HOŞ GELİŞLER OLA

Yener Bandakçıoğlu

     Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün Bolu'yu şereflendirmeleriyle ilgili izlenimlerimi geçen hafta bu sütunlarda "Hoş Geldi-Boş Geldi" başlığıyla yazmıştım. Bu başlığın kimi okurlarım tarafından merak edileceği kaygısıyla da bu başlığı atarken daha önce ki senelerde Bolu'muzu şereflendiren zamanın Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel'in 1994'de Bolu'yu ziyaretlerinde attığım "Geç Geldi- Boş Gelmedi" başlığından esinlendiğimi de ilave etmiştim. Bakalım Süleyman Babanın o gelişlerinde Bolu neler kazanmış. Bu hafta hem sizleri nostaljik bir yolculuğa çıkarmak hem de Süleyman Babanın boş gelip gelmediğini irdeleyebilmek için o yazımı aynen sütunlarıma almak mecburiyetinde kaldım. Takdiri değerli okuyucularıma bırakıyorum. Şimdi 17 yıl önce kaleme aldığım "Geç Geldi- Boş Gelmedi" başlıklı yazımı noktasına ve virgülüne kadar okuyalım:

     "GEÇ GELDİ- BOŞ GELMEDİ"
     Bolu'muzun gözbebeği, İzzet Baysal Baba'nın ve İzzet Baysal Vakfı'nın Bolu'muzda ki sayısız eserlerinin en büyüğü, en görkemlisi Abant İzzet Baysal Üniversitesi, geçtiğimiz Salı günü (4.10.1994) kuruluşunun 2. yılını tamamlayıp, 3. yılına girmiş bulunuyor. Bir Bolulu olarak ne kadar sevinsek, ne kadar iftihar etsek ve de bu eseri Bolu'muza kazandıran İzzet Baba'yı ne kadar övsek yeridir. 

     Kuruluş yıldönümü nedeniyle Devlet Tiyatrosu salonunda bir tören yapıldı. Törenin en büyük özelliği Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'in -ya da yaygın anılışı ile Babamızın- törene katılacak olmasıydı. 

     Son günlerde yoğun bir tempoda üniversite açılışlarını onurlandıran, Cumhurbaşkanımız her nedense geçen yıl üniversitemizin açılışına teşrif etmemişlerdi. Biz de o günlerde ki kırgınlığımızı BOLUnunSESİ'nde 4.10.1993 günü yayınlanan "Bolu Gitsek de Olu, Gitmesek de Olu" başlıklı yazımızda şöyle irdelemiştik:

     "Türkiye'nin ciddi ve itibarlı gazetesi Milliyet hafta içinde Sayın Cumhurbaşkanımız, Babamız Süleyman Demirel'in üniversite açılışları ile ilgili programını yayınlamış bulunuyor. TV'de gördüğümüze göre Sayın Cumhurbaşkanı Babamız komşu Zonguldak'a gitti. Karaelmas Üniversitesini açtı. Bursa'ya gitti Uludağ Üniversitesini açtı. Bugün Ankara Gazi ve Erzurum Atatürk Üniversitelerini açacak. Demirel 5 Ekim'de İstanbul Teknik Üniversitesinde, İstanbul Üniversitesinde ve Yıldız Üniversitesinde. 6 Ekim'de İzmir 9 Eylül Üniversitesinde, 7 Ekim'de Kayseri Erciyes Üniversitesinde. 8 Ekim'de Ankara Üniversitesinde. 11 Ekim'de İstanbul Galatasaray Üniversitesinde. 12 Ekim'de yine İstanbul Koç Üniversitesinde açılışlara katılacak ve konuşacak. Devletin ve milletin bütünlüğünün temsilcisi, her konuşmasında milleti kucakladığını ifade eden Sayın Cumhurbaşkanımızın her tarafı gezip, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'ni es geçmesini bir Bolulu olarak üzüntü ile karşılıyorum ve kendisini protesto ediyorum. "

     Demirel Babamızın Bolu'ya gelecekleri birkaç gün önceden devamlı olarak anons edildi. Vilayet, Belediye ve Üniversite karşılama için kendilerine düşen tüm görevleri gördüğümüz kadarıyla eksiksiz yerine getirdiler. Ama, halk nedense Demirel'in gelişine ve de törene rağbet etmedi. Demirel'i okullarından çıkarılıp getirilen öğrencilerin dışında pek karşılayan olmadı. Niçin böyle oluyor? Çünkü Demirel Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanları temsili bir görev ifa ediyorlar. Ama, Sayın Demirel Bolu'ya Cumhurbaşkanı olarak değil de Başbakan olarak gelseydi, o meydan ana-baba gününe döner, partililer bir taraftan, partisizler bir taraftan Demirel'e yakın olmak, onun bir bakışına ulaşmak ve de en önemlisi şahsi meseleleri ile ilgili talepleri içeren mektupları Demirel'in cebine atabilmek ya da eline tutuşturabilmek için birbirlerini ezerlerdi. Hey gidi nankör dünya hey. 15 Kasım 1993'de yine bu sütunlarda "Kurtaramadın Bizi Baba" başlıklı yazımda Çimento Fabrikasının tevsii inşaatının bitmesi dolayısıyla yine Bolu'ya gelen Demirel ile ilgili bakın neler yazmışım: 

     "DYP Genel Başkanı ve Başbakan olarak çok kısa bir süre öncesine kadar meydanları sallayan, gittiği her yerde "Kurtar Bizi Baba" sloganları ile karşılanıp, Mesut Yılmaz Hükümetini deviren ve partisine iktidarın yolunu açan Sayın Demirel'in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ki yalnızlığı." 

     Belki de bu yalnızlığın verdiği psikolojik ruh hali ile Demirel çok güzel Cumhurbaşkanlığı yapıyor. Siyasi görüşleri ile hiçbir zaman uyuşmamış bir T.C. Vatandaşı olarak ben Demirel'in Cumhurbaşkanlığını seviyorum. Demirel'in Cumhurbaşkanlığına sevgim, onun İzzet Baysal Baba'ya bir sürpriz yaparak, onu kürsüye davet etmesinden, yakasına Devlet Üstün Hizmet Madalyası takmasından ve de (- Ben bu madalyayı Cumhurbaşkanlığımda ilk kez size veriyorum) demesinden sonra en yüksek noktaya ulaştı. Demirel'in bu sözleri ve İzzet Baba'ya karşı gösterdiği candan ilgi salonda çok mistik bir hava estirdi. Ve herkes usul usul ağladı. Belki de Demirel bu davranışı ile geçen yıl her tarafa gidip de Bolu'ya gelmeyişi için İzzet Baba'da özür diliyordu.
Öyle veya böyle tahmin ediyorum İzzet Baba Cumhurbaşkanımızın bu sürpriz davranışı üzerine maddi ve manevi bütün haklarını helal etmiştir. Devletin en büyük kişisinden aldığı bu anlamlı takdir beraatından sonra üniversitemize ve Bolu'muza katkılarını arttırarak devam ettirecektir. Zaten bunun sinyalini de Sayın Ahmet Baysal konuşmasında (- İddialıyız. Kendimizle yarışıyoruz. Bu üniversite için ne yapılmak gerekiyorsa onu yapacağız.) demek suretiyle vermiş bulunuyor. 

     Bugün Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Babanın, Ahmet Baysal'ın ve onlarla çok güzel bir diyalog içinde tüm bürokratik engelleri pratik zekası ile çözümlere kavuşturan Valimiz Yener Rakıcıoğlu'nun, Ankara'da bir çok sorunu hallettiğini takdirle duyduğumuz Milletvekilimiz Necmi Hoşver'in Belediyeye düşen tüm işleri aksatmadan yerine getiren Belediye Başkanımız Necdet Gören'in ve de Üniversitemizi üniversite haline getirmede çok başarılı olan Rektör Kemal Güçlüol ve saygın hocalarımızın katkılarıyla büyük mesafeler almış bulunuyor. Yani üniversitemiz bir gecede kurulan tüm diğer üniversitelerin önüne geçmiş eski ve köklü üniversitelerle yarışır hale gelmiştir. Gördüğümüz kadarla da birinciliği almıştır. Zaten Süleyman Babanın İzzet Babaya Devlet Üstün Hizmet Madalyası vermesi de bu yarışta üniversitemizin birinciliğinin resmen ilanıdır. 

     Biz Bolululara böylesi onurlu bir gün yaşattığı için İzzet Babaya şükranlarımızı, saygılarımızı ve de kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yüce tanrıdan ömürler diliyoruz. Sayın Demirel konuşması sırasında Üstün Hizmet Madalyasının aynı zamanda Bolu iline de verilmiş olduğunu söylediğinden alkışlarımız ve takdirlerimiz biraz da Sayın Valimiz Yener Rakıcıoğlu'nadır."

     İKİNCİ "İNCE AYAR" DA SAYIN VALİMİZ İBRAHİM ÖZÇİMEN'DEN 

     Geçtiğimiz hafta koyu bir Trabzonspor taraftarı olan Şehircilik Bakanımız Sayın Erdoğan Bayraktar'ın Trabzonspor'a geçen yılın şampiyonluk kupasının verilmesi konusunda " İnce Ayar" çalışmalar yaptıklarını açıklaması spor kamuoyuna bomba gibi düştü. Konunun Fenerbahçe ile direkt ilişkisi yüz binlerce Fenerbahçe taraftarını ayağa kaldırdı. Bu beyan geçtiğimiz hafta birçok önemli siyasi olayı da sollayarak gündemi meşgul etti. 

     Hafta içinde yerel bazda ikinci bir
     " İnce ayar" olayına şahit olduk. Sayın Cumhurbaşkanımız Bolu'yu ziyaretlerinde hayran olduklarını sık sık tekrarladıkları
" hükümet konağı" mızdan "Vali Konağı" olarak bahsetmişlerken ve bu tüm basında ve de sayın Cumhurbaşkanının özel Facebook ve Twitter sayfalarında hep Vali Konağı olarak geçmişken sayın Valimiz İbrahim Özçimen daha sonraki günlerdeki beyanatlarında Vali Konağı sözcüklerini sayın Cumhurbaşkanımıza atfen Vilayet Konağı olarak düzeltme ihtiyacını duymuş bulunuyorlar. 

     Sayın Valimizi bu ince ayarı nedeniyle yürekten kutluyorum.