Ey Azade'm !

Tuncer Canseven

Nedir böyle seni yakıp kavuran,
Yerden göğe küllerini savuran,
Geçip de bedenden; ruhundan vuran,
Anlat derdini de, dinleyeyim Azade'm...

Bir sevdanın uğruna, deli divane olmuşsun.
Giden yârin ardından, saçlarını yolmuşsun.
Gördüğün kâbus imiş, sen hep hayra yormuşsun.
Anlat şu rüyanı, söyleyeyim Azade'm...

Zaman seni gör bak ne hale koymuş.
Mutluluk denilen şu maskeni soymuş.
Huzurun da kalmamış, keder diz boymuş,
Anlat şu aşkı da, inleyeyim Azade'm...

Canından bezdiren bu sevda nedir?
Nedir esaretin, aşkın kimedir?
Yürüyüp de gidersin bilmem kaç senedir.
Söyle son durağın nerededir Azade'm...

Ağlamaktan gözde, gayrı yaşın kalmamış.
Yârdan yok hiç haber, bir selam da salmamış.
Ümitler kalmış yolda, muradına varmamış.
Bilir misin ufuklar nerelerde Azade'm...

Kimi görsen, o eski yâr sanırsın,
Kalabalık içinden gözlerini ararsın,
Anlattıkça içimi, yüreğimi dağlarsın,
Kim bilir o sevgili, ne hâldedir Azade'm...

Kağıdın silah olmuş; mermin ise kalemin !
Kelimeler dert olmuş; cümlen ise elemin !
Yok mudur bir ümidin, bir teselli verenin ?
Nefessiz bu yokuşlar, çıkılmıyor Azade'm...

Sığmadı bu kalbime, zar oldu bana.
Kaldırılmaz bunca yük, dertlerden yana.
Gözlerim düşünmekten bulandı kana.
Dinledim de derdini, dillendim be Azade'm !..

YağMuR ardı, İzİ''n oldum ben senin.
Halin baktım, gözün oldum ben senin.
Acın bildim, sözün oldum ben senin.
İzin, gözün, sözün oldum Azade'm...