ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD/İ KIBTİ SİRKATİN SÖYLER (Türk Atasözü)

Yener Bandakçıoğlu

Son günlerin gündeminin en çok konuşulan konusu herhalde tarafları Yener Bandakçıoğlu, Necip Çarıkçı, Yılmaz Özarslan ve de Alaaddin Yılmaz olan ve bütün şiddetiyle devam eden yazılı ve sözlü düellodur. Bu düelloda tek başıma üçlü bir TRİUMVİRATE ile çarpışıyorum. TRİUMVİRATEnin Roma İmparatorluğunun bir evresinde imparatorluğu idare eden üç kişinin tarihi sıfatı olduğunu biliyoruz. Bu güne kadar Necip Çarıkçı, Alaaddin Yılmaz ikilisini Boluyu yönetir biliyorken, buna bir de son yazımdan sonra Kızılay Bolu Şubesi Başkanı Yılmaz Özarslan katıldı. Üçü de kılıçlarını çekmiş, benim gibi bir edepsizle bu yakışıksız tabir, Alaaddin Yılmaza aittir. uğraşıyorlar. Alaaddin Yılmaz denilen kişi, daha önceki tarihlerde de yine bana verdiği bir cevapta edepsiz sözcüğünü kullanmıştı. Böylece son yakışıksız açıklamasının da kimin tarafından kaleme alındığını öğrenmiş olduk. Her şey, Necip Çarıkçının hiç yokken Bolu Gündem refikimizde Haziran ortalarında verdiği dört günlük röportajla başladı. Çarıkçı, beş yıldır sürekli tekrarladığı gibi Bolusporun şanlı tarihine ve bana çatmaktan geri durmadı. Her zaman söylediğim gibi bana çatanlar anında cevaplarını alırlar. Elli yıldan beri, Bolu yerel basınında kalem oynatıyorum. Gençlik yıllarımda üslubum bir hayli sert ve sivriydi. O zamanlar Bolu Toplu Basın Mahkemelerinde yargılanan ilk ve tek yazar olduğumu birkaç kez yazdım. Yine o eski yazılarımda latife olarak Kalemimden kan damlar olduğunu da birkaç kez yazmıştım. Son yıllarımızda üslubumuz yumuşamasına rağmen, son yazılarım TRİUMVİRATEnin makam koltuklarına bir kutu raptiye yerleştirmişim gibi bar bar bağırmalarına neden oldu. TRİUMVİRATEi çılgına çeviren satırlarımı bir kere daha tekrarlıyorum. Lütfen bu satırları tekrar tekrar okuyunuz:Hele hele Belediye İmar Müdürlüğünün koordinasyonuyla bütçemiz zenginleşmiyordu. Kızılay Bolu Şubesinde uzun süre yöneticilik yaptım. Kızılay Bolu Şubesinin, Becikoğlu AVM yanındaki binasının bir kısım problemleri için Necip Çarıkçıya kaç lira verildiğini çok iyi bilirim. Şimdi okuması/yazması olan ve de ilkokulu bitiren tüm okur ve hemşehrilerime soruyorum. Bu cümlelerde üç katın, beş kata çıkarılması var mı Ya da Rüşvet diye bir kelime yazılmış mı Sebebini hala anlayamıyorum, benim bu masum cümlelerim üzerine TRİUMVİRATE niçin kendinden geçiyor Hemen bir basın toplantısı yapılıyor ve belki de sürç/i lisan olarak Kızılay Binasının üç kattan, beş kata çıkarılması alelacele açıklanıyor. Bu arkadaşlara medyun/u şükranım. Olayı ne güzel açıklamışlar. Birde, gerek TRİUMVİRATEnin gerekse bazı yerel basının çok bilgisizce kullana geldikleri bir başka kelime var: RÜŞVET. Yine okuma yazma bilip, ilkokulu bitiren tüm okur ve hemşehrilerime soruyorum. Benim yukarıdaki cümlelerim içinde rüşvet diye bir kelime var mı Sağ olsunlar TRİUMVİRATE rüşvet kelimesini de olayın içine monte ediyor. Bunlara kim akıl veriyorsa rüşvet aklını da yanlış vermiş. Kendilerine bu yönde de medyun/u şükranım. Türk Ceza Kanununa göre Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişi ile vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır. Olayımızda rüşvet suçunun maddi ve manevi unsurunun hiç biri mevcut değildir. Kızılay Bolu Şubesi, Boluspora bağışta bulunup karşılığında da bir hizmet almıştır. Hem TRİUMVİRATEya hem de yerel basınımızın bir takım mensuplarına artık bu kelimeyi kullanmamalarını bir ağabey olarak öğütlüyorum. Onların beni teyit eden bu güzel açıklamalarından sonra Köroğlu TV Haber Müdürü Rasim Özdemir kardeşim cevap hakkımın kutsal olduğunu ve vereceğim cevapları aynen yayınlayacaklarını söylüyor. Rasimle antat kalıyoruz Köroğlu TV yazıhaneme bir kameramanla, bir muhabirini göndermek lütfünde bulunuyor. Tamamen savunmaya yönelik bu açıklamalarım da büyük yankı uyandırıyor ve yüzlerce hemşehrimden olumlu sinyaller alıyorum. Bu konuşmamın bir yerinde de şunları söylüyorum: Yılmaz Özarslan kardeşimi tanıdığım kadarıyla bu basın toplantısını bir zorlamayla yaptığı kanaatindeyim. Çünkü, onun çıkıp şunu söylemesi lazım: Evet, biz o tarihlerdeki bazı zorluklarımızı aşmak için Boluspor Kulübüne bir yardımda bulunmak için bu kararı aldık. Ama bu parayı direkt Boluspor Kulübüne vermedik, falanca müteahhitte verdik. demesi gerekirken demedi. Sözlerime yine bir latife olarak şöyle devam ediyorum: Şimdi E/5in üzerinde afet depoları falan yapılıyor. Her halde onlarla ilgili bazı sorunlar var. Belediye Başkanımızla iyi geçinmek zorunda olduğu için böyle bir basın toplantısı yapmış. Bu sözlerimin bir takılma olduğunu dahi anlayamayan dar kafalar yine kendilerinden geçercesine basın açıklaması yapıyorlar. Aslında bu sözlerime karşı Yılmaz Özarslanın cevap vermesi gerekirdi. Ama görüyoruz ki, TRİUMVİRATE kendi arasında bir iş bölümü gerçekleştirmiş. Alaaddin Yılmaz, benim şahsıma yazdığı ama bütün basına dağıttığı son açıklamasında görülüyor ki iyice zıvanadan çıkmış. Benim, Bolunun Yener Abisi ya da Efsane Başkan gibi uydurma sıfatlarımın olduğunu, bu sıfatların kim tarafından bana yakıştırıldığını veya verildiğinin belli olmadığını söylüyor. Böylesine sıfatlar, kişilere toplumun değer yargılarıyla verilir. Kimin verdiği ne zaman verildiği önemli değildir. Kaldı ki, ben hiçbir zaman, hiçbir yerde Efsane Başkan sıfatımı kullanmamışımdır. Ama Yener Abi sıfatından doyumsuz bir zevk almaktayım. Bu sıfat artık Boluya mal olmuştur. Ne TRİUMVİRATE ne de onların yandaşları bu sıfatımı kaldıracak güce sahip değildirler. Bir kehanette bulunmam lazımsa onu da bulunuyorum: Yüce Allah hepimize uzun ömürler versin. İlerleyen her beş yıldan sonra yine tüm Bolulu hemşehrilerim bana Yener Abi demeyi sürdüreceklerdir ama Alaaddin Yılmaza herhalde eski Belediye Başkanı Alaaddin diyeceklerdir. Evet, sevgili okurlarım. Yazımın başlığına aldığım ünlü atasözümüz bu günlerdeki TRİUMVİRATEnin basın toplantısındaki açıklamalarının tam karşılığını göstermektedir. Kendileri konuştukça batıyorlar. Onlar için en güzel sözü bundan yıllarca evvel İsmet Paşa söylemişti: Suçluların telaşı içindesiniz yazımızı yine büyük devlet adamı cennetmekân İsmet İnönünün tarihe geçmiş sözleriyle noktalayalım: Sizi, ben bile kurtaramam***Özel Not: TRİUMVİRATEnin yakışıksız son saldırısı üzerine Köroğlu TV Haber Müdürü Rasim Özdemir kardeşimin beni yeniden aradığını ve cevap hakkımı aynen yayınlayacaklarını ifade ettiğini yazmalıyım. Tahmin ediyorum, Pazartesi ya da Salı akşamı yeniden sizlerle birlikte olacağım.
YÜREKLİ DOSTLARA AÇIK TEŞEKKÜRÜM
TRİUMVİRATE ile olan mücadelemi en iyi şekilde Bolu Express Gazetesinin güçlü köşe yazarı İmdat Aslanın kavradığını düşünüyorum. İmdat kardeşim, konuya damardan giriyor. İmdat, sorularına daha cevap alamadı. Bakalım ne cevaplar alacak Bana kalsa cevap almasına da gerek yok. Çünkü Çarıkçı ve Özarslan her şeyi apaçık açıklayıp olayı çözdüler. İmdatın yanında Detay refikimizin değerli patronu ve güçlü köşe yazarı Rujhat Avşar kardeşim de, İmdatın keskinliğinde olmasa bile konuyu yorumlamaya başladı. Buradan bir takılmada Rujhata yapayım: Rujhatın Yılmaz Özarslanın kişisel kiracısı olduğu söyleniyor.(!) Yine Bolu Detay refikimizin olağanüstü güzel üsluplu köşe yazarı Nil Erdemin şahsımla ilgili güzel cümleleri de belki ayrı bir yazı konusu olacak. Bu üç kardeşime de yürekten teşekkürler. ÖZERDOĞAN AİLESİNİN MUTLU GÜNÜ
Hafta sonlarımız yoğun etkinliklerle geçiyor. Dostlarımızın mutlu günleri üst üste geliyor. Gönül bütün bu mutluluklara katılmayı istiyorsa da bazen ihmal ettiğimiz dostlarımız da oluyor. Bu haftanın yoğunluğu içinde Cumartesi, Termal Otelde çok sevgili dostlarımız Nilgün ve Levent Özerdoğanın biricik oğulları Serdarın muhteşem düğününe katıldık. Serdar, hayatını Sezin Özyurt ile birleştirdi. Özerdoğan ve Özyurt ailelerinin ve gençlerin bütün günlerinin düğün akşamı gibi geçmesini yürekten dilerim. Fotoğrafta muhteşem düğünden bir karede görülüyoruz. Soldan sağa: Ben, eşim Aygün Bandakçıoğlu, Naile İnceayan, gelinimiz Sezin, oğlumuz Serdar ve Mehmet İnceayan.