ARAFATTA BOLU CAMLI CAMİİ PROTOKOLÜ

Yener Bandakçıoğlu

Mekkede ki günlerimiz, Hilal Turizm mensuplarının, başta şirket sahibi Sayın Nebil Çelebi olmak üzere, Bolu kafilesi yöneticileri Zeki Ay ve Burhan Ay hocalarımızın insanüstü özverileriyle sorunsuz bir şekilde devem edegelirken bir de baktık, takvimler 06 Aralık 2008 gününü gösteriyor. Yani, Kurban Bayramına iki gün kalmış. 06 Aralık, hacı adayları için çok önemli bir ibadetin başlangıç tarihidir. Yüce Peygamber Efendimizin Hac, Arafattır buyruğunda ifade ettiği Arafat yolculuğu bu tarihte başlıyor. O günü bütün hacı adayları tatlı bir heyecanla bekliyor. 06 Aralık gecesi yatsı namazını otellerimize yakın yerel camilerde kıldıktan sonra, Hilal Turizm idare bürosu önünde toplanıyoruz. Bizi Arafata götürecek otobüslerin gelmesi üzerine her gurup büyük bir intizam içinde kendilerine ayrılan otobüslere biniyor. Haklarını teslim etmek gerekir ki, Suudi Arabistan idaresi, Arafat konusunu da mükemmele yakın bir şekilde halletmiş. Hacı adayları tam dokuz adet otoban yoluyla Arafata çıkıyorlar. Türk hacılarına 9 nolu otoban tahsis edilmiş. Buraya Türk otobüslerinden başka hiçbir otobüs giremiyor. Bu şekilde otobüslerimizle gece Arafata intikal ediyoruz. Orada da gece olmasına rağmen, her gurubun kalacağı bölge ve çadırlar ayrılmış. Bütün guruplar yine büyük bir intizam içinde kendilerine ayrılan çadırlara yerleşiyorlar. Erkeklere ayrılan çadırlarla, bayanlara ayrılan çadırlar karşı karşıya. Arafata intikalden sonra aslolan bu bekleme saatlerini (yani Vakfe) çeşitli ibadetlerle değerlendirmek. Fakat ben, uykuyu tercih ediyorum. Yine değerli Zeki ve Burhan hocalarımızın yakın ilgisiyle bir battaniyenin altına girip sabaha kadar uyuyorum. Hiç uyumayan arkadaşlarımız da var. Bayanlar çadırında bizim hanımın da dâhil olduğu bazı hacı yengelerimiz de uyumadan sabahı etmişler. Ancak bunların ibadet etme arzularının yanında, çadırların içinde dolaşan biraz büyükçe kertenkelelerden korkmuş olmalarını da not edelim. Daha önce Hacca gitmiş birçok hemşehrim, Arafatta sivrisineklerin hücumuna uğrayacağımız ikazı yapmışlardı. Hatta bizim hacı yenge yanına sivrisinek kovucu spreyler de almıştı. Ama gördük ki, sivrisineklerin de kökü kazınmış.
Bizim Aralık ayımızın karşılığı Hicri takvimde Zilhicce ayına tekabül ediyor. 07 Aralık Arafatta Vakfenin en önemli günü. Bu gün Zilhicce ayının dokuzuncu gününe rastlıyor. Arefe günü akşama kadar Arafattayız. Diyanet İşleri Başkanlığımız, merkezi sistem hoparlör teşkilatıyla tüm Türk hacılarının duyduğu bir program yapıyor. Türkiyeden gelmiş tanınmış hocalarımız ezan, Kuran/ı Kerim, ilahi okuyorlar ve ayrıca uzun süren bir Arafat Vakfesi Duası var. Arafatta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılınıyor ve bu kılınmaya Cem/i Takdim deniyor. Bizim çadırımızda aynı zamanda Bursalı hacı kardeşlerimiz olduğu ve onların kafile başkanları on beş günden fazla bir süredir Mekkede bulunduğu için bu namazımızı Mukim olma şartına göre Bursa kafile başkanı hoca efendi kıldırıyor. Diyanet İşlerinin programı sırasında öğle ezanının ülkemizin en meşhur hocalarından Ankara Kocatepe Cami Başimamı İsmail Coşar tarafından okunduğunu, bir buçuk saate yakın bir süre devam eden ve ayakta takip edilen Arafat Vakfesi Duasının da Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesi Başkanı muhterem Seyfettin Ersoy hoca efendi tarafından yapıldığını da ilave edelim.
Arafat Vakfesi bir günü bulduğundan, Vakfe sırasında çadırlar arasında ziyaretler de yapılıyor. Ben abdest alma dışında pek çadırımdan çıkmadım. Ancak yıllardan beri dernek başkanlığını yaptığım Camlı Camiimizin çok sevgili hocası Durmuş Aydemir kardeşimle çok sevgili müezzini Ayhan Hamarat kardeşim, çadırımızda bizi ziyaret etmek nezaketini gösterdiler. Çadırımızın başka ziyaretçileri de oldu. Köyüne yakın tarihlerde çok güzel bir cami kazandıran Yayladınlar Köyü Muhtarı, meşhur baş aşçılardan Osman Poyraz ustamızla, Bolu Müftülüğünün değerli ve yakışıklı memurlarından Zeki Atasever kardeşlerim ve de önümüzdeki haftalarda kendisinden ayrıca bahsedeceğim o güne kadar tanışma olanağı bulamadığım baş aşçılarımızdan Bürnük Köyünden Mehmet Sarıkaya ustamızla ziyaretçilerimiz meyanındaydı. O gün, Mekkede ki süremizin bitmesinden sonra gideceğimiz Medinede ki otelimizde baş aşçı olarak Mehmet Sarıkaya kardeşimizin karşımıza çıkacağını nereden bilebilirdim
Artık akşam olmuş, Arafattan hareket saatimiz yaklaşmıştı. Yine, büyük bir intizam içinde Hilal Turizm vasıtalarıyla Müzdelifeye indik. Burada da bir süre vakfe yapmamız lazım. Burada bir müddet istirahattan sonra akşam ve yatsı namazlarımızı (Cem/i Tehir) birleştirerek kıldık. Bu namazlarımızı Burhan Ay hocamız kıldırdı. Şeytan taşlama için gerekli taşlar da toplandıktan sonra, gece yarısına doğru Minaya hareketimiz gerekiyordu. Artık bundan sonra Mekkedeki otelimize kadar yürüyecektik. Bütün kafilemiz yine büyük bir intizam içinde Zeki ve Burhan hocalarımızın rehberliğinde yürümeye başladı. Minada Büyük Akabeyi taşladıktan sonra otelimize kadar olan yürüyüşümüz, bayramın birinci günü saat 04:30a kadar sürdü. Sol ayağımdaki uzun süredir çekmekte olduğum Nöropatik Ağrıdan Yüce Allahın takdirleriyle, sanki hiçbir eser kalmamıştı. Ben de kimi zaman Zeki hocanın, kimi zaman Burhan hocanın koluna girerek o saatler süren yürüyüşü başarıyla tamamladım. Şimdi otelimizde yapılacak iş, kurbanlarımızın kesildiğinin bildirilmesinden sonra, tıraş olup ihramdan çıkmaktı. Kurbanların kesildiği haberi bayramın birinci günü saat 11e doğru otelimize ulaştı ve tıraş olup ihramdan çıktık. Yine Suudlar için çok olumlu gördüğüm bir hususa da değinmek isterim. Milyonlarca hacı adayının kestirdiği kurbanların makbuzları bir iki gün sonra bizlere teslim edildiği gibi, daha önce Türkiyede yatırmış bulunduğumuz kurban paralarımızdan arta kalan onar Riyal paramız da yine bizlere iade edildi. Aslında on Riyal, Türk parasıyla dört buçuk lira civarındaydı. Ama önemli olan bu meblağın dahi iade edildiği bir sistemin kurulmuş olmasıydı.
Evet, sevgili okurlarım. Biraz da resim altı notlarımızla yazımızı görselleştirelim. Yüce Allah nasip ederse, önümüzdeki hafta Mekkede tesadüfen karşılaştığımız kimi dostlarımızdan bahsederek daha sonraki hafta da Medineye geçelim.