Gülezler Konağı açıldı mı?

Yener Bandakçıoğlu

Peşinen ifade edeyim ki; benim için Gülezler Konağı açılmadı. Yıllardan beri Bolu basınında bir Gülezler Konağı hikâyesi sürer gider. Emsaline Anadolu’nun birçok ilinde rastlanan tarihi konaklardan biridir Gülezler Konağı. Safranbolu'lular bundan yıllarca önce 70’li 80’li yıllarda Kızıltan Ulukavak isimli bir idealist Belediye Başkanı’nın öncülüğünde Unesco kaynaklarını da alabildiğine kullanarak Zonguldak’ın küçük ilçesi Safranbolu’yu içindeki Gülezler Konağına benzer Konakların restorasyonu ve turizme kazandırılmasıyla Anadolu’muzun bir numaralı turizm kenti haline getirmişti. Daha sonraki yıllarda Safranbolu modeli birçok yöreye örnek olmuşsa da hiç birisi Safranbolu’nun şöhretini yakalayamadı. Hepimizin bildiği gibi son yıllarda Göynük'te ve Mudurnu’da da ufak Safranbolu modelleri uygulamaya konuldu ancak bunda da ülke çapında ses getirecek bir başarıya yelken açıldığı da söylenemez. Bolu’muz tarihi konakların restorasyonu konusunda herkesten ve her bölgeden geri kalmış bir durumdayken son yıllarda belediyemizin Bolu’da sayıları bir elin parmakları kadar azalmış eski tarihi yapılardan enkaz haline gelmekte olan Gülezler Konağı'nın mülkiyet problemlerini halletmesi sonucu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'ne devredildi ve aslına uygun bir biçimde restorasyonu yapıldı. Bütün buna da şükürler olsun diyor ve emeği geçenleri başta belediye başkanı Alaaddin Yılmaz olmak üzere kutluyorum.
Ama benim yıllardan beri kişisel görüşüme göre Gülezler Konağının hayata geçirilmesi şuan daki durumu ifade ediyorum Bolu'muza bir şey kazandırmış olmayacaktır. Üniversite burayı kendi bünyesinde Bolu araştırmaları merkezi olarak kullanacakmış. Böyle bir merkez için mutlaka tarihi bir binaya ihtiyaç yoktur. Üniversite kampüsündeki ya da şehir merkezindeki bir başka bina çok rahatlıkla Bolu Araştırmaları Merkezine ev sahipliği yapabilir. Bizim için asıl önemli olan Gülezler Konağının eğer varsa tarih içindeki yerinden istifade etmek olmalıydı. İnsanlar turizm deyince daha ziyade tarihe ve denize gelmektedirler. Tabii güzellikler insanlar için cezp edici bir unsur olarak değerlendirilmemektedir çünkü herkesin memleketinde akarsularda vardır ağaçlarda vardır yeşilliklerde vardır.

Bu gerekçelerimizle gerek Bolu belediye meclisi toplantılarında yaptığı konuşmalarda; gerekse gazetem Bolu’da Yenihayat'ta yayınlanmış köşe yazılarımda ısrarla şunu belirttim. Gülezler Konağı'nın milli mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Milli mücadelenin 2 numaralı ismi, Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı, Gak cephesi Komutanı, Lozan zaferinin dahi Türk heyeti başkanı ve en önemlisi bütün kudret ve iktidar elindeyken Türkiye'ye demokrasiyi getiren ve 1950 genel seçimlerinden sonra Çankaya Köşkü'nü terk edip pembe köşke çekilen İsmet Paşa’nın Milli Mücadeleye katılmak üzere Ankara’ya kaçarken bu konakta bir gece yatmış olması. Bu kaçışın öyküsünü de yine tarihi kaynaklara göre birkaç de yazmıştım. İsmet Paşa ve beraberindekiler Bolu’da bir gece konaklamaya karar verdiklerinde kafiledeki en kısa boylu olan zayıf ve çelimsiz İsmet Paşa firari er elbisesi içinde bir şeye benzetilemediğinden ona konağın en alt katındaki bir oda gösterilmiş ve o büyük insan geceyi o alt kattaki odada geçirmek mecburiyetinde kalmış. Ertesi gün bu yanlışlık anlaşılıp konak sahiplerince büyük bir üzüntüye sebep olunca yalvar yakar kendisi üst katlardaki bir odaya buyur edilmişse de İsmet Paşa ve beraberindekiler bir an evvel Ankara'ya gitmek mecburiyetinde olduklarından ev sahiplerininin bu pişamlığı fayda etmemiş Milli mücadele ekibi hemen ertesi gün Seben üzerinden Ankara’ya hareket etmişler. Sebende de Kozyaka köyünde Özkök sülalesinin konağında kaldıktan sonra hemen Ankara’ya hareket etmişler.

Kim ne derse desin Gülezler Konağı'nı Bolu’daki diğer konaklardan ayıran özelliği budur. Yoksa konağın birkaç katlı yada bilmem kaç odalı olması değildir. Eğer daha öncede yazdığım gibi İsmet Paşa’nın kaldığı oda ayrılsaydı buraya Ankara daki İsmet Paşa vakfından da gerekli yardımlar suretiyle burası bir İsmet Paşa müzesi haline dönüştürülseydi ve de şehrin birkaç noktasına “İsmet Paşa Müzesine gider” diye, tabelalar asılsaydı herkesle iddiaya girebilirim burası o zaman Bolu için bir cazibe merkezi olurdu.

Davetli olmadığımız için gidemediğimiz açılış töreninde yapılan konuşmaları yerel gazetelerden okudum. Bu arada Bolu basının güçlü köşe yazarı Mustafa Cop kardeşimizin “bizbolulular.com.” internet sitesindeki güzel yazısını da inceleme yazısını buldum. İnternet özürlü olduğum için Mustafa’nın bu yazısından hayatta haber olamazdım. Cumartesi günü baromuza yeni imtisal eden genç avukat kardeşimiz Sercan Adıyaman’ın büro açılışında konuya muttali olduğumdan Mustafa’dan güzel olduğuna inandığım yazısından bilgilenmek istediğimi söyledim. Sağolsun Mustafa kardeşim ben daha açılış yerinden ayrılmadan yazısının bir çıktısını getirmek âlicenaplığını gösterdi. Açılış törenine gitmeyenler bu güzel yazıyla törene gitmiş gibi olurlar. Mustafa’nın yazısında da İsmet Paşa faktörüne değinmiş cümleler aradıysam da cımbızla çekilmiş gibi sadece bir cümle dikkatimi çekti. Rektörümüz Prof. Dr. Hayri Coşkun Bey konağın en meşhur misafirinden bahsederken bir iki kelimeyle “Milli Mücadele döneminde İsmet Paşa’nın konakta kaldığı bilinmektedir” çok satı bir bilgilendirme yapmaktadır. Oysa Sayın Rektörle geçmişte yaptığım bir görüşmede İsmet Paşa faktörünün konak için ne kadar önemli olduğunu vurgulamış kendisinden de konunun inceleneceği ve yerine getirileceği sözünü almıştım. İnsanlar mevkilerine göre bugün için bir mana ifade ederlerse de geçmiş ve ileriki günlerde bu özelliklerini kaybedebilirler; ama İsmet Paşa Cumhuriyetin bir yıldızı olarak nesiller boyu kıyamete kadar parlayacaktır.

Gülezler Konağı ile ilgili eleştirilerim hayatta kaldığım sürece bu odaların bir İsmet Paşa müzesine dönüştürülmesine kadar devam edecektir. İnşallah yapılan yanlışlıklardan kısa sürede dönülür.

BAROMUZA YENİ BİR YAKLIŞIKLI DAHA KAYDOLDU
Bolu Barosu yeni katılımlarla gücüne güç katmaya devam etmektedir. 1983–2004 yılları arasında 21 yıl başkanlığını yaptığım Bolu Barosu üyelerinin saygın tutumu nedeniyle Türkiye’nin belli başlı Barolarından biri haline geldi. Cumartesi günü genç ve değerli meslektaşım Avukat Serkan Adıyaman’ında aramıza katılmasıyla gücümüz daha da fazlalaştı.

Bolu'muzun tanınmış kişilerinden cennetmekân dostum Halit Adıyaman’ın torunu İrfan Adıyaman kardeşimin oğlu olan Sercan ailesinin büyük şöhretine – Kebap 14 – büyük şöhretini hukuk sahasında da pekiştirme gayreti içinde olacak. Fotoğrafta %1 davetli kitlesinde yaptığımız açılış töreninden bir karedeyiz. Solda Baro Başkanımız Gazanfer Günler ortada genç ve yakışıklı avukatımız Sercan Adıyaman ve solda ben. Sercan’a meslek hayatında büyük başarılar ve bol kazançlar diliyorum.