BOLUMUZUN YÜZ AKI: FİZİK TEDAVİ HASTANESİ
Yüce Allah eksikliklerini göstermesin, Bolumuzun sağlık kurumları açısından Türkiyemizin en seçkin illerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık hayatımızın Sonbahar aylarını yaşamakta olduğumuz bu yıllarımızda, tabiatıyla biraz da yaşımız icabı son aylarda şehrimizdeki tüm hastanelerimizi, gerek kendi rahatsızlıklarım gerekse eşimizin dostumuzun rahatsızlıkları nedeniyle yüz yüze tedavi ve değerlendirme imkanım oldu. Başta Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uygulama Hastanesi, İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi, Özel Çağsu Hastanesi ve de Fizik Tedavi Hastanesi benim son aylar ki sağlık periyodumda şu veya bu nedenlerle yer aldılar. Hepsinin de vatandaşa karşı son derece iyi niyetle yaklaştıklarını, insanların sağlığı için tıbbın her türlü imkanlarını seferber ettiklerini ve insanlarımızı tedavi için çırpındıklarını gözlemledim. Bir Bolulu olarak hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Önceki haftalarda geçirdiğim ümit edilmeyen kaza nedeniyle Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uygulama Hastanesi Acil Servisindeki intibalarımı yazmıştım. Bu hafta sırada Bolu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanemiz var. Diğer sağlık kuruluşlarımızla önümüzdeki haftalarda yeniden birlikte olacağımızı zannediyorum. Bolumuz ve Türkiyemiz için gerçek bir nimet olan ve de geçmiş yıllar itibariyle Türkiyemizin en popüler hastanelerinden biri haline gelen Bolu Fizik Tedavi Hastanesine yıllar sonra bu defa hasta sıfatıyla gitmekliğim, kaderimde varmış. Bilmiyorum değerli hemşehrilerim arasında, benim gibi hastanemizin açılış törenini hatırlayanımız var mıdır Hastanemiz 10 Ağustos 1974 Cumartesi günü törenlerle açılmıştı. Ben o zaman Bolunun tek günlük gazetesi olan SESİMİZ gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve Köşe Yazarı olduğum gibi, o zamanlar Süper Ligde oynayan Boluspor Kulübününde Genel Sekreteriydim. Hastanemizi Boluya zamanın Sağlık Bakanı ve Bolu Milletvekili Cennetmekan Dr. Kemal Demir kazandırmıştı. Ancak siyasetin cilvesine bakın ki, Dr. Kemal Demir açılış töreninde Sağlık Bakanı değildi. Ancak açılış töreni zamanındaki Sağlık Bakanı Selahattin Cizrelioğlu ve Sağlık Bakanlığı büyük bir kadirşinaslık göstererek hastanemizin adını Dr. Kemal Demir Bolu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi olarak tescil ettirmişlerdi. O günlerden sonra hastanemiz büyük bir ivme kazandı. Adeta Türkiyenin en popüler hastanelerinden biri haline geldi. Bolu Fizik Tedavi Hastanesinde tedavi olmak tüm hastalar için bir avantajdı. Elbette ki bu başarıda müessif bir olay sonucu aramızdan ayrılan sevgili kardeşimiz Dr. Sedat Turgayın hizmetleri hiçbir zaman göz ardı edilemez. Sedat kardeşim, yıllar yılı yüzünden gülücüklerin eksik olmadığı ve büyük küçük herkese aynı mesafede duran tavrıyla Boluluların ve tüm dışarıdan gelen hastaların tam bir sevgilisi olmuştu. Sedatın ölümünden sonra Türk Tabipler Birliği Bolu Temsilciliğinin organizesinde hastanemize Sedat Turgayın adının verilmesi için Boludaki bütün Sivil Toplum Örgütlerinin katıldığı bir kampanya başlatıldı. Ben hiçbir zaman Dr. Kemal Demir isminin değiştirilmeyeceğini bildiğim için Boluda tek başıma bu kampanyaya karşı çıktım. Nitekim zaman beni haklı çıkardı. O zaman hastanemizin isminin niçin değiştirilmeyeceğini Boluda Yenihayatın 01.10.2007 günlü nüshasında yayınlanan ( Olmayacak Duaya Amin Demeyelim) başlıklı yazımda etraflıca izah etmiştim. O yazımda ayrıca karşı bir teklifim de vardı.( Madem Sedat kardeşimi bu kadar çok seviyoruz o halde onun adını ölümsüzleştirmek için şimdiden kolları sıvayalım. Gerçekleştirilmesine çalışılan, Bolu İl Özel İdaremize ve İzzet Baysal Vakfına ait iki Fizik Tedavi Projemiz var. Şimdiden bunlardan birine Dr. Sedat Turgay isminin verilmesi üzerine çalışalım) Aradan birkaç yıl geçti. Bu konuda maalesef olumlu bir adım atılmadı. Haydi İzzet Baysal Vakfı kendi hastanesine kurucusunun isminden başkasını vermeyebilir ama Özel İdarenin yaptıracağı ya da Sağlık Bakanlığının yapılacağını arada sırada gündeme getirdiği yeni Bolu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine mutlaka Dr. Sedat Turgay isminin verilmesini sağlamalıyız. Şayet dün dündür, bugün bugündür dersek korkarım bu önerim de tarihin tozlu sayfalarında unutulur gider. Neyse bu kadar girişten sonra gelelim yazımızın asıl konusuna. Doğrusu bir hasta olarak gözlemlerimi yazmak bence günün aktüalitesine daha uygundur. 15 günlük bir tedavi süreci içinde, Fizik Tedavi Hastanesinin bahtiyar hastalarından birinin de ben olduğumu çok rahatlıkla söylüyorum. Dr. Sedat Turgaydan sonra Bakanlığın çok yerinde bir seçimle iş başına getirdiği yeni başhekimimiz Dr. Gönül Canpolat yönetimindeki hastanemizin, başarıya büyük bir heves ve bilgiyle koştuğunu hastanenin her köşesine yansıyan hizmetlerle görmemeniz mümkün değil. Her şeyin bir makine intizamında işlediğini defalarca söylesem yorulmayacağım. Hastanemizde benim tedavim hepsi de birbirinden kıymetli doktorlarımız arasında Sayın Dr. Meltem Vural hanımefendiye düştü. Adeta canlı bir melek olan Meltem Vural hanımefendinin yönlendirmesiyle Ayakta Fizik Tedavi Ünitesine sevkim yapıldı. Benim gibi yüzlerce hasta bu ünitede hastanenin tamamına yansımış ileri hizmet duygusuyla şifa buluyorlar. Başta servisin çok değerli sorumlusu Sevil Özdemir hanımefendi olmak üzere Berrin Demirpek, Nezaket Sözkesen, Esra Biçer, Nurşen Sağkaya, Türkan Aydın ve Nezahat Keser hemşire hanımefendiler ben dahil tüm hastaların tedavilerini aynı içtenlik ve güler yüzle yapıyorlar. Hele hastaneye dışarıdan bir firma ile hizmet veren Şerife Danışmaz hanımefendinin çalışma temposuna ve azmine hayran olduk. Bu arada servisin Rezervasyon işlerine bakan Nilgün Bektaş hanımefendiden de ayrıca bahsetmem gerek. Bu çok güler yüzlü kızımız, bizim hastaneyi sevmemizde de çok olumlu bir rol oynadı. Hepsine yürek dolusu şükranlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Hazır tedaviye devam ederken yine müdavi doktorum Dr. Meltem Vural hanımefendinin yönlendirmesiyle biraz da Fizyoterapi hizmeti almaktan da geri kalmadım. Hastanemizin Fizyoterapi bölümü de çok değerli bayan ve bay Fizyoterapistlerimizle ve de son sistem makinelerle donatılmış. Bu seçkin kadronun içinden benim Fizyoterapilerim Mesut Aloğlu kardeşime düştüğünden bazı saatler kendimi Mesut kardeşimin sihirli ellerine teslim ettim. Mesutla laf lafı açarken kendisinin Düzceli ve meşhur Samandere Köyünden olduğunu bilmeyenler için söyleyelim: benim doğum yerim de Düzcedir/ öğreniyorum. Samandereden başta eski köy muhtarı ve CHP İl Başkanlığım sırasında Düzce CHP İlçe Başkanı olan Kemal Gümüş, TEB Bolu Şubesi Müdürü Ahmet Gümüş ve şimdilerde Bolu Gündem Refikimizde yazıları çıkan Numan Gümüş hocamız gibi birçok müşterek dostumuz olduğunu da hatırlıyoruz. Hastanemizin hiç mi eleştirilecek bir yanı yok Eğer bir gün yolunuz hastanemize düşerse burada aynen Umre ve Hac günlerinde Mekke ve Medineye gelen kafilelere benzeyen kafilelerin giriş ve çıkış yaptıklarını görürsünüz. Çoğu 50 yaşın üzerinde kadınlar ve erkekler ellerinde bavulları, bazılarında bastonlar Kaplıca Minibüslerinin giriş kapısına bir hayli mesafeli park yerine gidip gelmeye uğraşıyorlar. Bu konuyu hastaneye sihirli elini değdiren Baştabibimiz Dr. Gönül Canpolat hanımefendiye de arz ettim. Şayet Kaplıca Minibüsleri bu hasta yoğunluğunu hastanenin giriş kapısında indirirler ve o kapıdan alırlarsa çok büyük sevap kazanmış olurlar. Benim gibi herkesin büyük bir memnuniyetle ayrıldığını bildiğim hastanemize sonsuz başarılar diliyor ve bir Bolulu olarak teşekkürlerimi bir kez daha yineliyorum. Fotoğraf 1: Ayakta Fizik Tedavi Ünitesinden bir hatıra. Soldan sağa Nilgün Bektaş, Sevil Özdemir ve Şerife Danışmaz(ayakta) hanımefendilerle birlikteyim. Fotoğraf: AygünBandakçıoğlu Fotoğraf 2: Düzceli hemşehrim sevgili kardeşim Mesut Aloğluyla birlikteyim.Fotoğraf: Aygün Bandakçıoğlu
UMRE VE HAC KARDEŞLİĞİYüce dinimizin, müminler arasındaki bağları ve kardeşlikleri güçlendiren en büyük eserlerinden biri de hiç şüphe yok ki Umre ve Hac yolculukları sırasında Müslümanlar arasında kurduğu sağlam kardeşlik ve arkadaşlık bağlarıdır. Giderken birbirlerini hiç tanımayan ya da çok az tanıyan kadınlı erkekli Müslümanlar, dönüşlerinde o günlerin sağladığı manevi kardeşlik ve arkadaşlıklarla birbirlerinin kardeşi olmaya devam etmektedirler. Yani çoğu Müslüman Umre ve Hac dan döndükten sonra da tabiri caizse asker arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı gibi yüksek değerleri terk etmemektedir.Ben ve eşim Aygün Bandakçıoğlu da 2007 Umre ve 2008 Hac görevlerimizin ifasından sonra kafilelerimizdeki çoğu hemşehrimizle çok yakın dostluklar içinde olduk. Tabiatıyla bu dostluklarımızın pekişmesinde Yüce Allahın kendilerine lütfettiği üstün vasıflar sonucu genç yaşlarına rağmen birer insan/ ı kamil olan Zeki Ay ve Burhan Ay hocalarımızın birleştirici yönlerinin de büyük rolü oluyor. Eşim ve ben Bolumuza dönüşümüzde yine Burhan ve Zeki Ay hocalarımızın rehberliklerinde bir kısım kimi dostlarla 15 günde bir olmayı sürdürüyoruz. Bazen aramızdan öbür dünyaya yolcu ettiğimiz bazı dostlarımız oluyorsa da bu gelenek devam etmektedir. Aramızdan ayrılan Hacı İrfan Şenel, Hacı Recep Akgün ve Hacı Ahmet Uzunöz kardeşlerimin kaybını da bu sütunlardaki yazılarımda dile getirmeye çalışmıştım. Yüce Allah geride kalanlarımıza uzun ömürler versin. Yine Hac görevine 2008 yılında Zeki ve Burhan Ay kardeşlerimizle birlikte giden kimi dostlarımız da ayrı bir grup olarak her ay toplanırlar. Bu grubun önde gelenlerinden Yukarı Çarşımızın tanınmış züccaciye tüccarı Hacı Yüksel Bostancı ve muhterem eşleri Hacı Ayten Bostancı kardeşlerim kendilerine rastlayan akşam için Bandakçıoğlu ve Altıntaş ailelerini ısrarla Akçakavak Köyündeki evlerine davet nezaketini gösterdiler. Bostancı, Altıntaş ve Bandakçıoğlu aileleri Mekkede ki ikametimiz sırasında aynı katta bitişik numaralı odalarda kalmıştık. Yükselin davet akşamının bir özelliği de Mübarek Mevlid Kandiline rastlamasıydı. Gerek bu mübarek gün ve gerekse Mekkedeki yakınlığımız nedeniyle geçtiğimiz Perşembe akşamı Bostancı ailesinin misafiri olduk. Yüksel ve muhterem eşleri Ayten Bostancı hanımefendi kuş sütü eksik bir sofra donatmışlardı. Burada da talihimiz yaver gitmedi. Çok sıkı bir şeker diyetine başladığımdan sofradaki nefis hazırlıklara imrenerek baktım. Fotoğrafta Yükselin evinde Hacı kardeşlerimle birlikteyim. Soldan sağa üst sıra: Nazmi Özpek, İsmail Bodur, Rasim Duran, Nuri Turan, Ben, Zeki Ay hocamız, Erol Altıntaş, Mustafa Çaylak, Murat Salim, Halit Arman. Alt sıra oturanlar soldan sağa: Hayrullah Özay, Yüksel Bostancı, Şevket Özkan, Ahmet Yaman, Sadettin Gören, Burhan Ay hocamız, Emin Başer, Abdullah Bodur, Ali Ay,Fotoğraf: Emin BostancıBu arada Zeki ve Burhan Ay hocalarımızın Salı günü ikindi namazından sonra Siteler Cami önünden üç otobüslük bir kafileyle yeniden Kutsal topraklara hareket edeceklerini de ifade edelim. CAN CİĞERİN HIZINA AYAK UYDURMAK NE MÜMKÜNÇok değil bundan 4 ay kadar önce, Burhan Akın ve Kemal Öncan kardeşlerimin Bolumuza kazandırdığı Can Ciğer restaurantlardan, yazıhanemin altındaki üçüncüsünü 26.10.2009 günlü köşemde Can Ciğer Dolu Dizgin başlığıyla vermiştim. Bu değerli kardeşlerim işlettikleri müesseselerde dur durak tanımadıklarından Can Ciğerin dördüncü şubesini de Cumartesi günü Sosyal Güvenlik Kurumu binasının karşısına Ankara kavşağına açtılar. Açılışa başta Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz ve eski Belediye Başkanı Necdet Gören olmak üzere çok sayıda davetli katıldı. Açılış benim için çok beklemediğim bir tabloya da ev sahipliği yaptı. Aylardan beri aramızın limoni olduğunu çeşitli yazılarımda dile getirdiğim Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmaz birlikte bulunduğumuz protokol masasında büyük bir nezaketle elini uzatıp (/ Yener Abi hoş geldin) dedi. Sayın Başkanın geçen haftaki Küslerden İlk Barışanı Allah (c.c) İlk Olarak Cennetine Koyar Hadis/i Şerif başlıklı yazımdan etkilenmiş olduğunu zannediyorum. Böylece bir kırgınlığım da sona ermiş oldu. Değerli kardeşlerim Burhan Akın ve Kemal Öncanı kutluyor Can Ciğerin Bolu dışına da açılması yolunda başarılarını bekliyorum. Fotoğraf: Açılışta solda Burhan Akın sağda Kemal Öncan kardeşlerimle birlikteyim. Arka planda yine yakın günlerde barıştığım Belediyemizin çok yakışıklı Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Gökhan Aydın. Fotoğraf: Burak Oğuz/ Detay Gazetesi
- ELVEDA "BOLU YEDİGÖLLER" -HOŞGELDİN "DÜZCE YEDİGÖLLER"
- İKİNCİ BAHAR-INI YAŞAYAN FUTBOLCUM MİNAS ASA
- SİYASET RÜZGÂRININ NEREDEN NASIL ESECEĞİ HİÇ BELLİ OLMAZ
- MİLATTAN ÖNCESİ İLE UĞRAŞAN ZİLE BELEDİYESİ
- TÜRKİYE NİN EN ZENGİN İLİ (!) ELBETTE Kİ “TEŞVİK” MAZHARİYETİNE NAİL OLAMAZ
- NELER YAPTIK ŞU BOLU İÇİN – KİMİMİZ NUTUK ÇEKTİK KİMİMİZ DE YİNE NUTUK ÇEKTİK –
- TARİH FIŞKIRACAK TOPRAĞI KAZSAN TARİH
- GARNİZONUMUZUN EŞREF BİTLİS İSMİ NAZMİ KARAKOÇ OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR
- SAYIN SUAT TOSUN’A YÜREKTEN TEŞEKKÜRLERİM
- GÜNAYDIN MUSTAFA NAMDAR HOCAM - GÜNAYDIN MAKİNİST KARDEŞİM
- “KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRLERİNİ AĞIRLAR”
- BU BİR AÇIK TEŞEKKÜR YAZISIDIR
- SAYIN KENAN EVREN’DEN BEN DE DAVACI OLSAM MI Kİ?
- KENT MEYDANI’NIN KÖKÜNE KİBRİT SUYU DÖKELİM
- HOŞ GELİŞLER OLA
- GÜLEZLER KONAĞI’NDA BOLU TÜRKÜLERİ GECESİ
- YİYİN EFENDİLER YİYİN(!)
- Sivil havaalanını otopark yapalım
- Bolu bağışçılar vakfının ilk eseri
- Seben'in elması - Eğirdir'in elması
- Bir bilirkişi rica ediyorum!
- “Mucizenin adı Erbayram”
- Gülezler Konağı açıldı mı?
- KÖKEZ’E LAF SÖYLETMEM
- BEN YANLIŞ YAZMADIM!
- Cami çok, cemaat az
- OLUR BÖYLE ŞEYLER.. ZAMANINDA BOLUSPOR’DA DA OLMUŞTU.
- Abant olmadı size Yedigölleri verelim
- ADNAN DAYLAN'A HELAL OLSUN
- YAYLALARIMIZ İÇİN ŞEFFAF BİR AÇIK ARTIRMA YAPSAK
- Mete Ferah’ın açıktan üniversite matematik profesörlüğüne atanmasını öneriyorum
- Kocaeli Cengiz Topel Havaalanı'ndan Bolu bağlantılı uçuşlarımız başlıyor
- Etrafımızda Müneccim’ler var
- Tarihi başarının arkasındaki hesap hatası
- TARİHİ BAŞARININ ARKASINDAKİ HESAP HATASI
- KARAKADI CAMİİ’NİN ESRARI
- Çepni İsviçre olabilir mi?
- Akkayalar mı dediniz?
- ÖMÜRLER BİTER “ O SENE BU SENE” BİTMEZ
- SAYIN KAZIM OKSAY'IN HAKLI ELEŞTİRİLERİ
- Abant’ı elimizden aldılar şimdi de “ Davos” umuza göz diktiler
- MUDURNU TURİZMİNDE YENİ BİR YILDIZ : FUATBEYLER KONAĞI
- AL GÜLÜM VER GÜLÜM
- DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINDA BOLULU OLMANIN DAYANILMAZ MUTLULUĞU
- BİR NOSTALJİ ŞAHESERİ:İnkılâp (İmaret) İlkokulu sergisi
- GÜLEZLER KONAĞI-ÖZKÖKLER KONAĞI
- " SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM" ( İSMET İNÖNÜ)
- OLUP BİTENLER KIZILAY’A YAKIŞMADI
- SAYIN VALİ AKPINAR AKLANDI
- ESKİLERE MİNNET BORCUMUZ OLMALI
- KİMLER GELMİŞ KİMLER GEÇMİŞ (2)
- KİMLER GELMİŞ KİMLER GEÇMİŞ
- Belediyemizden büyük bir vefa gösterisi
- “BEŞİBİRYERDE”
- SU – JEOTERMAL- AKAR –BOLU- BAKAR
- "TAKOZ RECEP'İN" TRANSFER ÖYKÜSÜ
- BOLU’DA YILIN OLAYI “ANILARLA BOLUSPOR” KİTABININ YAYINLANMASIDIR
- "BOLU KAYMAĞI" NI MARKALAŞTIRALIM
- MORALİNİZ BOZULMASIN SAYIN VALİM! “BÜYÜK KAPLICA” TERMAL’E YAKIŞIR
- BOLU’DA “YILIN ADAMI” ADAYIM AKÇAKOCA BELEDİYE BAŞKANI FİKRET ALBAYRAK’TIR
- GEREDE’DEKİ MUHTEŞEM AÇILIŞTA MUHTEŞEM VEFA GÖSTERİSİ
- Mengenliler her zaman hatır gönül bilirler
- Mengenliler her zaman hatır gönül bilirler
- Tevfik Abimin ( Türesin) Boluspor Anıları
- Ne maçmış be
- TAYİN MEMURİYETİN OLMAZSA OLMAZIDIR
- 30 YIL SONRA YENİDEN GÜNDEM OLAN TARİHİ MAÇ
- YILMAZ ÖZDİL’İN SÜTUNUNA KONUK OLMANIN DAYANILMAZ ONURU
- Ticaret ve Sanayi Oda’mızla Rujhat Avşar’a teşekkür
- “ABANT İKTİSADİ İŞLETMESİ (!)”
- “BOLU ÇİKOLATASI” ARTIK BOLU’NUN MARKASI OLMALIDIR
- İYİ Kİ "KOKAİN" KULLANILIYOR DENİLMEDİ
- YEŞİL CAMİ’DE “ENDERUN USULÜ TERAVİH” NAMAZI
- SAYIN REKTÖRÜN BASIN TOPLANTISINDAN İZLENİMLER
- SAYIN VALİMİZE VE DE SAYIN EMNİYET MÜDÜRÜMÜZE AÇIK DİLEKÇE
- DEĞERLİ SPOR YAZARLARIMIZA ACİZANE BİR HATIRLATMA
- ÇORBADA BENİM DE TUZUM VAR
- “ BOLU TÜRKİYE'NİN, EN GERİ İLLERİNDEN BİRİ” DİR
- BOLU BAĞIŞÇILAR VAKFI SINIFI GEÇTİ.. YA SINIFTA KALANLAR…
- GÖL NEDİR? GÖLET NEYE DENİR?
- MUTLULUĞU YAŞARKEN ÜZÜLMEK (2)
- HAFTANIN FOTOROMANI
- SELMA AKÇAKAVAK’IN BÜYÜK PROJESİ
- DİLERİM CİCİM AYLARI DEVAM EDER
- TAŞLIYAYLA GÖLETİ TAŞLIYAYLA GÖLETİDİR
- DOĞALGAZ ÜZERİNE KİŞİSEL BİR İNCELEME
- YENİ BİR YUTTURMACA: BOLU SİVİL HAVA ALANI
- BAŞKA BOLUSPOR VAR MI
- ALEYKÜMSELÂM MUSTAFACIĞIM
- Meslekte 45 yıl
- Bir Genel Başkanın Hatırat/ı Metrukesi
- ABANTDA DENİZ VE HAVA SAVAŞLARI BİR GÜN SÜRDÜ
- BOLU SU TERESİ
- Sayın Miroğlu Boluda
- KÜSLERDEN İLK BARIŞANI ALLAH(C.C) İLK OLARAK CENNETİNE KOYAR Hadis/i Şerif
- KADER ÇİZGİMİZİ HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞTİREMEYİZ
- BENİM İÇİN HAFTANIN GÜNDEMİ AZİZ KARDEŞİM MEHMET ÖZMENİN KAYBIDIR
- YEREL BASININ YENİ YILDIZLARI
- BORAZANCIBAŞILIK YÜCE BİR MESLEKTİR
- TALİH KUŞU SEBENE KONDU MU/ KONMADI MI
- Bir Fotoğrafın Anatomisi Ve De Bir Toplantının Anatomisi
- BİR YENİ YIL ÇEŞİTLEMESİ
- YES WE CAN
- RUJHAT AVŞARIN MARKALAŞMA HEYECANI
- BİZİM BİRADERİN DUBAİ İLE İLGİLİ KORKUNÇ KEHANETİ
- KENDİ GİTTİ ADI KALDI YADİGAR
- GEÇEN HAFTANIN MABADI
- İKİ DEĞERLİ KARDEŞİMİN YAKIN TARİH ANILARI
- BOLUSPOR'A KÜSÜLMEZ
- Selami Dereliyi kaybettik
- SON YILLARIN EN BÜYÜK YUTTURMASI: BOLULU ÜNLÜLER SERGİSİ
- Gölcükün hüzünlü güzelliği
- Bolu Belediye Meclisinin Kararını Hiçe Sayan Dış Ticaret Bakanı
- Vefa ya da Boza satıcısı
- MADEM GERİ VERECEKTİNİZ NİYE ALDINIZ
- HAYIR SAHİBİ ARAYAN CAMİİDE BU YIL TERAVİH NAMAZI KILACAĞIZ
- ON BEŞ BİN YATAK KAPASİTELİ KARACASU, BAŞKA BAHARA MI KALDI
- SEBEN GÖLETİ TURİZM ALANI İLAN EDİLECEK(MİŞ)
- HİÇ HOŞLANMADIĞIM BİR HUYUM(!)
- KARİ* DEN OKUYUCU MEKTUPLARI VE NEFİS BİR BAŞYAZI
- TRİUMVİRATEYİ ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLAR OLARAK DÜZELTİYORUM
- ŞECAAT ARZ EDERKEN MERD/İ KIBTİ SİRKATİN SÖYLER (Türk Atasözü)
- Cevap Hakkına Saygımız Ebedidir
- CEVAP HAKKI DA SAVUNMA HAKKI KADAR YÜCEDİR
- DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ
- YALAN HABER YAZANA NE DENİR
- BİZ YAZALIM DA VARSIN OLMASIN
- BU TESADÜFE MUCİZEDEN BAŞKA İSİM VEREMİYORUM
- KÜÇÜK KAPLICA YIKILAMAZ
- HASSA/I HÜMAYUN*
- BOLULU GAZETECİLER BİRLEŞMELİ
- ALADAĞ YAYLALARI...
- Beş Yıl Önce / Beş Yıl Sonra
- ŞEYH EDEBALİNİN BOLULU TORUNU
- ESKİ KARDEŞİM BENİ NE KADAR DA ÇOK ÖZLEMİŞ
- LİSTELERDE NİHAYET AÇIKLANDI
- İNSANA AİT HİÇBİR ŞEY BENİ ŞAŞIRTMAZ
- TESADÜFLER... TESADÜFLER...
- ARAFATTA BOLU CAMLI CAMİİ PROTOKOLÜ
- MEKKEDE OSMANLI YADİGÂRI








