Yener Bandakçıoğlu

Dünya üzerinde adına “Diyabet” denilen hastalığın milyarlarca mensubundan biri de benim. Yıllardan beri sevgili doktorlarımızın tavsiyeleriyle zaman zaman Bolumuzun İzzet Baysal Devlet Hastanesi, Özel Çağsu Hastanesi ve İzzet Baysal Tıp Fakültesi Hastanesi gibi yüz akı tesislerinde periyodik süreler içinde tedavi olmaya çalışıyorum. Son yıllarda yakalandığım sol ayağımdaki Bel Fıtığı’na dayalı “Nöropatik” ağrı nedeniyle İzzet Baysal Tıp Fakültesi’ne uğrar oldum. Tıp Fakültesi’ndeki “Romotoloji” servisi benim için bir kurtarıcı olmuştu. Bu servisin ve dolayısıyla İç Hastalıkları Servisi’nin değerli Başkanı Prof. Dr. Mehmet Soy ve Uzman Hekim Cemal Bes kardeşlerim aynı zamanda şeker problemlerimle de ilgileniyorlardı. Daha sonraları Üniversitemiz için büyük bir kayıp olarak gördüğüm gibi Romatoloji servisi kapatıldı. Oysa bu servis sadece Bolu’ya değil bütün Batı Karadeniz Bölgesi’ne de hizmet ediyordu. Tabiatıyla servisin kapatılması konusunu tüm açıklığıyla bilemiyorum. Ancak sayın Prof. Dr. Mehmet Soy’un – Üniversite Hastanesi’nin bir önceki Baş Tabibi- üniversitemizden ayrılmasının büyük bir kayıp olduğunu halen düşünmekteyim.
Ben yeni bir kontrol için bugün yarın üniversiteye giderim diye günlerimi geçirirken sevgili patronum Yılmaz Becikoğlu kendi makinesiyle şekerimi ölçüyor (- Abi senin şekerin biraz yüksek. Sen hangi doktora gidiyorsun) diyerek hemen sayın Cemal Bes’i telefonla buluyor.Becikoğlu kardeşimle birlikte Sayın Cemal Bes’ten yeni bir randevu için girişimde bulunduğumuzda sayın Bes’in de Üniversite’den ayrılmış olduğunu öğreniyoruz. Tüm hastalarına karşı müşfik bir ilgi içinde olan sayın Bes, telefonumuza karşı yine ilgisiz kalmıyor ve (- Ben ayrıldım ama sizi Esma Özmen hanımefendiye yönlendireyim. Ondan da çok memnun kalacağınızı ümit ederim. ) diyor.
Kasım ayının bir gününde, sayın Dr. Esma Özmen’in odasına giriyorum. Hakikaten Cemal Bes hocamız kendisini aramış ve benim geleceğimi söylemiş. Normal tetkiklerimiz için kanımızı veriyoruz ve öğleden sonra da raporlarımızın incelenmesi için yeniden Esma Özmen hanımefendinin odasına mülaki oluyoruz. Odada Esma Hanımdan başka hal ve tavrından daha yüksek bir pozisyonda olduğu belli bir değerli hocamız daha var. O güne kadar tanımadığım ve ismini dahi bilmediğim bu hocamız Doç. Dr. Mustafa Kanat beyefendiymiş. Sayın Kanat, raporlarımı inceledikten sonra (- Sizi bir iki gün yatıralım. Böylece inceleme ve tetkiklerimiz daha sağlıklı ve gerçek olur) diyor.Böylece hastaneye yatıp bir iki gün kalma konusunda sayın hocalarımızla mutabakat sağlıyoruz. Esma hanım telefon numaramı alıyor ve münasip bir günde beni hastaneye çağıracaklarını söylüyor. Bu arada sayın Kanat da işlerini tasfiye ve üniversiteye kesin dönüş yapmak üzere Amerika’ya gidiyor. Yine bu arada sayın Kanat’ın en yakın arkadaşlarımdan emekli Yargıtay Üyesi Ferman Kıbrıscıklı ile yine çok sevdiğim kardeşim Bedrettin Türkmen’in – Bolumuzun unutulmaz Meteoroloji Müdürü Muslihittin Türkmen’in oğlu- çok yakın aile dostları ve komşuları olduğunu da öğreniyorum.
Sayın Dr. Özmen’den beklediğim telefon geçen hafta geliyor (- Yener Bey, sizi Pazartesi günü bekliyoruz. Odanız ayrıldı.) (Çok teşekkür ediyorum sayın hocam. Pazartesi yerine Salı gelsem olur mu? ) Böylece Salı günü üniversite hastanesindeki zorunlu ikametim başlıyor. Hemen peşinen ifade edeyim ki hastanemizde tam bir ev sıcaklığı buluyoruz. Sanki kendi evimizdeyiz. Tüm görevliler bir makine intizamı içinde gerekli tetkik ve muayenelerimi yapıyorlar. Neredeyse saat başı ateşim, tansiyonum ve kan şekerim ölçülüyor. Yine çok düzenli bir biçimde insülin tedavim yapılıyor. Hastaneye giderken çok yakın komşularım İsmet Ayhan abimgillere ve onun çok fedakar ve vefakar damadı Mehmet Oruç kardeşimden başkasına haber vermiyorum. Amacım kimseyi tedirgin etmemek. Ancak 1 Şubat günü Belediye Meclis toplantımız olduğundan mecburen Belediye Meclis Grup Başkan Vekilimiz Cahit Görüş’e mazeretimi söylemem lazım ve de Belediye Meclisi’nden izinli sayılmam gerek. Bu gelişme üzerine o toplantıyı yöneten Belediye Meclisi Başkan Vekilimiz sayın Mehmet Özbostancı, CHP İl Başkanımız ve Bolu Erkek Öğretmen Okulu’ndan talebem Mehmet Karakaşoğlu, CHP Belediye Meclis Üyemiz Naci Yörük ziyaretime gelmek lütfunda bulunuyorlar. Daha sonra da yoğun bir telefon trafiği başlıyor. Bu arada sayın Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmaz’la Ak Partili Belediye Meclisi Üyelerimizin çiçekleri de geliyor.Tüm arayanlarıma hastaneye yatış sebebimin rutin bir şeker kontrolü olduğunu zaten hastaneden çıkmak üzere bulunduğumu söylüyorum. Amacım rahatsız olmamalarını sağlamak.
Sayın Mustafa Kanat ve Esma Özmen hocalarım sürekli alınan kan tahlillerimden sonra bir de gözlerimin muayenesini istiyorlar. Evet hepinizin bildiği benim bir de göz problemim var. Birkaç sene önce yine üniversitemizde sevgili hocamız Prof. Dr. Şahap Kükner’in maharetli elleriyle bir Katarakt ameliyatı geçirmiştim. Göz servisine havalem yapıldıktan sonra bir de yeniden orayı ziyaret ediyorum. Göz Polikliniği benim gittiğim günlere göre bir hayli değişmiş. Yeni ileri teknolojik aletler alınmış. Yeni odalar düzenleniyor. Göz muayenesi için sıramı beklerken serviste yeni yerleşme düzenini kurmak için dolaşan zaman zaman da hastalarla meşgul olan bir hocamız dikkatimi çekiyor. Bu hocamızın da arada sırada yan gözle beni süzdüğünü fark ediyorum. Tamam buldum! Bu hocamız hastaneye yatmadan birkaç gün önce yerel basında fotoğraflarını gördüğüm ve Bolu’da ilk defa Kornea Nakli yapan Prof. Dr. Serdal Çelebi olmalı. Dayanamayarak kendisine yaklaşıyorum: (- Sayın hocam, siz o meşhur ameliyatı yapan hocamız değil misiniz?)
Sayın hocamız benim kendisine hitabımı bekliyormuş: (- Siz de Boluspor’un eski başkanı Yener Bandakçıoğlu değil misiniz?)
(Ey büyük Allah’ım. Boluspor Başkanlığını bırakalı tam 24 yıl oldu. İzzet Baysal Üniversitesi Göz Polikliniği’nde bir değerli Üniversite hocası bu kulunu tanıyor. Sana binlerce hamdolsun.)
Serdal Hoca bilinçli bir futbol hastası. (- Sizin eski bir yabancı antrenörünüz vardı. Beşiktaş’a da çok oyuncu satmıştınız.) (Evet sayın hocam, yabancı antrenörümüz Romen Valeri Neagu’ydu. Beşiktaş’a da Lütfü’yü, Ahmet 2’yi daha sonra da Sinan’ı satmıştık.) Göz tetkiklerim polikliniğin 1 nolu ünitesinde sayın Dr. Yasin Yücel Bucak tarafından yapılıyor. Sayın Prof. Serdal Çelebi hocamız da tetkiklerime zaman zaman katılıyor. Tetkiklerin sonunda yeniden bir ameliyatın gerektirdiği ancak üniversitemizde bu ameliyatla ilgili özel makinelerin bulunmaması dolayısıyla Ankara yada İstanbul’a yönlendirileceğim söyleniyor. Hocalarımızın ifadelerine göre ameliyatım hemen yapılmayabilir ancak ihmalci de olmamam gerekir.
Hastanedeki son günümüz olan Cuma günü eski gazetem bolununsesi’nden patronum Kamuran Alagözoğlu ziyaretime geliyor. Bolununsesi’nde uzun yıllar devam eden köşe yazarlığımda, patron diye yaza yaza Kamurancığımı bir hayli meşhur etmiştim. Sonradan Bolununsesi’nden ayrıldım ve Bolu’da Yenihayat’a geçtim. Bolununsesi’nde şimdilerde oğlum Cumhur Bandakçıoğlu yazıyor. Cumhur’un yazarlık şöhreti her zaman belirttiğim gibi benim şöhretimi geçti. Kamuran bolununsesi’ne gider gitmez benim hastane maceramı hemen haber yapıyor. Haber üzerine yine telefonlarım çalışıyor ve yazının altına çok sayıda internet yorumu geliyor. Ne yapalım Yüce Allah eşten dosttan mahrum etmesin.
Evet sevgili okurlarım böylece dört günlük 5 yıldızlı otel konforundaki hastane serüvenimizi tamamlamış oluyoruz. Yukarıda Dahiliye Polikliniği’nin ve hastanemizin bir makine intizamında çalıştığını yazmıştım. Yazımın sonlarına geldiğimde bu ahenkli ortamı sağlayan başta tedavimi yapan Doç. Dr. Mustafa Kanat ve sevgili doktorum Esma Özmen olmak üzere tüm tetkik ve kontrollerimde nöbetleşe yer alan Kardiyoloji Asistanı Dr. Mehmet Özyaşar’a, Tıp Fakültesi Öğrencileri Fatih Kuzucu, Burcu Öztürk ve Kıbrıscıklı hemşerim Zuhal Mercan’a, Beyaz Melekler- şimdilerde hep mavi giyiyorlar- tanımını bire bir üzerlerinde taşıyan değerli hemşireler Gül Zeynep Erdoğan’a, Hacer Bahtiyar’a, Elif Gürbüz’e, Ful Çiftçi’ye, Esin Kaya’ya, Dilek Şen’e, İkbal Berdo’ya, yine eskiden beri tanıdığım Diyabet Eğitim Hemşiresi Kıbrıscıklı hemşerim Satı Can’a yüreğimin derinliklerinden gelen sevgi ve saygılarımla teşekkürler ediyorum. Bir teşekkürüm de eşim Aygün Bandakçıoğlu’na. Kamuran’ın yazdığı gibi beni bir dakika bile yalnız bırakmadı. Zaten eşim olmasa ben ne hastaneye giderim ne de ilaçlarımı doğru dürüst alırım.
Bu satırları gazetemizin bilgisayarına geçirmekte olduğum sırada gazetemizin çok çalışkan ve güzel Haber Müdürü Nermin Kaya’nın müdahalesiyle karşılaşıyorum: (- Yener Amca, Ful Çiftçi ablayı ben çok iyi tanırım. Kendisi teyzem Gülperi Kazanç’ın yakın arkadaşıdır.) Elbette ki Haber Müdürümüzün bu arzusu benim için emirdir. Nermin’in selamı da üzerimizde kalmasın.
Bakalım devran ne gösterir. Bir daha ne zaman Abant İzzet Baysal Üniversitesi Hastanemize yatmak nasip olur. Hiç şüpheniz olmasın ileride böyle bir sebep doğarsa ben herkesten önce koşa koşa hastaneye gideceğim.

BÜYÜK USTA CEMAL TÜRKAN’I KAYBETTİK
Bolumuzun yetiştirdiği Dünya çapında mutfak şefi Cemal Türkan’ı geçen hafta sonu kaybettik. Rahmetli bir aya yakın bir süredir yaya olarak duçar olduğu elim trafik kazası sonucu İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi’nde komada yatıyordu. Maalesef komadan çıkamadan bu dünyaya veda etti.

Benim kendisiyle tanışmam 1995 yılındaki Mengen Aşçılar Festivali’nde olmuştu. Eski gazetem bolununsesi’ndeki 7 Ağustos 1995 tarihli “Festivale Dönüşen Festival” başlıklı yazımda bu tanışmayı bakınız nasıl anlatıyorum:

"Bu arada Türk Kültürüne ve mutfağına "uygulamalı yemek yapma temel tekniği" isimli dev eseri kazandırma başarısına ulaşan değerli hemşerim Cemal Türkan'la karşılaşma ve tanışma şerefine tesadüfen ulaşıyorum. Okulun çıkışında kitabını tanıtmak ve satmak için küçük bir masa kuran Türkan, Bolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Oğuz Uçar'a kitabını imzalamak üzere. Oğuz'a takılıyorum: (- Oğuzcuğum bu kitap sana hangi sıfatla imzalanıyor.) Oğuz biraz şaşkın (-Gazeteci sıfatıyla) Cevabım: (-sana gazeteci sıfatıyla imzalanıyorsa bana da imzalanması gerekiyor) oluyor. O gün ilk defa gördüğüm Cemal Türkan, Oğuzla bu diyoloğumuz üzerine (- Beyefendi siz Yener Bandakçıoğlu değil misiniz?) diyor. (- evet bana öyle derler) Böylece Cemal Türkan'la tanışmış oluyoruz. Cemal'e yardım eden yeğeni hanım kızımızda söze karışmakta gecikmiyor ( siz avukat ve köşe yazarısınız) Demek ki Bolununsesi Gazetesi ve bizim kırık dökük cümlelerimiz Türkan ailesi tarafından okunuyor. "

Cemal Usta’yla o günden sonra dost olduk. Arada sırada yazıhaneme gelir, dereden tepeden laflardık. Mesleğinde sadece yemek yapan değil, dağarcığındaki tüm bilgileri çeşitli kitapları ve AİBÜ Mengen Meslek Yüksek Okulu’ndaki hocalığıyla herkese ulaştıran bir bilim adamı ve meslek virtüözüydü. “Uygulamalı Yemek Yapma Temel Tekniği” kitabı büyük boy 150 sayfaydı. “Turizmde Beslenme İlkeleri ve Mönü Planlaması” kitabı 170 sayfaydı. “Mutfak Teknolojisi” isimli dev eseri 340 sayfaydı. Diğer bir kitabı “Yemek Repertuarı” 275 sayfaydı. Bütün bunları nerden biliyorsun derseniz sevgili Cemal Ustamız Mengen’deki tanışmamızdan sonra bütün kitaplarını imzalayarak bana getirmiştir. Bu imzalardan birini sütunlarıma alıyorum. Cemal Usta’nın ölümü Bolu ve ülkemiz için büyük bir kayıptır. Cenazelere olan düşkünlüğüm Bolu’da herkes tarafından bilinir. Ama ne acı bir gerçek ki sevgili ustamızın ve dostumuzun cenaze törenine AİBÜ Hastanesi’ndeki ikametim  ve de orada yerel gazeteleri takip edememem nedeniyle maalesef katılamadım. Hepimizin başı sağ olsun. Sevgili eşine, evlatlarına ve tüm sevdiklerine sabırlar diliyorum.
 

 

 

Pazartesi, Şubat 6, 2012 - 13:21
0
Pazar, Ocak 15, 2012 - 18:56
0

( İSMETPAŞA’NIN ODASI OYUN SALONU OLMUŞ)

Pazar, Ocak 8, 2012 - 19:53
2
Pazar, Aralık 11, 2011 - 18:55
1
Pazar, Aralık 4, 2011 - 19:09
1
Pazar, Kasım 27, 2011 - 19:36
0
Pazartesi, Kasım 14, 2011 - 10:24
0
Cuma, Kasım 4, 2011 - 09:50
0
Pazartesi, Ekim 24, 2011 - 09:07
0
Pazartesi, Ekim 3, 2011 - 13:07
0
Salı, Eylül 27, 2011 - 09:54
0
Pazartesi, Eylül 19, 2011 - 11:52
0
Pazartesi, Eylül 5, 2011 - 10:08
0
Salı, Ağustos 16, 2011 - 12:14
0
Salı, Ağustos 2, 2011 - 11:25
0
Pazartesi, Temmuz 25, 2011 - 09:56
0