İKİ DEĞERLİ KARDEŞİMİN YAKIN TARİH ANILARI

Yener Bandakçıoğlu

Bolu Gündem refikimiz Suha Alparslanın genel yayın yönetmenliğini deruhte etmesinden sonra bir hayli mesafe almaya başladı. Gazete, günlük olarak çıkmanın zorluklarına rağmen zengin bir mündericat taşıyor. Gazetenin haber servisinden Zeki Ercivan kardeşimde değişik konularda yaptığı röportajlarla okuyucuların beğenisini kazanıyor. Geçtiğimiz hafta içinde Zekinin, Av. Ahmet Özcanla yaptığı bir röportaj üç gün boyunca sürdü. Av. Ahmet Özcan, Boluda sosyal demokratlar içinde temayüz etmiş, siyasi duruşunu ve kimliğini hiç değiştirmemiş Bolu CHP İl Örgütünün en seçkin ve kıdemli üyelerinden biridir. Uzun siyasi hayatına rağmen o da benim gibi talihsizler kervanına dahil olduğundan milletvekili seçilememiştir. Zeki Ercivan kardeşimin yaşı itibariyle Ahmete sorduğu soruların bir parça Suha Alparslan destekli olduğunu zannediyorum. Ancak ne olursa olsun yukarıda değindiğim gibi Zeki başarılı bir gazetecilik örneği göstererek Ahmet Özcanın da rol aldığı bir dönem CHPsinin tarihin derinliklerinde kalmış gerçeklerini ortaya çıkarıyor. Çok ilgi ile takip ettiğim bu röportajda Ahmet kardeşim dolaylı ve dolaysız olarak kendi ifadesi ile Yener Bey den de bahsediyor. Ahmet hayatım boyunca bana abi diyen çok sevdiğim bir kardeşimdir. Yener Abi yerine Yener Bey demesini yadırgadığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Öncelikle Ahmetin benimle ilgili dolaylı bir görüşüne gelelim: Ahmet 1978 yılındaki hatıraları meyanında şunları söylüyor: (/ Sadece 1978de İlçe Başkanlığı seçiminde adaylığımız oldu. Fakat biz delege olamadık. Başak Sinemasıında yapılıyor bu seçim. Bizi uzun süre içeri sokmadılar. Delege olmadığımız için konuşmada yapamadık. O dönemde de, bu dönemde olduğu gibi ayrılıklar keskindi.) şimdi bu sözlerin seninle ne ilgisi var diyebilirsiniz. Ahmetin dediği gibi 1977 seçimlerinden sonra CHP Bolu İl Örgütü tabiatıyla o zamanlar Düzce Boluya bağlıydı/. Bolu il Örgütü kelimenin tam manasıyla Bayram Turan Çetin ve Haluk Karabörklü taraftarları olmak üzere ikiye ayrılmıştı. 1978 kongreleri yaklaşan 1981 seçimleri için çok önemliydi. Bu kongrelerde yönetimleri kazananlar 1981 seçimlerinde milletvekili adaylarının tespitinde çok büyük rol oynayacaklardı. 1978 kongresi bu şartlarda benim il başkanlığım sırasında yapıldı. İlçe kongrelerinden önce Düzce ve Bolu merkez ilçe kongrelerinde büyük olayların ve kavgaların çıkacağı yönünde CHP Genel Başkanlığına çok sayıda başvuru yapıldığından Genel Başkanlık Düzce ve Bolu kongrelerine müşahit olarak zamanın Genel Yönetim Kurulu Üyesi Ağrı milletvekili Cennetmekan Rıza Polatı görevlendirmişti. İlk olarak bir Pazar Düzce ilçe kongresi müteakip Pazartesi günü de Bolu merkez ilçe kongresi de yapılacaktı. Düzce ilçe kongresini divan başkanı olarak ben yönettim. Bir Kurultay havası içinde geçen Düzce ilçe kongresini tereyağdan kıl çeker gibi yönetmemdeki başarımdan sonra Cennetmekan Rıza Polat kendisine Çizmeci Motelde yer ayırtmamıza rağmen (/ Sayın Başkan sizin idarenizi gördükten sonra benim Bolu Merkez İlçe Kongresine katılmamın bir manası kalmadı. Aynı başarıyı Bolu Merkez İlçe Kongresinde göstereceğinize de eminim. Hadi bana eyvallah. Ben Ankaraya dönüyorum/) diyerek Boludan ayrıldı. Ertesi günde Ahmetçiğimin belirttiği 1978 Bolu Merkez İlçe Kongresini Başak sinemasında daha sonraları Ziraat Odası şimdilerde de HCBS Bankası/ benim divan başkanlığımda yaptık. Merkez ilçe tam manasıyla ikiye bölünmüştü. Ahmet, Bayram Turan Çetincilerin Necdet Görende Haluk Karabörkçülerin adayıydı. Ahmetin kongreye sokulmadığını ilk defa duyuyorum. Bende o zamanlar Karabörkçüler safında olduğum halde, fevkalade dürüst şartlarda bir kongre yaptık ve Necdet Gören kardeşim Ahmet Özcana karşı çok az bir oy farkıyla merkez ilçe başkanı oldu. Keşke seçimleri Ahmet Özcan kazansaydı. Şayet o kazansaydı Bolu Merkez İlçe delegeleri yaklaşan il kongresinde Bayram Turan Çetinin adayı Ömer Yaşar Soyluya oy verecekler ve bende il başkanı olamayacaktım. İl başkanı olmayınca da ihtilal yönetiminin bilahare il başkanlarına getirdiği siyaset yasağına dahil olmayacağımdan belki de 1983 seçimlerine katılan siyasi partilerden birinde milletvekili adaylığım söz konusu olabilecekti. Ahmet Özcanın dolaylı bu sözlerinden sonra şimdi de benimle ilgili dolaysız sözlerine geçelim. Şunu öncelikle belirtmem lazım. İhtilalden sonra kapatılan partilerin yerine kurulan partiler meyanında CHP mirasına sahip, Cennetmekan Erdal İnönünün başkanlığındaki SODEPin kuruluşunda Bolu İl Örgütünün en faal üyesi Ahmet Özcan olmuştur. Büyük bir özveri ve feragat ile çalışmıştır. Kendisinde belirttiği gibi 14 AY 787 plakalı Woswogeni ile /kaplumbağa/ Bolu ilinde ayak basmadığı yer kalmamıştı. O günler için şöyle diyor: (/ Yener Beyde bu çalışmalarda yer almak istedi. Ama siyasi yasaklı olmasından dolayı aday olmadı. Benim başkanlığıma mutabık kaldılar ve bana da destek oldular. /) Bu sözlerden benim o günlerde yasaklı olmam nedeni ile çalışmalara iştirak etmediğim gibi bir anlam çıkıyor. Ahmetçiğimin bu sözlerinde büyük bir unutkanlık var. Kendisinin de çok iyi bildiği gibi yasaklı olmama rağmen SODEP Bolu İl Örgütünün kuruluşunda Ahmet ile omuz omuza çalıştım. Ahmet o zamanlar ilçe örgütlerindeki arkadaşlarımı tanımazdı. Tüm ilçelere Ahmet ile beraber giderek eski partililerimizi kendisi ile tanıştırdım. İlçe örgütlerini beraber tespit ettik. Ahmet ilçelerin kuruluş dilekçelerini kaymakamlıklara götürürken bende onu Woswogenin içinde bekledim. Bu konunun aydınlatılmasını da özellikle kendisinden rica ediyorum. 1983 seçimleri geldiğinde bir çok değerli arkadaşımın meyanında bende milletvekilliğine SODEPden adaylığımı koydum. O günler için Ahmetçiğim şöyle diyor: (/ Yener Beyde aday oldu. Genel merkezde de adayımızın Yener Bey olduğunu söyledik. Hizmetlerini göz önünde bulundurduk. Fakat seçime giremedik./) Bu sözler tamamen doğrudur. 1983 seçimlerinde Ahmet kurucu il başkanı olarak tüm adaylardan daha şanslı olduğu halde milletvekilliğine adaylığını koymadı ve bütün gücü ile Yener Abisini destekledi. Ondan sonra olanları hepimiz biliyoruz. Milli Birlik Komitesi ipe sapa gelmez gerekçeler ile SODEPin kurucu üyelerini veto ederek SODEPin seçimlere katılmasını önledi. Veto edilenler arasında o güne kadar siyasete hiç bulaşmamış Atatürkün 80 yaşındaki özel fotoğrafçısı da vardı. SODEPin seçimlere katılmaması yine Milli Birlik Komitesinin cici çocuğu Necdet Calpe kurdurulan Halkçı Partiye yaradı. Halkçı Parti, Necdet Calpın o zamanlar çok meşhur olan Boğaz Köprüsünü (/ sattırmam efendim/) lafının arkasından Anavatan Partisinden sonra ana muhalefet partisi olarak bayağı bir oy ve milletvekili sayısı ile Meclise girdi. Şayet SODEP veto edilmeseydi hiç şüphesiz Halkçı Partiden daha çok oy alacak ve beklide iktidar olacaktı.Ahmetin 90lı yıllardan sonraki hatıraları içinde benimle ilgili şu cümleleri de var: (/ 90lı yıllardan sonra tekrar görev almadım. Fakat Yener Bey aday olduğunda yanında gezdik. /) Bu sözlerde doğrudur. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Evet sevgili okurlarım yine nostaljik hatıralara dalıp yazıyı biraz uzattık galiba. Aslında yazının başlığına göre yine Bolu Gündemde, Bolu Gündemin güçlü köşe yazarı Mustafa Öz kardeşimin Ah Kızılay Vah Kızılay başlıklı yazısındaki bana göndermeler ile ilgili kısımlarına cevabımızın da yer alması gerekiyordu. Mustafa Öz ile ilgili satırlarım herhalde önümüzdeki hafta sizlerle buluşacak.
CUMHURİYET BAYRAMI RESEPSİYONUNDA ALTERNATİF KUTLAMA MASASI (!)
Baro Başkanlığından ayrılmam ve de bunun tabi bir icabı olarak vilayet protokol listesinden çıkmama rağmen bazı kurumların çeşitli etkinliklerine davet ediliyorum. Geçenlerde de yazdığım gibi Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Esnaf Kefalet Kooperatifi beni tüm etkinliklerine davet ederler. Bunun yanında gelmiş geçmiş Sayın Valilerimiz de geleneksel Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonuna çağırırlar. Bu bayramda öyle oldu. Sayın Valimizin davetleri ile Solmaz Ahmet Baysal Öğretmen Evindeki resepsiyona katıldım. Sayın Valinin ve muhterem eşleri hanımefendinin bayramlarını kutladıktan sonra sol ayağımdaki nöropatik ağrı nedeniyle uzun süre ayakta kalma durumunda olamadığım için sandalyeli bir masaya oturmak mecburiyetinde kaldım. Sağ olsunlar eşten dosttan bir çok saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler masama kadar gelerek bayramımı kutladılar. Masamız Vilayet Özel Kalem Müdiresi Serpil Duman ve Vilayet Basın ve Halkla İlişkiler Müdiresi Nurhan Aydın kardeşlerimin yakın ilgisi ile mutena bir şekilde donatıldı. Ziyaretime gelenleri teker teker yazarsam bu sütunu tamamen doldurmuş olacağım. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ve saygılarımı sunarak masamdan bir kareyi sütunlarıma alıyorum. Bu güzel kareyi Bizim Bolu Refikimizin çok saygılı ve beyefendi muhabiri Mehmet Korkusuz çekiyor ve email ile Boluda Yenihayata gönderiyor. Soldan sağa: Boluda Yenihayat Gazetesi Halkla İlişkiler Müdiresi Selda Sağ, Boluda Yenihayat Gazetesi İmtiyaz Sahibi Selma Akçakavak, Ben , AKP İl Başkanı Ali Erçoşkun. Ayakta: Bizim Bolu Gazetesi İmtiyaz Sahibi Soner Cavuşoğlu
KEMAL ÜNLÜ ABİMİ KAYBETTİK
Bolumuzun en beyefendi insanlarından dürüstlük ve ahlak timsali Ünlü Sirkelerinin sahibi Kemal Ünlü abimi hafta içinde kaybettik. Kemal abi, babası Cennetmekan Mustafa Ünlü amcamızdan devraldığı Ünlü Sirkelerini Türkiyenin sayılı markalarından biri haline getirmişti. Gerek babası cennetmekan Hacı Mustaefendi amcam gerekse annesi Eminanım teyzem bizim çok yakın aile dostlarımızdı. Eskiden, şimdi özlemle aradığımız o güzel günlerde Ünlü ailesi ile Bandakçıoğlu ailesi arasında imrenilecek bir dostluk vardı. Her bayram mutlaka kendilerini Karaçayır Mahallesindeki evlerinde ziyaret eder mükellef bayram menülerinin tadına bakardık. Aileyi bu kadar sevmemizde ailenin gelini Meliha Ablamızında çok büyük rolü vardı. Meliha abla gerek kayınpederine gerekse kayınvalidesine büyük bir sevgi ile bağlıydı. Onların bir dediğini iki etmezdi. Bu muhterem ve müstesna aileye Kalleşler denirdi. Eski Boluda birçok ailenin bu şekilde lakabı vardır. Ancak ben yıllar boyu süren dostluğumuz sırasında bu Kalleşler lafının aileye hiç yakışmadığını ve onları temsil etmekten uzak olduğunu düşünür dururdum. Bu aile dediğim gibi her bakımdan yüce bir ailedir. Çok bilgili, çok okuyan ve sürekli araştıran Kemal Abi yukarda da değindiğim gibi Ünlü Sirkelerini ülkemizin en kaliteli sirkesi haline getirmişti. Sürekli araştırmacılığı, onu sadece çok meşhur olan üzüm sirkesini imal ile yetinmesini önlemiş ve yeni yeni sirkelerle Ünlü markasını kamu oyuna tanıtmıştır. Elma sirkesi ve son zamanlarda imal ettiği Alıç sirkesi Boluya gelen herkesin aradığı ve memleketine götürmek istediği yaygın bir imalat olmuştu. Geçen yıl bugünlerde Boluda Yenihayatın 3 Kasım 2008 günlü sayısında yazdığım Bolu Alıç Sirkesi başlıklı yazım Kemal abinin bu başarısının hikayesidir. O zamanlar Milliyetin ekonomi sayfasında okuduğum İsteyene Kars kazı, isteyene çırak çaldı başlıklı haberde Talat Saltuğ isimli bir müteşebbisin internet aracılığı ile ülkemizin çeşitli yörelerine özgü ürünleri sattığı yazılmıştı. Bu habere göre ülkenin çeşitli yörelerine özgü ürünler arasında en çok Bolu Alıç Sirkesinin satıldığı Milliyet okurlarına duyuruluyordu. Kemal Abimin girişimciliği ile Bolu Alıç Sirkesi Bolumuzun ve Türkiyemizin markalarından biri haline gelmiş bulunuyor. Geçenlerde Belediye Meclisinin bir toplantısında Sayın Başkan yeni yapılan Atatürk Orman Parkındaki satış reyonlarında Alıç Sirkesinin de satılacağını duyurdular. Bakalım Belediyenin alıç sirkesi, Kemal Abimin alıç sirkesine benzeyecek mi ya da onun yerini tutacak mı Kemal Abimi, Cumhuriyet Bayramı günü Çığırtkanlar Mezarlığındaki ebedi istirahatgahına tevdi ettik. Yüce Allahtan kendisine rahmetler diliyorum. Aynı zamanda Hacı olan değerli abimin mekanının cennet olduğu hiç kuşkusuzdur. Sevgili ve muhterem eşi Meliha Ünlü ablama, kızları Fahire, Emine ve Emel kardeşlerime, değerli damatlarına ve torunları ile Ünlü ailesinin diğer mensuplarına başsağlığı dilerim. Bu arada çok sevdiğimiz değerli kardeşim eski Orüs ve Orman Genel Müdürü Mehmet Yılmazın Kemal abinin büyük kızı Fahire kardeşimin eşi olduğunu da belirtelim.