OLUR BÖYLE ŞEYLER.. ZAMANINDA BOLUSPOR’DA DA OLMUŞTU.

Yener Bandakçıoğlu

Hafta içinde Posta Gazetesi’nde Teknik Direktör Hikmet Karaman’ın Manisaspor’dan istifasıyla ilgili bir haber dikkatimi çekiyor. Manisaspor’un Türkiye’de isim yapmış Teknik Direktörü Hikmet Karaman, Yönetim Kurulu’nun maaşını indirmesiyle ilgili kararı üzerine görevini bırakmış. Bir taraftan bu küçük ama önemli haberi okuyor, diğer taraftan da yıllar öncesine gidiyorum.
1983-1984 sezonunun ilk yarısında Boluspor oldukça zor günler yaşıyordu. Benim iki sezon önce başkanlığı bıraktığım cennetmekan Hulki Avlacıoğlu yönetimi neredeyse iflas bayrağını çekmiş ve takımımız büyük bir kaosa sürüklenmişti. Futbolcular antrenmanlara çıkmıyor ve de Avlacıoğlu Yönetiminin değişmesini istiyorlardı. Başta cennetmekan kaptanımız Nuri olmak üzere tüm futbolcular zaman zaman yazıhaneme gelerek kulüp başkanlığını yeniden almamı istiyorlardı. O şartlarda yeniden Boluspor Kulübü’nü almak çok büyük risk taşıyordu. Çünkü kulüp büyük bir borç yükü altındaydı. Cennetmekan Yavuz Kınacı’nın Sanayi Çarşısı’nda bulunan fabrikasında günler süren toplantılar yaptık. Kulübün borçlarını ve alacaklarını masaya yatırdık. Sonunda arkadaşlarımla birlikte yeniden kulüp yönetimini almayı kabul ettim. Ancak bir şartım vardı. Kulüpteki herkesin transfer ücretlerinden ve maaşlarından kesinti yapacaktım. Bu teklifim tüm görevliler ve futbolcularımız tarafından kabul edildi. Sadece o zamanki kulüp müdürü Zeki Tekin bu teklifimizi kabul etmedi ve Boluspor’dan ayrıldı. Aslen Çankırılı, o zamanki Sosyal Sigortalar Hastanesi’nde narkozitör olarak çalışmış olan Zeki Bey Bolu’dan ayrılarak Çankırı’ya gitti. Çok kabiliyetli bir insan olan Zeki Tekin, Çankırı’da Anadolu Sigorta’nın bayiliğini alarak çalışmaya başladı. Kendisiyle münasebetlerimiz Boluspor’dan ayrılmasına rağmen devam etti. Bir Çankırı –Boluspor maçında davetli olarak gittiğim Çankırı’da Zeki Bey’in sigortacılıktan epey para kazandığını gördüm. Hatta kendisi bana o zaman (-Hay Allah sizden razı olsun Yener Bey. Eğer o operasyonu yapmasaydınız ben belki de Bolu’da kalıyor olacak ve bu imkanlara kavuşamayacaktım.) demiştir. Halen Çankırı Turizm Derneği Başkanlığı yapan Zeki Tekin dostum geçtiğimiz 23 Nisan’da Çankırılı doğaseverleri Bolu’ya getirdi ve Bolu’nun güzelliklerini yaşattı. Gezi organizasyonundan önce kendisiyle bir iki telefon görüşmemiz oldu. Kalacak yer ve yemek konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Solmaz-Ahmet Baysal Öğretmenevi’nde kalan Çankırı kafilesi yemeklerini benim araya girmem sonucu Abant Göl Gazinosu’nda ve Bitur Restorantta yediler.
Boluspor’da bir ilk olan bu maaş indirme operasyonunu sevgili kardeşim Servet Yılmaz Bolu Gündem Gazetesi’nde çalışırken çıkarmaya başladığı “Boluspor’un Şanlı Tarihi” başlıklı büyük yazı dizisinde etraflı bir biçimde anlatır. Bu yazı dizisi maalesef Servet kardeşimin Bolu Gündem’den ayrılmasıyla yarıda kaldı. En büyük temennim Servet Yılmaz’ın öyle veya böyle “Boluspor’un Şanlı Tarihi” başlıklı yazı dizisini tamamlaması. Bildiğim kadarıyla Servet Yılmaz bu konuda büyük bir arşive sahip oldu. Bolu’da yayınlanan tüm gazetelere Servet Yılmaz da böyle bir arşiv olduğunu duyuruyor ve çok iyi bir gazeteci olan Servet Yılmaz’dan istifade etmelerini öneriyorum.
Yukarıda anlattığım Kınacı Yem Fabrikası’ndaki müzakereler sonucu Boluspor yönetimini Ocak 1984’te yapılan olağanüstü genel kurul sonucu daha önce benimle çalışmış değerli arkadaşlarım Mehmet İnceayan, Yavuz Kınacı, İbrahim Çelik, Nurettin Nes, Emin Semercioğlu ve onlar gibi diğer değerli arkadaşlarımla birlikte yeniden aldık. Kulüpte büyük bir borç vardı. Rahmetli eski başkanımız Hulki Avlacıoğlu bizim kendisini bu yükten kurtarmamıza ve yönetimi yeniden almamıza o kadar sevinmişti ki, Belediye Eski Nikah Salonu’nun sahnesinde o iri ve dev cüssesiyle ellerini semaya kaldırmış, salonu dolduran yüzlerce taraftarımız önünde “Allah sizlerden razı olsun” demiştir. Yönetimden külliyetli miktarda borç devralmıştık. Bu borçları ödememiz mümkün değildi. Sadece o zaman ticari işleri biraz bozulmuş olan eski başkanımız Hulki Avlacıoğlu’nun alacağını ödedik. Ancak Haluk Işın, Kemal Menekşe, Haydar Duran, cennetmekan Zeki Tuncer, cennetmekan Şevki Çatladı ve cennetmekan Altan Doyran arkadaşlarımızın kulüpten alacaklarını ödemedik. Bununla biraz da Boluspor’da yöneticilik yapmak isteyenlere bir mesaj vermek istiyorduk. Boluspor’da hiçbir yönetici kulübü borç içinde bırakmamalıydı. O zamanlar alacaklarını ödemediğimiz sevgili kardeşlerimin bu durumu, içimde hala bir ukde olarak kalmıştır. Ama ne yapalım içinde bulunduğumuz şartlar bunu icap ettiriyordu.
Evet sevgili okurlarım demek ki Manisaspor’da da böyle bir sorun var ki Teknik Direktörleri Hikmet Karaman’ın maaşında indirim yapma gereği duymuşlar. Biz o sene tüm personelin transfer ücretlerinde ve maaşlarında indirim yapmamıza rağmen, tüm personelimizin iyi niyetiyle hiçbir sorun çıkmadan sezonu tamamladık ve ligde kaldık. Bakınız Posta Gazetesi’nin küçük bir haberi nerden gelip nereye gitti. Yüce Allah tüm kulüp yöneticilerine akıl fikir verip kulüplerini borca sokmamalarını sağlasın. Başkanımız Necip Çarıkçı’nın sürekli ifadelerine göre halen Boluspor’un 4 trilyona yakın borcu varmış. Necip kardeşim bu seneki hedefinin bu borcu temizlemek olduğunu söylüyor. Zaten bu borç nedeniyle Boluspor’da kendine şampiyonluk hedefi göstermiyor. Bunun da ileride çok çeşitli dezavantajları olacak. Seyirci ve taraftar takımlarından her zaman şampiyonluk ister. Eğer bu borç dolayısıyla Boluspor şampiyonluk iddiasından uzaklaşır ise başta Necip Çarıkçı tüm yöneticilerimizin bu seneki işlerinin çok zor olacağını söyleyebiliriz.

ESKİ KARDEŞİM OĞUZ UÇAR KÖROĞLU GAZETECİLER CEMİYETİ ONUR KURULU ÜYESİ OLMUŞ.
Şehrimizin güzide meslek kuruluşlarından Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti, geçtiğimiz Cuma olağanüstü genel kurul yaparak yeni yöneticilerini seçmiş. Bolumuzun en velüt köşe yazarı sevgili kardeşim İmdat Aslan’ın başkanlığında teşekkül eden Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti Onur Kurulu’nda dikkatimi çeken bir isim var: “Eski kardeşim Oğuz Uçar.” Bolunun Sesi ve Boluda Yenihayat gazeteleri arşivleri eski kardeşim Oğuz’la yaptığımız kalem mücadelesinin örnekleriyle doludur. Oğuz, çok başarılı meslek hayatının sonunda yakın tarihlerde yeniden Bolu’ya döndü. Arada sırada güzel yazılarını okuyoruz. Benim kendisiyle hiçbir kişisel sorunum olmamıştır. Bundan sonra da olacağını zannetmiyorum. Bir zamanlar Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Oğuz Uçar kardeşimin elinden ve onun imzasıyla “Bolu Gazeteciler Cemiyeti Onur Plaketi” almıştım. Daha sonra bazı nedenlerle Oğuz Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığından ayrıldı. Ya da ayrılmaya mecbur tutuldu. O ayrılış kendisini biraz hırçınlaştırdı. Benim gibi asıl mesleği profesyonel gazetecilik olmayan kimi kalem erbabı Oğuz tarafından gazeteci olarak kabul edilmemeye başlandı.
Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni başkanını ve yeni kurullarını yürekten kutluyorum. Onlara başarılar diliyorum. Ancak gerek Yönetim Kurulu listesini gerekse diğer kurullar listesini incelediğimizde yüzde 90’a yakın değerli arkadaşım Oğuz’un tanımıyla gazeteci değiller. Oğuz da bu kurullarda yer aldığına göre şimdi bakalım neler diyecek yahut da yazacak. Ama ben Oğuz kardeşimin zamanla fikirlerinin değiştiğini zannetmek istiyorum. Bir kere daha yeni başkana ve yeni yönetime Oğuzlu kadrolarıyla sonsuz başarılar dilerim.

MUZAFFER ÇETİNKAYA’YI KAYBETTİK
Boluspor’un değerli eski yöneticilerinden Muzaffer Çetinkaya 2-3 yıl süren rahatsızlığı sonucu Cumartesi günü Yüce Allah’ın rahmetine kavuştu. Muzaffer’i dün –Pazar- kalabalık bir cemaatle Paşaköyü Mezarlığına defnettik.
Bolu’nun en meşhur erkek terzilerinden biri olan Muzaffer’in, Özel İdare İşhanı’nın altındaki dükkanı bir zamanlar Boluspor’un kalbinin attığı bir mekandı. Muzaffer, bir taraftan elindeki seçkin müşterilerine ait elbiseleri hazırlar, diğer taraftan da yine dükkanını hiç boş bırakmayan seçkin Bolusporlularla Boluspor’un her konusunu masaya yatırırdı. Eski başkanlarımızdan Hulki Avlacıoğlu, eski Orman Başmüdürümüz cennetmekan Nevzat Salih Göktaş, eski Akbank Müdürümüz cennetmekan Erkan Kahya, namlı kerestecilerden cennetmekan Engin Mert ve daha bir çok Boluspor’lu bu dükkanın günlük müdavimiydiler. Ben de sevgili kardeşime sırası geldiğinde birkaç takım elbise diktirmiştim. Bu dükkanın şöhreti zamanla o kadar artmıştı ki burası Bolusporlular arasında “DÜM” yani “Dedikodu Üretim Merkezi” olarak anılmaya başlamıştı. Bu isim ince bir mizahi kavram içeriyordu. Yoksa orada her şey Boluspor’un lehine düşünülüyor ve konuşuluyordu.
Muzaffer 1988 yılında Boluspor yönetimini Yılmaz Becikoğlu’na devrettiğim Mayıs kongresinde Boluspor Yönetim Kuruluna girdi ve Boluspor genel kaptanlığı gibi çok önemli bir görevi üstlendi. Daha sonraki yönetimlerde de görev aldığını hatırlıyorum. Ancak 1988 öncesi benim yönetimlerimde kendisiyle çalışma onurum olmamıştı. Bu değerli kardeşimin yine yaygın bir lakabı vardı. Herkes ona “Tintin Muzaffer” derdi. Bu tanımlamayı kim yaptı şu anda bilmiyoruz. Ama Muzaffer’in kısa boyundan ve çok gezmesinden kaynaklanan bir tabir olduğu da açıktır.
Sevgili kardeşim sevenlerini, dostlarını ve Boluspor camiasını acılar içinde bırakarak ebedi aleme göçtü. Mekanının Cennet olacağına inanıyorum. Çünkü hayatta kimseyi kırdığını ve üzdüğünü görmedim. Başta muhterem eşleri Seniye Çetinkaya hanımefendi olmak üzere evlatları Nilgün Çubukçuoğlu ve Sevgi Aytugar’a, damatlarına, torunlarına, tüm aile efradına ve de Boluspor camiasına başsağlığı diliyorum. Bu vesileyle genç yaşta kaybettiğimiz oğlu Zafer Çetinkaya’yı da rahmetle anıyorum.