Abant’ı elimizden aldılar şimdi de “ Davos” umuza göz diktiler

Yener Bandakçıoğlu

Bu kadar cazip imkanlara sahip olmasına rağmen, bu kadar talihsiz bir il, her halde dünya coğrafyasında görülmemiştir. Yıllardan beri Türkiye’nin en gizemli köşelerinden biri olan Abantımız bu vasıflarına uygun bir hale maalesef getirilememiştir. Başka ülkelerde Abant gibi emsaline az rastlanan bir tabiat güzelliği olsa bu güzellik çoktan Dünya turizminin emrine girerdi. Bunda acaba hangimiz kabahatliyiz. Türkçemizde güzel bir tabir vardır. “ Kabahat samur kürk olmuş kimseler giymemiş”.
Abant’ın kaderi 2007 seçim kampanyası sırasında AKP Genel Başkanı ve Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın AKP’nin Bolu mitinginde sarf ettiği sözlerle bir anda değişir olmuştu. Çünkü zamanın Başbakanı, Bolu’da Kardelen Meydanı’nda binlerce kişinin önünde bizlere büyük bir müjde vermiş ve “Abant’ı Davos yapacağız” demişti. Bu sözler hepimizi heyecanlandırdığı gibi tüm ilgililere ve yetkililere bir emir mahiyetindeydi. Sayın Başbakan’dan sonra zamanın AKP Milletvekilleri değerli kardeşlerim de her fırsatta Sayın Başbakan’ın o sözlerine gönderme yaparak Abant’ı Davos yapacaklarını tekrarlamaya başlamışlardı. Bu söylem Bolu insanı için de bir slogan haline gelmişti: Abant Davos olacak!
Günler ayları aylar yılları takip etti. Her zaman yazdığım gibi zaman bir su gibi aktı. Geldik 2011 seçimlerine. 2007 seçimlerinden 2011 seçimlerine geçen 4 yıllık süre içinde Abant’ı Davos yapacak tek bir çivi dahi çakılmadı. Üstüne üstlük Abant Çevre ve Orman Bakanlığı ile Bolu İl Özel İdaresi arasında bir futbol topu misali oradan oraya şutlanıp durdu.
AKP kaynaklarından alınan bilgilere göre Sayın Başbakan bu seçim kampanyası sırasında Bolu’ya gelmiyor. Her ne kadar yerel AKP yöneticileri Başbakan’ın gelmeyişinden hiçbir zararları olmayacağını, Başbakan’ın ruhunun bile Bolu’da sonucun 3-0 olmasını sağlayacağını söyleseler de ben Başbakan’ın gelmeyişini Abant’ın Davos yapılamadığının tabii bir sonucu olarak görüyorum. Sayın Başbakan bilfarz Bolu’ya gelseydi meydandaki kendini bilmez(!) dinleyicilerden biri veya birkaçı “Ey Sayın Başbakan ne oldu bizim Davos” deseydi ortalık ne hale gelirdi bir düşünün ve gözlerinizin önüne getirin. Herhalde Sayın Başbakan bu protestocuların miting meydanından yaka paça çıkarılmalarını izlerken bir taraftan da Sayın Demirel babamızın meşhur sözlerini kullanarak “ Abant’ı Davos yapacağız derken bugün yapacağız dememiştik” derdi.
Biraz da Davos’tan bahsedelim. Davos Türk milletinin belleğine eski Cennetmekan Başbakanımız Turgut Özal’ın kazandırdığı, İsviçre’nin bir dağ köyünde yada kasabasında yapılan ekonomik toplantıların adı olarak geçmiştir. Uyanık bir ekonomi profesörü İsviçre’nin bu dağ kasabasında “ Dünya Ekonomik Formu” diye bir toplantı düzenlemeye başlamış, parayı bastıran dünyanın dört bir yanından gelen devlet adamları ve ekonomistler Davos’un ismini duyurmaya başlamışlardır. Ben Özal’a kadar Davos’a katılan Başbakan ismini pek duymadım. Yakın tarihte de Davos, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’le karşılıklı tartışması sırasında tartışmanın moderatörü olan kişiye sarf ettiği “ one minute” sözleriyle bir anda iyice meşhur olmuştur. Hepimizin bildiği gibi Sayın Başbakan “ one minute” çıkışından sonra tartışmayı yarıda bırakıp oradan ayrılmış ve “bir daha Davos’a gelmem” demiştir. Sayın Başbakan’ın Arap dünyasında kendisine büyük bir popülarite sağlayan bu sözlerinden sonra herhalde Abant’ın Davos yapılacağı sözleri rafa kaldırılmıştır.
Bizler birer Bolulu olarak Abant’ın Davos yapılmadığından büyük bir üzüntü(!) duyarken bakıyoruz Bursa Büyükşehir Belediyesi Uludağ’ı Davos yapmak için kolları sıvamış. Herhalde Uludağ Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe, Başbakanımızın bir daha Davos’a gelmem sözlerini unutmuş görünüyor. Bakın Bursa Büyükşehir Belediyesi Uludağ’ı Davos yapmak için nasıl çalışacakmış. Uludağ’ı yeni bir Davos haline getirecek projelerin startı verilmeye başlanacakmış. Bu projeler de öyle küçük projeler değil. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girmesiyle alt yapı yetkisinin ardından üst yapı yetkisini de alan Büyükşehir Belediyesi, Uludağ’ı Davos’a rakip haline getirecek önemli projelerin startını vermeye hazırlanıyormuş. İlk etapta kentin simgesi hakine gelen teleferik, oteller bölgesiyle buluşturulacakmış. Toplam 8.84 km ile dünyanın en uzun hatlı teleferiğinin inşa çalışmaları sürerken mevcut kapasite de 10 katına çıkarılıyormuş. Sekizer kişi kapasiteli 175 gondol tipi kabinde sıra bekleme derdi de ortadan kaldırılacakmış. Vs. vs. Bu bilgileri bu haftaki Milliyet gazetesinin Bursa Business ekinden aktarıyorum. Ne diyelim şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Davos’u biz pişiremedik inşallah Bursa pişirir.
Sayın Hocam Bolu’dayken bize niye böyle bir park kazandırmadınız?

Bu yazımıza da bugünkü Milliyet Pazar eki vesile oluyor. İstanbul’a gidenler görmüşlerdir. TEM Otoyolunun şehre girişinde çok güzel bir Botanik Bahçesi yapıldı. Burası ülkemizin tanınmış çevrecilerinden ve TEMA Vakfı’nın kurucularından Nihat Gökyiğit’in Cennetmekan eşi Nezahat Gökyiğit anısına düzenlediği muhteşem bir çevre alanıdır. Sayın Gökyiğit TEM Otoyolunun inşaatı sırasında boşa çıkan adeta çöl görüntüsü içindeki bu toprak parçasını bugün herkesin imrenerek gezdiği bir botanik bahçesi haline getirdi. Bahçede elli bine yakın ağaç var. Endemik bitkilerin haddi hesabı yok. Bitki sayısının 160 kadarının endemik olduğu söyleniyor. Geri kalan bitki türü sayısı 1900’ü buluyor.
Bu bahçeyle ilgili haberde biz Boluluları da ilgilendiren önemli bir bilgi var. Meğer bahçenin sorumlusu Prof. Dr. Adil Güner Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden emekli öğretim üyesiymiş. Bunca merakıma ve yerel basını takip etme alışkanlığıma rağmen itiraf etmeliyim ki bu değerli hocamızın ismini ilk defa duyuyorum. Sayın hocamız yine röportaj sırasında şunları da ifade ediyor: (- Bu bahçeyi tek başımıza kurma şansımız yok zaten. Onların çalışmaları olmasa bu bahçedeki bitki varlığı bu hale gelemezdi. Başta Bolu İzzet Baysal Üniversitesi’yle iş birliğimiz var. ) Şimdi kendi kendime şu soruyu sorarken sayın hocamızdan da özür diliyorum: (- Ey sayın hocam! Madem siz böyle bir otoritesiniz. Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde çalışırken niçin Bolu’ya da böyle bir eser kazandırmadınız?) Bu sorunun muhatabı aynı zamanda Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğüdür. Gerçi İzzet Babamızın Anıt Mezarının etrafında bir şeyler yapıldıysa da ben bunu Nezahat Gökyiğit botanik bahçesiyle karşılaştırdığımda yeterli görmüyorum. Daha önceleri şehir içindeki Atatürk Parkı’nın bir botanik parkı olarak çok uygun şartları taşıdığını değerli kardeşim Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Tokcan’ın görüş ve önerileriyle Bolu’da Yenihayat’taki sütunumda okurlarımla paylaşmıştım. Maalesef bu önerimiz Belediye Başkanımız tarafından nazarı itibare alınmadı ve orası yol geçen hanını çağrıştıran bir mekan haline getirildi. Ne diyelim burası Bolu olsa da olu olmasa da olu.