Bir bilirkişi rica ediyorum!

Yener Bandakçıoğlu

     Geçenlerde Bolu’da Yenihayat’daki sütunumda Bolu Gündem refikimizin güçlü köşe yazarı Mustafa Nuri Gürsoy’a bir gönderme yapmıştım. M.Nuri Gürsoy daha önceleri yakından tanımadığım ve fazla münasebetimin olmadığı bir değerli hemşerimdi. Hatta hatta kendisinin cennetmekân Mengen Belediye Başkanı Erhan Gürsoy’un kardeşi olduğunu da yine son zamanlarda öğrenmiştim. Erhan, Belediye Başkanlığı sırasında Mengen Aşçılar Festivali’nin büyümesinde emeği olan ve bu festivalin her yılki törenlerine Yener abisini davet eden çok sevdiğim bir kardeşimdi. Kendisinin dönemi ile ilgili Mengen Aşçılar Festivalinden bahseden eski yazılarım Bolunun Sesi arşivlerinde yerini almıştır.

     M.Nuri Gürsoy la münasebetlerimizin yakın tarihlere inhisar etmesine rağmen aramızda iyi bir ağabeylik – kardeşlik doğduğunu da söyleyebilirim. Geçenlerde, bu değerli kardeşimin Yeniçağ – Mengen bölünmüş yoluyla ilgili çok ısrarlı yazılar yazması üzerine bu yolun mimarı olan eski Valimiz Sayın Halil İbrahim Akpınar’dan bahsetmemesini bir unutkanlık olarak gördüğümü zikrederek bundan sonra yazacağı olası Yeniçağa – Mengen bölünmüş yoluyla ilgili güzel cümlelerinin arasına eski Valimizi de katmasını istemiş 19.Eylül 2011 tarihli Bolu’da Yenihayatta’ki sütunumda aynen şöyle yazmıştım: 

MUSTAFA NURİ GÜRSOY KARDEŞİME AÇIK MEKTUP
Mengen İl genel Meclisi Üyesi ve Bolu Gündem Gazetesi’nin güçlü köşe yazarı Mustafa Nuri Gürsoy Mengenli olmanın derin bağlılığıyla köşe yazılarında genelde Mengen’den bahsediyor. Bir zamanlar Bolununsesi Gazetesi’nde Sinan Gökdemir Mengen’in temsilciliğini yapar, doyulmaz üslubuyla tüm dünyaya Mengen’i hatırlatırdı. Sinan bu yazılarında o kadar başarılı olmuştu ki, kendisine “Mengen’in velüt kalemi” ve de “Mengen’in dünyaya açılan penceresi” sıfatlarını vermiştim. Sinan son yıllarda yazılarına ara verdi. Onun yerini Mustafa Nuri Gürsoy doldurmaya çalışıyor. Bu sevgili kardeşim bölünmüş Yeniçağa – Mengen Karayolunun bitmek üzere olduğunu, bu karayolunda hergün o yoldan geçmekte olan binlerce vasıtaya ve insanlara hizmet edecek tesislerin de bir an evvel yapılması gerektiğini yazıp duruyor. Mustafa bu yolun Mengen’e getireceği artıları sayıp döküyor. Ama bir şeyi unutmuş gözüküyor. Bugün bitme aşamasına gelen bu yolun mimarı acaba kimdir? Bütün eleştirileri göğüsleyerek Bolu İl Özel İdaresi’nin imkanlarını bu yolun yapılmasına tahsis eden Sayın eski Valimiz Halil İbrahim Akpınar’dan hiç bahis yok. M. Nuri Gürsoy kardeşimin önümüzdeki ilk yazısında yolun mimarı Sayın eski Valimiz Halil İbrahim Akpınar’a teşekkür etmesini bekliyorum.

     Bu satırlarıma Mustafa Nuri Gürsoy kardeşim cevap vermekte gecikmedi. O da
4 Ekim 2011 tarihli Bolu Gündem deki “Penceremden” sütununda şunları yazdı:

GÜCENMEK
Boluspor Adanaspor karşılaşması öncesinde, değerli büyüğüm,
Yeni Hayat Köşe yazarı Sayın Yener Bandakçıoğlu ile karşılaştım.
Konuştuk, hal hatır ettik.
Her zamanki gibi,
Bakımlı, kendine has saçları ile pek havalı idi.
Bu düşüncelerimi kendimle paylaştığım sırada,
İçten ve samimi sesiyle,
Sana dedi, köşemden bir “açık mektup” yazdım.
Eve vardığımda hemen göz attım, okudum.
“Mengen İl genel Meclisi Üyesi ve Bolu Gündem Gazetesi'nin güçlü köşe yazarı Mustafa Nuri Gürsoy Mengenli olmanın derin bağlılığıyla köşe yazılarında genelde Mengen'den bahsediyor.”
Satırlarını okumaya başladığımda doğrusunu söylemek gerekirse çok gururlandım, etkilendim.
Kalemini tevazu ile kullanan ender insanlardan biri olan, Sayın Bandakçıoğlu'nun tespit ve önerilerine saygı duyuyorum.
Sözümüz olmaz, gereğini derhal yerine getirir, teşekkür hatırlatmasını asla geri çevirmeyiz.
Eski Bolu valimiz Sayın Halil İbrahim Akpınar'a, bölünmüş yol ile ilgili, emek ve mesaileri için teşekkürlerimizi bu vesile ile paylaşıyor,
Ve Fakat,
Sayın Yener Abimin, açık mektup içeriğinin,
Cümle sonlarında yer alan, bana özel,
“Doldurmaya çalışıyor”
“Yazıp duruyor”
“Sayıp döküyor”
“Unutmuş gözüküyor”
Yükleme ve yüklenmelerinin,
Sayın Yener Bandakçıoğlu büyüğümün affına sığınarak,
Çocuksu duygularımla,
Gücüme gittiğini paylaşıyor,
Kendisine sevinç ve sağlıklar diliyorum.

    Öncelikle M.Nuri Gürsoy kardeşimin şahsımla ilgili övücü sözlerine yürekten teşekkür ediyorum. Ama yanlış algılamalar sonucu bana gücenmesini de hiçbir zaman istemem ve kabul edemem. Benim satırlarım da bu sevgili kardeşimi gücendirecek hiçbir cümle ve kelime yoktur. Kendisinin cümlelerimin sonuna gelen kelimeleri alarak bana gücenmiş olmasını kalbindeki derin Mengen sevgisiyle bağdaştırıyorum. Şimdi sözü şöyle bağlayacağım: Sevgili okurlarım benim yazdıklarımı da, buna karşı M.Nuri Gürsoy’un yazdıklarını da okudunuz. İsterseniz her iki yazıyı da bilirkişiye havale edelim. Ama bu bilirkişi kim olacak? Benim
Bilirkişi adayım M.Nuri Gürsoy’un gazetesinden muhterem Hasan Dinç hocamızdır. Gürsoy da bu bilirkişiyi kabul ederse yazılarımızı Hasan Dinç hocamız okuyup raporunu versin. Eğer ben satırlarımla sevgili M.Nuri Gürsoy kardeşimi üzmüş oluyorsam ikinci bir açık mektupla kendisinden özür dileyeceğim.

Kutsal topraklara yolculuklar başladı
     2011 Hac mevsimi dolayısıyla kutsal topraklara müminlerin akını devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığımızın açıklamalarına göre bu yıl ülkemizden Hac görevini ifa için yaklaşık 100 bin kişinin Suudi Arabistan’a gitmesi bekleniyor. 

     Bolu’muzdan da Hacı adaylarımız peyderpey kafileler halinde Suudi Arabistan’a gitmeye başladılar. Hacılarımızı gönderirken adet olduğu üzere hemşerilerimiz geniş bir katılımla sevdiklerini dost ve akrabalarını uğurluyorlar. 

     Biz de bu Çarşamba saat:11.30’da Siteler Camii önünde çok sevdiğimiz ve muhtelif yazılarımızda kendilerinden “Bolu Bülbülleri” diye bahsettiğimiz meşhur Mevlüthanlar Zeki ve Burhan hocalarımızla, onların önderliğinde Hilal Turizm kafilesini kutsal topraklara yolcu ettik. 

     2007 Umre ziyaretimizde ve 2008 Hac ziyaretimizde kafile sorumluluğumuzu üstlenen Zeki Ay ve Burhan Ay hocalarımız her zaman yazdığım gibi Bolumuza Yüce Allah’ın bir lütfu ihsanıdırlar. Kelimelerle anlatamayacağım üstün vasıflara sahip olan bu iki değerli kardeşim kafile mensuplarına sadece Hac görevi sırasında dört dörtlük bir hizmet sunmazlar. Oradan döndükten sonra da bütün Umre ve Hac kafileleri ile münasebetlerimi kesmezler. 15 günlük ve aylık periyotlarla tüm kafile mensuplarıyla buluşurlar o muhteşem sesleriyle bir Kuran ziyafeti verirler. Benim ve eşim Hacı Aygün Bandakçıoğlu’nun da dâhil olduğu grup her 15 günde bir, bir Hacı kardeşimizin evinde buluşuruz. Diyeceğim o ki Zeki ve Burhan hocalarımızın kafile mensuplarıyla diyalogları, Yüce Allah hepimize uzun ömürler versin ölünceye kadar devam edecektir. Bu arada hocalarımızı uğurlayan 2007 Umre arkadaşlarımız hacı Zühtü Canpolat ve muhterem eşleri Hikmet Canpolat hanımefendi’yi de Perşembe günü saat:11.00 de yine Siteler Camii önünden Bolu Müftülüğü kafilesi olarak kutsal topraklara uğurladığımızı ilave edelim. Zühtü abimiz daha önceden Hac görevini ifa etmesine rağmen sırf eşleri Hikmet Canpolat hanımefendi’nin Hacı olabilmesi için yeniden Hacca gidiyor. 

İki bayram kutlaması
     Cumhuriyetimizin 88. yılını idrak ettik. Büyük Atatürk’ün Milletimize en büyük armağanı olan Cumhuriyet bu yıl ne yazık ki Doğu’daki şehitlerimiz ve deprem felaketi nedeniyle bir Başbakanlık genelgesiyle mana ve önemini gölgeleyen bir tutumla kutlanmadı. Öncelikle Başbakanlığın bu kararını kişisel olarak kabul edemediğimi ifade edeyim. Bir nevi yasaklama olan bu karar ilerde çokça eleştiri konusu olacaktır. Sütunumun esprisi içinde detaylara girmiyorum. Ne şart altında olursa olsun Cumhuriyet Bayramının kutlanması gerektiğine inanıyorum. Bu duygularla yüce milletimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyor bu bayramı Ulusumuza hediye eden büyük Atatürk’ü özlemle anıyorum. 

      Hafta sonunda da Yüce Dinimizin bizlere armağanı iki büyük dini bayramdan Kurban Bayramını idrak etmiş olacağız. Bu bayrama bizleri eriştirdiği için Yüce Allah’a hamdü senalarda bulunmak görevimizdir. Tüm okuyucularımın, Sevgili hemşerilerimin ve tüm İslam âleminin Kurban Bayramlarını kutlar her günümüzün bir bayram tadında geçmesini niyaz ederim.