KARAKADI CAMİİ’NİN ESRARI

Yener Bandakçıoğlu

     Bu satırları gazetemizin çok güzel Yazı İşleri Müdiresi Selda Sağ kardeşimin bilgisayarına döktüğüm sıralarda saat 15:47’ yi – Pazar- gösteriyordu. Vatandaşlar büyük bir şuur içinde, dört yılda bir önlerine sunulan memleketin mukadderatında söz sahibi olma fırsatını kullanmak üzere sandık başlarını doldurmuşlardı. Katılımın bir hayli yüksek olduğu ya da olacağı anlaşılmaktaydı. Seçimlerin tüm ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

     Herkes seçim sonuçlarını merak ettiğinden yazılı basında biz köşe yazarları için bu hafta talihsiz bir haftadır. Çünkü herkes partilerin aldığı oylarla, çıkaracağı milletvekilleriyle hemhal olduğundan pek köşe yazıları okunmaz. Ona rağmen sütunumuzun boş kalmaması için bir şeyler karalamak da görevimiz.

     Bir ayı aşkın bir süredir devam eden seçim kampanyası sırasında nahoş bir olayın olmadığını memnuniyetle görebiliyoruz. Değerli liderlerimiz, programlarının elverdiği bütün şartlara uyarak yurdu karış karış gezdiler. Teknik imkânlardan da – uçak ve helikopter gibi - yararlanmak suretiyle bir günde dört ayrı yerde miting yapma başarısını gösterdiler. En çok gezen lider de mensubu olduğum CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Kılıçdaroğlu 81’de 81 yaptı. Sayın Başbakanımız ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de Kılıçdaroğlu’na yakın bir performans sergilediler. Sayın liderler yukarıda belirttiğim gibi daha önceden hazırlanmış programları icabı gitmek istedikleri her yere gittiler. CHP ve MHP liderleri yıllardan beri miting yapamadıkları başta Diyarbakır diğer Güneydoğu illerinde de miting yaptılar. Bunu demokrasimiz açısından çok kayda değer buluyor gerek miting yapanları gerekse o mitinglere katılan yurttaşları yürekten kutluyorum.

     Gelelim yazımızın konusuna.. Tarafsız yorumcular ve de kendisini sürekli destekleyen mesela Milliyet’ten Hasan Cemal gibi çok etkin köşe yazarlarının da üzerinde durdukları gibi Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu kampanya süresi boyunca oldukça hırçın bir üslup sergiledi. Durduk yerde Cennetmekân İsmet Paşa’ya çatması hiç de hoş olmadı. Tabiatıyla Erdoğan, İsmet Paşa kanalıyla CHP’ye çatıyordu. İmam- Hatip Lisesi mezunu olan Sayın Erdoğan, İsmet Paşa’ya çatarken dinimizin en büyük buyruklarından biri olan “ Ölülerinizi hayırla yâd edin” buyruğunu unutmuş gözüküyordu. Aynı zamanda Sayın Erdoğan bu memlekete demokrasiyi o çattığı İsmet Paşa’nın getirmiş olduğunu da unutmuş görünüyordu. Eğer başta büyük Atatürk ve İsmet Paşa gibi Milli Mücadele kahramanları olmasaydı bugün herhalde Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve diğerleri işgal ettikleri koltukların yüzünü hiçbir zaman göremeyeceklerdi. Yine Sayın Erdoğan bu mitinglerinden birinde elinde Fi tarihinde imzalanmış bir kararnameyi sallayarak İsmet Paşa’nın Bolu Karakadı Cami’ni ahır haline getirdiğini cümle âleme ilan ediyordu. Böylece küçük Bolu ili Sayın Erdoğan’ın sayesinde bir kere daha manşetlere çıkmış oldu. Başbakanımızın Karakadı Cami diye söylediği camiyi biz Kadı Cami diye biliriz. Bolu’da, Çarşı diyebileceğimiz bölgede olması dolayısıyla cemaati en az olan camilerimizden biridir. Ben, ilkokul birinci sınıfı 1946 yılında Cami’nin hemen bitişiğinde şimdi Özel İdare İş Hanı’nın bulunduğu yerdeki Gazipaşa İlkokulu’nda okudum. Bu Cami’nin ahır olduğunu bilmem. Burası o yıllardan beri bir süre İl Kütüphanesi olarak kullanıldı. 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelip Halk Evleri’ni kapatması sonucu şimdi kartpostallarda yaşayan ve büyük Atatürk’ün Bolu’ya teşriflerinde bir gece kaldığı Halk Evi’nin arka bölümündeki tiyatro ve konser salonu Bolu İl Kütüphanesi’ne tahsis edildi. Bu yıllarda ben Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiydim. Fakülteye pek devam etmezdim. Günlerim Yazı İşleri Müdürü olduğum Abant Gazetesi’nde, bu gazetenin sahibi Cennetmekân Eczacı Turgut Çulha’nın ana cadde üzerindeki Yeni Eczanesi’nde geçerdi. Sıklıkla da kütüphaneye gider ders çalışırdım. Kütüphanemizin müdürü İlköğretim Müfettişi orjinli Akçakocalı Kemal Kutluata’ydı. Kütüphanemizi memuru Cennetmekân Sabri Keha aynı zamanda Bolumuzun bir numaralı cilt ustasıydı. Bir de yine memur olarak keramettin Pempeci hoca vardı. Keramettin hoca Sara hastasıydı. Arada sırada Sara nöbeti gelirdi. Bu müdavimliğim sırasında kütüphanemizin görevlileriyle oldukça samimi olmuştum. Ancak, hani çok samimiyet tez ayrılık getirir derler ya zamanla müdür Kemal Bey’le ters düştüğüm konular oldu ve bir gün o gençlik halimle Abant Gazetesi’nde kütüphane çalışmalarını eleştirir “ Miletin malı deniz yemeyen domuz” başlıklı bir yazı yazdım. Bu yazı üzerine müdür Kemal Bey beni şikâyet etti. Bolu Toplu Basın Mahkemesi’nde yargılandım. Mahkeme sonunda beraat ettim. Bu davanın kayıtları da arşivimde vardı. Ancak bunları şuanda bulamıyorum. Bulduğum zaman bu sütunlarda neşredeceğim. O zamanlar kalemim çok sert olduğundan birkaç defa Bolu Toplu Basın Mahkemesi’nde yargılanmıştım. Mahkeme Başkanı Cennetmekân 1961 seçimlerinde Bolu Senatörü olan Sırrı Uzunhasanoğlu’ydu. Uzunhasanoğlu’nun yargılama sırasında bana karşı gösterdiği müsamahanın nedenini ileride Adalet Partisi’nden Bolu Senatörlüğü’ne adaylığını koyduğu zaman anlayacaktım.

     Esaslı bir tamirattan sonra da Kadı Cami yeniden ibadete açıldı. Bir Başbakan’ın bu şekilde Kadı Cami’ne ahır yapıldı demesini yadırgıyorum ve Başbakan’a kimler o bilgiyi vermişse onları da kınıyorum. Kişisel fikir olarak şunu da söylemek mecburiyetindeyim. İkinci Dünya Savaşı’nın en buhranlı zamanlarında Türkiye’yi savaşa sokmayarak emsalsiz bir diplomasi zaferi kazanan İsmet Paşa belki ordumuzun acil ihtiyaçları için bazı camilerimizin depo olarak kullanılmasını kabul etmiş olabilir. Ama bu şekilde ordu ihtiyacına tahsis edilen camilerimiz hiçbir zaman ahır olarak kullanılmamıştır. Zaten böyle bir şeye de zamanın Genelkurmay Başkanı Cennetmekân Mareşal Fevzi Çakmak da müsaade etmezdi.

     Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kampanya sırasında ifade ettikleri “ Benim zamanımda olsaydı, Apo’yu asardım” sözleri de önümüzdeki günlerde bir hayli ses getireceğe benziyor. Bakalım Sayın Erdoğan bu sözlerimin altından nasıl kalkacak.

     Yazımın sonlarına geldiğim sırada saatler 16:30’u gösteriyordu. Yarım saat sonra sandıklar açılacak hemen tasnifler başlayacaktı. Milli iradenin en güzel irade olduğuna dair değişmez inancımla sandıktan çıkacak sonuçların bütün partilerimize ve vatandaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Dilerim seçimlerin en kazançlısı Yüce Türk Milleti olsun.