DEĞERLİ SPOR YAZARLARIMIZA ACİZANE BİR HATIRLATMA

Yener Bandakçıoğlu

Günlük olarak yayınlanan " Bolu Gündem" refikimizi takip eden okuyucular ve Boluspor hastaları bu gazetemizin çok değerli spor yazarlarının köşelerinde, sıklıkla Boluspor'dan ve Boluspor altyapısından bahsettiklerini iyi bilirler. Bolu Gündem'in Serhat Cengiz, Aydın Hitit, İsmail Arman, Serkan Erkan ve Servet Yılmaz gibi güçlü yazarları - bu arada Bolu Olay refikimizden Seyfi Alp kardeşimi de unutmayalım- Boluspor'un altyapıya gereken önemi vermediğini, bunun tabi bir sonucu olarak yıllardan beri Boluspor A kadrosuna oyuncu yetişmediğini hatırlatırlar. Bu değerli yazarların görüşlerine tamamen katılmaktayım. Elbette ki asıl olan Boluspor'un altyapıya gerekli önemi vermesi ve oradan yetişecek Bolulu gençleri A takımında oynatma imkanına kavuşmasıdır. Ancak her işin bir bedeli olduğu gibi altyapıdan futbolcu yetiştirmenin de bir bedeli vardır. Yazılarını büyük bir beğeniyle takip ettiğim Serhat Cengiz kardeşim geçenlerde Boluspor'un altyapıya ayırdığı yıllık 250 milyarlık bütçenin kulüp resmi kaynaklarınca 200 milyar olarak açıklanmasını bir hiciv şaheseri olarak yeniden ele almış ve (- Özür dilerim. Ben altyapıya 250 milyar demiştim meğer 200 milyarmış) diye dalgasal eleştirisini yapmıştı.
Nedendir bilinmez son yıllarda Boluspor'da altyapı çalışmaları birkaç antrenörün yönetiminde devam etmekteyse de maalesef altyapıdan A takımına yükselen bir futbolcumuz bulunmamaktadır. Oysa bizim zamanımızda altyapıdan Rıfat Benli, İsmail Taviş, Ali Beykoz ve Müfit İkizoğlu gibi pırıl pırıl gençler yetişmiş ve bunlar Boluspor A takımında oynadıkları gibi tanınmış diğer kulüplerimize de transfer olarak Boluspor'un adını oralarda da yüceltmeye devam etmişlerdi. Bu yıl Boluspor altyapısının başına, cennetmekan teknik direktörümüz Galip Türkan'ın tavsiyesi üzerine o zaman ki transfer yönetmeliğine göre Futbol Federasyonunda yapılan satışta, bizzat Boluspor Genel Sekreteri olarak Eskişehir Şekerspor'dan aldığım meşhur futbolcumuz Selahattin Konrat'ın getirilmiş olması, belki o eski günlerdeki futbolcu yetiştirme politikamızın bir tekrarı olabilir. Bu yönden eski futbolcum Selahattin Konrat'a yürekten başarılar diliyorum ve o eski günlerde Boluspor alt yapısına büyük bir ivme kazandıran İhsan Dümelli hocamızı bir kere daha saygıyla anıyor kendisine uzun ömürler diliyorum.
Şimdi gelelim yazımızın asıl konusuna. Her ne kadar değerli arkadaşlarım, Boluspor'u altyapıya gerekli önemi vermedikleri yönünde devamlı eleştiriyorlarsa da bu konunun sadece bir kulübün kendi imkanlarına bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani altyapı konusu, ulusal bazda ele alınması gereken bir meseledir. Geçenlerde Milliyet gazetesinde Sayın Meral Tamer'in
" EkoGündem" sütununda " Futbolda ve Ekonomide Alman Mucizesi" başlıklı bir yazısını okudum. Bu yazı, ülke bazında devlet politikası olarak altyapıya verilen önemi çok güzel açıklamış. Hep birlikte değerli Bolu Gündem köşe yazarları da dahil olmak üzere okursak, sadece Boluspor kulübüne yüklenmemizin pek doğru olmadığı ortaya çıkıyor. Şimdi sözü Meral Tamer'e bırakalım:
Güney Afrika’daki Dünya Şampiyonası’nda futboluyla göz dolduran Almanya, aslında küresel krizde de kalkınmış ülkeler arasında kuyruğu en dik tutan ülke olarak öne çıkıyor. Almanlar bu akşam yenilse bile göreceksiniz, önümüzdeki yıllarda dünya futboluna damgasını vuracak. Çünkü perde gerisinde son 10 yıldır iğne oyası işler gibi yapılmış disiplinli ve sistematik bir çalışma var. Tıpkı Şansölye Gerhard Schröder döneminde ekonomide rekabeti arttırmak için yapılan radikal reformlar gibi...
Almanlar sadece futbollarını değil, imalat sanayiilerini de son 20 yılda yenilediler; gençleştirdiler.

Futbol nasıl dirildi?
Önce futboldan başlayalım: 2000 yılındaki Avrupa Şampiyonası’nda İngiltere ve Portekiz karşısında hezimete uğrayan Almanya, grup sonuncusu olunca, “Alman futbolu bir daha iflah olmaz” görüşü yaygınlaşmaya başlamıştı. Almanya’daki futbol otoriteleri ve resmi makamlar, futbolu yeniden ayağa kaldırmak için kolları sıvadılar.
Futbol Federasyonu, yetenekli gençleri küçük yaşlarda ortaya çıkarabilmek için her yıl 20 milyon euro’luk bir bütçe ayırdı. Bu bütçeden gerek eyaletlerdeki yerel futbol kulüpleri, gerekse büyük takımlar pay aldı. Ülke genelinde 11-19 yaş arası 600 bin çocuk ve genç tarandı. 1. ve 2. lig takımları, profesyonel amaçlı altyapı merkezleri oluşturdular.
Son derece sistematik bir biçimde yapılan gelecek planlaması sonucunda futbolda geldikleri nokta göz yaşartıcı:
- Her yıl profesyonel kulüplere 4 bin yetenekli ve eğitilmiş genç sunuluyor.
- 17, 19 ve 21 yaş altı gençlerin oynadığı tüm turnuvalarda Almanlar, 2 yıldır ipi göğüslüyor.
- Geçen yaz ki 21 yaş altı Avrupa Futbol Şampiyonası’nda şampiyon oldular. (Mesut da o sırada bu takımda oynuyordu)

Meral Tamer bu yazısının sonunda Alman Sanayi'nin gençleşmesiyle ilgili çok güzel tespitler de yapmış ama o cümleler bizim yazımıza konu olmadığı için sütunuma almıyorum. Ancak yazının sonundaki özet cümlelerden futbolla ilgili olanı da mutlaka okumamız gerekiyor: (- Futbolda da disiplinli çalış, gençliğe yatırım yap.)
Bundan sonrası Bolu Gündem'in değerli spor yazarlarının yeni görüşlerine kalmış bulunuyor.

MEHMET KARAKAYA'NIN MUTLU GÜNÜ
Bolumuzun iş ve siyasi hayatının tanınmış simalarından Mehmet Karakaya - Efes Halı ve Mobilya- ve eşi Yurdagül Karakaya çifti büyük oğulları Baran'ın mürüvvetini İstanbul Yeniköy'deki Kalender Ordu Evi'nde geçen hafta yapılan muhteşem bir düğünle gördüler. Kız tarafı da hiç yabancımız değildi. Bolu Komando Tugayı'nın eski komutanı, eski İkinci Ordu Komutanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık ve muhterem eşleri Mükerrem Sarıışık çifti Karakaya'larla dünür olmuşlardı. Sayın Şükrü Sarıışık'a hem tebriklerimizi hem de yakın tarihlerde malum davalardan birinde tutuklanıp daha sonra tahliye edilmesi nedeniyle geçmiş olsun dileklerimizi de sunduk.
Bolu'da herkesin sevgilisi olan Mehmet Karakaya ile Yurdagül Karakaya hocanımın bu mutlu gününe Bolu'dan da geniş bir katılım vardı. Aslında bu haberimizin ve fotoğrafların geçen hafta ki sayımızda yayınlanması gerekiyordu. Pazar günü İstanbul dönüşü geldiğim gazetemizde, gazetenin tüm dizgisinin yapılıp baskıya gönderilmiş olduğunu gazetenin çok çalışkan ve güzeller güzeli Halkla İlişkiler Müdiresi Selda Sağ'dan öğrenince bir hayli üzüldüm ama yapacağım bir şey yoktu. Böylece bu haberimiz ve fotoğraflar bu haftaya kaldı.