“ABANT İKTİSADİ İŞLETMESİ (!)”

Yener Bandakçıoğlu

Abant’ımız bir türlü gündemden düşmüyor. Aylardan beri Abant’la yatıp Abant’la kalkıyoruz. Abant’a yapılanlar iyi miydi, kötü müydü tartışmaları tüm hızıyla devam ederken şimdi de başımıza Abant’ın muhtelif hizmetlerinin ihalesi çıktı. Ben doğrusu Abant’ta bu kadar işletme olduğunu bilmiyordum: At gezdiriciliği İşletmesi.. Fayton gezdiriciliği işletmesi.. Çadırlı kamp işletmeciliği.. tuvalet işletmeciliği.. Bisiklet işletmeciliği.. Neredeyse bir holding olacak. Bu işletmeler herhalde yeni ihdas edilmiş olmakla ihaleye çıkarıldılar.
Yüce Allah’ın Bolumuza bir lütf-u ihsanı olan Abant’ın başına ne geldiyse son bir yıl içinde geldi. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile tv de çarpışan ve de feci şekilde yenilerek gözden düşen zamanın AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kendisinden Boluspor’a iki liralık bağış makbuzu istenmesinden celallenerek ve de o zaman ki forsunu kullanarak Bolu Özel İdaresi’nden Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne yeniden bağlattığı Abant’ımız, bilindiği gibi Milli Parklar Genel Müdürlüğünce verimli bir şekilde çalıştırılamadığından yeniden Bolu İl Özel İdaresi’ne iade edilmişti.
İl Özel İdaremiz eski valimiz sayın Halil İbrahim Akpınar’ın çabalarıyla Abant’ta bir dizi iyileştirme çalışmalarına başlamıştı. O zamanlar sayın eski valimiz tüm Bolu yerel basınının katıldığı kahvaltılı bir basın toplantısında Abant’a yapılacakları birer birer anlatmış çok yakışıklı İl Özel İdare Sekreterimiz Tahsin Akduman kardeşimiz de muhteşem bir slayt gösterisiyle sayın eski valimizi desteklemişti. O zaman hiçbir yerel basın mensubu gösterilen projelere karşı çıkmamış, gazetelerinde de eleştirisel yayınlar yapmamıştı. Ne zaman sayın Akpınar’ın Bilecik’e tayini çıktı, eleştiri bombardımanı başladı. Hatta hatta Tahsin Akduman kardeşim Bolu Detay’da Nil Erdem’in yaptığı muhteşem röportajda satır aralarında sayın Akpınar’ı eleştirmekten geri kalmadı. Geçenlerde Çevre ve Orman Müdürümüz Sezgin Akay kardeşimiz de Mudurnu Yolu’nun Abant’ın dışına alınacağını açıkladı. Sayın Akay’ın bu beyanatı da tüm yerel gazetelerimizde çıktı. Akay’ın bahse konu ettiği dış yol sayın eski valimiz Halil İbrahim Akpınar’ın meşhur basın toplantısındaki projelerden biriydi. Bu projeye ağaç katliamı diye karşı çıkanlar bugün aynı projenin gerçekleşmesi haberlerine hiç karşı çıkmıyorlar.
Neyse. Bizim asıl konumuz başka. Abant’ın bütün işleri tamamlanmadan bir de bakıyoruz yukarıda yazdığımız işletmeler ihaleye çıkarılmış bile. Yine yerel basından öğrendiğimiz, ihalede anormal fiyatlar ortaya çıkmış. Rekor aylık 27 bin TL ile fayton gezdiriciliğinde. Bu güne kadar faytonları için herhangi bir ücret ödediklerini zannetmediğim köylülerimiz işi rakip firmalara kaptırmamak için fiyatı yükseltmişler de yükseltmişler. Eski para ile ayda 27 milyar hayatta çıkmaz. Bunun sonucu olarak da bu ihalenin çok sorunlara gebe olduğunu söylemek için kahin olmaya da gerek yok. Herhalde bir iki gün sonra bu işin kokusu çıkar. Ya ihaleyi alan Samat- Abant Güzelleştirme ve Koruma Derneği teminatını yakar ya da aylık kirayı yatırmakta fevkalade zorlanır. Bence böylesine halka mal olmuş yerlerde ihaleler körü körüne fiyat artışına neden olacak şekilde yapılmamalı. İhale şartnamesinde para kazanmaktan çok halka hizmet ön plana çıkarılmalı. Evvelki sene Kurban Bayramı’nda bir vesile gitmiş olduğumuz Fas’ın en turistik şehri Merakeş’te yoğun bir fayton trafiği vardı. Ama adamlar Merakeş’in temizliği için faytonları gerekli dizayna sokmuşlar. Atların dışkıları için her türlü tedbiri almışlar. Bu dışkılar suret-i katiyede sokağa dökülmüyor.
İhale çarpıklığına en büyük örneklerden biri de Gölcük’ün hazin halidir. Orada da parayı veren düdüğü çalıyor. Gölcük’ün işletmesini üzerine alıyor. Sonra da o yüksek miktarı ödeyemediği için kiralarını yatırmıyor. Aylar süren tahliye davaları sonucu Gölcük’ün canım sosyal tesisleri kapalı durup duruyor. Eski yazılarımdan birinde bu konuyu işlemiş ve Gölcük ihale şartnamesine özel maddeler konulmasını, buranın maceraperest yabancılara kiralanmamasını istemiş hatta Bolu’da bu işi yapan saygın firmalardan birine verilmesini özellikle de Mehmet İnceayan yönetimindeki Bolu Termal işletmesinin bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu yazmıştım. Bugün Gölcük İşletmesi hala kapalıdır ve yerli yabancı binlerce turist Gölcük’te yemek yiyememektedir.
Korkarım bir süre sonra Abant iktisadi işletmelerinde, bu fiyat yüksekliği dolayısıyla bir çok sorunlar yaşanacak ve bu işler tadından yenmez hale gelecektir. En iyisi ve en makulü Abant’taki bu işletmeleri çok güzel şartnamelerle Abant’ta yaylaları bulunan köylülere bırakmak olmalıdır. Zaten köylüler şimdiden yabancı firmaları Abant iktisadi işletmelerine sokmayacaklarını telaffuz etmeye başladılar bile.

HÜSEYİN KOCAELİ’Nİ KAYBETTİK
Acı haberi önce İstanbul’dan oğlum Cumhur’dan alıyorum (-Baba.. Huri teyzenin eşi Hüseyin amca trafik kazasında ölmüş) Cumhur Bolununsesi internet sayfasını devamlı takip eder ve önemli gördüğü her şeyi anında bana bildirir. Hüseyin, Aktaş’taki o meşum kazada ruhunu teslim etmiş. Çok değil geçen yıl Ekim ayında babası Mehmet Kocaeli’ni de kaybetmiştik. Mehmet Abinin ölümünden sonra 19 Ekim 2009 günlü Bolu’da Yenihayat’taki sütunumda bir şeyler karalamıştım.
Karacasu’dan meşhur “Emin A”ların torunu kuzenimiz çok sevdiğimiz Huri kardeşimizin eşi olan Hüseyin Bolu’nun en beyefendi insanlarından biriydi. Büyüğünü küçüğünü bilmesi, herkese olan sevgi ve saygısı herhalde cenazesindeki görkemli kalabalığın nedenidir. Bolu’da en çok cenaze takip eden bir kişi olarak Hüseyin’in cenazesinin çok büyük bir katılımla Mesciler Köyü Mezarlığı’na defnedilmiş olduğunu rahatlıkla söylüyorum.
Sevgili kardeşime Yüce Allah’tan rahmetler, eşi Huri ile evlatları Mithat, Meltem ve Mesut’a, tüm aile bireylerine, tüm tanıdıklarına, çalışma arkadaşlarına ve cenazeye yoğun bir şekilde katılan MHP Bolu teşkilatındaki dostlarına başsağlığı dilerim.

BİR KAYBIMIZ DA İBRAHİM YOKUŞ ABİMİZ
Cennetmekan amcam Hüseyin Bandakçıoğlu’nun torunu Şükrü Hancıoğlu’nun kayınpederi, sevgili gelinimiz Bahçelievler Mahallesi Muhtarı Selma Hancıoğlu’nun babası İbrahim Yokuş abimizi de kaybetmiş bulunuyoruz.
Bolu Sun’i Tahta Fabrikası muhasebe servisinin emektarlarından olan İbrahim Abi de, fevkalade beyefendi ve saygılı bir insandı. Emekli olduktan sonra mahallesine yapılan “Pembe Ulaş Camii” nin inşasında büyük hizmetleri olmuş adeta bir işçi gibi çalışmıştı.
İbrahim Abi’yi bugün – Pazar- mubarek Kadir Gecesi’nin mubarek gününde Şehitler Mezarlığı’nda toprağa verdik. Onun da cenazesi tatil günü olmasına rağmen bir hayli kalabalıktı. Muhterem Abime Yüce Allah’tan rahmetler, çocukları Selma, Ümit ve İsmail Hakkı ile damadı Şükrü’ye sevgili gelinlerine ve torunlarına ve de tüm tanıdıklarına başsağlığı diliyorum.
 

Yorumlar

YENER ABİNİN İÇTEN YAZISINA AİLEMİZ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM.BU VESİLE İLE BABAMIN CENAZESİNE BİZZAT KATILAN,TELEFONLA ARAYARAK BİZE TAZİYE DİLEKLERİNİ İLETEN TÜM ARKADAŞ VE AKRABALARIMIZA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.

  SELMA HANCIOĞLU