GEREDE’DEKİ MUHTEŞEM AÇILIŞTA MUHTEŞEM VEFA GÖSTERİSİ

Yener Bandakçıoğlu

Hafta başında Gerede’den bir telefon alıyorum. Arayan sevgili kardeşim İsmail Gürcan. İsmail, Gerede’nin en popüler ve en tanınmış kişilerinden biridir. Fevkalade beyefendi ve saygılı kişiliğinin altında engin bir Boluspor sevgisi de yatar. Zaten benim Geredeli kimi sevgili dost ve kardeşlerimle olan, yıllara dayalı münasebetlerimde en büyük etken Boluspor’un şanlı tarihi ve o şanlı tarihteki yerimizdir. (- Başkanım, Cuma günü saat: 14.00’te Gerede Sedef Pastanesi’nin açılışını yapacağız. Mutlaka sizi de bekliyoruz. Yunus Abi’nin de selamları var.) Dedim ya İsmail Gürcan benim için Gerede’nin olmazsa olmazlarındandır. Araya bir de Yunus Çufa abim girince mutlaka Gerede’ye gitmek farz oldu.
Boluspor’un şanlı tarihinde tüm ilçelerimiz büyük bir coşku içinde Boluspor’u desteklerlerdi. Boluspor’un içte ve dıştaki tüm maçları bu ilçelerimiz için de büyük bir hareketliliğe neden olur, maç günleri yollar Bolu’ya taraftar götüren taksi, minibüs ve otobüslerden geçilmezdi. Ama itiraf etmeliyim ki ilçelerimiz arasında Boluspor’u en çok destekleyen ilçemiz de Gerede’ydi. Bunda Boluspor’un o zamanki vefakar yöneticisi Yunus Çufa’nın da büyük bir etkisi olduğunu bilmeliyiz. O zamanlar aynı zamanda Geredespor kulübünün de başkanlığını yapan Yunus abi ve arkadaşları kaç maç Ankara ve diğer illere gidişimizde sabahın erken saatlerinde kafilemizi beklerler, mükellef bir kahvaltı ikramından sonra Boluspor’u yolcu ederlerdi. Tabiatıyla kahvaltıdan sonra Yunus abinin kafileye katılmamazlık etmediğini de vurgulayalım.
Bugün Gerede’de etkin yerlere gelmiş olan bir çok sevgili kardeşimin o günlerin genç delikanlıları ve hasta Boluspor taraftarları olarak bizleri her maçımızda yalnız bırakmadıklarını bilirim. İşte o günün gençleriyle Boluspor Genel Sekreteri ve Başkanı olarak kurduğum diyalog bugün bütün sıcaklığıyla devam etmekte, Gerede’ye her gidişimde çok samimi duygularla karşılanır olmaktayım. Yazımın sonlarına doğru bu değerli kardeşlerimden bazılarını daha geniş cümlelerle sizlerle buluşturacağım.
Cuma namazımızı mutadımız veçhiyle başkanlığını yaptığım Camlı Cami’de kıldıktan sonra “Tempra’nın halefi Ford Focus’u” Gerede’ye gazlıyorum. Oysa o saatlerde Bolu Belediye Meclisi Üyesi olarak İl Başkanımız sayın Tanju Özcan’ın CHP’deki son gelişmeler üzerine yapacağı basın toplantısında hazır olmam gerek. Ancak Gerede deyince akan sular duruyor ve İl Başkanımızın da beni affedeceğini zannediyorum. Açılışını yapacağımız “ Sedef Pastanesi” Gerede’nin en işlek caddesi olan Atatürk Bulvarı üzerinde daha önceden de aynı isimle yıllardan beri Geredelilere hizmet eden pastanenin, bir tarafı eski pastane bir tarafı da yeni pastane olmak üzere eski ve yeniyi çok görkemli bir biçimde ele alan bir dekorasyon şaheseri olarak Geredelilerin hizmetine sunulmuş. Pastanenin genç ve atılımcı patronu Saim Çonkarlı kardeşim ailenin üçüncü kuşağını temsil ediyor. Saim’in muhterem babası ve dedesi de Geredelilere Sedef Pastanesi olarak hizmet etmişler. Yani Saim gördüğümüz kadarıyla bayrağı çok üst noktalara çıkarmış.
Pastanenin önü tabiri caizse bir çiçek bahçesine dönüşmüş. Açılış Gerede’nin resmi ve özel tüm birimlerini bir araya getirmiş. Yüzlerce davetli arasında Gerede’nin değerli evlatları Adalet Baş Müfettişi Mehmet Yılmaz kardeşimle Antalya Cumhuriyet Savcısı Sabri Yılmaz kardeşim de orada. Bundan yıllarca önce hakimlik stajlarını Bolu’da yapan bu iki Geredeli hemşerimle ta o yıllardan kalan bir dostluğum vardır. Mehmet, daha sonraları çeşitli tarihlerde Bolu Adliyesi’ni teftişe de gelmişti.
Tören alanına girdiğimden itibaren (- Yener Abi hoş geldin) hitaplarıyla kaç sevgili hemşerim tarafından karşılandığımı kaç sevgili hemşerimle kucaklaştığımı inanın bilemiyorum. Bir yanlışlık yapabilir ve bazılarını unutabilirim diye isimlerini yazamayacağım. Bu güzel karşılama kurdelenin kesimi sırasında da devam ediyor. Sayın Gerede kaymakamımız Arslan Yurt ve sevgili Belediye Başkanımız Ömer Baygın’ın - ki Ömer kardeşim de Boluspor’un şanlı tarihinde yer alan yukarıda söylediğim kişilerden biridir- yanı sıra ısrarla “Yener Abi” de kurdele kesimine davet ediliyor. Ben de ısrarla bir çok değerli misafirin olduğunu söyleyerek bu şerefli görevden affımı istiyorum. Ama ne mümkün. Beni çok duygulandıran bu ısrar karşısında sayın kaymakamımızın ve sevgili kardeşim Ömer Baygın’ın yanında yer almak onuruna kavuşuyorum.
Sedef Pastanesi’nin emsaline anca büyük şehirlerde görebileceğimiz bir dizayna kavuşmuş olduğunu yukarıda belirtmiştim. Geniş ve ferah ilk katta Gerede tarihi ile ilgili çok nostaljik tablolara yer verilmiş. Bu tablolardaki ahşap ve güzel evlerin ülkemizin her yerinde olduğu gibi Gerede’de de beton yığınına dönüştürülmesindeki üzüntüyü Belediye Başkanımız Ömer Baygın’la paylaştıktan sonra pastanenin ikinci katına çıkıyoruz. Burada mutat olduğu üzere pastanenin leziz mamullerinden tatma fırsatımız oluyor. Bir süre sonra sayın kaymakam ve sayın belediye başkanımız Bolu’da yapılacak önemli bir toplantıya katılmak üzere aramızdan ayrılıyorlar. Açılış sırasında tanıştığımız genç ve yakışıklı kaymakamımız büyük bir tevazu içinde ve saygınlıkla (- müsaade ederseniz biz kalkıyoruz) demek nezaketini gösteriyor.
Artık biz bizeyiz. Bu kadar hasta Bolusporluyu etrafımda pervane misali döner gördükçe “hadi gelin bakalım bu anı ölümsüzleştirelim” diyorum. “Bunlar benim amigolarımdı” demeyi de ihmal etmiyorum. Hey gidi günler hey.. 70’li 80’li yıllarda Boluspor’un peşinden koşan bizler aradan geçen 30’lu 40’lı yılların sonunda kim derdi ki Gerede Sedef Pastanesi’nin açılış töreninde de bir araya geleceğiz. İsterseniz fotoğrafı biraz açalım. Soldan itibaren 1- Geredemizin çok çalışkan bir önceki Belediye Başkanı Halil Alioğlu. Orman Yüksek Mühendisi olan Halil mesleğinin en parlak günlerinde Anavatan Partisi’nden 3 devre Belediye Başkanlığı’nı kazanmış ve Gerede’ye büyük hizmetler yapmıştı. Halil’in Belediye Başkanı olduğu yıllar ben de Boluspor Başkanı’ydım. Halil’le zamanın Başbakan Yardımcısı Sayın Kazım Oksay’ın makam odasında çok sık karşılaşırdık. O Gerede’ye bir şeyler kapmanın ben de Boluspor’a reklam almanın peşindeydim. İtiraf etmeliyim ki Sayın Oksay’dan umduğumuz yardımları alamamış hatta bir defasında Boluspor’lu yöneticilerin huzurunda kendisine (- Sayın Başbakanım eğer benim CHP’li olmam bir mahzur teşkil ediyorsa ben hemen şimdi Boluspor Başkanlığı’ndan ayrılıyorum) demiştim.
2- Gerede’nin gelmiş geçmiş en büyük Bolusporlularından Zeki Özbakır. Zeki o zamanlar Boluspor’un içte ve dışta hiçbir maçını kaçırmazdı. Yüksek Ziraat Mühendisi olan Zeki yıllarca Gerede İlçe Tarım Müdürlüğü yaptı. Zaman zaman Gerede Kaymakamlığı’na vekalet etti. 2000 yılında Esentepe’de düzenlenen Türkiye Barolararası Futbol Turnuvası, Zeki’nin Gerede Kaymakam Vekilliği sırasında yapılmıştı. Benim en sevgili kardeşlerimden biri olan Zeki aynı zamanda Yener Abisi’nin en hararetli okuyucularından biridir. Bir çok özel sorunumda ilk e-mail’i Zeki’den alırım.
3- Ben.
4- Gerede’ye olağanüstü güzellikte bir müessese kazandırarak benim Geredeli vefakar kardeşlerimle buluşmamı sağlayan genç patron Saim Çonkarlı.
5- Yunus Çufa. Boluspor’un şanlı tarihinin vefakar yöneticisi. Benim dünya ve ahret abim. Yunus Abi’yle ilgili yazılarım bir hayli fazladır. Daha iki hafta önce “ Tevfik Abimin (Türesin) Boluspor Anıları” başlıklı yazımda Yunus Abimi Tarsus İdmanyurdu- Yenisalihlispor maçı için Isparta’ya gönderdiğimizi oradaki görevini büyük bir başarıyla yerine getirdiğini yazmıştım.
6- Sedef’in Gerede’de çok popüler olan müdürü İsmail Gürcan. Nezaketin ve efendiliğin herkese örnek olacak numunesi. Tabaklar Cami’den ikindi namazı arkadaşım. Bakalım bundan sonra Bolu’ya eskisi gibi sık gelebilecek mi?
7- Sevgili okurlarımın ve Boluluların şimdilerde Bolu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı olarak tanıdığı sevgili kardeşim Tahir Gayret’le dostluğum ta 1980 öncesi yıllara gider. Ben o yıllarda CHP İl Başkanı’yken Tahir de CHP Gerede Gençlik Kolları Başkanımızdı. Daha önceleri birkaç kez yazdığım gibi Tahir, abisi Fethi Gayret ile birlikte 1980 yılında İzmir’de oynadığımız Boluspor- Düzcespor maçının uğurlu otobüsünün kaptanıydı. Yani biz İzmir’e Gayret kardeşlerin otobüsüyle gitmiştik. O maç nasıl Boluspor’a uğur getirdiyse Tahir’e de uğur getirmiş sevgili oğlu Zafer biz İzmir’deyken doğmuştu. Zaten Tahir de oğluna bu zaferin anısına Zafer ismini koymuştu. Sevgili kardeşim Tahir’le 2008 yılında Mekke’de de karşılaşmış bu karşılaşmayı da dönüşümde yazmıştım. Tahir’den BESOB’un yoğun çalışmaları nedeniyle bu sene Hacca gidemeyeceğini de öğrenmiş bulunuyorum.
Evet sevgili okurlarım bir açılış töreni vesilesiyle nereden geldik nerede bitirdik. Sadece bu açılış töreninde değil Gerede’ye ne zaman gitsem aynı duyarlılığı ve vefayı gösteren sevgili Geredeli kardeşlerime her zaman yürekten ve gönülden bağlıyım. Onların Yener Ağabeylerine karşı gösterdikleri hiç eksilmeyen saygı ve sevgilerinin sıcaklığını ölünceye kadar yaşayacağım. Hepsine yürekten teşekkürler ediyorum. Ayrıca bu güzel anıları ölümsüzleştiren ve de söz verdiği gibi Bolu’da Yenihayat Gazetesi’ne mail olarak gönderen Geredemizin değerli fotoğraf ustası Foto Kent fotoğraf stüdyosunun sahibi Bekir Uzun kardeşime de en derin şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.
 

Yorumlar

Sevgili Yener abi, Geredede sosyal bir faaliyet olacak Yener abi olmayacak, o faaliyet yarım dır demektir Geredeliler için. Sevgili abi bizler için yazdığın güzel düşüncelerin için teşekkürler. Allah sana sağlıklı uzun ömürler versin. Bir camiyada ABİ kolay yetişmiyor.

 Zeki Özbakır