SAYIN KENAN EVREN’DEN BEN DE DAVACI OLSAM MI Kİ?

Yener Bandakçıoğlu

     Atalarımız “düşmeye gör” demişler. Ne kadar güzel ve anlamlı bir söz. Bir zamanlar ülkemizin tek hakimi olan, söylediği her söz kanun yerine geçen eski Cumhurbaşkanımız Kenan Evren’in bugün düştüğü duruma bakalım. 12 Eylül Darbesi’nin kudretli Cunta Lideri olarak bugün Ankara’da yargılanacağı günü bekliyor.

     Millet, Kenan Evren’in davasına müdahil-katılma- olmak için sıraya girdi. Ne kadar 12 Eylül mağduru varsa peş peşe dilekçe göndermeye başladı. Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği de çok güzel çalışıyor. Basından okuduğumuza göre bu dönemin mağdurları için Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanacağı asıl davanın dışında sayıları 300-400 arasında ifade edilen dosyaların ayrıldığı ve bunların da suç yeri itibariyle suçun işlendiği illere gönderilmek üzere olduğu bilgisine ulaşıyoruz. Ne diyelim. Dava açmak ve açılan davalara müdahil olmak suçtan zarar görmesi halinde her Türk vatandaşının hakkıdır. 

     Acaba ayrılan davalar içinde Bolu da var mı? 12 Eylül rejiminin en büyük darbesini herkesin bildiği ve sevgili okuyucularımın geçmiş yazılarımdan çok iyi bildikleri gibi Bolu, Boluspor ve o günlerin başkanı olarak ben Yener Bandakçıoğlu yemiştik. 1981 yılında bileğimizin hakkıyla rakiplerimizi eleye eleye geldiğimiz Türkiye Kupası finalini sayın Evren’in “Cumhuriyet’in Başkenti Ankara’nın bir takımı 1. Lig’de oynamalıdır” buyruğu ile nasıl Ankaragücü’ne kaptırdığımızın hikayesini futbola meraklı olan herkes çok iyi bilmektedir. Bu hikayenin hayatımın en önemli olaylarından biri olduğu herkes tarafından teslim edilir. Zira o yıl başkanlığını onurla deruhte ettiğim Boluspor Türkiye Kupası’nı almak üzereydi. Kader final maçımızda karşımıza Başkent Ankara’nın takımı Ankaragücü’nü çıkarmıştı. Ankaragücü’nün o günlerdeki form durumuna göre Boluspor’u elemesi mümkün gözükmüyordu. Futbol Federasyonu alel acele toplanarak Türkiye Kupası statüsünde jet hızıyla bir değişiklik yaparak Kenan Evren’in buyruğuna uygun bir biçimde Türkiye Kupası’nı kazanan takım otomatikman 1. Lig’e çıkar kuralını getirdi. Kader ağlarını örmeye başlamıştı. İlk maçta Ankara 19 Mayıs stadında Ankaragücü’ne 2-1 yenildik. O gün Ankara’da çok şiddetli yağmur yağmıştı. Sahada yer yer su birikintileri vardı. Bir çok gollük pozisyonumuz ve şutumuzda top bu su birikintilerinde kaldı. Aslında kuru havada oynasaydık Ankaragücü daha ilk maçta elimizden kurtulamayacaktı. Statüye göre deplasmanda atılan bir gol 2 gol sayıldığından o maçta da büyük bir avantaj elde etmiştik. Bolu’daki maç, şehir stadımızın lebalep dolu tribünleri önünde oynandı. Oyunun baştan sona hakimi Boluspor’du. Maçın 84. dakikasında meşhur futbolcumuz Minas’ın 30-35 metreden salladığı füze, Ankaragücü kalecisi Adil’in şaşkın bakışları arasında 90’dan Ankaragücü fileleriyle buluştu. Golle beraber o muhteşem kalabalık kendinden geçti. Çünkü Boluspor tarihinde ilk olarak Türkiye Kupası’nı müzesine göndermek üzereydi. Ama o da ne Bolu’ya özel emirle gelen orta hakem Sadık Deda el kol hareketleriyle golü saymadığını gösteriyordu. Küçük Anadolu ili Bolu’nun takımı Kenan Evren karşısında mağlup olmuştu. Kaderimize razı olduk ve hiçbir şey yapamadık. 

     Oysa bileğimizin hakkıyla tüm rakiplerimizi eleye eleye finale gelmiştik. Eğer Türkiye Kupası’nı almış olsaydık Bolu şehri, Boluspor takımı ve başkan olarak ben kıyamete kadar unutulmayacak bir başarının sahibi olacaktık. Maç bizim için o kadar önemliydi ki ben şahsen Boluspor’un yıllar boyu Türkiye Kupası’nda final oynayamayacağını adım gibi biliyordum. Bu bilinçle maç akşamı Devlet Su İşleri Gölköy Tesisleri’nde başta zamanın Valisi cennetmekan Adnan Darendereliler, zamanın Ağır Ceza Reisi cennetmekan Zeki Er ve protokole dahil diğer zevatla birlikte yediğimiz akşam yemeğinde futbolcularıma hitaben şöylece konuştum: (- Çocuklar, Boluspor tarihinde ulaşamayacağımız bir noktaya geldik. Belki de bu maç 100 yılda bir defa karşımıza çıkabilir. Şimdi herkesin huzurunda vasiyetimi açıklıyorum. Şayet yarın Ankaragücü’nü elerde kupayı Bolu’ya getirirsek mezar taşıma şöyle yazılacak. “Burada Türkiye Kupası’nı kazanan Boluspor’un Başkanı Yener Bandakçıoğlu yatıyor.”) Bu sözlerim büyük bir duygu seli yaşamamıza neden oldu. Herkes birbirleriyle kucaklaşıp zafere kilitlendi. 

     Şimdi tekrar yazımızın konusuna dönelim. Sayın Kenan Evren bu davranışıyla Boluspor takımını ve Boluspor Başkanı’nı dünya durdukça devam edecek bir şereften mahrum etti. Gerek Boluspor Kulübü’nün gerekse şahıs olarak benim bu şereften mahrum olmamız nedeniyle Kenan Evren davasına müdahil olabileceğimi hukukçu kimliğimle düşünüyorum. Ama ben kişi olarak böyle bir davranışın içine giremem. Ben sayın Evren’le bu dünyada değil ama Ruz-ı Mahşer’de hesaplaşmayı yeğliyorum. Zaten bu duygularımı eski gazetem bolununsesi’ndeki 8 Ağustos 2005 tarihli “Hakimin Temyizi Var Hakemin Temyizi Yok ( Sayın Kenan Evren’den Ruz-ı Mahşer’de Alacaklıyım)” başlıklı yazımda geniş bir biçimde yazmıştım. Yine eski gazetem bolununsesi’ndeki 2 Mart 1998 tarihli “Sayın Evren Artık Bir Açıklama Yapmalı” başlıklı yazımda da aynı konuyla ilgili tespitlerim sonunda sayın Kenan Evren’den bir açıklama beklediğimi hiç olmazsa yaptığı hatayı ikrar etmesini böylece hakkımı helal edebileceğimi de söylemiştim. Sayın Evren maalesef bu olgunluğu ve büyüklüğü gösteremedi. 

     Bizim bu konu, yıllar içinde ulusal basında da bir hayli yer aldı. Ülkemizin en büyük köşe yazarları sayın Melih Aşık, cennetmekan Yavuz Gökmen, Rauf Tamer ve Yılmaz Özdil Boluspor Ankaragücü olayını işlediler. Ayrıca Newsweek dergisinde uzun bir araştırma yazısıyla konu tekrar gündeme getirildi. Derginin bu yazısı internette de yayınlandı. Başlık “Kenan Evren de Şike Yaptı” idi. 

     Yılmaz Özdil bilindiği gibi şu anda Türkiye’nin en önemli köşe yazarlarından biridir. Konuyu sayın Özdil’in emsalsiz üslubundan bir kere daha okuyalım:
     “Taaa 1981’de Boluspor’un attığı buz gibi golün iptal edilmesi üzerine Türkiye Kupası’nı kazanmıştı Ankaragücü… Gazeteciliğin yanı sıra baro başkanlığı da yapan sıkı CHP’li, dönemin Boluspor Başkanı Yener Bandakçıoğlu, “Futbol Federasyonu ve hakem, darbeci Evren’in buyruğunu yerine getirdi, bu dünyada olmasa bile, mahşerde Evren’den alacaklıyım, demişti.

     Gördüğünüz gibi delillerim bir hayli kuvvetli. Bu delillerle vereceğim bir müdahale dilekçesinin mahkemece kabul edileceğinden hiç kuşkum yok. Ama ben hiçbir zaman Kenan Evren’den davacı olmayacağım. 1977 – 1980 yıllarının CHP İl Başkanı olarak ülkemizin içinde bulunduğu o korkunç şartları çok iyi bildiğimden sevapları günahlarından fazla olduğuna inandığım sayın Kenan Evren’le Ruz-ı Mahşer’de hesaplaşmayı yeğliyorum.
 

Yorumlar

Sayin Yener ağabey, Kenan Evren'in sevapları günahlarından nasıl fazla oluyor anlayamadım. Sizin bahsettiginiz o yıllarda ben ODTÜ'de ogrenci idim ve konulun nedensin kapatılması nedeniyle 1977 yerine, Nisan 1978'de mezun olabildik. O yıllardaki kargaşayı çıkaranların, kardesi kardeşe kirdiranlarin bizzat kendileri olduğunu nasıl unutabiliriz. Üstelik CHP'de İl Başkanlığı yapmış olan siz değerli büyüğüm bunları unutmuş olamaz! Hatta bir konuyu da hatırlatmak, altını çizmek isterim: Evren Darbesi'nde karlı çıkanlar, su anda yönetenler. Haksızmiyim sizce. Saygılarımla,

Burhan Oralp

Sayın Bandakçıoğlu, "..CHP İl Başkanı olarak ülkemizin içinde bulunduğu o korkunç şartları çok iyi bildiğimden sevapları günahlarından fazla olduğuna inandığım sayın Kenan Evren’le..."diye eklemeseniz yazınız oldukça anlamlıydı. Bu konuyu burada tartışmaya kalksak yazım alanı yetersiz kalır. Ancak şunu demek yanlış olmayacak. Üyeleri, sempatizanları o dönemde çok zarar gören CHP'nin o dönemki il başkanı böyle derse, CHP 12 eylül ile hiç bir zaman hesaplaşamaz diyenler haklı çıkar. Hesaplaşma işi de AKP ye kalır. O zaman CHP lilerde şu soruyu sürekli tekrarlarlar; yaa biz neden iktidar olamıyoruz?

Yagareser

Sevgili Başkanım Yener Abi; Bir Bolusporlu olarak o yılları ve her iki maçta bulunmuş bir kişi olarak olayları düngibi hatırlıyorum. Elimizden alınan bu kupanın Ankaragüçünede hayır getirmedigi aşikar. Ancak bizlerde Bolusporlu olarak ömrümüzde bu kupayı alma şerefine ermiş taraftar olacaktık. Ama darbeci yalakaları buna izin vemediler. Gönlüm bu konuyla ilğili Hukuk sürecini başlatıp hala içimizde uhte olan bu kupamızın geçte olsa gerçek sahibine teslimidir.Saygılarımla.

Zeki Özbakır