İYİ Kİ "KOKAİN" KULLANILIYOR DENİLMEDİ

Yener Bandakçıoğlu

Son günlerin Bolu'sunun en önemli olayı bence, ünü artık neredeyse Dünyaya yayılmak üzere olan "Bolu Çikolatası" üzerine yapılan eleştiriler, bu eleştirirler üzerine birbirini takip eden yorumlar ve de yargısız infaz türü saldırılardır.
Zaten bir elin beş parmağını geçmeyen Bolu markaları içinde son yıllarda Bolu çikolatasının açık ara öne geçtiğini hepimiz biliyoruz. Benim Bolu markaları üzerine inceleme yazılarım bir haylidir. Şu anda yine ülkemizin en tanınmış markalarından biri olan "Bolulu Hasan Usta" markasını da Bolu yerel basınında ilk defa ben yazdım ve bu markanın sahibinin Bolulu olmadığını açıkladım. Ancak bu kişinin Bolulu olmadığını da eleştirmedim Bolu ismine verdiği katkılardan dolayı Bolu Belediyesi'ne ve Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı'na bir görev vererek bu kişiye "Bolu Fahri Hemşerilik Beratı" verilmesini, ayrıca "Bolulu Hasan Usta" tatlılarının mutlaka Bolu'da bir şube açmasını istedim. Maalesef bugüne kadar bu iki dileğimde gerçekleşmedi.
Bolu çikolatası ile ilgili yazılarımda geçmiş tarihlerdeki Bolununsesi ve Boluda Yenihayat gazetelerinin arşivlerinde yer aldı. Bolumuzun en girişimci, en saygılı ve en beyefendi insanlarından biri olan Hasan Aksoy'un eski tarihlerde bir mecmuaya verdiği beyanatta Bolu çikolatasının mucidi İmren'in - Cennetmekan İsmail - Arif Kesim abilerimin - isminden bahsetmemesini bir vefasızlık örneği olarak gördüğümü ve Hasan'ı bu yönden eleştirdiğimi yazmıştım. Hasan o her zamanki nezaketiyle eleştirimi haklı bulduğunu ve en kısa süre içerisinde İmren'e gidip muhterem Melahat Kesim ablamla görüşeceğini söylemişti. İtiraf etmeliyim ki bu görüşmenin yapılıp yapılmadığını da bilemiyorum.
Aradan geçen günler içinde Hasan'ın markası "Bolçi" bir füze hızıyla büyüdü. Yurt içinde ve yurt dışında tanındı. Çok rağbet gören bir şekerleme olarak büyük bir satış hacmine ulaştı. Bolçi'nin bu kadar büyümesinde Milliyet'in güçlü köşe yazarı Melih Aşık'ın meşhur "Açık Pencere" sütununda birkaç kez Bolçi'den bahsetmesinin de rolü olduğunu zannediyorum. Bu gelişmenin ardından Hasan, önüne gelen fırsatları iyi değerlendirerek, yani şekerleme konusunda Dünyanın belli başlı fuarlarını gezerek, oralardan gerekli makineleri ithal ederek büyüdü de büyüdü. Onun bu başarısı ve başarısının getirdiği zenginliği diğer birçok kişi ve müessese tarafından hayranlıkla izlendiğinden Bolumuzda çeşitli isimler altında Bolçi örneği çikolataların imal edilmeye başlandığını gördük. Basına yansıdığına göre bu tür firmaların sayısı 30 a yaklaşmış. Aynen pişmaniye imalatçıları gibi. Türkiye'de imal edilen pişmaniyeler içinde hiçbirisi "Mudurnu Saray Helvası'nın" yerini tutmaz. Ama onlarca firma, Saray Helvası imal eder. Yol boyundaki tüm satış noktalarını dikkatli bir gözle incelerseniz kutu kutu pişmaniyelerin arasına hakiki Mudurnu Saray Helvası'nında gizlenmiş bir şekilde konduğunu görürsünüz. Yani vatandaş Mudurnu Saray Helvası alıyorum diye, başka firmaların kutularını alır.
Geçtiğimiz hafta yerel basına yansıyan bir haberin doğrusu bu kadar gürültü çıkaracağı hiç tahmin edilmiyordu. Habere göre Tarım İl müdürümüz Mehmet Altun şehrimizdeki Bolu çikolatası imalatçılarını huzuruna çağırarak kulaklarını bükmüş: ( - İmalatlarınızda Kokolin kullanıyorsunuz. Ayağınızı denk alın. ) Size bir şey söylesem belki inanmayacaksınız. Bu yaşıma geldim "Kokolin nedir? duymadım." Benim bildiğim bu türevde "Kokain" dediğimiz keyif verici madde vardır. Onu bile, ne gördüm ne tattım. Sayın müdürümüzün bu ikazından sonra bakalım bu Kokolin ne menem bir şeymiş diye araştırmaya başladım. Meğer Kokolin denen çikolata benzeri madde kakao tozu, margarin ve peynir altı suyundan imal edilen ve bu yönüyle ucuza maledilen çikolata benzeri bir şeymiş. Yoğurt suyunu bilirdim ama yine bu yaşta peynir altı suyunu da öğrenmiş olduk.
Vay sen misin? imalatında Kokolin kullanan Hasan Aksoy. Bolu çikolatasını yıllarca süren çabalarının karşılığı bir marka haline getiren bu sevgili kardeşim bir anda tu-kaka oluyor. Bir yerel gazetenin mesaj defteri Bolçi'yi ve Hasan Aksoy'u hedef alan mesajlarla dolmuş bulunuyor. Bütün bunlara karşın Hasan Aksoy kardeşim Bolu Gündem refikimizin 19.08.2010 günü nüshasında bütün bu suçlamalara cevap nitelikte bir röportaj verdi. Hasan bu röportajında Kokolin'in Türk Gıda Kodeksi'ne uygun sağlıklı bir ürün olduğunu, 4 yıl öncesine kadar Türkiye'de Kokolin ve çikolata ayrımının bulunmadığını, kaplamalı olarak yapılan bütün ürünlerde kestane şekeri, lokum, pişmaniye ve Bolu çikolatası gibi ürünlerde devamlı kullanıldığını, depolama ve satışta kaplam ve muhafaza şartlarına daha dayanıklı olduğunu, Kokolin ve çikolata ayrımının 4 yıl öncesi Avrupa Birliği uyum yasalarında yer aldığını, Bolçi'nin ISO-22000, HACCP güvenlik sertifikalarına sahip bir tesiste üretilmekte olduğunu açıkladı.
Böylece Hasan'ın imalatında yanlışlıklar yapmadığını öğrenmiş oluyoruz. Bundan sonra ambalajların üzerinde Kokolin ve çikolata ibarelerini gördüğümüzde canımız hangisini isterse onu alabileceğiz. Tabiatıyla çikolatalı Bolçi'nin fiyatı ayrı, Kokolinli Bolçi'nin fiyatı ayrı olacak. İnsan sağlığı açısından hiçbir mahsuru olmayan bu ikilem nedeniyle, Bolumuzun bir markasını ülke içerisinde 1300 satış noktasına yayan , ülke dışında da aralarında Belçika, Almanya, Bulgaristan, İtalya gibi Avrupa Birliği ülkeleriyle ve Kanada, Özbekistan, Tunus'a ihraç edilen bir konuma getiren Hasan Aksoy kardeşimizi alkışlayalım.

Cevat Alparlan'ı Kaybettik

Bolumuzun değerli evladı, emekli jandarma tuğgeneral, Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Ankara şubesi başkanı Cevat Alparslan'ı kaybetmiş bulunuyoruz. Bütün hayatı boyunca ülkesine ve memleketi Bolu'ya faydalı olmak için çalışan ve bu çabalarını son nefesine kadar sürdüren cennetmekan abimiz fevkalade kibar, beyefendi ve bilgili bir insandı. Emekli olduktan sonra bir köşeye çekilmemiş, sosyal ve edebi faaliyetlerini sürdürmüştü. Çok başarılı bir araştırmacıydı. Bolu kültürüne birçok eser kazandırdı. "Aşık Dertli, Aşık Figani ve Köroğlu derlemesi," "Akşemseddin'in hayatı, eserleri, şiirleri kitabı, bu kitabın son bölümüne eklediği Bolu Erenleri" ve de "Bolu'dan Yetişen Şair, Yazar ve Devlet Adamları, Bolu'nun Hayırseverleri, Bolu'ya Katkı Sağlayan Proje Öncüleri adlı kitabı bunların arasındadır. Muhterem abim 529 sayfalık bu eserinin 230. sayfasında bana yer verme lütfunda bulundular. Bana ayrılan sayfalarda "Hakimin Temyiz'i Var, Hakemin Temyiz'i Yok ( Sayın Kenan Evren'den Ruz-u Mahşerde Alacaklıyım) başlıklı yazımı yayınlamıştı. 1981-1982 futbol sezonunun sonunda kazanmak üzere olduğumuz Türkiye Kupası'nı Kenan Evren'in emriyle nasıl Ankaragücü'ne kaptırdığımızı hikaye eden o yazım Boluspor'un şanlı tarihinin temel taşlarından birini anlatıyordu. 
Kendisiyle, her yıl yapılan ve divan başkanlığını deruhte ettiğim Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı'nın yıllık toplantılarında hasret giderme olanağını bulurdum.
Cumartesi günü Ankara'da yapılan cenaze törenine maalesef katılamadım. Günün uzunluğu, aşırı sıcak ve nöropatik ayak ağrılarım ile, şeker problemime dayalı oruçlu olmam beni son görevime gitmekten alıkoydu. Muhterem abimin affedeceğini umuyorum.
Kendisine Yüce ALLAH'tan rahmetler, muhterem eşleri hanımefendiye, evlatlarına, torunlarına, akrabalarına, dostlarına ve tüm Bolu halkına başsağlığı dilerim.