GÜLEZLER KONAĞI-ÖZKÖKLER KONAĞI

Yener Bandakçıoğlu

Bir iki haftadır, tarihi Gülezler konağı ve bu konaktaki İsmet Paşa odası ile ilgili yazılar yazıyorum. O yazılarımda da ifade ettiğim gibi benim için konu, emsaline yurdumuzun bir çok il merkezinde ve ilçe merkezlerinde görülen ve koruma altına alınmış konaklardan birisi olan Gülezler Konağı değildir. Gülezler Konağı’nın Milli Mücadele tarihimizde bir gece de olsa Milli Mücadelenin İkinci adamı olan İsmet Paşa'ya ev sahipliği yapmasıdır. Bu ev sahipliğini artık çok iyi biliyoruz. İsmet Paşa henüz paşa olmadan Miralay (Albay) İsmet Bey iken Milli Mücadeleye katılmak üzere İstanbul'dan kaçar. İsmet Paşa ve arkadaşlarının yol boyundaki durakları beni fazla ilgilendirmiyor. Ancak kaçak ekip Bolu'ya ulaştıklarında verilen talimata uygun olarak Gülezler Konağında bir gece misafir ediliyor. İsmet Paşa gerek kısa boyu gerekse giymiş olduğu asker elbisesi nedeniyle, o hengamede konak sahipleri tarafından pek farkedilmediğinden Konağın alt katındaki bir odaya buyur ediliyor ve geceyi orada geçiriyor. Ertesi gün, heyetteki bu er kıyafetli kişinin kim olduğu anlaşılınca Konak sahipleri büyük bir hayret ve üzüntü içersinde kalıyorlar. İsmet Paşa hemen üst katlara buyur ediliyorsa da vakitleri çok kısıtlı ve önemli olduğundan hemen konaktan ayrılıyorlar ve Seben'de Kozyaka köyündeki Özkökler Konağına misafir oluyorlar.
Özkökler konağıda bu yönüyle Milli Mücadele tarihimize girmiş bulunuyor. Geçen haftaki ve ondan önceki haftaki köşemde Kozyaka köyünün değerli evladı İzzet Demirel'in vefati ile ilgili yazdığım kısa başsağlığı mesajımın altına bir not düşmüş ve şunları yazmıştım;
"İsmet Paşa'nın kaçış yolunda ikinci gecesini geçirdiği Kozyaka köyündeki Özkökler Konağının da ele alınmasını etkili ve yetkili büyüklerimizden arz ediyorum."
     Meğer etkili ve yetkili büyüklerimiz zaten, "Özkökler Konağı'nı ele almışlar" Bu konak Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanlığının 10.04.2009 gün ve 4062 numaralı kararı ile korunması gerekli Kültür Varlıkları içersine alınmış. Karar aynen şöyle: "Seben ilçesi, Kozyaka köyü, Çavuşlar Mahallesi 121 ada 1 parsel üzerinde yer alan 4 katlı konağın 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün Kurtuluş Savaşına katılmak üzere İstanbul'dan ayrılıp Ankara'ya giderken bir gece konakladığı yer olarak gösterdiği tarihi önem ve mimari özellikleri nedeniyle 'Korunması gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı' olarak tescil edilmesine ve grubunun '2' olarak belirlenmesine karar verildi."
      Bu karar üzerine Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Kozyaka köyü muhtarlığına 22.05.2009 gün ve 1295 sayılı yazı ile Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulunun kararını tebliğ ediyor ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilmesini de istiyor.
     Bütün bu bilgileri bana çok sevgili dostum değerli ağabeyim Kemal Özkök veriyor.
     Zaman zaman yazılarımda Kemal Özkök ağabeyimden de bahsederim. Kendisi bu konağın sahibi olan Özkök ailesinin en değerli fertlerinden birisidir. Ağabeyi Abdi Özkök 1973 Genel Seçimlerinde CHP listesinden Bolu Milletvekili olmuştu. Kemal ağabey halen ilerleyen yaşına rağmen pırıl pırıl zekasıyla her buluştuğumuzda geçmişe nostaljik yolculuklar yapmamızı sağlar. 1970-80 öncesi kendisi Seben CHP İlçe Başkanı olarak ta çalışmıştır. Bu yıllar benim CHP Merkez İlçe Başkanı daha sonra da CHP İl Başkanı olduğum yıllardır.
     İki yıldan beri bu konakla ilgili Kültür Bakanlığımızın, Bolu İl Özel İdare Müdürlüğümüzün olumlu hiçbir katkısını göremediğimizi de ifade edelim. Konağın restorasyonu ve orada da bir İsmet Paşa Müzesinin tesisi için konağın yıkılması mı beklenmektedir?
 

     Bu cumartesi Abant İzzet Baysal Üniversitesi Pembe Salonda Üniversite Araştırma ve Geliştirme Vakfının yıllık Genel Kurul toplantısından sonra Sayın Rektör, Prof. Dr. Hayri Coşkun ile Gülezler Konağındaki İsmet Paşa odasını konuşuyorum. Sayın Rektörün ifadesine göre Konakta Üniversiteye ayrılan bölümlerde bir İsmet Paşa odası varmış. Ancak bu oda üst katta imiş. Sayın Rektörün bu ifadesini sevinçle karşılamama rağmen odanın alt katta merdiven altı diye tabir ettiğimiz bölümde olduğunu ısrarla yineliyorum. Sayın Rektör büyük bir nezaketle bu konuyu araştıracağını ve mutlaka İsmet Paşa odasının ayrılacağını ifade ediyorlar.
     Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi İsmet Paşa odasının doğru bir biçimde tespitinden sonra buranın döşenmesinde Ankara'da bulunan İsmet Paşa Vakfından, İsmet Paşa'nın kızı Özden Toker hanımefendiden, torunu Gülsün Bilgehan hanımefendiden de gerekli eşya ve metaryal yardımı alınabilir. Bu konudaki yazılarım ve hatırlatmalarım sonuç alınıncaya kadar devam edecektir. Ne yapayım ben anadan doğma İsmet Paşacıyım.
Erhan Gürsoy'u kaybettik
Cumartesi günü Belediye hoparlöründen verilen "Ölüm İlanları" içinde bir tanesi benim bir değerli kardeşimi kaybettiğimi haber veriyordu. Mengen Eski Belediye Başkanlarından Erhan Gürsoy vefat etmişti. Cenazesi bugün (Pazar) saat 11'de Mengen Belediyesi önünde yapılacak töreni müteakip Türkbeyli Camiinde kılınacak öğle namazı sonrası Türkbeyli mezarlığına defnedilecekti. Erhan ile uzun yıllara dayalı bir dostluğumuz vardı. Bu itibarla Mengen'e gitmem farz olmuştu. Bu sabah, (Pazar günü) benim gibi cenaze konusunda çok duyarlı olan sevgili Mustafa Hızarcı ağabeyimle birlikte Tempra'nın halefi Ford Focus'u saat 10 sıralarında Mengen'e gazlıyorum. Belediye önündeki törene zamanında yetişiyoruz. Mengen'de ilk rastlaştığımız dostlar Mengen yerel politikasının ve Bolu ili politikasının tanınmış ve etkin ismi meşhur DYP'li Erol Aydoğan kardeşim. Daha sonra Mengen Eski Belediye Başkanı CHP'den İsmet Şentürk ile de kucaklaşıyoruz. Bunu diğer Mengenli dostlar takip ediyor. Pazarköy Belediye Başkanı Ramazan Albaş kardeşimde tören yerinde. Törenden sonra namaz vaktine kadar Albaş'ların Aygaz satış bürolarına geçiyoruz. Bu arada yine Gerede'nin tanınmış simalarından İsmail Çevikoğlu kardeşimde bizimle beraber. Ramazan'ın kardeşi Selçuk Albaş ile ilk defa tanışma onurunu yakalıyorum. Ramazan, ısrarla definden sonra Selçuk Albaş ve Muharrem Kabasakaloğlu kardeşlerimizin çalıştırmakta olduğu yol üzerindeki "Mengen Lezzet Dünyası'na" davet ediyor. Daveti kabul etmesek, Ramazanın elinden ve dilinden kurtulamayacağız. Bu itibarla definden sonra Mengen Lezzet Dünyasında buluşma sözü veriyoruz.
Erhan'ın Belediye Başkanı olduğu 1993 yılına kadar, Mengen Aşçılar Festivaline bir türlü gitmek nasip olmamıştı. O yıl İstanbul'da çok başarılı çalışmalar yapan İstanbul Bolu Derneği Başkanı Savaş Ilgaz ile Mengen Aşçılar Festivaline gitmek için sözleşmiştik. Nitekim o yıl, ilkdefa Mengen Aşçılar Festivaline katıldım. Festival ile ilgili 09 Ağustos 1993 tarihli Bolu'nun Sesi gazetesindeki sütunumda "Mengen'de Kordonboyu Çipuras'ı" başlıklı yazımı okuyucularımla paylaşmıştım. O günlerde şöyle yazmışım;
"Bugüne kadar yapılanların hiç birisine katılamamış olmayı kişisel bir ayıbım olarak gördüğüm Mengen Aşçılar Festivalinin On›uncusunda nihayet şeytanın bacağını kırarak Cumartesi Mengen'e gidiyoruz.
Tempra, kilometreleri büyük bir hızla yutarak bizi tören saatinden önce Mengen'e ulaştırıyor. Tören için Mengen Belediyesi önündeki ana cadde düzenlenmiş. Teşrifatla görevli genç bizi yerimize oturtmakta iken, orta boylu, şişmanca ve pos bıyıklı bir aşçıbaşı (Hoş geldin Yener abi) diyor. Bu aşçıbaşını bir yerden gözüm ısırıyor(!) Mengen'in değerli ve çalışkan Belediye Başkanı Erhan Gürsoy tam bir aşçıbaşı kıyafeti ile törene ayrı bir renk katıyor…
İlk konuşmayı günlerden beri festival hazırlıkları dolayısıyla yoğun bir çalışma temposu içinde uygusuz geceler geçiren değerli kardeşim Erhan Gürsoy yapıyor. Erhan, açış konuşmasında oldukça iddialı. Önümüzdeki yıl festivalin Uluslararası niteliğe dönüştürülebileceğini ve bu yıl 100 metre olarak gerçekleştirilen şiş kebabın 1001 metre yapılacağını ve dünya rekorunun kırılacağını söylüyor. Reisin bu sözleri çok güzel. Ama ilerde ne görürüz bilemem. Mengen'in uluslararası bir organizasyonu kaldıracak alt yapı tesislerine sahip olmadığını söyleyebiliriz. Ama yine de reisin hevesini kırmayalım ve kendisine başarılar diliyelim''

Erhan pos bıyıklarına ve heybetli cüssesine rağmen tam bir beyefendiydi. Büyüğünü, küçüğünü bilirdi. Kendisi ile zaman zaman Mengen Belediye Başkanlığı odasında da buluşmaklığımız vardır. Mengen Belediye Başkanlığı odası yani Erhan'ın makam odası ve eklentileri Türkiye'de emsali görülmemiş bir yapıya sahipti. Erhan odasını tam bir müze haline dönüştürmüştü. Bu kabiliyetini Mengen'in çıkışındaki bağ evinde de göstermişti. Bu bağ evinde yine tam bir eski eser ve obje cümbüşü vardı. Nereye baksanız Erhan'ın sanatkar yönünü görürdünüz. Bu bağ evinde de birkaç kez Erhan'ın misafiri olmuştuk. Erhan 1984 yılından itibaren iki devre Anavatan Partisinden Mengen Belediye Başkanlığı yaptı. Daha sonra görevini başka partilerdeki arkadaşlarına devretti. Benim CHP'li onun ANAP'lı olması aramızda hiçbir zaman bir sorun teşkil etmedi. Muhterem eşleri Emine hanımefendi, eşim Aygün Bandakçıoğlu'nun Bolu Kız Öğretmen Okulu'ndan sınıf arkadaşı olduğu gibi kayınbiraderleri İbrahim Aksu ve Nihat Aksu'da çok yakın arkadaşlarımdı. Son yıllarda Bolu Gündem refikimizin güçlü köşe yazarı ve Mengen İl Genel Meclisi Üyesi M. Nuri Gürsoy kardeşimin Erhan'ın kardeşi olduğunu öğrenmemde bu aile ile ilgili duygularımı pekiştirdi.
Türkbeyli Camii'ndeki cenaze namazı yoğun bir katılımla kılındı. Defin sırasında da yoğun bir cemaat vardı. Bu durum Erhan'ın ne kadar sevildiğinin bir göstergesiydi. Son görevimizi de ifa ettikten sonra Ramazan Albaş'a söz verdiğimiz gibi 'Mengen Lezzet Dünyası'na uğradık. Yemekte cenazeye son anda yetişen Sayın Milletvekilimiz Fatih Metin, Mengen Kaymakamımız, Mengen Belediye Başkanımız ve diğer bazı misafirler de vardı. İlk defa 'Mengen Lezzet Dünyasında' bir yemek yiyordum. Bu mekan Muharrem Kabasakaloğlu ve Selçuk Albaş kardeşlerimin yönetiminde güzel bahçesi ile herhalde ileriki günlerde Zonguldak-Ankara karayolunun vazgeçilmezlerinden biri haline gelecek. Herşey dört dörtlüktü. Bu arada Mengen'in dünya çapındaki fotoğraf sanatçısı Hüseyin Varlık kardeşimden de söz etmek isterim. Hüseyin her zamanki gibi makinesi boynunda cenaze törenini ölümsüzleştirmek için görev başındaydı. Bu arada Mengen'e her gidişimde Yener Abisine karşı her türlü hatıra fotoğrafını çeken Hüseyin kardeşim, cenaze töreninden de gerekli kareleri aldı.
Sonsuzluğa giden yolda bizlerden ayrılan Erhan Gürsoy'a Yüce Allah'tan rahmetler diliyorum. Kederli eşine, çocuklarına, kardeşlerine ve de halen sağ olduğunu tören sırasında gördüğümüz muhterem annelerine, tüm Mengen halkına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun.