SON SÖZÜM OLSUN

Tuncer Canseven

alnının çatına siyah sürülmüş gecedir mekanım…
zulasında,
düş kumpaslarından püsküren kimsesiz naralar..
karanlık yankılı
ahh!

öbeğinde oturup çıkışsam olmuyor,
sövsem olmuyor…

ser/e serile
vurulsam kaldırım taşlarına..
kanasam zehir zıkkım !
cesedime gök kubbeden öte mecra mı var…

 

"kalk ulan !
çarpıp kelamın endamı suretine kapıyı
uzayalım kayıplara...
korkularına rest
ve en kıyağından jestin olsun sol yanına..
korkak !"

öyle ki;
--haddini deviren bir piçlikle sızlıyor ruhun--

 

eninden boyundan çatlattığım ömrümde
masum bir filiz yeşerirken
önsözüyle geçmişim kendimden
oyy !

son sözüm olsun!

dokunmayın;
çekin ellerinizi kederimin saltanatından…

dilim kerpiç duvarlar gibi ağır ağır
meyilliyken yıkılmaya,
sussam olmuyor;
içimde ne varsa kussam olmuyor...

uyut beni,
hatta binyıllar gibi unut,
aklımı çıkaran ey kahpe zaman !
verecek cevap mı kaldı dimağında…

neye yarar;
paslı topuz altında parçalanan devrik cümleler ?
kelimelerimin,
boş bir kının sancısından başka izahı olmadığında…