“ BOLU TÜRKİYE'NİN, EN GERİ İLLERİNDEN BİRİ” DİR

Yener Bandakçıoğlu

    Bence Bolu için geçtiğimiz haftanın en önemli konusu ya da olayı Sayın Valimiz İbrahim Özçimen'in İl Genel Meclisi toplantısına katılıp orada yaptığı konuşmadır. Sayın Vali bugüne kadar hiçbir validen duymadığımız cesur söylemlerle Bolumuzu çok güzel tasvir etmiş: (- Bolu Türkiye'nin en geri illerinden biridir) Ne kadar cesur bir yaklaşım. Oysa, gelen valilerin Bolu'nun ne kadar gelişmiş ve büyük illerimizden biri olduğunu söyleyen demeçlerinden sonra doğrusu bu demece şaşırmadım diyemem. Ben de yıllardan beri köşe yazılarımda Bolu'nun küçük bir il merkezi olduğunu, Bolu'nun dışındaki illeri ve ilçeleri gördükçe Bolu'nun gelişmiş ve ilerlemiş bir il olmadığını yazar dururum.
    Bu bağlamda, İl Genel Meclisi toplantısında çok cesur ifadelerde bulunan valimizin bu konuşması bilmiyorum adına internet dediğimiz sihirli kutuya girmiş midir? Eğer öyleyse tüm Boluluları bu konuşmayı internetten ya da 09.07.2010 günlü yerel gazetelerimizden okumalarını tavsiye etmekteyim. Sayın valinin konuşmasında neler yok ki. Bolu Mengen duble yolu, Mudurnu yolu, Göynük yolu.. Bolu Yeniçağa duble yolunun bitirilmemesi dolayısıyla komşu Bartın ve Zonguldak İl'leri resti çekmişler. Zira bu yolun devamı olan Zonguldak ili hudutlarındaki yol yapılmış. Türkiye'nin belli başlı trafik yoğunluğu olan yollarından Bolu- Bartın- Zonguldak yolunda sürücüler Mengen hudutlarına girdiği zaman ecel terleri döküyorlarmış. Arabalarında ciddi şekilde hasarlar oluşuyormuş. Ben de geçenlerde Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Mengen ziyareti sırasında, Sayın Kılıçdaroğlu'nu karşılamak üzere Mengen'e gitmiştim.Bu eleştirilerin haklılık payı olduğunu gözlerimle gördüm. Ancak yol büyük bir iyi niyetle sayın eski valimiz Halil İbrahim Akpınar zamanında başlatıldığına göre Akpınar'dan sonra gelen Sayın Özçimen'in başlıca görevlerinden biri de bu yolu bitirmek olmalıdır. Ben konuya yaklaşımı dolayısıyla Sayın Özçimen'in bu yolun bitmesine ilişkin gerekli çalışmaları yapacağına inanıyorum.
    Yine Sayın Valinin açıklıkla ifade ettiğine göre, Göynük yolu da bir problem haline gelmiş. Bu yol ancak 8 yılda bitirilebilecekmiş. Bu yolda kargaları dahi güldürecek bir uygulama yapılmış. 14 km lik yolun tüm asfalt kaplaması sökülmüş. Ama her yıl bunun 2 km si yapılabilecekmiş. Vali Bey çok güzel ifade ediyor: (- Bizim paramız diyelim ki 2 km lik. 2 km lik kısmını kaldır onu o sene yap. Halkın hizmetine aç. Bir sene 2 diğer sene 2 km yap olmaz. Yolun zaten hepsi ne kadar ki, bunu 8 seneye yaymak oradaki halka saygısızlıktır. Halkı çamurun içinde yağmurun içinde tozun için de bırakmak doğru değildir.)
    Neyse. Yol konusunu bir tarafa bırakıp geri kalmış Bolu'nun kaynayan yarası Turizm'e dönelim. Yıllar boyu “Bolu sanayi ile mi kalkınır Turizm ile mi kalkınır” nutukları arasında günlerimizi geçirdik. Benim bu konularda çok sayıda yazılarım vardır. Daha önceleri sanayi derken son yıllarda sanayiden ümidimi kesmiş ve Turizm demeye başlamıştım. Görünen o ki turizm konusunda da fazla bir şey yapamayacağız. Baksanıza İl Özel İdaremiz Karacasu'daki Termal ihalesini eline yüzüne bulaştırdı. Belki de Türkiye'de hiçbir İl'e nasip olmayan 127 bin dönümlük Termal arazisini ikiye bölüp ihaleye çıkardı. Ne acıdır ki bu ihaleye hiçbir firma ya da şahıs katılmadı. İhale ileri bir tarihe ertelendi. Eğer biz yerimizde oturur, sadece ihale yaparak bu sorunu çözeceğimizi beklersek avucumuzu daha çok yıllar yalarız. Geçmiş yazılarımdan birinde turizm yatırımı yapan bazı büyük firmaların isimlerini vermiş ve bu firmalarla bizzat temas kurulması gerektiğini söylemiştim. Bu temas kurma nasıl olacaktı? Sadece ihale ilanının gazetelerde ilanı ya da şartnamenin posta ile böylesi firmalara gönderilmesinin konuyu çözmediği görüldü. Bu şehrin sahipleri Valisi, Belediye Başkanı, İl Genel Meclisi Başkanı, İl Özel İdare Genel Sekreteri, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, İl Kültür ve Turizm Müdürü bu konuda aklımıza gelebilen tüm ilgililer görkemli masalarını ve sandalyelerini bırakıp “ Abbas gibi” yollara dökülmeli, bu firmaları ikna etmelidir. Sayın Milletvekillerimizi saymıyorum. Onlar artık seçim sath-ı mailine girdikleri için hiçbir projede olumlu rol oynayamazlar.
    Hafta içinde gazetelerde okuduğumuz bir haber turizm konusunda da ne kadar geri kaldığımızı da adeta ilan ediyordu. Turizm sektöründe Ocak- Mayıs döneminde 134 projeye 2.2 milyarlık teşvik verilmiş. Teşviklerde 96 yeni tesis yapılması ön görülüyormuş. Haberi bir solukta okuyorum. Gözlerim Bolu kelimesini arıyor. Heyhat.. içlerinde Bolu yok. Muğla 10, Antalya 8, İzmir 6, İstanbul 5, Samsun, Erzurum ve Adana 4, Balıkesir, Trabzon, Hatay, Çanakkale 3, Rize, Gaziantep, Ankara, Sivas, Mersin, Konya, Giresun, Bursa, Denizli, Nevşehir, Sinop 2 projeyi kapmış. Listede birer proje kapan iller yazılmamış. Acaba bunların arasında Bolu da var mı diye özel bir araştırma yapıyorum. Maalesef Bolu yok. Hani bizim Ticaret ve Sanayi Odamız. Hani bizim turizm yatırımları yapmak için kurulmuş derneklerimiz. Bu konuda yazılacak çok şey var ama..
    Evet sevgili okurlarım. Sayın vali, Bolu Türkiye'nin en geri illerinden biri derken haklıdır. Ne diyelim. İnşallah kendisi çalışmalarıyla bu imajı tersine çevirir ve Bolu'yu özlenen noktalara getirir.

BİR “ AKROSTİŞ” ŞAHESERİ
    Benim Boluspor'un Şanlı Tarihi'nden kalma çok değerli kardeşlerim vardır. Onlar o günlerde Boluspor'un hiçbir maçını kaçırmadıkları gibi Yener Abilerine de büyük bir saygı duymaya başlamışlardı. Bir çoğuyla münasebetlerim hala devam eder. Bu taraftarlarımızdan ve kardeşlerimizden biri de emekli öğretmen Muammer Özer'dir. Muammer aslen Sinoplu olmasına rağmen bir Bolu hayranı ve hasta bir Boluspor taraftarıdır. Muammer ile arada sırada görüşürüz. Muammer geçenlerde yine yazıhaneme ziyarete geldi. Ama bu ziyaret bu sefer farklı bir konumdaydı. Muammer adına “Akrostiş” dediğimiz isimlerin baş harfleriyle şiir yazmak türüne,
“ Yener Abi'ye” başlıklı şiiriyle katılmış. Ne kadar memnun olduğumu anlatamam. Kendisine bu devam eden sevgi ve saygısı dolayısıyla yürekten teşekkürler ediyorum. Benim için büyük bir onur olan şiiri siz değerli okurlarımla da paylaşıyorum.