ÖMÜRLER BİTER “ O SENE BU SENE” BİTMEZ

Yener Bandakçıoğlu

     Takvim yaprakları yine hızla döndü. Gözümüzü açıp kapadık bir de baktık Boluspor yine Bank Asya 1. Lig’inde kalmış. Oldum olası bu Bank Asya 1. Lig lafını pek beğenmiyorum. Futbolda profesyonel lig vardır amatör lig vardır. Profesyonel lig eskiden 1. Lig, 2. Lig, 3. Lig diye ayrılırdı. Söylenmesi de gayet kolaydı. Son yıllarda çok fazla harcamalar dolayısıyla bir çok gelir kaynağına kavuşturulan futbolumuzda, Federasyon tarafından yapılan ihaleler sonucu parayı veren düdüğü çalar misali liglerimizin isim hakları da pazara çıkarıldı. Eskiden beri 1. Lig olarak bildiğimiz klasmanın en iyi takımlarını barındıran lige “ Spor Toto Süper Lig”, 2. Lig’e de “ Bank Asya 1. Lig” adı verildi. Bakalım ilerleyen yıllarda liglerimiz daha ne gibi yeni adlar alacaklar.

     Bu yıl aslında bizim gibi eskiler için 2. Lig olan ama yukarıda söylediğim gerekçelere göre Bank Asya 1. Lig’e çevrilmiş klasmanda, Bolusporumuz maalesef bir üst klasmana çıkamadı. Ligi Play- Off a bile kalamadan 7. likle tamamladı. Her şeyden evvel her zaman olduğu gibi şunu söylüyorum. Bolu gibi nüfusu az, ekonomisi kısıtlı küçük illerde Süper Lig’e çıkmak fevkalade zordur.

     Hepimizin gönlünden geçen takımımızın yeniden Süper Lig’de oynaması. Ama bu sadece istemekle olmuyor. Çünkü karşımızdaki takımlar da sahaya 11 kişi çıkıyorlar. Boluspor bu yılla birlikte tam 20 yıldır Süper Lig’e çıkmayı bekliyor. Bu yıl Süper Lig’e çıkma başarısını gösteren Mersin İdman Yurdu’nun tam 28 yıllık bir aradan sonra Süper Lig vizesini almış olduğunu söylersek daha önümüzde 8 yıllık(!) bir süre vardır demektir. Elbette ki bu cümlem bir espridir. Yoksa gönlümüz her zaman Boluspor’la beraberdir. 

     Geçen yılki Boluspor Genel Kurulu gözümün önünde. O ne heyecandı. Boluspor tarihinde belki de ilk defa bir genel kurul polis kordonu altında yapılıyordu. Sanırsınız ki Bolu’da kılıçlar çekilmiş. Herkes birbirinin kellesini almak için can atıyor.
İşte yine genel kurul yaklaştı. Umarım sevgili kardeşim, profesyonel futbol yöneticiliğine benim yanımda başlamış olan Emin Semercioğlu bu yıl böyle bir önleme gerek duymaz. Boluspor da polis ablukası altında kongre yapmak utancından kurtulur. Boluspor’un iç ve dış güçlere karşı her zaman birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. 

     Türkçemizde “ Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir” diye güzel bir söz var. Maalesef Boluspor bu deyime uygun olarak bir yılını heba etmiştir. Geçen yılki kongrede aday olan eski başkanlardan Yılmaz Becikoğlu’na karşı oluşturulan konsorsiyumda en az belediye başkanı Alaaddin Yılmaz ve eski başkanlardan Necip Çarıkçı kadar aktif rol oynayan ve bu rolleri dolayısıyla ilk yönetim kurulu toplantısında Genel Sekreterlik koltuğuna oturan, Baro Başkanlığı’nda halefim, 2003 – 2004 buhranlı sezonundaki genel sekreterim Av. Tuncay Alnıak’la, Genel Kaptanlık koltuğuna oturan sevgili kardeşim Nedret Yıldız’ın daha ilk günlerde görevlerinden istifa etmeleri, Boluspor’da bir ekol haline gelmiş olan İdari Menajer sevgili kardeşim Muharrem Demirel’in görevden alınması, sezon sonuna doğru Levent Eriş’in görevinden kaçarak istifası, bu günlerdeki Recep Aydoğanlı polemikleri bir şeylerin habercisiydiler. Hele son maçımızdan sonra Emin kardeşimin şeref tribününde yapayalnız kalması gözlerimin önünden hiç gitmiyor. Emin’i çok sevdiğim için o tabloya gönlüm razı olmadı ve yanına giderek geçmiş olsun dileklerimi sundum ve kendisini kucakladım. Bunlar futbolda olağan şeylerdir. İyi günlerde herkes alkışlar. Herkes tebrik için kuyruğa girer. Ama kötü günlerde yanınızda hiç kimseyi bulamazsınız.

      Bu günlerde tüm Türkiye 12 Haziran’da yapılacak Genel Seçim sonuçlarına endekslenmişse de Bolumuzda asıl gündem maddesi yaklaşan Boluspor Genel Kurulu’dur. Yerel basın haberlerinden ve de özellikle “ Şampiyon Boluspor” mecmuasından öğrendiğimize göre Emin kardeşim
      (-Boluspor’u şampiyon yapmadan başkanlığı bırakmam) demiş. Bu şekilde iddialı bir beyanat biraz yanlış olmuş. Emin mantıklı ve aklıselim sahibi bir kardeşimdir. Zaten böyle bir söylem Bolu kamuoyunda da inandırıcılık yaratmaz. Yine basın haberlerinden bilgi sahibi oluyoruz: Belediye başkanımız Alaaddin Yılmaz ile eski başkanlarımızdan Necip Çarıkçı da kapalı kapılar ardında tezekküre başlamışlar. Bu işin en doğru ve akılcı tarafı yine gazetelerden okuduğumuz eski başkanlardan Yılmaz Becikoğlu’nun önerisidir: Yılmaz kardeşim, Sayın Vali İbrahim Özçimen ile Sayın Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’ın vakit geçirmeksizin başta eski başkanlar ve önde gelen Boluspor sevdalılarını bir masa etrafında toplamalarını istemektedir. Bu öneri bana da makul geldi. Belki o toplantı sonunda tek bir adayla kongreye gitme olanağı buluruz. 

     Ne diyelim “ o sene bu sene” olmadı. Belki bu sene o sene olur.

MİLLİYET’ TEN BOLU’YA ATILAN MESAJ

     Her gün takip ettiğim Milliyet’in ekonomi sayfasında geçen gün Bolu’ya bir mesaj vardı. Küpürünü aynen sütunlarıma aldığım habere göre “Astay Gayrimenkul”, çeşitli projelerinin yanında 175 milyon dolar yatırımla OnaltıDokuz İstanbul Projesini Mart 2012’de hayata geçiriyormuş. Astay Gayrimenkul Bolu için yabancı değil. Hani turizm bölgemiz Karacasu’da Termal ihalesini iptal ettiğimiz ve teminatını yaktığımız şirket. O günden beri hala Karacasu’ya Termal Tesisleri yapacağız ninnisiyle uyutulup duruyoruz. İl Özel İdaremiz için Genel Sekreterlik sorunu yatırımların da önünde geldiğinden Termal Tesis Projemizi çöp tenekesine atmış olmalıyız.