SAYIN REKTÖRÜN BASIN TOPLANTISINDAN İZLENİMLER

Yener Bandakçıoğlu

Hafta içinde Abant İzzet Baysal Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü değerli ve sevgili kardeşim Yard. Doç. Dr. Selami Özsoy’dan bir telefon alıyorum: (- Yener Abi.. Sayın Rektörümüz yarın saat 11.00’de rektörlük merkez binada bir basın toplantısı düzenliyorlar. Basın toplantısından sonra da bir yemek ikramımız olacak) Selami ile dostluğumuz ve münasebetlerimiz yıllar öncesine gider. O da yıllar önce Bolu Basınında, İstanbul Basınında kalem oynatan bir basın emekçisiydi. O yıllarda kendisiyle Boluspor konusunda çok ciddi bir tartışmaya girişmiştik. Selami, daha sonra Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne girerek aynı zamanda akademik kariyer yapmaya da başladı. Doktora tezi için kendisine elimden gelen her türlü yardımı yaptım. Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’ndaki üyeliğimin bende bulunan tüm dökümanlarını kendisine verdim. Selami, tanıyanlarının bildiği gibi son derece efendi ve saygılı bir kardeşimdir. Gerek onun bu telefonu, gerekse yine basın toplantısının bildirildiği gazetemizin çok değerli ve hanımefendi müdiresi Selda Sağ kardeşimizin toplantıya katılmam yolundaki direktifi(!) üzerine ajandama mutlaka gidilecek notunu düşüyorum.
Üniversitemizin kuruluş tarihinden bu yana sayın rektörlerimizin düzenledikleri basın toplantılarına çok önemli bir mazeretim olmadığı sürece katılırım. Çünkü üniversiteyi Bolu’nun en büyük müesseselerinden biri sayarım. Onun Bolumuza namütehani maddi ve manevi katkılarından da büyük bir keyif alarak Türkiye’nin en büyük hayırseverlerinden İzzet Baysal babamıza bir kere daha şükranlarımı sunar aziz ruhu önünde saygı ile eğilir Fatihalar gönderirim.
Basın toplantısı Senato Toplantı Salonu’nda düzenlenmiş. Selami’nin bir hayli yorulduğunu ve her basın mensubu için bir tanıtıcı dosyayı masaların üzerine bıraktığını gözlemliyoruz. Üniversite tarafından da toplantıya bir hayli katılım var. Artık tüm üniversitelerimizde yeni rektör değişikliği ile birlikte tüm kadroların da değiştiğini bildiğimizden karşımızda oturan bu değerli hocalarımızın ve değerli personel beni yadırgatmıyor. Kimliklerini itiraf edeyim ki pek bilemiyorum. Sadece rektörlük basın danışmanlığına atanan sayın Doç. Dr. Hamit Coşkun’u tanıyorum. Sayın Coşkun’u tanımamın sebebi de kendisinin Baromuzun çok değerli mensubu Av. Hülya Güneş Coşkun’un eşi olmasıdır. Coşkun ve Özsoy ikilisinin Bolu Basını ile ilişkiler konusunda çok olumlu adımlar atacağına inanıyorum.
Sayın Rektör Prof. Dr. Hayri Coşkun toplantıya 7 dakika kadar gecikti. Benim bu kabil toplantılarda saat takıntım olduğunu herkes bilir. Sayın eski valimiz Mehmet Ali Türker’in bir toplantıya biraz gecikmiş olması nedeniyle yazdığım yazılar Bolu’da Yenihayat’ın arşivlerini süsler. Daha sonraları Sayın Vali ne zaman bir toplantıya gelse kol saatini işaret ederek bana toplantıya zamanında geldim mesajını vermeye başlamıştı. Hatta bu aramızda bir parola haline gelmişti. Sayın Rektörü bu 7 dakikalık gecikme için bu defalık kınamıyorum. Herhalde bundan sonraki toplantılarımıza zamanında katılacaklardır. Tabi bu arada basın camiasına da bir eleştiri yapmam gerekiyor. Şimdi isimlerini buraya yazmayacağım bir çok arkadaşımız da toplantıya gecikmeli olarak katıldılar.
Sayın Rektör, göreve başladığı 10 Şubat tarihinden bu güne yaptıklarını ve de yapacak olduklarını projeksiyon düzeneğinin de yardımıyla teker teker anlattı. Tabiatıyla yıllarca ders vermiş olmasının da etkisiyle güzel ve doyurucu bir sunum yaptı. Bu sunum tümüyle bize verilen bilgi dosyasında da vardı. Ancak benim ilgimi çeken başlıkları şöylece yazabilirim. Sayın Rektör anladığım kadarıyla Bolu Bağışçılar Vakfı tarafından yakın tarihlerde temeli atılan kreş ve anaokuluna özel bir önem veriyor. Zaten üniversiteye giderken anaokulu inşaatının bir hayli yükselmiş olduğunu memnuniyetle görüyoruz. Başlangıçta Bağışçılar Vakfı’nın kuruluşuna karşı olan kimi değerli arkadaşlarımın da inşaatı gördükten sonra gazetelerinde ya da sütunlarında Bağışçılar Vakfı ile ilgili düşüncelerinin değiştiğine ilişkin satırlar görmek isterim. Diş Hekimliği Fakültesi bir hayli yol almış. Fakültenin Dekanı atanmış. Şimdilik yeni bina inşaatı bitene kadar şehir kampüsündeki bazı bina ve tesislerden istifade edilecekmiş. Üniversitemiz için bir yüz akı olan Gülezler Konağı’nın eski görkemli haline dönüştürülmesini de bir kere daha sayın rektörümüzün ağzından dinliyoruz. Ancak daha evvelki bazı yazılarımda konu ettiğim İsmet Paşa odası ile ilgili net bir cevap yok. Bence İsmet Paşa’nın Milli Mücadele için Ankara’ya kaçarken bir gece konakladığı Gülezler Konağı’nın alt katındaki oda, tamamen bir İsmet Paşa müzesi haline getirilmelidir. Bu konuda yine yazdığım gibi Ankara’daki İsmet Paşa Vakfı’ndan ve muhterem kızları Özden Toker hanımefendiden gerekli yardımlar alınabilir. Sayın rektörümüzün en göze çarpacak icraatlarından birinin de yıllardan beri el atılmayan ya da el atılmak istenmesine rağmen belki de ödenek yokluğundan başlaması hep ertelenen üniversite yolunun yapım ve düzenleme çalışmalarının olduğunu sevinerek yazıyoruz. Kendileri yine projeksiyon gösterimi ile yolun ne şekle geleceğini anlatıyorlar. Eğer hesaplarda bir yanlışlık olmazsa Kasım ayı gibi çift yönlü güzel bir yola kavuşmuş olacağız.
Gelelim benim için basın toplantısının en kritik konusuna. Bilindiği gibi son günlerde Mengen ve Yeniçağa arasında çok gizli bir savaş var. Mengen’in dünya çapındaki şöhretini elinden almak isteyen Yeniçağalılar 4 yıllık fakülte statüsündeki “ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü” nü Yeniçağa’ya kazandırmak için çok ciddi bir uğraşın içine girdiler. Buna karşı Mengenliler de böyle bir fakültenin ancak Mengen’e yakıştığını söylüyorlar. Hatta bu konuda bir dernek bile kurdular. Mengenliler bu davada yerden göğe kadar haklılar ama fakülte binasını yapacak maddi güçleri yok. Buna karşın Yeniçağalıların “ Yaşar Çelik Babaları” var. Yaşar Çelik abim son yıllarda kendini tamamen hayır işlerine adadı. Torunu Ahmet Kızıltan’ın son seçimlerde Yeniçağa Belediye Başkanlığı’nı kazanmasından sonra da iyice coştu. Hiç anlamaz üniversitenin istediği fakülte binasını bir yıl içinde bitirip üniversiteye teslim edebilir. Bir yandan sayın rektörün bu konudaki açıklamalarını dinliyor bir yandan da yanımda oturan Mengen’in değerli evladı İl Genel Meclisi üyesi ve Bolu Gündem köşe yazarı Mustafa Gürsoy kardeşime takılıyorum: (- Mustafacığım, valla benden söylemesi.. Bu gidişle Yeniçağalılar fakülteyi kapabilirler. )
Gelmiş geçmiş tüm rektörlerimiz üniversitemizin gelişmesi ve yükselmesi adına üzerlerine düşen tüm görevleri iyi niyetle yerine getirmeye gayret ettiler. Seçim sistemi gruplaşmalar vs. konular beni hiçbir zaman ilgilendirmedi. Üniversitemizin kurucu rektörü Prof. Dr. Kemal Güçlüol çok öncelerden tanıdığım bir hemşehrimdi. İkinci rektörümüz Prof. Dr. Nihat Bilgen’i ismen gazetelerden tanırdım. Kendisi cennetmekan Bolu milletvekili Avni Akyol’un Milli Eğitim Bakanlığı sırasında bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı yapmıştı. Rektör olduktan sonra baro başkanlığı görevim dolayısıyla kendisiyle yakınlaştık. Hem kendisini hem de eşleri muhterem hanımefendiyi çok sevdik. Sayın rektörlerimiz arasında yine çok eskiden tanıdığım ve çok iyi diyaloglarım olan Prof. Dr. Yaşar Akbıyık ta o zamanlardan kalma bir alışkanlıkla bana hep Yener Abi demiştir ve halen de demeye devam etmektedir. Dördüncü rektörümüz Prof. Dr. Atilla Kılıç’ı rektör seçilinceye kadar hiç tanımazdım. Kendisini bana ilk tanıtan kişi Halkevi Başkanı Nejat Yaraş kardeşimizdir. Seçimlerden önceki bir bayramlaşma sırasında ikimizi buluşturmuştu. İtiraf etmeliyim ki 2004 yılında Bolu’ya geldiğini söyleyen yeni rektörümüz Sayın Prof. Dr. Hayri Coşkun’la da maalesef bir tanışıklığım yoktu. Ancak rektör seçildiğinin ikinci günü Yurdaer Kalaycı kardeşimin muhterem annesinin cenaze töreninde kendisini ilk kutlayanlardan biri oldum. Şu anda resmi bir sıfatımız da bulunmadığından maalesef bugüne kadar hoş geldin ziyaretine de gidememiştim. Basın toplantısının bu ayıbımı da ortadan kaldıracağını düşünüyorum.
Günler bir yıldırım hızıyla geçiyor. Daha dün gibi bir tarihte 26 Ekim 1992 günü Bolununsesi’nde ilk rektör seçimleri dolayısıyla “ Rektör Kim Olacak?” diye bir yazı yazmışım. Kimler gelmiş kimler geçmiş. Bundan sonra da yine kimler gelecek. Gelmiş geçmiş tüm rektörlerimize üniversiteye yaptıkları hizmetler dolayısıyla şükranlarımı sunarken yeni rektörümüz sayın Prof. Dr. Hayri Coşkun’a büyük başarılar diliyorum.

AÇIK DİLEKÇEYE AÇIK TEŞEKKÜR
Geçen haftaki “Sayın Valimize ve Sayın Emniyet Müdürümüze Açık Dilekçe” başlıklı yazımda özellikle yazıhanemin bulunduğu İbni Sina Caddesi’ndeki çok az bölümlük park yasağına dikkat çekmiş ve orada trafik cezası yediğimi yazmıştım.
Dilekçemiz Sayın Emniyet Müdürümüz Tahir Bayındır’ın ilgisini çektiğinden –Belki de Sayın Valimiz İbrahim Özçimen’in de ilgisini çektiğinden- Sayın Bayındır, Çarşamba günü yazıhanemi onurlandırarak konu ile ilgili bilgi alışverişinde bulundular. Bu duyarlılığı nedeniyle emniyet müdürümüze en içten teşekkürlerimi sunuyor, görevinde başarılar diliyorum. Yazımda da belirttiğim gibi bizim cefakar trafik polislerimizle hiçbir sorunumuz olamaz. Sorun, otopark sorununa zamanında eğilmeyen gelmiş geçmiş tüm belediye başkanlarının sorunudur.