BOLU BAĞIŞÇILAR VAKFI SINIFI GEÇTİ.. YA SINIFTA KALANLAR…

Yener Bandakçıoğlu

01.07.2010 Perşembe günü yani hafta içinde Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde çok anlamlı bir temel atma töreni yapıldı. Bundan iki- üç yıl öncesi kuruluş safhasında, büyük dalgalanmaların yaşandığı ve şehrimizin en tanınmış köşe yazarlarınca eleştiri bombardımanına tutulan “Bolu Bağışçılar Vakfı” çok büyük bir projeye imza atacağını duyuruyor ve tabiatıyla o eleştiri sahipleri başta olmak üzere tüm Boluluları temel atma törenine davet ediyordu.
Neydi temeli atılan proje? Bolu Bağışçılar Vakfı, kurulduğu andan itibaren Bolumuza ne yapabiliriz diye güzel bir fikir jimnastiği yapmış ve sonunda sadece Bolu’da değil, Türkiye’de de ilk ve tek olan “Okul Öncesi Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi” nin inşasına karar vermişti. Bizim de kuruluşunu başından beri desteklediğimiz ve Denetim Kurulu üyesi olarak bünyesinde yer aldığımız Bolu Bağışçılar Vakfı’nın bu ilk eseri her yönüyle alkışlanacak bir icraattır. Üniversitemizle ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzle yapılan devamlı iş birliği sonucunda klasik bir tabirle anaokulu diyebileceğimiz ama anaokulunun çok çok daha gelişmiş bir modeli olan bu merkez, yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’de ilk ve tektir. Tören sırasında katılımcılara dağıtılan özel tanıtım broşürlerinde de çok güzel bilgiler verilmiş. Broşürden bazı alıntıları sevgili okurlarımla paylaşmak isterim: “Okul öncesi eğitim, 0-72 ay grubundaki çocukların gelişim düzeylerine ve bireysel özelliklerine uygun zengin ve uyarıcı çevre olanakları sağlayan; onların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden gelişimlerini destekleyen; temel eğitim bütünlüğü içinde yer alan eğitimdir. Yaşamın ilk yıllarında alınan eğitimin ve geçirilen deneyimlerin ileri yaşlardaki öğrenme yeteneği ve gelecekteki başarı üzerinde de önemli etkileri vardır. Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. İnsandaki potansiyelin en üst sınırlarına kadar geliştirilebilmesi, ancak çocuğa çok erken sağlanacak eğitim imkanlarıyla mümkün olabilir. Bu yıllarda çocuğa verilenler veya verilmeyenler onun geleceğini belirler. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; beyin doğum sırasında en az gelişmiş bir organdır. Beynin büyümesinin % 90 ı doğumdan 5 yaşına kadar olan süre içerisinde gerçekleşir. Bir bebeğin beyni doğumdan 3 yaşına kadar olan süre içerisinde ağırlıklı olarak iki katına çıkar. Yeterince oyun oynamayan ve çok az ilgi gösterilen çocuklarda normal beyinden % 20 ile % 30 arasında daha küçük beyin gelişmesi görülür. İnsan kişiliğinin % 70 i 0-72 ay arasında tamamlanır. Çocuk bir kameraya benzer. 7 yaşına kadar ne kaydederseniz onu izlersiniz.”
Yine törende bize verilen bilgilerden öğrendiğimize göre merkez 1. 700. 000.00 TL ‘ye mal olacakmış. Peki bu meblağ ne şekilde karşılanacak? Broşürde bunun da cevabı verilmiş. Bu maliyetin bir bölümü Amerika’da yaşayan Türk İş Adamları’nın kurdukları TURKISH PHILANTHROPİK FUND (Türk Yardımseverlik Vakfı) tarafından karşılanacakmış. Bu aşamada karşımıza Bolumuzun mümtaz ve hayırsever evladı Haldun Taşman çıkıyor. Bağışçılar Vakfı’nın kuruluşunda hiç de hak etmediği eleştirilere maruz kalan Haldun Taşman, Vakfın kuruluşunda Bolu’ya gönderdiği 500 bin doların dışında bu okul için de tam 500 bin dolar daha göndermiş bulunuyor. Şerafettin Erbayram kardeşimizin başkanlığını yaptığı başta Ahmet Baysal abimiz olmak üzere Bolumuzun en seçkin 32 iş adamının kurduğu Vakıf anlaşılıyor ki Bolumuza çok güzel eserler kazandıracak ve çok güzel eserlere de katkıda bulunacak. Bu merkezin dışında, Vakıf şu anda Bolu Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi’ne devredilen E-5 Karayolu üzerindeki eski MİT binalarının hastaneye dönüştürülmesi projesinde de aktif rol oynuyor. Buranın ihtiyaca uygun hale getirilmesi için gerekli resterasyonu üstlenmiş durumda.
Oysa bundan 3 yıl evvel vakfın kuruluş aşamasında ne fırtınalar esiyordu. Bolu basınının en değerli mensuplarından kimi kardeşlerim Vakfı ve Haldun Taşman’ı yerden yere vurmayı günlük iş edinmişlerdi. Biz o günlerde Şerafettin Erbayram’a inancımızdan ötürü sütunumuzda şöyle cümleler yazıyorduk. (Bakınız: 06.08.2007 tarihli Bolu’da Yenihayat’taki “Bolu Bağışçılar Vakfı” ya da “Bolu’yu Bekleyen Büyük İmtihan” başlıklı yazımız. ) “Geçen haftaki “Ayinesi İştir Kişinin.. yada Şerafettin Erbayram” başlıklı yazımda değerli kardeşim, Bolu’nun çalışkan ve verimli evladı Şerafettin Erbayram’ın geçmişte Bolu’ya yaptığı büyük hizmetlere, gelecekte de devam edeceği inancıyla (- Şerafettin kardeşim bu günlerde tüm mesaisini “ Bolu Bağışçılar Vakfı” adı altında yeni bir vakıf kurmaya yöneltmiş bulunuyor. Bolumuzun değerli ailelerinden Taşman’ların şimdi yıllardan beri Amerika’da yaşayan oğulları Haldun Taşman’ın girişimleriyle çok faydalı ve verimli bir vakfa kavuşması gün meselesidir”.
Temel atma töreniyle gördük ki Bolumuz çok faydalı ve verimli bir Vakfa kavuşmuştur. Yine o yazımın sonlarında da şöyle cümlelerim var: “ Her ne kadar DİE-TÜİK –( Türkiye İstatistik Kurumu) bizim asla kabul etmediğimiz verilerine göre Bolu Türkiye’nin en zengin 2. İli olmasına rağmen vakfın çalışmaları için lüzumlu kaynakların Bolu’da toplanmasının çok zor olduğunu zannediyorum. Böylece Şeref kardeşimin nasıl büyük bir görevi üstlenmiş olduğu da ortaya çıkıyor. Yüce Allah kendisini başarılı kılsın ve yöneldiği bu yeni istikamette onu mahcup etmesin.)
Evet sevgili okurlarım, gördüğüm kadarıyla Şerafettin Erbayram ve arkadaşları, Haldun Taşman’ın büyük maddi destekleriyle mahcup olmayacaklar. Peki o günlerde Vakfı yaylım ateşine tutan sevgili kardeşlerim bu günlerde ne yapıyorlar. Eğer yanlış takip etmediysem kendilerinden henüz tık yok. Kendileri sütunlarına almadıkları gibi, temel atma törenine ait haberlere mensup oldukları gazetelerde de yer verilmedi. Ancak bu cümleleri yazarken yanılgı payımın da göz önünde tutulması gerektiğine inanıyorum. Belki görmemiş olabilirim.
Bağışçılar Vakfı sınıfı geçti ama bazı kardeşlerim sınıfta kaldılar. Ben bunlar için Sayın Milli Eğitim Müdürümüz Recep Sezer’e özel ricada bulunabilirim. (!) Bu kardeşlerimize bir sınav hakkı daha verelim.(!)