmuş olabilir. her neyse benim favorim "Gandi Kemal"di.
Yine Pazar'ın gündeminden memnuniyetle öğrendiğimize göre Umut Oran kardeşim çok yakışacağı CHP Parti Meclisi'ne seçilmiş bulunuyor. Domino Tekstil Fabrikası'nın Bolu'ya gelişi ve Umut Oran'la ilgili yazılarım neredeyse ufak bir kitapçık hacmindedir. Umut Oran'ı yürekten kutluyor, münasip göreceği bir süreçte benim kendisine 2007 Genel Seçimlerinden önce Yener Abisi olarak yaptığım tavsiyeleri açıklamasını bekliyorum.