Gölcükün hüzünlü güzelliği

Yener Bandakçıoğlu

Çoktan beri Gölcüğe gitmemiştim. Bu Cumartesi, kadim dostum, sevgili kardeşim eski CHP il başkanı Haşim Ulusoy ile en az onun kadar sevdiğimiz kardeşimiz Muazzez Ulusoyun oğulları Mehmet in nikâh ve düğün törenleri için Tempranın halefi Ford Focusu Gölcüğe gazladım. Genç yaşına rağmen reklâmcılık ve turizmcilik konusunda bir hayli yol alan ve orijinal buluşlarıyla İstanbul basınına konu olan yeğenimiz Mehmet, düğününün Bolunun güzelliklerini yansıtan tabii bir mekânda yapılmasında ısrarcı olunca böylesi bir kır düğünü için elbette ki yurdumuzun en güzel köşelerinden biri olan Gölcük seçilmiş. Son haftaya girdiğimizde bütün dikkatimizi Meteorolojinin hava raporlarına odaklanmıştık. Çünkü bu raporlarda Marmara ve Batı Karadeniz bölgesinde havanın soğuyacağı ve sağanak yağışların devam edeceği bildiriliyordu. Bir taraftan bu raporları dinliyor diğer taraftan da olası bir yağış sırasında Ulusoy ailesinin bir hayli zahmet çekeceğini ve de son çare olarak düğünün Gölcük gazinosunun kapalı mekânlarında yapılabileceğini düşünerek teselli buluyorduk. Haşim, hakikaten benim hayatta sevdiğim en değerli dostlarımdan biriydi. CHP de kesişen siyasi kaderimiz de birlikte çok kereler üzülmüştük. CHP Belediye Başkan adayı olarak katıldığım 1977 Yerel Seçimlerinde Haşim, benim Belediye Meclis listemin en değerli mensuplarından biriydi. Eğer o zaman Kader bizi Bolu Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtsaydı Haşim ve diğer arkadaşlarımla birlikte Bolumuza çok güzel hizmetler verecektik. Haşimin değerli eşi Muazzez kardeşimizde Haşim gibi Mudurnuludur. Mudurnunun en tanınmış kişilerinden Terzi Saffet namıyla maruf Saffet Öztürk ağabeyimizin kızıdır. Yine Mudurnumuzun en meşhur kişilerinden Süreyya Astarcı Muazzezin dayısıdır. Bütün korkumuza rağmen Cumartesi, en muhteşem Gölcük günlerinden biri olarak belleklerimize kazındı. Yağmur yağma ihtimali bir tarafa, Güneş tüm haşmetiyle Gölcükü kapsamış yeşilin ve mavinin tüm tonlarını kucaklamıştı. Bu gerçek bir mucizeydi. Bir kır düğünü için bundan daha güzel bir hava olamazdı. Havının güzelliği kadar Mustafa Tenekeci topluluğunun müziği ve de meşhur aşçıbaşılarımızdan Kemal Hoşçanın enfes menüsü de davetlilerden tam not aldı. Yüzlerce araba ve yüzlerce kişi Gölcüğün insanlara sunduğu bu emsalsiz havayı ve manzarayı buram buram koklamak için Gölcüğü adeta istila etmişlerdi. Gölcükte ne iş yaptığını bilemediğimiz ama kurulmuş bariyerlerle para almasını çok iyi bilen Bolu İl Çevre ve Orman Müdürlüğü kasasını doldurmakla meşguldü. Bu bağlamda Gölcüğe girdiğimiz de bir şokla karşılaştık. Ne kapalı mekânına güvendiğimiz kır gazinosu ne de halkın ihtiyaçlarını karşıladığı büfe açıktı. Meğer gerek kır gazinosu gerekse büfe müstecirle müdürlük arasında ki bir hukuki ihtilaf sonucu uzun süredir kapalıymış. Zaten yıllardan beri bu tesislerin Gölcüğün adına yakışır bir biçimde işletildiğini görmedik duymadık. Hep sorunlar, hep davalar.. Benim Gölcükle ilgili gerek çok eski tarihlerde yayın hayatımda bulunan ve o zamanlar Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığım Sesimiz Gazetesinde gerekse daha sonraları yine Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığım Bolununsesi Gazetelerinde yayınlanmış bir hayli yazım vardır. Biz maalesef her şeye memur zihniyeti ile baktığımız için Gölcükte bir türlü başarılı olamıyoruz. İl Çevre Ve Orman Müdürlüğü, Gölcüğü ihaleye çıkarıyor. İhale şartnamesi klasik memur zihniyetine göre hazırlandığı için ihaleye canı isteyen herkes giriyor. Bu canı isteyenler arasında Mafya tabir ettiğimiz ve yeraltı dünyasından oldukları söylenen kişiler ve onların temsilcileri de var. İhale doğal olarak en yüksek teklifi verende kalıyor ama bu teklif gerekleri hiçbir zaman yerine getirilmiyor. Kira parası biriktikçe birikiyor. Sonrada hadi bakalım yeni bir tahliye davası. Davalar aylarca sürüyor sonuçta olan bu muhteşem tabiat parkından istifade etmek için yollara düşen insanlarımıza oluyor. Yine geçmiş yazılarımdan birinde Gölcükte gördüğüm otobüsler içinde Yeşil Bursa dan gelen bir hayli otobüsünde bulunduğunu görmüş ve demek ki bizim Gölcüğümüzün yeşili, yeşil Bursanın yeşiline fark atmış diye yazmıştım. Yine o yazılarımdan birinde Gölcük ihale şartnamesinin çok dikkatli bir biçimde hazırlanması gerektiğini, Turizmde öne çıkan güvenilir şirketlere ayrıcalık tanınması gerektiğini de yazmıştım. Yıllardan beri gördüğümüz tatbikat maalesef Gölcüğü istenilen seviyeye getirmemiştir. Konuşmalardan öğrendiğime göre Gölcüğün son müsteciri olan şirket, eğer söylenenler doğruysa 4 yıldan beri kira ödemiyormuş. Bu iddia doğruysa müstecirden 4 yıldır kira almayan idarenin büyük sorumluluğu vardır. 6570 Sayılı Kira kanununa göre, kiracı bir ay bile kira ödemese hemen bir ihtarname çekilir 30 gün zarfında kirayı ödemesi istenir. Eğer 30 gün içinde kirayı öderse ne ala. Şayet kirayı ödemezse hemen hakkında tahliye davası açılır ve kiracı kiralanan yerden çıkarılır. Şayet kiracı 30 gün içinde kirayı öderse olası bir ödememe halinde yine aynı prosedür uygulanmak suretiyle iki haklı ihtar nedeniyle yine tahliye davası açılır. İdarenin bu durumu bilmemesi mümkün değildir. Bu konuda yanılmayı göze alarak idarenin 4 yıldan beri kira ödemeyen kiracıyı kollamış olduğunu yazmak zorundayım. Gölcüğün bundan sonra ki günlerde aynı hastalığa duçar olmaması için ihale şartnamesinin yukarda söylediğim gerekçelere göre hazırlanması şarttır. Hatta hatta burayı çalıştıracağına güvenilen bir şahsa ya da bir şirkete, burası para almadan bile verilmelidir. Önemli olan halka hizmettir. Bolu/ Gölcük/ Kartalkaya üçgeninde burası ya Kartalkaya müstecirlerine ya da Boluda ki çok güvenilir firmalara verilmelidir. Benim aklıma daha önceki yıllarda da Gölcük ihalesi ile ilgilenen ancak şartnamenin ağırlığı dolayısıyla ihaleye giremeyen Termal otelin başarılı işletmecisi Mehmet İnceayan kardeşim geliyor. Boluspor dan eski genel sekreterim Mehmet İnceayan ın ve Bolsantur A.Ş.nin burayı en iyi biçimde işleteceğine yürekten inanıyorum. Şimdi söz sırası vilayetimizin en yüksek mülki amiri Sayın Valimiz Halil İbrahim Akpınarda dır. Sayın Vali, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ilgililerini çağırmalı yaratılan Kaos un hesabını sormalı ve binlerce insanın yararına olacak tedbirlerin alınmasını emretmelidir.Evet, sevgili okurlarım. Bir düğünden yola çıkarak bakınız nerelere geldik. Yazımızı yine düğünümüzle ilgili çok güzel bir fotoğraf karesi ile noktalayalım. Mert Fotoğraf Stüdyosunun sahibi çok sevdiğim değerli kardeşim Mehmet Toprakın babasının mesleğini elinden almış gözüken sevimli oğlu Mert Toprakın objektifinden bir Gölcük karesi.Soldan sağa: Sayın Sabire Kazan, Sayın eczacı Nurcan Uslupat, eski Mudurnu CHP İlçe Başkanlarından ve Mudurnu konak turizm inin öncülerinden sevgili kardeşim Mudurnu Hacı Abdullahlar Konağının sahibi Osman Uslupat, eşim Aygün Bandakçıoğlu cici ve güzel gelinimiz Işıl, oğlumuz Mehmet/ damadın düğünde giydiği orijinal fötr şapkanın bir hayli dikkat çektiğini söylemeyeliyim/ve Ben Sayın Ecevit Taşkestiye Helikopterlimi Gelmişti Otobüsle mi GelmiştiMekânı cennet olsun. Büyük devlet adamı ve siyasetçi BÜLENT ECEVİTin CHP genel başkanlığı sırasında bende onun Bolu CHP İl başkanıydım. 19771980 yıllarında yani 12 Eylül 1980 de ki cunta ihtilaline kadar sayın genel başkanımın emrinde çalışmak onuruna eriştim. Daha sonra siyasetin geniş labirentlerinde bir birimizden koptuk. O CHP den ayrıldı bense hala CHPli kalmaya devam ediyorum. Sayın genel başkanımızın 1980 öncesi hayata geçirmek istediği en büyük projelerinden biride ilk defa o yıllarda duyduğumuz Köy/Kent projesiydi. Bizim için ne güzel bir projeydi ki, sayın genel başkanımızın ilk icraatı Bolumuzun şirin ilçesi Mudurnu ya bağlı Taşkesti beldemizde start aldı. Projeye göre birçok köyümüzün ortak bir coğrafyasında köy kent adıyla yeni bir oluşum yaratılacaktı. Köy/kentlerde, ilçe ve il merkezlerinde bulunan birçok devlet müessesesi olacak ve köylülerimiz bütün ihtiyaçlarını bu oluşturulacak köy/kentlerde giderecekler ve ilçe ve il merkezlerine gitmekten kurtulacaklardı. Proje her yönüyle heyecan verici bir projeydi. Bizim için önemli olanda bu projenin ilk defa Bolu ya nasip olmasıydı. Elbette ben ve arkadaşlarımda böyle bir projenin Bolu da gerçekleşmesinden sonsuz bir mutluluk duyuyorduk. Hafta içinde Bolu Olay refikimiz, 30 Eylül 1978 günü temeli atılan Taşkesti projesi için Her şey Taşkestide başladı başlıklı özel bir yayın yaptı. Köy/kentle ilgili bu güzel yayında şöyle cümlelerde var: /(1978 yazında Taşkestiye gelen helikopter, köylüleri heyecanlandırdı. Aslında köylülerin hiç biri helikopterle gelip köyün etrafında gezinenleri görememişti. Ama daha helikopterin havalanmasının ardından bir fısıltı kulaktan kulağa yayıldı: Başbakan Bülent Ecevit gelmiş. Burada köy/kent yapacakmış) Bu satırlarda yanılgı olduğunu zannediyorum. O zamanın sorumlu İl Başkanı olarak Sayın Ecevitin Taşkestiye hiçbir zaman helikopterle gelmediğini biliyorum. Zaten o yıllarda helikopter kullanımı bu yıllardaki gibi yaygın değildi. Sayın genel başkanımız cennet mekan Ecevit, temel atma töreni için 30 Eylül 1978 günü parti otobüsüyle Ankaradan Bolu ya teşrif etmişlerdi. Kendisini Sanayi Çarşısının Ankara tarafında coşkulu bir kalabalık karşıladık. Güvenlik önlemleri nedeniyle Sayın Başbakanımızın ve Genel Başkanımızın otobüsüne İl Başkanı olarak benden başka hiç kimse alınmadı. Karşılamaya zamanı Belediye Başkanı cennetmekân Muzaffer Işında gelmişti. Sayın Genel Başkan ve Başbakanımıza Bolu Belediye Başkanının kendisine hoş geldiniz demek üzere kalabalık arasında bulunduğunu söyleyince emir buyurdular ve Muzaffer Işın otobüse alındı. Işın hoş geldiniz dedikten sonra tekrar otobüsten indirildi. Bu seromoni den sonra coşkulu bir kalabalık ve yüzlerce araçta Taşkestiye hareket ettik. Burada otobüsün üzerinden temel atma alanına birikmiş binlerce insana hitap ettiler. Güvenlik nedeniyle otobüse benim dışımda sadece zamanın Bolu Milletvekilleri Haluk Karabörklü ve Bayram Turan Çetin alındı. Maalesef 1980 ihtilalinden sonra köy/kent projesi kaderine terk edildi. Sayın Ecevit aradan yıllar geçtikten sonra yeniden Başbakan olduğunda hayalinden bir türlü kopmayan köy/kent projesini bir defa daha hayata geçirmek için Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşinin Ordu ilinin Mesudiye ilçesindeki köyüne el attı. Bu ikinci köy/kent projesinin de tamamlanmadığını zannediyorum. Bizde her şey kişilere göre değiştiği için bu çok güzel projeler, proje müellifi diyebileceğimiz Sayın Bülent Ecevit in görevden ayrılması nedeniyle sonuçlanamadı. Bu satırları Bolu Olay refikimizde okuduğum bir haber üzerine yazma ihtiyacını duydum. Gazetenin İmtiyaz Sahibi Erhan Beykozdan haberin aslını araştırmasını dilerken sevgili Genel Başkanımız ve Başbakanımız Bülent Ecevite Yüce Allahtan rahmetler diliyorum. İbrahim Yamanı kaybettikBolumuzun en ciddi ve tanınmış müesseselerinden Kanaat Kunduranın ortağı sevgili kardeşim İbrahim Yamanı hafta içinde kaybettik Kanaat Kundura Bolunun sembol olmuş müesseselerinden biridir. Müessesenin kurucusu İbrahim ve İsmail Yaman kardeşlerimin babaları Mustafa Yaman, Bolunun en beyefendi ve en güler yüzlü tüccarlarından biriydi. Çıkınlarlı Mustafa namıyla maruf bu değerli ağabeyimizin kurduğu müessese son yıllarda Yukarı Çarşıdaki iş yerinin iki sokağa da cephesi olması nedeniyle iki kapılı olarak ta anılır. İbrahim ve İsmail Yaman kardeşlerim ve de onların bir birinden kıymetli evlatları Mustafa Yaman dan tevarüs ettikleri tüm güzel hasletlerle bu müesseseyi çok ileri boyutlara taşıdılar. Benim İbrahim le asıl münasebetim 2003 2004 futbol sezonunun başında, 1988 yılında bıraktığım Boluspor başkanlığını aradan 15 yıl geçtikten sonra mecburen aldığım günlerde başladı. Arada sırada yazarım: Zamanın Belediye Başkanı Sayın Yüksel Ceylanın Boluspor başkanlığını kesin olarak bırakma kararından sonra hiç kimse Boluspor başkanlığına talip olmuyordu. Hiç kimse Boluspor kulübünün kapısının önünden bile geçmiyordu. Bu hiç kimse tanımının içinde yine yazdığım gibi Sayın Necip Çarıkçı ve Sayın Bolu Merkez İlçe Belediye başkanı da vardır. Divan başkanı olarak hiç kimsenin yönetimi istememesi sebebiyle o yılki kongreyi birkaç kez erteledim. İş, Kayyuma gidiyordu. Bolusporun Kayyuma gitmesi demek birkaç ay sonra kapanması demekti. Tüm zorluklara rağmen Bolusporu bu halde bırakamadım. Kulübün kapanmasını önlemek için başkanlığı mecburen kabul ettim.Yönetim kurulu listesini hazırlarken Sayın Belediye Başkanı Yüksel Ceylana gidip eski yönetimden hangi isimlerin alınması konusunda yardım istedim. Şimdi burada o tarihten bu güne ilk olarak Sayın Yüksel Ceylanın bana önerdiği isimleri açıklıyorum. 1/ İbrahim Yaman, 2/ Mustafa Aksoy, 3/ Yaşar Taşkıran, 4/ Kamil Erbayram, 5/Osman Gürsoy, 6/ Hasan Aksoy. Bu isimler üzerinde Sayın Ceylanla görüşürken bana İbrahim Yamanla ilgili şunları söyledi: (/Abi İbrahim Yamana kulübün kasasını gönül rahatlığı ile emanet edebilirsin. Harcadığı bir kuruşun dahi hesabını yapar) Bunun üzerine yönetim kurulunda İbrahim Yaman kardeşimizi veznedar olarak görevlendirdik. Mali konularda her türlü yetkiyi verdik. O zamanlar kulüp hesabımız Halk Bankası Bolu şubesindeydi. İbrahim, para çekiminde tam yetkili olmasına rağmen her çeki imzalayışında mutlaka bana telefon eder ve onayımı almak isterdi. İbrahimin bize daha doğrusu Boluspora da bir başka hizmeti de yakın arkadaşı Rasim Öztekini Boluspora kazandırması olmuştur. Aslen Akçakocalı olan ve İstanbulda deri ticaretiyle meşgul olan Rasim kardeşimiz, Bolusporun şanlı tarihinde ki küçüklüğünde, beynine kazınan Kırmızı/beyaz sevgisi nedeniyle yönetim kurulunda olmamasına rağmen kulübümüze maddi ve manevi katkılarda bulundu. Rasim daha sonraları Boluspor yönetimine de girdi. Ancak nedenini bilmiyorum. Bu değerli Bolusporlu bir müddet sonra Boluspordan koparıldı. Rasimle yıllar sonra İbrahimin görkemli cenaze töreninde tekrar birlikte olduğumuzu ve hasret giderdiğimizi de söylemeliyim. İbrahim uzun süredir duçar olduğu amansız hastalık nedeniyle günden güne eriyordu. 2007de hastalığı nedeniyle kurası çıkmasına rağmen Hacca gidememişti. Onun yerine İsmail bu görevi yerine getirdi. Ama İbrahim 2008 sezonunda her şeye rağmen Hac görevini yerine getirdi. Ben Hilal Turizmle yani Burhan ve Zeki Hocalarla gittim. İbrahim de Diyanet İşleri kafilesiyle gelmişti. O aşırı kabalıkta bir kez karşılaştık. Ağır hastalığına rağmen Yüce Allahımızın buyruğuna icabet etmenin derin hazzını taşıyordu. Sevgili kardeşimizi çok görkemli bir törenle Çamyayla / Yozgat Köyü mezarlığına defnettik. Bolu çok değerli bir evladını kaybetti. Tüm sevenlerine ve Yaman ailesi mensuplarına başsağlığı diliyorum.