OLUP BİTENLER KIZILAY’A YAKIŞMADI

Yener Bandakçıoğlu

Son günlerde Bolu gündeminin bir numaralı konusu herhalde Kızılay Bolu Şubesi ile ilgili süreç olmalı. Konu malum. Yılmaz Özarslan başkanlığındaki Bolu Kızılay Yönetim Kurulu, kendi içinde yaptığı toplantıda13 Şubat 2011 Pazar günü olağanüstü genel kurul kararı alıyor. Bu tamamen normal ve hukuka uygun bir karardır. Bu kararın niçin ve neden alındığı konusunda şu ana kadar doyurucu bir açıklama yapılmadı. Ayrıca olağanüstü genel kurulda da bu konu tam bir açıklığa kavuşturulmadı. Etrafa yansıyan haberlere göre Kızılay’da çalışan bir görevlinin işine son verilmiş. Ayrıca bu görevlinin başvurusu üzerine de Kızılay’ın bilgisayar kayıtlarına el konulmuş. Bu arada o yönetimde görevli Hayri İnceayan ile Uğur Ersan’ın yönetim kurulu üyeliklerinin de düşürülmesine karar verilmiş. Bizim bu konudaki bildiklerimiz bu şekilde. Böylece Kızılay Bolu Şubesi yukarıda değindiğim gibi bir olağanüstü genel kurula gidiyor. Daha doğrusu gitti.
Buraya kadar her şeyi normal görebiliriz. Ayrıca Bolu Kızılay’ının en kıdemli üyelerinden biri olarak hatta hatta Bolu’da Cennetmekan Dr. Rıfat Ersoy’dan sonra yönetim kurullarındaki çalışma sürem için almış olduğum Altın Madalya hamili olarak Bolu Kızılay Şubesi hakkında konuşma ve yazma önceliğimin olduğunu düşünüyorum. Genel Kurul’dan önce bir gün İkindi Namazı’nı müteakip Tabaklar Camii’nden çıktığım bir sırada değerli kardeşim Yılmaz Özarslan ile çok sevdiğim değerli meslektaşım Av. Sabri Erhendekçi ile karşılaştık. Hoş beşten sonra Sayın Özarslan beni bir çay içimi için şubeye davet etti. Yönetim kurulundan ayrıldıktan sonra iki üç yıl var ki şubeye çıkamamıştım. Bu daveti memnunlukla kabul ettim ve hep birlikte şubeye çıktık. Sayın Özarslan son gelişmeleri özetledikten sonra kalkışıma yakın başkanlığa yeniden aday olduğunu söyleyerek kongre divan başkanlığına verilmek üzere hazırladığı başkanlık teklif önergesini imzalamamı istedi. Hiç tereddütsüz imzamı attım.
Aradan bir süre geçtikten sonra Hayri İnceayan kardeşim de ziyaretime gelerek başkanlık için aday olduğunu, beni de Ankara Genel Merkez Genel Kurulu Bolu Delegeliğine yazmak istediğini söyledi. Hayri’ye çok açık bir biçimde Yılmaz Özarslan’ın başkanlık teklifini imzaladığımı söyledim. Hayri kardeşim, bunun hiçbir mahsuru olmadığını çok medeni bir şekilde ifade edince Hayri’nin teklifini kabul ettim.
Olağanüstü toplantının bir hayli hararetli geçeceği salondaki hazırlıklardan belli oluyordu. Olası hareketlilik için de emniyet müdürlüğü ekiplerimiz gerekli tedbirleri almıştı. Genel Kurul büyük bir olgunluk içinde başladı. Genel kurul kararı alan yönetimin ikinci başkanı çok sevdiğimiz değerli kardeşim Dr. Hüseyin İka, Genel Kurul ilanına, teamüllere ve dernekler kanununa aykırı bir biçimde divan teşekkül etmeden bir sunum yapmaya başladı. Bu tamamen yanlış bir tutumdu. Sevgili doktorumuza yaptığı işin yanlış olduğunu nazikane ve içten cümlelerle ikaz ettim. Herkes benim bu ikazımı bekliyormuş ki, salonda bulunan İl Dernekler Müdürümüz Sayın Refik Özçelik dostumuz ve diğer bazı delegeler itirazda bulununca Hüseyin İka kardeşimiz bu çok yanlış uygulamadan vazgeçmek mecburiyetinde kaldı ve divan seçimlerine geçildi. Doğru olan divanın açılıştan hemen sonra seçilmesi ve göreve başlamasıydı. Divan başkanlığı görevi Ankara’dan gelen genel merkez yönetim kurulu üyesi tarafından deruhte edildi. İki başkan vekili ve iki katip üye de görüldüğü kadar başkan adayları tarafından tespit edilmişti. Bu arada yine Ankara’dan gelen bir diğer genel merkez yönetim kurulu üyesi arkadaşımız da fiilen Yılmaz Özarslan demese bile zımnen Yılmaz Özarslan’ı destekleyen uzunca bir konuşma yaptı. Başkan adayları Hayri İnceayan ve Yılmaz Özarslan’ın konuşmaları da normal sayılabilecek dozajdaydı. Artık bundan sonrası genel kurul delegelerinin oylarına kalmıştı. Delegeler divan başkanlığının gözetiminde yine açık oyla seçilmiş tasnif kurulunun yönetiminde oylarını kullanmaya başladılar. Herkes büyük bir intizam içinde sıraya geçti ve yavaş yavaş oy sandığına doğru ilerlemeye başladı. Görüntü her şeyin Kızılay’ın şanlı tarihine uygun bir biçimde sonuçlanacağını gösteriyordu. Aynı saatlerde Bolu’da Yenihayat’a gidip köşe yazımı yazma mecburiyetim dolayısıyla oyumu kullandıktan sonra sayın divan başkanıyla bir iki kelime edip vedalaştım ve salondan ayrıldım. Ancak bir değerli arkadaşıma da sonuçların belli olması halinde telefonla bilgilendirilmemi rica ettim. Bir süre sonra beklediğim telefon geldi. Seçimi Sayın Hayri İnceayan 112 oyla kazanmıştı. Sayın Yılmaz Özarslan’ın oyu da 85’te kalmıştı. Bu sonucu normal karşıladım. Çünkü seçimle gelinen görevlerde mutlaka bir yıpranma söz konusu oluyordu. Böylece Yılmaz Özarslan kardeşimin Kızılay’daki görev süresi sona ermişti. Artık çalışmaları Kızılay Bolu Şubesi tarihine geçecek ve arkadaşımız herhalde yeni yönetimin başarılı olması için elinden gelen gayreti gösterecekti.
Ama ertesi gün bu düşüncelerimin gerçekleşmediğini, görevi güzel ve dostça bir devir teslim töreninden sonra devralmak için Kızılay Bolu Şubesi’ne giden Hayri İnceayan ve arkadaşlarını bir sürpriz bekliyordu. Kızılay Bolu Şubesi’nin kapısı kilitliydi. Ortalıkta ne Yılmaz Özarslan ne de Kızılay çalışanları vardı. Bu güne kadar hiçbir Kızılay şubesinde olmayan bu davranış beraberinde birçok kuşkuyu da insanların aklına getiriyor birçok dedikodunun üretilmesine neden oluyordu. Bence bu tam bir skandaldı. Günler günleri kovaladı. Aradan neredeyse 15 güne yakın bir süre geçmesine rağmen devir teslim hala yapılamamıştı. Aslında derneklerde mutlaka bir devir teslim yapılacak diye kural da yoktur. Düşünelim ki eski yönetim devir teslim için bir sene şubeye gelmedi. Yeni yönetim bu bir senelik süreçte bekleyecek mi? Ellerinde tapu senedi gibi kongre genel kurul zaptı ve seçim tutanağı var. Bu tutanaktaki baş imza da divan başkanı genel merkez üyesinin.
Bu skandal böylesine devam etmekteyken bir de ne duyalım. Genel merkez Bolu’ya iki müfettiş göndermiş. Bu müfettişler genel kuruldaki usulsüzlükleri saptayıp rapor vereceklermiş. Bu müfettişlerin gönderilmesi de ikinci bir skandaldır. Çünkü genel kurulu divan başkanı olarak genel merkez yönetim kurulu üyesi idare etmiş bir diğer genel merkez üyesi de güzel güzel konuşmuştu. Neyse, bakalım müfettişler de ne diyecekler derken bir bomba daha patlıyor ve skandal tam bir komediye dönüşüyor. Genel Merkez şube seçimlerini yok sayıp Bolu Şubesi’ni tedvire yeni bir kurul oluşturuyor. Kurulun başkanı kim? Çok sevdiğimiz ve İzzet Baysal Devlet Hastanesi’ndeki başarılı çalışmalarını her platformda dile getirdiğimiz Hüseyin İka kardeşimiz. Yani bir önceki yönetimin ikinci başkanı yani kongredeki Yılmaz Özarslan listesinin ağır topu. Yani Ali, Veli değil Veli, Ali. Yeni görevlendirilen yönetimin diğer üyeleri de şu veya bu şekilde Yılmaz Özarslan ekibinden. Göstermelik olarak Hayri İnceayan listesinden sevgili meslektaşım 2008 Hac arkadaşım Erol Altıntaş da herhalde olası eleştirileri göğüslemek için yönetime alınmış. İşin garibi Erol kardeşim yerel basına verdiği demeçlerde bu görevlendirme için kendisine hiçbir şekilde bilgi verilmediğini ve onayının alınmadığını söylüyor.
Açıkça ifade etmek gerekir ki bu yönetim hiçbir şekilde Bolu Kızılay delegasyonunu temsil edemez. Doğmadan ölüdür. Yapacakları icraatlar da üzerlerine yüklenen kamburun altında kalmaya mahkumdur. Eğer Hüseyin İka kardeşim sağduyu ile hareket etmek isterse bu görevi kabul etmemelidir. Zaten yine duyumlarımıza göre demokratik seçimin galibi Hayri İnceayan ve arkadaşları bu komedinin sona erdirilmesi için yasal haklarını kullanmak üzere dava açmak üzeredirler.
Bir zamanlar Kızılay tüm Türkiye’de büyük bir itibar kaybına uğramış ve sonra da adeta yeniden doğmuştu. Bugün gelinen noktada Kızılay Bolu Şubesi büyük bir itibar kaybetmiştir. Bu itibarın yeniden tesisi için Hüseyin İka ekibinin en kısa sürede istifa etmesi gerekmektedir.