GEÇEN HAFTA BOLU YİNE GÜNDEMİN ÖN SIRALARINA OTURDU

Geçen hafta belki birçoklarınız gündemin ilk sırası olarak sayın Başbakanımızın Kürtaj ve Sezaryen konusundaki tarihi çıkışını gösterebilirler. Ancak ben bunun yerine gündemin ilk sırasına, meşhur Şike Davası’nda zor günler geçiren Fenerbahçe Başkanı sayın Aziz Yıldırım’a izafeten ifade edilen sözleri alıyorum. Milyonlarca taraftarıyla ayrı bir cumhuriyet olduğu her zaman ifade edilen Fenerbahçe davasında mahkeme tutanaklarına geçen şu sözlerle Bolu, bir kere daha ülke gündemine oturdu. Fenerbahçe Kulübünün Muhasebe Müdürü olan, aynı zamanda Şike Davası’nda bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Tamer Yelkovan çapraz sorgusunda aynen şunları söylüyor; “Fenerbahçe’nin bazı maçlarından önce Başkan Aziz Yıldırım Bolu’daki bir hocaya, beş bin lira vererek dua ettirirdi. Başkan, bu parayı kendi cebinden verirdi.” Bazı gazeteler, bunun dua olmadığını, (büyü) olduğunu da yazdılar. Büyü ile dua arasında çok büyük fark vardır. Ama bizim için önemli olan büyünün ya da duanın Bolu’daki bir hocaya yaptırılmış olması.
Görüyor musunuz sevgili okuyucularım. Kulüp başkanlığı ne kadar zor bir görev. Takımınız şampiyonluğa gidiyor, her şeyden ve herkesten medet umar hale geliyorsunuz ya da daha yaygın bir tanımla denize düşüp yılana sarılıyorsunuz. Takımınızın bütün bir yıl boyunca gösterdiği maddi ve manevi tüm cabalar son bir maçın neticesine endeksleniyor.
Ben hiçbir zaman Sayın Aziz Yıldırım’ın suçlu olduğuna inanmıyorum. O kulüp başkanı olarak yukarıda söylediğim sıkıntıları aşmak için bazı girişimlerde bulunmuş olabilir. Her ne kadar davanın sayın savcısı Aziz Yıldırım hakkında 38 seneye kadar hapis cezası istemiş olsa da benim nazarımda, Aziz Yıldırım suçsuzdur ve suçun belirlenmesinde en önemli faktörlerden biri olan (suçun manevi unsuru) bu olaylarda gerçekleşmemiştir.
Her neyse bu konu da ki son kararı Yüce Türk Adaleti’ne bırakıp asıl konumuza dönelim. Sayın Tamer Yelkovan, Sayın Aziz Yıldırım’a izafeten bu sözleri mahkeme önünde zapta geçirmek gereğini duyduysa, bizlere düşen bu sözlerdeki gerekçenin doğru olduğuna inanmaktır. Yalnız basına göre burada bir ikilem var. Sayın Aziz Yıldırım, maç başına bu paraları bir büyücüye mi yoksa nefesi kuvvetli bir hocaya mı gönderiyordu? Eğer bir büyücüye göndermiş ise bu fevkalade yanlış ve yüce dinimizin kabul etmediği bir günahtır. İslamiyet, büyücülüğü ve falcılığı kesinlikle yasaklar. Ben Aziz Yıldırım gibi Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinin birinde yıllarca başkanlık koltuğunda oturan, son FB Genel Kurulu’nda tutuklu olmasına rağmen 5 bin küsur katılımın tümünün oyunu alan bir başkan’ın takımının kaderini bir büyücüye emanet etmesini asla kabul etmiyorum. Büyücülük konusunun gazetelere yanlış yansıdığını zannediyorum. Zaten Bolumuzda Aziz Yıldırım’ın ifade ettiği bir büyücüde yoktur. Şimdiye kadar Bolu’da böyle bir büyücüyü ne duydum ne gördüm. Belki Düzce’de böyle bir büyücü olabilir. Bilindiği gibi Sayın Aziz Yıldırım, hayatının bir bölümünü Düzce’de geçirmiş ve lisanslı amatör futbolcu olarak Düzce’de top oynamıştır. Benim doğum yerimde Düzce’dir. Küçüklüğümde Cennetmekan Babamın memuriyeti nedeniyle birkaç kez Düzce’de oturmuştuk. Orada bakla falına bakan falcılar bir hayli fazladır. Tabiatı ile bu iş için büyücü mü yoksa duahan mı kullandığını en iyi Aziz Yıldırım bilir. Sayın Başkan’ın o zor günlerinde büyücü yerine nefesi kuvvetli bir hocamızdan yararlanması olasılığını daha gerçekçi buluyorum. Bu ifade basına yansıdıktan sonra gözler, Boluspor’a yaptığı dualarla ülke çapında şöhrete ulaşan sevgili Lütfü Karataş Hocamıza çevrildi. Lütfü Hoca, Bolu Gündem refikimize verdiği beyanatta o hocanın kendisi olmadığını şu sözlerle açıklıyor; “Ben okusaydım Fenerbahçe şampiyon olurdu”.Ancak sayın hocamızın bu konuda yanıldığını söylemeliyim. Zira Şike Davası, Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu geçen yılla ilgilidir. İfadeler de bu geçen yıl ki maçlarla ilgilidir. Bu arada ifade bir başka yöne döndü ve de para yollanarak Fenerbahçe’nin zaferi için dua etmesi istenen hocanın erkek olmayıp, “Ayşe Teyze” isimli bir hatun kişi olduğu söylenmeye başladı.
Kendisi dua bilmeyen kişinin başkasına dua ettirmesi ve de onun karşılığında dua eden kişiye para vermesi gayet normaldir. Ancak, en iyi dua kulun Allah’ına karşı yapacağı duadır. Yani dua edilirken araya bir üçüncü kişinin konulması yine pekte makbul değildir. Bizde yıllar süren Boluspor yöneticiliğimizde çok dualar ettik. Büyük bir Hulusi kalple yaptığımız bu dualar, Yüce Allah’ımız tarafından kabul edildi ve Boluspor başarılı sonuçlara imza attı. Bu maçlarımıza nostaljik göndermeler yapabilirim. Mesela, 1980 Mayıs’ın da İzmir’de oynadığımız Boluspor-Düzcespor maçı’nda kamp yaptığımız Urla Nebioğlu Tatil Köyü tesislerine 24 Mayıs Perşembe günü gece yarısı varmıştık. 25 Mayıs Cuma günü ben ve yönetici arkadaşlarım topluca Urla Merkezi’ndeki camiye gittik. Cuma Namaz’ımızı kıldık ve Boluspor’umuzun Cumartesi günkü maçta muzaffer olması için Yüce Allah’ımıza dua ettik. Yüce Allahımız dualarımızı kabul etti ve maçı 3–0 kazanarak 1 yıl aradan sonra yeniden Süper Lige çıktık. Bu maçın çok geniş bir öyküsünü eski gazetem Bolunun Sesi’ndeki sütunumda yazmıştım. Bunu gibi dualarımızla kazandığımızı zannettiğim birçok maçımız daha vardır. Dediğim gibi dua kul tarafından halisane bir şekilde yapılırsa Yüce Allah tarafından kabul edilir.
Sayın Aziz Yıldırım’a bütün kalbimle iyi dileklerimi gönderiyorum. Yüce Türk Adaleti’nin kendisi hakkında güzel bir karar vermesini diliyorum.

NECDET GÖREN’DEN İYİ HABERLER VAR
CHP Eski İl Başkanı ve Eski Belediye Başkanımız Sevgili Kardeşim Necdet Gören, hafta içinde Ankara’da Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kardiyoloji Servisi’nde başarılı bir Bypass ameliyatı geçirmiş bulunuyor. Daha önceleri sağlık durumu hakkında sevgili kızı Sedef Gören’den devamlı bilgi aldığımız değerli başkanımızı bu gün -Pazar- CHP eski tüfekleri olarak ziyaret ettik. Prof. Dr. Tabip Albay Mehmet Aslan tarafından yapılan ameliyatla Gören’in dört damarı değişmiş. Kendisini ziyaretimizde fevkalade sağlıklı ve zinde bulduk. Tabiatıyla bu görüntüde etrafında pervane gibi dönen eşi Nimet Gören’in, kızları Dilek Arvas ile Sedef Gören’in, damadı Engin Arvas’ın ve yeğeni Önder Başaran’ın da büyük rolü var.
Ziyaretimiz sırasında tesadüf eski valimiz sevgili adaşım Yener Rakıcıoğlu ile Neşe Rakıcıoğlu hanımefendi de oradaydı. Biz ayrılırken de Özel Çağsu Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Mütehassısı Op. Dr. Ömer Polat ile eşleri Abant İzzet Baysal Üniversitesi Dermatoloji Anabilim dalı Doçenti Dr. Mualla Polat hanımefendi de ziyarete geliyorlar.

Fotoğrafta, Ziyaretimiz sırasında Necdet Gören ile birlikte görülüyoruz. Soldan sağa: Dileknaz Arvas, Engin Arvas, Kazım Karsu, Önder Başaran, Sayın Eski Valimiz Yener Rakıcıoğlu, Mustafa Hızarcı, Ben, Ahmet Özcan ve Ahmet Özmen. Bu güzel anıyı Dilek Arvas çekip, e-mail ile Bolu’da Yenihayat’a gönderiyor.