NÖBET

Tuncer Canseven

Sonra dört adım attın.
Durdun ve geri döndün.
İki metre kadar uzağımdaydın,
Ki, ben yüreğini avuçlamıştım.
O kadar yakındık işte…

Gözlerinde kayboldum.
Gözlerin bana bakıyordu.
Ve gözbebeklerinde ki, ben/de…

Fırtınalar yelkenlerimi koparıyordu.
Ağlamak istedim;
Yapmadım.
Üzülmeyesin dedim.
Seni benden götüren geceye havale ettim nöbeti.
Sağanak oldun, yağmur oldun;
Gece ağladı…

Lakin yüreğimin yangınına ne çare?

Öylece kilitlenmişti ayaklarım.
Ama koşmalıydım sana,
Koştum…
Sarıldım sımsıkı!
Daha gidişinin bilinciyle bile, çılgın hasretliğin bağrındaydım.
Belki canını acıtacak kadar sıkı sarıldım sana…
Boğazımdan geçmeyecek kadar büyük ilmek kelimelerim,
Kelimelerin demir parmaklıklarında ellerim.
İncecik beline dolanmışken öyle titriyorlardı ki !

Kabullenemiyordum !
Gidişin öylesi yakıyordu, yıkıyordu.
Çok ağır geliyordu.
Dayanamıyordum…

“Soğuk gecelerim, ıssız yollarım.
Hüzün yastığım…”

“Böyle kelimeler söyleme,
Etme bağrıma bastığım !”

Ya ben diyordum, ya ben?
Ben sensiz ?
Söyle kaç zaman…

Sancılarımdı ağzından dökülen veda cümleleri.
Susturamadım seni.
Tek çareydi,
Islak dudaklarına kondurduğum o masum buse…
Hiç bitmesin istedim o an, öylece donsun dünya!
Nafile…
Gidişinin zamansızlığını tetikleyen oldu,
Dudağından nem kapan dudaklarım…
Etin kemikten ayrıldığı gibi değil,
Etin etten ayrıldığı gibi ayrıldık be Sevgilim.

O kopmaya, şimşekleri patlattı gökyüzü.
Matemini kuşandı her haliyle yeryüzü…

“Üzülme döneceğim !
Hem bir süre kurtulursun bu Deli Kızdan…”

O Deli Kızdan kurtulmak istemiyordum bir an bile.
Sen bunu çok iyi biliyordun.

“Gidip de dönmemek var.
Hakkını helâl et !”

“Helâl olsun da; ne bu?
Off yar !
Gelip de görmemek yok mu ?
Sen de helal et.”

“Helal olsun…”

“Seviyorum seni Deli Kız; çok seviyorum !”

“Deli Kız da seni çok seviyor…”

Arkaya döndün, ilerledin.
Adımların küçüktü, adımların çaresiz.
Yanaklarına ne çok yağmur damlası değiyordu !
Sürekli siliyordun…
Ben yine susuyordum…

Otobüse bindin sonra.
Kahrolası otobü s! Götürme onu benden !
Canımı ayırma !

Dinlemedi…

Hareket etti, etmez olası.
Tam yanımdan geçerken,
Usulca elini kaldırarak camdan,
Yine aynı suskun ifadeyle parmaklarını hareket ettirerek,
El salladın bana…

Yüzüne değen yağmur damlalarını silen parmakların ıslak…
Kayıverdim aralarından; düştüm…

Sen daha elini indirmeye kalmadan,
Yağmurlar yorulmuştu, anladım…
Geceden nöbeti ben devraldım…

Geceden nöbeti ben devraldım…

Sen geri gelinceye kadar, nöbetteyim Deli Kız!..