ÇORBADA BENİM DE TUZUM VAR

Yener Bandakçıoğlu

Salı günü öğle saatlerine yakın, genel vekili olduğum Umut Sanat Ltd.'nin- Kardelen Sinemaları- bir işi dolayısıyla şirketimizin mali işler koordinatörü Sayın Gökhan Erverdi ve yine şirketimizin bölge müdürü Mahmut Deniz kardeşlerimle birlikte Özel İdare Genel Sekreterimiz Tahsin Akduman kardeşimi makamında ziyaret ediyorum. Tahsin Akduman, artık verimli çalışmalarıyla Bolu tarihine geçen bir değerli bürokrat haline geldi. Yoktan var ettiği Seben Taşlıyayla Göleti ile başta Sebenliler olmak üzere hepimizin yüreğinde ayrı bir yere sahip oldu.
Normal selam sabah faslından sonra Tahsin'ciğim direk olarak bana dönerek (- Yener Abi.. Köroğlu gazetesindeki dünkü yazımı okudun mu? Orada senin de ismin geçiyor.) diyor. Maalesef okuyamadığımı, Köroğlu gazetesinin dağıtım sırasında bana gönderilmediğini, internet özürlüsü olduğum için bu gazeteyi internetten de takip edemediğimi söylüyorum. Teknik o kadar gelişmiş ki Tahsin, makamındaki bilgisayarına girip yazısını bana duvara monteli ekrandan okutuyor.
Taşlıyayla Göleti ile gölet yapımında büyük bir birikim sahibi olan değerli kardeşim bu defa da Sarıalan Göleti'ne el atmış. Sarıalan Göleti bilindiği gibi yıllardan beri Bolumuzun gündeminde olan ama bir türlü gerçekleştirilmeyen bir projedir. Tahsin, " Sarıalan Göleti" başlıklı yazısında geçmiş günlere nostaljik bir yolculuk yaparak yaşanan gelişmeleri gözler önüne sermiş. Hiç şüphe etmiyorum Tahsin Akduman, şu anda arkasına aldığı gerekli desteği kaybetmediği sürece, Cennet Bolumuzun cennet köşesi Sarıalan çok güzel bir gölete kavuşacaktır. Bir taraftan Tahsin kardeşimin yazısını okuyor bir taraftan da yazıya geçirilen vefa duygularına ( - evet, ben de zamanında bu çorbaya bir tutam tuz atmıştım) diyorum. İsterseniz şimdi Tahsin kardeşimin yazısını noktası ve virgülüyle okuyalım.

Hatırladığım kadarı ile 80 li yıllardan bu yana Aladağlar Orman Sınırı içinde, Kartalkaya yolu üzerinde bulunan Sarıalan Bölgesine bir gölet yapılması için çalışmalar yapılmıştır. Sarıalan’da bulunan yayla sahibi köyler, Orman İdaresi, Köy Hizmetleri Yetkilileri ve kamuoyunu uzun yıllar bu konu meşgul etmiştir.
Bence Sarıalan memleketimizin ve Bolumuzun en güzel yerlerinden birisidir. Bu yer ile ilgili birçok projeler düşünülmüştür. Ancak tümünde yayla sahibi köyler ve meralar yüzünden projeler uygulanamamıştır. Yaylacıların, resmi kurumların ve Bolu’nun ortak amaçları bir noktada buluşturulamamıştır.
Boluspor2un 2003 yılında Köy Hizmetleri Saraycık Eğitim Tesislerinde kapta olduğu bir sırada, bir akşam yemeğinde zamanın valisi Sayın Mehmet Ali Türker’ e Köy Hizmetleri Müdürü olarak buraya yapılacak bir gölet yapımı için müsaade istemeye karar verdim. Daha önceden bir iki konuşmamda bana pek sıcak bakmamışlardı. Biraz da yapacağıma pek inanmıyorlar gibi gelmişti. Oysa her şeyi hazırlamış ve gerekli etütleri yaptırmıştım. Herhangi bir olumsuzluk yoktu. Hatta yaylaları bulunan tüm köy muhtarlarının olumlu imzalarını da almıştım. O zaman bölge mera olarak da tescillenmemiş, orman arazisi olarak görünüyordu. O akşam Boluspor’un yemeğinde bulunan değerli ağabeyim Yener Bandakçıoğlu’na daha önceden konuyu açtım. Beni desteklemesini söyledim. Yemek sonu sohbette; “ Sayın Valim ben Sarıalan göleti projesine başlamak istiyorum. Kendi ekiplerimce ve imkânlarımızla yapabilirim. Desteğinizi bekliyorum.” dedim. Vali bey daha önce anlatılan yanlış bilgilerden dolayı; ” 6-7 milyonluk şeyi yapamazsın.” dedi. “ Sayın Valim bana sadece mazot parası 500.000 TL verin, yapayım.” dedim. Yine; “ Yapamazsın.” Dedi. Ben de; “ Bari 350.000 Tl verin, yapayım.” dedim. Yine; “ Olmaz.” dedi. O arada bizi izlemekte olan Yener abim söze girdi; “ Sayın Valim Müdürümüz madem bu işi yapacağım diyor. Buna inanmış. Madem yapsın.” diye söyleyince Vali bey de; “ Yapsın madem.” dedi. Maalesef birtakım sebeplerden biz yine projeyi gerçekleştiremedik. O arada mera tescillendi ve o alana gölet yapımı da rafa kalkmış oldu.
Yine sonraları 2005 yılında Turizm Bakanlığınca Sarıalan’ı da kapsayan Turizm Bölgesi içinde Günübirlik Turizm alanlarını ve göleti de kapsayan planlama yine alanın mera olması ve yapılacak gölete izin verilememesi yüzünden iptal edilmiştir.
En son olarak Özel İdaremizce mera alanlarının dışında ve hemen mera sınırından başlayan ve Sarıalan’ın içinde kalan ve havzanın akış yönüne göre uzunluğu 2.5 km lik, eni de ortalama 600 m. lik bir alanda 2007 yıllında bir gölet etüt çalışmaları başlatılmıştır. 2008 yılı için İl Genel Meclisimizce de Özel İdare Bütçesinde etüt-proje ödeneği ayrılmıştır. Ancak maalesef o sırada İlimize yeni tayin olan V alimiz Halil İbrahim Akpınar’a bazı Özel İdare teknik elemanlarınca ( buraya teknik olarak gölet yapılamaz.) diye olay yanlış aksettirildiğinden çalışmalar etüt-proje ve gölet temel sondaj ihalesi yapıldığı halde iptal edilmek zorunda kalınmıştır.
Daha sonra İl Genel Meclisimizce 2009 yılı için Sarıalan Gölet projesine 350.000 TL. tekrar ödenek ayrılmıştır. Bunun üzerine Sayın Valimize de tekrar proje anlatılmış ve destekleri de alınarak çalışmalar tekrar hızla başlatılmıştır. Göletin temel sondaj ve etütleri yapılıp ön projesi 60.000 TL ye ihale edilmiştir. Yıl içinde temel sondaj ve ön projeler tamamlatılmıştır. 2010 yılında da yine İl Genel Meclisimizce Bütçede Sarıalan Projesi için 150.000 TL ödenek ayrılmıştır. Aynı yıl Sarıalan Göletinin Uygulama projesi ihalesi yapılıp bitirilmiştir. Şu anda projenin yapım ihalesi hazırlıkları devam etmekte olup, İl Genel Meclisimizden eksik olan ödenek tahsisi yapıldığında hemen yapım ihalesine çıkılacaktır.
Sarıalan Göletinin 500.000 m3 su hacimli, 12 m. gövde yüksekliğinde, gövde uzunluğunun 100 m. ve Abant gölünün yarı büyüklüğünde ve maliyetinin 400.000- 600.000 TL. civarında olacağı tahmin edilmektedir.
Bitirildiğinde su sıkıntısı olan Kartalkaya yolu ve Sarıalan bölgesine hayat verecek olan Göletimiz Bölgenin; sulama suyu, içmesuyu, balıkçılık, yaylaların ve Kartalkaya bölgesi ihtiyaçları vs. gibi su ihtiyaçlarına cevap verecektir. Bu bölgenin çehresini değiştirecektir.
Bazılarımız bazı altyapı yatırmalarının ileride ne faydalar sağlayacağını, ne olacağını tam kestiremeyebilirler. Bazen bugün yapılanların değerini ancak onyıllar geçince anlayabiliyoruz.
Su hayattır. Suyun olmadığı yerde güzellikler de eksik kalmaktadır. İleride yeşil ve mavinin birleştiği noktada Sarıalan Bolumuzun güzide mekânlarından biri olmaya adaydır.
Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız...

İşte böyle sevgili okurlarım. 2003 yılında bir taraftan yeniden almak mecburiyetinde kaldığım Boluspor Başkanlığı görevim nedeniyle takımın kamp yaptığı Sarıalan Yaylası'ndaki o zamanki Y.S.E Müdürlüğü tesislerinde Boluspor'la ilgili çalışmalarımıza devam ederken Tahsin kardeşimin söylediği gibi Sarıalan Göleti yapımına da çok olumlu bir şekilde yaklaşmışım. Belki de sayın Vali Mehmet Ali Türker'in projeye onay vermesine sebep olmuşum. İnşallah o günlerde gerçekleştirilmeyen Sarıalan Göleti projesi bu günlerde gerçekleştirilir. Alkışlarımız konuyu bıkıp usanmadan takip eden Tahsin Akduman kardeşime ve de onu destekleyen Sayın Valilerimizle İl Genel Meclisi'nin sayın üyelerinedir.

"BOLULU HAYRİ DİVANI" YAYINLANDI
Tahsin kardeşime yaptığımız ziyarette bir taşla iki kuş vuruyoruz. 16 Kasım 2009 günlü Bolu'da Yenihayat'taki sütunumda hayretimi ifade ettiğim, " Bolulu Hayri de Kim Yahu" ara başlığıyla eleştirmek durumunda kaldığım Bolulu Hayri Divanı Özel İdaremizin katkılarıyla yayınlanmış.

“BOLULU HAYRİ” DE KİM YAHU?
Cumartesi günkü yerel gazeteleri gözden geçirirken gözlerime ve okuduklarıma inanamadım. “Bolulu Hayri” diye bundan üç asır önce yaşamış bir halk şairimiz varmış. Bu yaşıma geldim önünde yada sonunda Bolu kelimesi olan her şey ile derin bir merakla ilgilendiğim halde itiraf etmeliyim ki “ Bolulu Hayri” diye bir halk şairini bugüne kadar duymamıştım. Kendisi de çok tanınmış bir halk şairi olan kültür ve turizm il müdürümüz Hasan Kaplani İl Genel Meclisini, müdürlüğü ile ilgili görüşmelerinde Malatya İnönü Üniversitesinden Ayşegül maalesef soyadı yazılmamış- isimli bir araştırmacının Bolulu Hayri diye bir tez hazırlamış olduğunu ve bu tezin İnönü Üniversitesince kabul edildiğini söylemiş. İşin garabetine bakar mısınız? Bolulu bir şair Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi yerine Bolu’dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki Malatya’da tez konusu oluyor.
Öyle veya böyle bu hanımefendiye bir Bolulu şairi gün ışığına çıkardığı için teşekkür ederim. Ayşegül hanım tezini yayınlaması için Hasan Kaplani kardeşime bırakmış. Hasancığım da İl Genel Meclisi’nden 10 milyarlık bir ödenek istiyor. Bakalım bu ödenek ne zaman çıkar. Ödeneğin verilmesini beklemek yerine bu tezin bir sponsor firmaya reklam karşılığı bastırılması daha uygun ve çabuk olur.
Yaşasın Bolulu Hayri. Ne yalan söyleyeyim ben Bolulu Hayri deyince “ Akpınarlı Yanık Hayri” den başka Hayri bilmem.

Tahsin Akduman, oldukça itinalı bir şekilde basılmış olan eserden bana ve diğer misafirlere birer tane hediye etme lütfunda bulunuyor. Böyle bir eseri kültürümüze kazandıran Malatya İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşegül Kara Altundağ hanımefendiyi kutlarım. Ancak Bolulu Hayri ismiyle ilgili tereddütlerim devam etmektedir. Eserin önsöz bilgilerinde şairin o zamanlar Kastamonu sancağına bağlı Viranşehir - bugünkü Eskipazar- li olduğu söyleniyor. Bu güne kadar Bolulu Hayri diye bir şair ismi duymadığım gibi Viranşehir diye bu bölgede bir şehir ismi de duymamıştım. Benim bildiğim Viranşehir Urfa taraflarındadır. Ayrıca ilk yazımda şairin halk şairi olduğunu söylemiştim. Eserin incelenmesinden Divan Şairi olduğu anlaşılıyor. Şiirler fevkalade ağdalı bir dille yazılmış. Eserin arkasına bir sözlük ilave edilmişse de yeni neslin bu şiirleri okuyacağını hiç zannetmiyorum.
Gelelim asıl konumuza.. Zamanında Osmanlı idaresinde Reisülküttap- yani dışişleri bakanlığı- gibi önemli görevlerde bulunduğu yazılan şairin ben yine Bolulu olduğuna inanmıyorum. Acaba sayın Ayşegül Kara Altundağ hanımefendi, yine eserdeki açıklamalarda Bolu taraflarından olduğu söylenen eşi Ercan Altundağ'ın hatırına binaen şairi, günümüzün moda benzetmesiyle " çakma" olarak Bolulu ilan etmiş olmasın. Zaten Bolu kelimesi olmasaydı herhalde İl Özel İdaremiz eserin basımı için gerekli mali kaynağı sağlamazdı.
Tereddütlerimin izalesi için bir görev de esere danışmanlık yaptığı yazılan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı uzmanı sayın Hamdi Birgören hocamıza düşmektedir. Kesin inancım odur ki şair Bolulu Hayri değil belki Eskipazarlı Hayri olabilir. Bakalım ben mi haklıyım yoksa eseri bastıranlar mı haklı?