Bir Genel Başkanın Hatırat/ı Metrukesi

Yener Bandakçıoğlu

Önceki hafta yapılan DSP İl kongresine, il Başkanı İrfan
Özdemir kardeşimin nazik davetine rağmen maalesef katılamadım. Daha önceki
yazılarımda da ifade ettiğim gibi o gün aynı saatlerde hem Bolusporun maçı hem
de Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Genel Kurulu vardı. Boluspor maçının ilk
devresini seyrettikten sonra apar topar Bolu Kalkınma Ve Tanıtma Vakfının
toplantısına gittiğimi de yine okurlarıma duyurmuştum.
DSP İl Başkanı İrfan Özdemir hem eğitimci hem avukattır.
Birçok kişi İrfan Özdemir in avukat olduğunu bilmez. Aslen Mudurnulu olan bu
değerli kardeşimin halen Bolu Barosunda kaydı vardır. Kendisini Baroya, Baro
başkanı olarak ben kaydetmiştim. İrfan Özdemir yıllardan beri DSP nin ve
cennetmekân Bülent Ecevitin çok samimi ve koyu bir taraftarı olarak siyasi
hayatına DSP saflarında devam eder. Cennetmekân Ecevitin sağlığında %1 e düşen
DSP oylarının önümüzdeki seçimlerde ne olacağını tahmin etmek zor değil. Zaten
partinin kurucu genel başkanı Rahşan Ecevit te partiden istifa edip yeni bir
parti kurdu. Bu yeni partinin akıbetini de önümüzdeki seçimlerde göreceğiz. Her
iki partiye hiçbir şekilde şans vermemekle birlikte yinede kendilerine
başarılar diliyorum.
Bu girişten sonra gelelim
bu haftaki yazımızın konusuna. Kongreye DSP Genel Başkanı sayın Masum Türker de
katılıp bir konuşma yapmış. Konuşanın genel konulara taalluk eden kısımları
beni hiç ilgilendirmiyor. Ancak yanılmıyorsam 19821983 yıllarında Gazi
Üniversitesine bağlı Bolu İktisadi Bilimler Fakültesi ya da Yüksek Okulunda
öğretim görevlisi olarak ya da A.İ.B.Ü de çalışan Sayın Masum Türkerin Boluyla
ilgili hatıraları beni ilgilendiriyor.
Sayın Türker
herhalde delegelere şirin gözükmek için o günlerdeki Bolu hatıralarından satır
başları açmış. Aynen şöyle diyor: ( / Bolunun benim için ayrı bir yeri vardır.
Abant İzzet Baysal Üniversitesinin kurucu kadrosunda yer aldım. Boluya kadrolu
öğretim görevlisi olarak geldim. Geldiğimde yol kenarında bir otele gittim. Ve
otel görevlisi bana elektriklerin olmadığını söyledi. Bende peki dedim yattım.
Sabah uyandığımda gece neden karanlıkta yattığımı anladım. Yatak benden önce 15
kişi yatmış gibiydi. Hiç yıkanmamış. Bunun üzerine soluğu Orta Hamamda aldım.)
Bilmiyorum Sayın
Genel Başkanın bu sözleri delegelerce alkışlanmış mıdır. Burada Boluya karşı
bir hakaret var. Sayın Türkerin adını vermediği otel o kadar pismiş ki bu
pisliklerin gözükmemesi için otelin elektrikleri bile yakılmıyormuş. Sayın
Türkerin ve DSP il yönetiminin öncelikle bu otelin ismini kamuoyuna
açıklamaları gerekir. Eğer açıklayamazlarsa Sayın Genel Başkanı Boluya hakaret
eden bir kişi olarak her zaman hatırlayacağız.

Sayın Genel Başkanın Boluyla ilgili izlenimleri devam
ediyor. Yine konuşmasından aynen alalım : (/ ileriki dönemde şimdiki A.İ.B.Ü
olduğu yere Üniversite kurulması için ve arsanın Orman Genel Müdürlüğünden
verilmesi için bir oylama yapılıyor. Oylamaya İstanbuldan gelen bir tek bendim
ve her şey bir oya bakıyordu. O eksik kalan oylama sırasında içeriye ben
girdim. Bu sırada bazı asistanlarda kulis yapıyordu. Burada yerleşik bir
Üniversite olursa Ankaradan gelen hocalar burada yaşayacaklar. Bana o arsayı
alalım diye imza at dediler. Bende arsayı alalım dedim. Bütün hocalarla kalktık
şimdiki üniversitenin yerini inceledik. Ben olsun diye imzalayınca orada
kıyamet koptu. O gün istenmeyen okul bu gün Bolunun ekonomisini hayatta tutan
en büyük etkenlerden birisi.)

Üniversitemizin
kuruluşuyla ve kampüsüyle ilgili olarak geçmişte birçok köşe yazısı yazmış
birisi olarak Sayın Genel Başkanın tek oyuyla Üniversitemizin kurulduğuna
ilişkin iddiasını ilk defa hayretle duyuyorum. Demek ki Sayın Masum Türker
olmasaymış o bir oyu vermeseymiş şimdi Abant İzzet Baysal Üniversitesi
olmayacakmış. Benim bildiğim Üniversiteler Türkiye Büyük Millet Meclisinde ki
müzakereler sonucu çıkan kanunlara göre kurulur ve YÖK kararlarına göre de
şekillenir. Bir öğretim görevlisinin bu kadar büyük selahiyetler le donatılmış
olması da bana biraz palavra gibi geldi. Sayın Genel Başkan ve DSP İl Başkanlığı
bu iddiayı da ispatlamak mecburiyetindedir. Yoksa yine benim neznimde iftiracı
olarak kalacaklardır.

Bu sözlerim
Üniversitemizin kurucusu cennetmekan İzzet Baysal babamızın muazzez ruhunu
rahatsız etmiş olduğunu da düşünüyorum. Demek ki İzzet babanın ve Baysal
vakfının yıllarca süren uğraşları, Üniversitemizin kanununun Türkiye Büyük
Millet Meclisinde ki görüşmeleri boşunaymış. Sayın genel başkan akademik sıfatı
olmamasına rağmen öğretim görevlisi olarak Üniversitemizin kuruluşunu
tamamlamış. Benim asıl merak ettiğim bu
konuşmanın yapıldığı sırada DSP delegelerinin ne tavır gösterdikleri. Ayrıca
bunca zaman geçmesine rağmen İzzet Baysal Vakfı yöneticilerinin de Sayın Genel
Başkanın konuşmasını kös dinler gibi dinlemeleri. Aklıma bir de bu konuşmanın
Vakıf yöneticileri tarafından dinlenmediği, konuşmanın yer aldığı gazetelerin
de okunmadı geliyor. Ben bir Bolulu olarak üzerime düşen görevi bu yazımda
yerine getiriyor ve Sayın Türkeri hem Boluya vaki hakareti hem de İzzet
Baysal Vakfına karşı attığı palavrası dolayısıyla kınıyorum. DSP İl başkanı
meslektaşım ve değerli dostum İrfan Özdemir den de bir açıklama beklediğimi
ifade ediyorum. Boluda Yenihayat sütunları bu açıklamayı merakla beklemektedir.

CEMAL ÖZTÜRKÜ KAYBETTİK
Bolusporun Şanlı Tarihinin ve bugününün vefakâr ve cefakâr
hizmetkârı, kulübün 35 yıllık olmazsa
olmazı Cemal Öztürk ü bu Perşembe ebedi istinatgâhına tevdi ettik. Cemal
Öztürk çok farklı bir insani yapının sahibiydi. Adeta Bolusporla özleşmişti.
Fevkalade ketum, çok dürüst ve konu Boluspor olduğu zaman ser verip sır vermeyen
bir değerli kardeşimizdi. Bolusporda çalıştığı süre içinde çok başkan çok
yönetim kurulu değişmiş ama yönetime gelen hiçbir başkan ve yönetim kurulu onu
değiştirememişti.
Fii tarihinde
Belediye Sarayının arkasında kahvecilik yapan, işleri bir hayli bozuk, alkol
bağımlısı Cemal Öztürk nasıl olmuştu da Bolusporun olmazsa olmazı olmuştu. Hiç
öğünme olarak söylemiyorum Cemal Öztürk, bir Yener Bandakçıoğlu klasiğidir. Cemali
nasıl kulübe aldığımın öyküsünü daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim.
Ancak gerek hafıza/ı beşerin unutkanlıkla malül olması gerekse genç Boluspor
taraftarlarının o günleri bilmemeleri nedeniyle Cemal Öztürk olayını bir kere
daha tekrarlamakta yarar görüyorum.

O günlerde,
Cemalle İdris Restaurantı işleten meşhur İdris babanın oğlu Abdullah Adıyaman
her gün mutlaka kavga ederler ve son deprem dolayısıyla kat indirimi yapılmış
olan Belediye binasının yedinci katında ki kulüp merkezimize gelip birbirlerinden
şikâyetçi olurlardı. Hatta bir gün Abdullah, lokalimiz de bulunan yuvarlak
sigara küllerinin atıldığı metal kavonuzumsu tablalardan birini Cemalin
kafasına geçirmiş. Bir hayli uğraşarak bu küllüğü Cemalin kafasından çıkardık.
Onları o günde yatıştırdıktan sonra Cemale kulüpten ayrılmamasını ve
kendisiyle konuşacağımı söyledim. Ve ona şu teklifi yaptım ( / Bu
kahvecilik ve alkol tüketimi seni batıracak. Eğer teklifimi kabul edersen seni
Bolusporda işe alacağım. Yalnız bir şartım var.İiçkiyi bırakacaksın. )

Cemal bu teklifimi kabul etti ve Bolusporda çalışmaya
başladı. Ve sözünde durarak ta yıllarca içki içmedi. Bende kendisini yavaş
yavaş yetiştirmeye başladım. Gerek yazması ve gerekse okuması biraz az olan
Cemal, bir süre sonra benden öğrendikleriyle yukarıda belirttiğim gibi kulübün
olmazsa olmazı haline geldi. Cemalin Boluspora en büyük hizmetlerinden biri
de Orman ihalelerine katılmak üzere Boluya gelen kerestecilere Bolusporda
özel ihale yapılacağını fısıldamak olurdu. Cemal o gün, Bolu ya da Aladağ Orman
İşletme Müdürlüklerine teminat yatıran hiçbir keresteciyi kaçırmaz onları
ihaleyi yapacağımız Güneykaya pasajında ki keresteciler lokaline yönlendirirdi.
Orman ihalesine katılmak üzere o gün Boluya gelen 400 e yakın keresteciyi
takip etmek büyük bir zekayi gerektirirdi ve Cemal bu görevi tek başına büyük
bir başarıyla yerine getirirdi.

Bolu Gündem
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Boluspor eski başkanlarından Süha
Alparslan kardeşim 26 Mart 2010 tarihli Cemal ağa başlıklı vefa dolu
yazısında Cemali muhteşem bir şekilde anlatmış. Bir alıntıda Süha dan yapalım.
TFF
dan lisans, mukavele gibi teferruatlı işleri tereyağından kıl çeker gibi
halletmek, senin en temel özelliklerindendi Gerçekten de Cemale bu
işleri o kadar iyi bir şekilde öğretmiştim ki bu güne kadar hiçbir başkan
hiçbir yönetici onun yaptığı bu görevi yapamadı ya da bir başka kişiye
yaptıramadı. ve Cemal Bolusporun olmazsa olmazı sıfatını sürdürdü. Ancak
yukarıya aldığım güzel satırları yazan Süha Alparslan kardeşimin bir cümle ile
de olsa Cemalin hocası Yener abidir demesini beklerdim.

Cenazesinde ki Bolu
ölçeğine göre oldukça görkemli ve kalabalık olan cemaati, onun ne kadar
sevildiğinin de bir göstergesiydi. Ebedi alem de rahat uyu sevgili kardeşim. Senin
günahsız olarak cennete gideceğine inanıyorum. Sevgili eşin Sadiye Öztür
hanımefendiye sevgili kızların Şükran, Fatma, Berna ve Semra kardeşlerime,
sevgili damatların Selami Terzioğlu, Ali Karaduman, İlyas Yıldırım ve Metin
Eskinle tüm aile mensuplarına ve Boluspor camiasına başsağlığı dilerim.