BORAZANCIBAŞILIK YÜCE BİR MESLEKTİR

Yener Bandakçıoğlu

Temmuz 2009 tarihli yerel basını ve de Boluda Yenihayatı takip eden dikkatli okurlarım, benimle Bolu Belediye Başkanı Sayın Alaaddin Yılmaz, Boluspor Kulübü Başkanı Sayın Necip Çarıkçı ve Kızılay Bolu Şubesi Başkanı Sayın Yılmaz Özarslan arasındaki polemiği çok iyi hatırlarlar. O zaman için konu Boluspor kulübü başkanı Necip Çarıkçı kardeşimin durduk yerde Bolusporun şanlı tarihine ve dolayısı ile bana çatmasıydı. Bu nedenle patlak veren karşılıklı söz düellosu, Boluda merakla ve heyecanla takip edilmişti. Bu söz düelloları Necip Çarıkçı ve Yılmaz Özarslan kardeşlerimin beni derhal mahkemeye verecekleri iddiasıyla tavan yapmış ben de kendilerine Köroğlu TV de cevap verirken (/ Buyurun Bolu Adliyesi 100 metre ilerdedir ) demiştim. Şaka bir tarafa aradan 8 aylık bir süreç geçmesine rağmen hala Bolu adliyesinden bir celp alamamış bulunmaktayım. Herhalde sevgili kardeşlerim, Yener Abilerini af etmiş (!) olmalılar ki Adliyeye başvuruda bulunmaktan vazgeçtiler. Ancak gerek Necip Çarıkçı kardeşimin gerekse Yılmaz Özarslan kardeşimin o günlerin sinirliliği içinde verdikleri beyanatın hiçbir kıymet/i harbiyesinin bulunmadığını anlamış olduklarını zannediyorum.Çünkü ilerleyen günlerde her ikisiyle de her karşılaşmamızda kucaklaşıp öpüşür olduk. Bence bu olay Bolusporun menfaatleri açısından tarihin derinliklerinde yerini almıştır. Belediye başkanımızla da malum yazılarım değerlendirilmesi sonucu bir hayli sert tartışmalarımız oldu. Bu tartışmalar gerek Boluda Yenihayatın gerekse yerel basınımızın diğer mevkutelerinin eski sayılarında vardır.Belediye başkanıyla olan atışmalarımızda benim köşe yazarlığımın dışında bir sıfatım daha vardı: Bolu Belediye Meclisi Üyesi olmak. Belediyemizin bir de Basın Yayın Müdürlüğü yada servisi diye bir birimi var. Bu birimin görevi Bolulu hemşehrileri bilgilendirmektir. Tabiatıyla bu bilgilendirmenin tarafsızlık ilkesi içinde yapılması özel bir önem taşır. Eğer siz sadece mevcut belediye başkanının konuşmasını yerel gazetelere servis eder de mecliste muhalefeti temsil eden CHP grubuna mensup bir üyenin sözlerini duymazdan ve görmezden gelirseniz görevinizi tam anlamıyla suistimal etmiş olursunuz. CHP li üyeler de son yerel seçimlerde en az AKPli üyeler kadar oy almışlardır. Arada % 2 gibi çok az bir oy farkı vardır. İşte o günlerde bu hatayı yapan belediye basın yayın görevlisi arkadaşı o tarihlerdeki yazılarımda isim vermeden Belediye Başkanının Borazancıbaşısı olarak değerlendirmiştim. Aslında bu arkadaşımız çok da sevdiğim biriydi. Eski gazetem Bolunun Sesinde yıllarca birlikte çalışmıştık. Borazancı ya da Borazancıbaşı kelimelerini o günden bu güne Boluda hiçbir köşe yazarı kullanmamıştır. Hal böyleyken bu arkadaşımız son günlerde yazmaya başladığı haftalık bir gazetemizde ki görevi tarafsızlığı taşıması gerektiğinden o gazetede yazmasını da etik bulmuyorum Ben Alaaddin Yılmazın Borazancısıyım demektedir. Bu itiraf benim ne kadar uzak görüşlü bir yazar olduğumu da gösteriyor. Biz herkese borazancıbaşı demeyiz. Şayet demişsek o kişi, velevki aradan 8 ay geçmiş olsa da borazancılığı kabul eder. Günümüzün en büyük gazetecilerinden Güneri Civaoğlu geçen gün Milliyette ki Katran Karası Günler başlıklı yazısında gazetecilikle ilgili dersler veriyor ve şöyle yazıyordu:(/ Kimseye gazetecilik öğretmeye niyetleniyor değilim. Fakat gazetecilikte temel ilke İlgili tarafların görüşlerini de almak ve yansıtmaktır ) Bu ana tespitten sonra Güneri Civaoğlu yazısının somut bölümüne geçiyor: (/ TARAF taki haberi yayına hazırlayanların bu Balyoz adlı darbe planı iddiası için olayın birinci adamı Org. Çetin Doğana görüş sormaları gerekirdi) diyor.Belediye meclisinin o toplantısında ben de görüşlerimi ifade ettiğim halde, Alaaddin Yılmazın borazancısı olduğunu ikrar ve itiraf eden kardeşimiz maalesef karşı görüşü yerel gazetelere servis etmemiştir. Bu servise belki de gözü kapalı atlayan bir günlük gazetemizin sorumlu yazı işleri müdürü arkadaş da aynı hataya alet olarak borazancılığa ortak olmuştur. O günden bu yana daha önceleri çok sevdiğim bu iki kardeşimin gönül defterimdeki yerleri, dibe çakılmıştır. Kendilerine kırgın ve dargınım. Bundan sonra eğer borazancıbaşılık görevlerine çeşitli maddi sorunları nedeniyle devam etmek mecburiyetinde kalırlarsa yine de kendilerine başarılar diliyorum. Ne de olsa eski dostuz. ABANT ALAMIZ BİTTİ/SİZE ABANT SU SAMURU VERELİMBirkaç sene sonra, turistik Bolumuzun ünü bütün ülkeye taşmış restaurantlarındaki garsonlar muhtemelen müşterilerine şöyle hitap edecekler:(/ Efendim artık Abant Alası gelmiyor. İsterseniz size Abant su samuru verelim.)Şaka bir yana ama bu sözlerin gerçek olma ihtimali de büyük. Baksanıza Çevre ve Orman Müdürümüz/ yada müdür vekilimiz/ Sezgin Akay kardeşimiz hafta içinde yerel basınımızı bilgilendirdiler: (/ Abanttaki su samurlarının sayısı 20 yi bir kaynağa göre de 30 u buldu. Kendilerine Abantta özel bir bölüm ayırdık.) Ben pek su ürüncülüğünden anlamam. Ama gerek Abanttan gerekse tatlı sularımızdan yakalanan balıkları gayet güzel bir şekilde yerim. Şimdi bu beyanatın Abantın dünyaca ünlü alabalığı Abant Alası ile ilgili mesajlarını almaya çalışıyorum. Su samurları çoğalmaya başlamışlar. Bunlar herhalde gölde aç gezmeyecekler. Acaba bunlar da Hollanda Tinkaları gibi Abant alası yavrularını yemeyecekler mi Yukarıda konunun uzmanı olmadığımı söylemiştim. Yıllardan beri Abant alasını gündemde tutmaya çalışan Mete Ferah kardeşim acaba bu yeni oluşumu nasıl karşılayacak. Yada sayın Sezgin Akay benim bu endişelerime nasıl bir cevap verecek. Abant alası yıllardan beri Abantın en önemli sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Abantın işletmesini yeniden alan Bolu İl Özel İdaremizin ve de Sayın Valimiz Halil İbrahim Akpınarın da söyleyecekleri olsa gerek.