HİÇ HOŞLANMADIĞIM BİR HUYUM(!)

Yener Bandakçıoğlu

Daha önceleri de birkaç kez yazmıştım. Aslında hiç hoşlanmadığım bir huyum var: Bolu yerel basınını noktasına ve virgülüne kadar özenle takip etmek. Bu huyumun çok da iyi bir huy olmadığını biliyorum. Ama yine de bu alışkanlığımdan bir türlü vazgeçemiyorum. Çok iddialı olarak ifade ediyorum ki, yerel basınımızda gazetelerimizin mümtaz sahipleri, genel yönetmenleri veya yazı işleri sorumlu müdürleri kendi gazetelerini benim kadar okuyup takip etmiyorlar. Son günlerde Bolusporun şanlı tarihi ile ilgili Sayın Kulüp Başkanımız Necip Çarıkçının beyanları buzdolabına konmuş gibi. Haziranın ortalarından bu yana bir buçuk aylık sürede Necip Başkanımızdan benim çok hassas olduğum eski tarihlere temas eden beyanatlar verilmemektedir. Eğer Necip Başkan bu tutumuyla eski huyundan vazgeçmişse, kendisine sadece teşekkür edebilirim. Biz bu şekilde düşünceler içindeyken Bolu Takip refikimizin 24.07.2009 Pazartesi günlü nüshasında Nerden Nereye başlıklı bir haber okuyunca yine sinirlerim geriliyor. Çünkü haberin ilk cümlesi şöyle: ( /2003/2004 sezonunda kötü günler geçiren Boluspor, son haftalara girilirken küme düşme potasına girmişti. Ligin son haftalarında kümede kalarak toparlanma sürecine giren Boluspor, 2004/2005 sezonunda 3. Lig Şampiyonu olarak 2/B Ligine çıkmıştı.) Haberin devamında o tarihten sonraki klasmanla ilgili yorumlar da var. Bu yılda Bolusporun on sekiz yıl sonra Fenerbahçeyle karşılaştığı ve Süper Lige ben geliyorum sıkı durun dediği zikrediliyor.Yukarda da ifade ettiğim gibi, tam Bayram değil, seyran değil Eniştem beni niye öptü tanımına girecek bir haber. Öyle ya Bolusporun Fenerbahçeyle oynamasını, Süper Lige giriş için bir malzeme olarak kullanılan haberde 2003/2004 sezonuna atıfta bulunmaktan da kaçınılmamış. Boluspor o sezon küme düşme tehlikesi geçirmiş ama son haftalarda toparlanmış. 2003/2004 sezonu ile ilgili artık dilimizde tüy, kalemimizde mürekkep kalmadı. O günün zor şartlarında kulüp başkanlığını nasıl kabul ettiğimi yaza yaza artık utanıyorum. Ama bazıları 2003/2004 sezonuna gönderme yapmaktan utanmıyorlar. Bu haberi okuyunca hemen telefona sarılıyor ve gazetenin künyesinde Editör olarak yer alan sevgili kardeşim Ahmet Yoltaşı arıyorum. Ahmet, Bolunun tüm sorunlarına duyarlı çok takdir ettiğim ve sevdiğim bir kardeşimdir. Her gördüğü yerde Abi diyerek elimi öper. Her ne kadar gazetenin künyesinde editör sıfatıyla gözüküyorsa da Esnaf Kefalet Kooperatifinin Başkanı olarak gazetenin perde arkası patronudur. Künyedeki editör sıfatının da yanlış kullanıldığını zannediyorum. Editör, neşriyatı derleyip toparlayan, haber ve yorumları bizzat kaleme alan kişilere son yıllarda verilen unvandır. Ahmette şikâyetçi olduğum haberi görmemiş. Telefonum üzerine sekreterlerine emir vererek gazeteyi önüne alıyor ve haberi okuyor. Kendisinden şunu rica ediyorum: ( /Sevgili kardeşim aradan beş yıl geçmiş. Niçin 2003/2004 sezonu sorgulanıyor. Önümüze baksak daha iyi değil mi) Ahmet haberin kimin tarafından gazeteye konulduğunu öğrenip hemen bana döneceğini söylüyor. Aradan çok geçmiyor, Ahmet arıyor: ( /Yener Abi, haberi F.G. yazmış. Bizim pek haberimiz olmadı.)Tabiatıyla ben sansürcü bir zihniyetin temsilcisi olmadığım için, gazetelerimizin ve yazarlarımızın kişisel görüşlerine hiçbir zaman müdahale edemem. Ama her zaman söylediğim gibi cevap hakkımı da anında kullanırım. Bu arada F.G. kardeşimizin görevli olduğu Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden, Belediye Temizlik İşleri Müdürlüğü emrine verildiğini de öğreniyoruz. Acaba F.G. kardeşimiz, bu tayinini iptal ettirmek için dolaylı olarak birilerine yağ çekmek ihtiyacını duymuş olmasınHer neyse biz yine cevap hakkımıza dönelim. Boluspor, tüm imkânsızlıklara rağmen 2003/2004 sezonunda öyle korkulacak bir sıra yerine rahat bir sırada ligi tamamlamıştır. Benim Bolusporu Necip Çarıkçı kardeşime devrettiğim olağanüstü kongre sürecinde Boluspor, 42 puanla lig sekizincisiydi. Ligin en alt sırasında da 34 puanlı Sapancaspor, 19 puanlı Tekirdağspor ve 17 puanlı Eskişehir Şekerspor vardı. Şimdi hal böyle iken hala 2003/2004 sezonunu ağza sakız yapıp Boluspor amatör kümeye düşüyordu demenin bir manası var mı Bu arada yine Takip refikimizin haberine dönelim. Haberde şöyle bir cümle olduğunu yukarıda yazmıştım: Boluspor 2004/2005 sezonunda 3. Lig Şampiyonu olarak 2/B Ligine çıkmıştı. Bu cümlede yıllardan beri yanlış olarak kullanılmaktadır. Bolusporun yüksek menfaatleri için bu güne kadar hiçbir şekilde bu cümleyi düzeltmek ihtiyacını duymamıştım. Ama şimdi herkesin bu tarihi yanılgısını düzeltmek isterim. Boluspor, 2004/2005 sezonunda 3. Lig şampiyonu olmamıştır. Denizlide oynanan Ankara Egospor maçını 3/2 kazanarak Play/Offtan 2/B Ligine yükselmiştir. Umarım araştırmacı bir spor yazarı olan F.G. kardeşimiz, bu hususları belleğine not eder.
SAYIN EMNİYET MÜDÜRÜMÜZDEN İADE/İ ZİYARETSayın Emniyet Müdürümüz Tahir Bayındır, yoğun işleri meyanında iade/i ziyaretlerde de bulunuyor. CHP Yönetim Kurulları ve Belediye Meclisi Üyeleri ile kendilerini ziyaret etmiş ve yeni görevinde başarılar dilemiştik. Sayın Müdür, Salı günü öğleden sonra 15:30da yazıhanemde iade/i ziyarette bulundular. 15:30u özellikle vurguluyorum. Zira ziyaret için Özel Kalem Müdürlüğü ile 15:30da randevulaşmıştık. Böylece Sayın Müdür randevularına ne kadar hassas ve dikkatli olduğunu gösterdiler. Sayın Müdürümüzle yaptığımız söyleşiye tesadüfen yazıhanemde bulunan emekli Emniyet Müdürü değerli ve saygıdeğer abimiz Burhan Özdemir ile Boluda Yenihayatın güçlü spor yazarı Servet Yılmaz kardeşim de katıldılar. Sayın müdürümüze, bir kere daha Bolumuza hoş geldiniz diyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.Fotoğraf: Servet Yılmaz
ENFES BİR ELEŞTİRİ VE ÖZELEŞTİRİ
Son dönemin en etkili köşe yazarlarından Nil Erdem, yine döktürmüş. Detay Gazetesindeki Uçuk Mavi sütununda İğnenin Ucu başlıklı köşe yazısı son olayların, olaylara karışanların ve de olayları dışarıdan seyredenlerin enfes bir üslupla yazıya döküldüğü bir özeleştiri ve eleştiri olmuş. Artık Nil Erdem kardeşimizin hakiki ismiyle yazılarını yazması zamanının geldiğini düşünüyorum. İğnenin Ucunun sadece kendi gazetesinde okunmasına gönlüm razı olmadığından, bu şahane eleştiri ve öz eleştiriyi noktası ve virgülüne kadar kendi sütunlarıma almaktan büyük bir onur duyduğumu ifade etmeliyim. Bu satırlar dikkatlice okunduğunda, çok geniş ve etraflı mesajların olduğunu da görüyoruz. Teşekkürler Nil Erdem. Şimdi söz Nil Erdemde:İĞNENİN UCUHer şey birdenbire oldu.Bolunun neredeyse boşaldığı, Boluluların yaylalara, su başlarına, çam gölgelerine, olmadı deniz kenarlarına çekildikleri yaz sıcaklarının hemen başındaydık.Rehavet içindeydik, bunalıyorduk, kolumuzu kaldıracak halimiz yoktu.Derken akıllı bir köşe yazarı, Bolunun en tanıdık ve en çok unvanı ceket cebinde taşıyan abisinin yeine bir köşe yazısında kullandığı tek cümlelik ifadeyi kıvrak bir cımbız müdahalesiyle aldı, gündeme oturttu. Ortalığı anında toz duman bürüdü, sanki çöl fırtınası esti, göz gözü görmedi. Daha beteri, gözüne kum kaçanlar oldu.Fırtınanın etkisi altında bulunan Bermuda Şeytan Üçgeninde (üçgenin köşelerini Kızılay Boluspor Belediye diye de adlandırabiliriz) etraflarını saran kumu çamura dönüştürenlere, çamur içinde debelenenlere şahit olduk. Galeyana gelenler, dile dökülmez, seviyesi tutmaz sözler ettiler.Yanlış taraf tutanlar, aralarında bahis oynayanlar, bıyık altından gülenler, ellerini ovuşturanlar gördük.Alttan gelen kokuları bastırmaya çalışanlar kadar, incelikli, üsluplu ve takdire şayan yanıtlarla bir başına mücadelesini sürdürenler de vardı.Bir bardak suda kopan fırtına, güzide basınımızın da üflemesiyle neredeyse yurdu saracak, ulusal basına malzeme olacak kadar büyüdü.Üzüldük.Adı geçen insanların her birini ayrı seviyorduk. Fırtına Vadisine dönen şehrimiz için önemli isimlerdi, eski dostlardı, böyle olsun istemezdik.Fırtınanın yerini tekrar Bolu yayla havasına bırakmaya başladığı bu günlerde kalemimi fırtınalı hava tahminlerinden yana oynatacak kadar küpüme zararlı değilim. Ancak bu mevzuda düzeltilmesi gereken bir durum hasıl oldu ki, yazmazsam kalemimden utanırım.Şehrimizin abisi iki hafta önceki yazısında isim vermeden gazetemizi eleştirmişti. Eleştirinin muhatapları yanıt vermediler. Bu haftaki yazısında, bu kez isim vererek gelen eleştiri iğne oldu, parmağımı kanattı.Kanatan iğne değildi asla, iğneyi tutan elin haklılığıydı.Gazetemizde büyük bir gazetecilik hatası yapılarak, izlenmeyen bir toplantıyla ilgili haber, gönderilen basın bülteni esas alınarak hazırlanmış. Haberin yazımında kasıt olmasa bile, tek taraftan bakılması, üstelik de birtarafın son derece rencide edici konuşmalarına yer verilirken, diğer tarafın cevabının yazılmaması, affedilmez bir hatadır. Arkadaşımızın iyi niyetinden şüphemiz yoksa da, olayın bu noktaya gelmesi hoş değildir.Daha kötü olansa, durumdan ne gazetemizin sahibinin, ne diğer çalışanların, ne de köşe yazarlarının bilgisi bulunmadığı halde hatanın gazetenin adıyla anılmasından dolayı hataya ortak tutulmamızdır. Kaldı ki örneği mevcuttur, hatalıysak özür dilemesini d biliriz, bilmeliyiz.Sevgili abimiz, hatamızı biliyoruz, size karşı boynumuz kıldan incedir. Hatası olanlar özürlerini dilemelidir.LakinSansüre uğradığımızı bar bar bağırarak eleştirdiğimizi yazmanız, hani diyorum, biraz fazla sivri bir iğne olmamış mıZira bu konuda ben de iki yazı yazdım, ne dersiniz, haksız mıyım yoksa fazla mı alınganımYine de sözümüz yok. Gelen iğne sizden olsun da, biz parmağımızın kanamasına razıyız.