“KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRLERİNİ AĞIRLAR”

Yener Bandakçıoğlu

Gittikçe globalleşen dünyamızda neredeyse milli sınırlar kalkacak, herkes elini kolunu sallaya sallaya çeşitli ülkelere gidecek ve o ülkelerin zenginliklerini görüp kendi ülkelerinde olmayan birçok eşyayı da alma imkânına kavuşacak. Zaten son yıllarda devletlerin birbirlerine karşı Vize uygulamasını kaldırdıkları da görülüyor. Bu uygulamanın kaldırılmasında asıl maksat gerekli satışların yapılması daha Türkçesi herkesin kendi memleketine döviz kazandırması baş planda düşünülüyor.

Son yıllarda adına fuarcılık dediğimiz yeni bir sektör oluştu. Eskiden bir tek İzmir fuarını bilirdik. İzmir fuarının açılışı ve kapanışı ülke için büyük bir olay olur, fuar süresince İzmir, yurdun dört bir yanından gelen ziyaretçi ve müşteri akınına uğrardı. Ama şimdilerde Türkiye’mizde fuarlardan geçilmiyor. Gazetelerde çarşaf çarşaf fuar ilanlarına rastlıyoruz. Hal böyle olunca fuarcılıkla uğraşan firmalarımızın sayısı da bir hayli fazlalaştı. Şu anda İzmir fuarını ayrı bir kefeye koyarsak ülkemizin en büyük fuarları İstanbul’da ki Türyap, C.N.R ve İstanbul Fuarcılık firmalarının düzenledikleri fuarlar oluyor. Bu fuarlar yetişmez gibi milletlerarası fuarlar da İstanbul da boy gösteriyor. Birkaç yıldan beri İngiliz kökenli ITE şirketi ile Türk ortağı Ekin Fuarcılık şirketlerinin düzenledikleri bir fuar Bolu’da da bir hayli revaçta. Kısa adı EMİTT – ‘Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’ olan bu fuar Bolu ilini de bir hayli ilgilendiriyor. Bolu’nun Doğu Akdenizle ilgisi ne derece ama sayın büyüklerimiz, Şubat ayı geldi mi mutlaka bu fuara katılmak için kolları sıvıyorlar. Fuar günleri de (8–9- Şubat) tarihlerinde İstanbul’a büyük bir çıkarma yapıyorlar. Başta Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız, Sayın Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Genel Sekreterimiz, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız, ilçelerimizin tüm Sayın Kaymakamları ve Sayın Belediye Başkanları ve şu anda isimlerini buraya yazamadığım ilgili ve ilgisiz tüm büyüklerimiz bu çıkarmada görev alıp Bolu’muzun güya propagandasını yapıyorlar. Ama yıllardan beri Emitt Fuarı’ndan Bolu’ya kazanımlar konusunda hiçbir resmi açıklama yok. Acaba her fuara katılış Bolu iline kaç liraya mal oluyor. Bu konuda da yıllardan beri hiçbir resmi açıklama yapılmıyor. Fuardaki standımız kaç liraya kiralandı? Değerli büyüklerimizin makam arabalarının mazot paraları ne kadar tutuyor. Yine değerli büyüklerimiz bu fuara katılmalarının karşılığında ne kadar harcırah alıyorlar? Herhalde şeffaf idare prensiplerine göre yakın bir sürede bu soruların cevabını öğrenme imkânımız olur. Yine fuar süresince standımızı gezen yabancı ve yerli tur operatörleri (!) Bolumuzdan ve ilçelerimizden kaç kişilik rezervasyonlar yaptırdılar? Kaç kilo “kızılcık tarhanası” siparişi verdiler? Yine kaç adet “tahta kaşık” siparişi alındı?

Bolu yerel basını da bir hayli ömür. Değerli yöneticilerimize çok iyi gaz veriyorlar: “Bolu Emitt’e damgasını vurdu” - “kızılcık tarhanasını bir içen bir daha içmek istedi” - “tahta kaşıklarımız büyük beğeni topladı” El insafı nısfiddin yani insaf dinin yarısıdır. Koskoca bir fuara Bolu, kızılcık tarhanası ve tahta kaşıkla damga vurduysa vay halimize. Kızılcık tarhanası ve tahta kaşık ülkemizin birçok yöresinde yerel olarak yapılan objelerden biridir. Başka bir şeyimiz yokmuş gibi kızılcık tarhanasının ve tahta kaşıklarımızın arkasına sığınmak bu güne kadar Bolu Turizminin geldiği noktayı da çok iyi bir biçimde gösteriyor.

Bugün ulusal ve uluslar arası turizm şirketlerinin ve turizm operatörlerinin hiçbirinin seyahat programlarında Bolu ismine tesadüf edilmemektedir. Evet, biz böyle fuarlara dünyanın parasını vererek iştirak edeceğimize mesaimizi Bolu’ya kalıcı turist çekmek şeklinde yoğunlaştırsak daha da verimli çalışmış oluruz. Belki ben bu satırlarımla yanlış düşünüyor ve yanlış yazmış oluyorum. Fuara katılımda kim söz sahibi ise en kısa zamanda bir basın toplantısı yapmalı Emitt Fuarı’nın Bolu’ya kazandırdıklarını bir bir açıklamalıdır. Bekliyoruz.

BİR BROKRATIN ÜZÜNTÜ VEREN TAYİNİ

Bugünlerde bürokrasi de bir tayin furyası yaşanıyor. İdare hukukunda meşhur bir “hikmet-i hükümet” nazariyesi vardır. Basit bir şekilde tercüme dersek hükümetin yaptığına sual olmaz manasına gelir.

Birçok daire müdürümüz başka yerlere atandılar. Bunlardan hiçbiri hakkında bir şeyler yazmadım. Ama son çıkan bir tayin beni bir hayli üzdüğü için hissiyatımı okurlarımla ve efkâr-ı umumiye ile paylaşma arzusu duydum.

Bu tayin, Boluluların çok sevdiği çok dürüst ve çok çalışkan Posta Müdürümüz Hasan Bınar’ın tayinidir. Hemen hemen her Bolulunun Posta dairesi ile ilgisi olduğuna göre, herkesin bu değerli kardeşimizi yakından tanıdığını zannediyorum. Hasan Bınar yıllardan beri başarı ile ifa etmekte olduğu Bolu Posta Müdürlüğünde hiçbir komplekse kapılmadan makam odasının kapısını kapatan bir müdürdü. Yanlış anlaşılmasın odanın kapısını makamında oturmadığı için kapatıyordu. Kendisini beklide günün 24 saati servislerde boş olan masaları ve kadroları doldururken görürdünüz. Bir gün vatandaşların mektuplarını alır, bir gün gelen havaleleri öder bir gün bakmışsınız telgraflarımızı çekerdi.

Hasan Bınar bir müdürden beklenmeyen bu çalışkanlığı yanında Bolu futbolunda da hakemliği ile adını duyurmuş bir değerli kardeşimizdi. Benim kendisine karşı duyduğum takdir hislerinde hakemliğinin de büyük rolü vardır. Baro başkanlığım sırasında 2004 yılında Gerede Esentepe de düzenlenen “Türkiye Barolar Arası Futbol Turnuvası’nın çok başarılı bir biçimde sonuçlanmasında ve Bolu Barosu olarak tüm Barolarımızın övgüsünü kazanmamızda Bolu bölgesi hakem arkadaşlarıyla birlikte Hasan Bınar’ın da büyük katkısı olmuştu.

Böylesi halkın sevgisini kazanan bir bürokratın tayini hiç de hoş olmadı. PTT Genel Müdürlüğü’nün bu tayini iptal edeceğini inanıyorum. Bu arada Sayın Milletvekillerimizin de konuyla ilgilenmesi Bolu’ya büyük bir hizmet olacaktır.