Rosalie

Tuncer Canseven

Ah Rosalie;

Sana yastık döşek arası fırtınalarda
Ne şiirler uyutuyordum
Göğsüme dayalı…

İsmi bilinmeyen uygarlıklarda saklıyordum seni
Üstelik yağmur da yağıyordu
Her gece
Islanıyorduk…

Rosalie;
Yağmurlarımı neden çaldın ?

Gökyüzünün bu kadar boş olabileceğini bilmezdim
En azından, yıldızları götürmeseydin saçlarında…

Sokak lambasının ışığı da söndü zamansız;
Yaralı bir serçe gibi çırpınarak, öldü…
Karanlık çok acıtıyor Rosalie !
Sen de ağlıyor musun gizli gizli ?

Mutlu musun;
Mevsimin bahar mı ?
Yeşil, farklı mı oynaşıyor gözlerinde ?
Yüreğini örtecek kadar büyük mü sırtını dayadığın ağaçlar…

Bir gün baharın da yanar Rosalie.
Sırtını dayadığın ağaçlar, ormanlar da…

Yalnızlığımı alıp karşıma,
Yaktığım bir sigara kadar tütmez hiçbirinin dumanı…

Tenimi ateşe verdiğin geceden beri,
Küllerimle yazdığım şiirler söz konusu...
Şimdi neden bu kadar yanık kelimeler var temelinde;
Kurduğum cümlelerin ?
Sen bilirsin Rosalie.
Bilmesen de öğrenirsin…

Kan gibi şiirler çaktım gözlerine de,
Sen gülüp geçtin...

Şu sarhoş hayatta
Gidip de,
Bir kaç ucuz şiire meze olacak ne vardı ?

Ah Rosalie ah !

 

yağmurun
izi