Seben'in elması - Eğirdir'in elması

Yener Bandakçıoğlu

     Seben'imiz bulunduğu havza itibarı ile hava sıcaklıklarının elverişliliği nedeniyle ilimizde meyve ve sebze deposu olarak bilinir. Seben'de yetiştirilen meyveler arasında şeftali, üzüm ve bilhassa elma başı çeker. Son yıllarda bu şirin ilçemizde sebzeciliğinde bir hayli öne çıktığını pazarlarımızın - tabiatıyla Bolu ve civarı pazarların - Seben domatesi, Seben biberi, Seben patlıcanı gibi sebzelerle dolmaya başladığını görüyoruz. Öyle ki Temmuz ve Ağustos aylarından itibaren pazarlarımızda ne görsek Seben'den gelmiş oluyor. Elbette bu durum Seben için son derece sevindirici. Ancak ben pazarı dolduran bütün bu meyve ve sebzelerin Seben kaynaklı olduklarından biraz şüpheliyim. Neyse bunu da not edip başka bir yazıya konu yapalım. Bugün asıl üzerinde duracağım konu Seben elmacılığıdır. Uzun yıllardan beri Seben elmacılıkta öne çıkmış bir ilçemizdir. Seben elmacılık konusunda kazandığı ivmeyi kalıcı kılabilmek için son yıllarda bir de Elma Festivali düzenlemeye başladı. Birkaç yıl önce bu festivallerden birine davetli olduğum için eşimle birlikte katıldığımı anımsıyorum. Her zaman yaptığım gibi o festivalde ki gözlemlerimi yazıya dökmüş ve hem gördüklerimi hem de eleştirilerimi okuyucularımla paylaşmıştım. O yazımın en çarpıcı cümleleri Seben'e elmacılığı kimin öğrettiği konusuydu. Bütün araştırmalarıma rağmen Seben ilçemize ilk elma fidanının hangi idealist tarafından getirildiğini tespit edememiştim. Daha sonraları bu önemli çalışmanın aslen Düzceli ve Seben'de görevli bir ziraatçımız tarafından yapıldığını öğrenmiş ve bunu da okurlarımla paylaşmıştım. Bizde insanların ve yöneticilerin birbirlerini kıskanma huyları çok ileri düzeyde olduğundan bugüne kadar Seben'de bir sokağa ya da caddeye bu değerli insanın isminin verildiğini duymadım. Eski gazetem Bolunun Sesi'nde ki çokça yazımda, bugün Türk turizminin en önemli köşelerinden biri haline gelmiş olan Gölcük'ün banisi olan kişinin yani Gölcük' de ki o su birikintisinin önüne bir bent yaparak orayı bir gölete çeviren Orman Bölge Şefinin, Orman İşletme Müdürünün, Orman Baş Müdürünün ismini tüm ısrarlarıma ve takibime karşı öğrenmek şansını yakalayamamıştım. Hatta o yazılarımdan birilerinde bu kişinin isminin ve de büstünün Gölcük'ün girişine konulması gerektiğini de istemiştim. Gölcük'ün girişine elbette bir tabela konulmuş. Ama bu tabelada nereye harcandığı belli olmayan giriş ücretleri yazılı.

     Seben elması yerinde sayarken hatta piyasadan çekilir hale gelmekte iken bakınız elin oğlu Eğirdir elmasını ne şekle sokmuş. Milliyet'in tanınmış köşe yazarı Güngör Uras'ın hafta içinde yazdığına göre İstanbul'da ki lüks marketlerin hepsinde Fuji, Golden, Starking, Pink Lady, Topaz, Braebum, Grany Smith, Gala marka Eğirdir elmaları satılıyormuş. Eğirdir' de ki üreticiler -Burası çok önemli- isteyene paketleyerek kilosu 2-3 Türk Lirasından eve teslim gönderiyorlarmış. Eğirdir elmalarının internet sayfalarında farklı tür elmaların tadı ve özelliği hakkında bilgilerde varmış. Bu elmaların hepsi genelde gevrek ve sulu elmaymış. Eğirdir' de 3 bin dolayında elma üreticisi varmış. Bu üreticiler 15 Ağustostan 5 Kasıma kadar elma hasatı yapıyorlarmış. Bu yıl 150 bin ton elma üretildiği tahmini var. Tarlada kilosu 1 Türk Lirasına satılan elma ürünü nedeniyle Eğirdir' e bu yıl 150 bin Türk Lirası dolayında para gireceği hesaplanıyormuş. 

     Şimdi yukarıda yazdığım hususların Seben'de var olup olmadığına bakalım. Ben bugüne kadar Seben'de hiçbir üreticinin internet yoluyla elma sattığını görmedim, duymadım. Yanlış yazıyorsam lütfen ilgililer beni uyarsınlar. Herhalde Seben elmacılığının yeniden bir dirilişe ihtiyacı var. Bunun da ilk yolu kooperatifçilikten geçmeli. Sebenli hemşerilerim hiç vakit geçirmeden bir kooperatif kurmalı. Kendilerine hemen bir internet sayfası açmalı. Tabiatıyla bunun içinde bir önder lazım. Eskisi kadar siyasetle uğraşmadığım ve de Seben'e fazla gidip gelmediğim için bu önderin kim olacağı konusunda bir fikrim yok. Eski yıllarda olsaydı hiç tereddütsüz bu görev için cennetmekan CHP Seben İlçe Başkanım ve Seben CHP İl Genel Meclis Üyesi Rahmi Atalay'ı önerirdim. Rahmi'nin hayrülhalef oğlu Hüseyin Atalay ismi de aklıma geliyorsa da Hüseyin pek elmacılıkla uğraşmıyor. Seben'de serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak çalışıyor. Herhalde Hüseyin de Seben'de ki elmacılık erozyonu nedeniyle pek bahçeleriyle meşgul olamıyor. Yüce Allah mekanını cennet etsin Rahmi Atalay kardeşimin sağlığında elmaya para vermezdik. Kasa kasa Seben elmaları evimize kadar gelirdi. 

     Evet sevgili okurlarım. Bakınız Milliyet' de ki bir köşe yazısıyla nereden başladık, nerede bitirdik. İleriki yıllarda Seben elmasının Eğirdir elması gibi marketleri süslemesi dileğiyle yazımızı noktalayalım.

"Meçhule giden gemi"nin son yolcuları
Geçtiğimiz hafta milletçe idrak ettiğimiz Kurban Bayramı'nın manevi güzellikleri içindeyken, hayat yolculuğunu tamamlayıp aramızdan ayrılan kimi dost ve tanıdıklarımızın üzüntüsü de devam etti. Biz müminler Yüce Allahın buyruklarına tam olarak iman ettiğimizden ölümü de doğum kadar tabii karşılarız. Zaten Yüce Allah'ımız " Her canlı ölümü tadacaktır" buyurmuştur. Bir taraftan bayram görevlerimizi ifa ederken diğer taraftan da dostlarımızın acılı günlerine iştiraki her zaman ki gibi bir görev kabul ettik. Şimdi sırayla kimleri kaybettiğimizi yazmak istiyorum:
1- Bayramın birinci günü öğle namazından sonra çok değerli dostlarım Süleyman Ulus ve Ali Ulus'un anneleri, Orhan Kaya'nın kayınvalidesi Fatma Ulus'u Şehitler Mezarlığına defnettik. Benim cennetmekan annem Melihe Bandakçıoğlu ile cennetmekan babam Hasan Bandakçıoğlu ve diğer aile fertlerimizde Şehitler Mezarlığında medfundur. Mutadımız üzere Bayram Namazından sonra aile fertlerimizi ziyaret edip ruhlarına Fatihalar göndermiştik. Muhterem Fatma Ulus Hanımefendinin defni nedeniyle bir kere daha annemin ve babamın mezarlarını ziyaret etme imkanım oldu.
2- Bayramın üçüncü günü akşama doğru Gerede'den bir telefon alıyorum. Arayan Boluspor'un şanlı tarihinin en fedakar ve vefakar mensuplarından Gerede'nin en popüler kişisi sevgili Yunus Çufa abim. (- Başkanım, Halil Beyin annesini kaybettik. Yarın öğleye defnedeceğiz.) Yunus abimin Halil Bey dediği Gerede'mizin eski belediye başkanı Halil Alioğlu. Gerede'de ki en sevgili kardeşlerimden biri. Anavatan Partisinin Gerede Belediye Başkanı olarak Gerede'ye büyük hizmetleri geçen Halil'le geçmişte Gerede'den çok Ankara'da görüşürdük. Ben Boluspor Başkanı olarak o da Gerede Belediye Başkanı olarak sık sık zamanın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Kazım Oksay'ın makamında karşılaşırdık. Çarşamba günü öğleye doğru Tempra'nın halefi Ford Focus'u Gerede'ye gazlıyorum. Halil Kardeşime karşı son görevimi ifa ettikten ve muhterem mevtayı defnettikten sonra hemen Bolu'ya dönmem gerekiyor. Çünkü ikindi namazından sonra da bir başka görevim daha var.
3- Yolçatı Köyünden -eski ismi Tatava- emekli öğretmen değerli dostum Davut Yaman'ın oğlu Mustafa Yaman, oğlum Cumhur Bandakçıoğlu'nun diyebilirim ki hayatta ki en sevdiği beş arkadaşından biridir. Davut hocanın diğer oğlu Ümit' de en az abisi Mustafa kadar Cumhur'un sevgili arkadaşlarından biridir. Yılın bir bölümünü İsveç' de diğer bölümünü de Kuşadası'nda geçiren Mustafa, Cumhurla o kadar samimidir ki, Cumhur yıllardan beri her yılbaşını Mustafa'nın misafiri olarak İsveç' de geçirir. Cumhur, İsveç izlenimlerini her yıl Bolunun Sesi'nde ki sütununda şimdilerde de Bolunun Sesi'nin internet sayfasında yazar. 

     Bu değerli ailenin büyük evlatları Erkan Yaman bir süreden beri menhus bir hastalıkla boğuşuyordu. Maalesef onu çok genç yaşta kaybettik. Bayram nedeniyle gelinimiz Işıl ile birlikte Bolu'da bulunan oğlum Cumhur, İstanbul'a dönerken (- Baba, Erkan abinin durumu çok ciddi. Belki ben yarın tekrar Bolu'ya dönebilirim) demişti. Erkan kardeşimiz bayramın üçüncü günü gece ruhunu teslim etmiş. Cumhur tekrar İstanbul'dan döndü. Erkan'ı ikindi namazından sonra ebedi makamına tevdi ettik. 

4- Cuma günü sevgili kardeşim Ziya Demiralp' den bir cep mesajı alıyorum. Ayrıca Yunus Çufa abimde arıyor. Ziya'nın kayınpederi Düzce'nin en tanınmış kişilerinden Mustafa Öztürk' ü kaybetmişiz. Mustafa abi ile de yıllar öncesine dayalı dostluğum vardır. Ziya Demiralp kardeşimde yıllar boyu Boluspor'da yöneticilik yapmış, Boluspor'a maddi ve manevi büyük hizmetlerde bulunmuştur. Boluspor tarihinin en kritik döneminde 2003-2004 sezonunda yeniden Boluspor başkanlığını almak mecburiyetinde kaldığım o günlerde yönetim kurulumuzda 2. Başkanlık görevini büyük bir başarıyla yerine getirmişti. 

     Cumartesi günkü cenazeye Yunus Çufa abim ve onun çok sevgili damadı Erol Saraç'la birlikte gidiyoruz. Onlar beni Bolu'dan alıyorlar. Anti parantez ifade edeyim, bundan yıllarca evvel Yunus abimin sevgili kızı Semra ile Erol'un Büyük Abant Otel'in de ki düğün törenlerinde nişan yüzüklerini ben takmıştım.
5- Bugün de -Pazar- İkindi Namazından sonra, sevgili kardeşlerim Yeminli Mali Müşavir ve CHP Eski İl Başkanı Kemal Alemdar ile yine 2003-2004 yılı Boluspor Denetleme Kurulu Üyesi Ayhan Acar'ın kayınvalideleri Emine Bilgihan'ı yine Şehitler Mezarlığına defnettik. Cennetmekan Serfinaz Bilgihan'ın eşi olan bu muhterem hanımefendiyi belki de hiç görmemişim. Serfinaz Bilgihan Bolu'yu kömür ocaklarıyla tanıştıran kişidir. Boluspor Başkanı Kamil Bilgihan'ın da abisidir. 15-20 gün önce Kemalciğim, Bolu Gündem refikimizde ki köşe yazısında aileye kalan İsmet Paşa hediyesi, Milli Mücadele vediası tarihi tüfekle ilgili yazısında, kayınpederinin ölümünden sonra tüfeğin sahibi olan kayınvalidesi hakkında çok övücü kelimeler kullanmış ve muhterem hanımefendinin bir fotoğrafını yayınlamıştı. Hatta o yazıdan sonra Kemalciğime takılmış ve kayınvalidene çok yağ çekmişsin demiştim.

     Hakkın Rahmetine kavuşan bütün bu değerli hemşerilerimize Yüce Allahtan gani gani rahmetler diliyorum. Tüm aile bireylerine dost ve tanıdıklarına sabırlar vermesini de yine Yüce Allahtan niyaz ediyorum. Hepsinin mekanı cennet olsun. Bu arada bir iddiamı da yinelemek mecburiyetindeyim. Bolu'da ilçeler de dahil benim kadar cenaze takip eden bir ikinci kişi yoktur. İşte bu hafta ki örnek. Bir hafta içinde benim gibi beş ayrı cenazeye giden hemşerim varsa ismini rica edeceğim.