Ebediyete kadar (ölüm)

Tuncer Canseven

Soğuksun alabildiğine…
Kar tanesi sevdalar tatmin etmedi, artık sendeyim.
Hünerli kollarınla sar da beni,
Kabullenilmediğim suskun yürekten vazgeçeyim.

Vefalı yarim benim; ver elini,
Senin için yumdum gözlerimi,
Gel de,teslim al şu emanetini.
Affet; biliyorum geciktiğimi…

Ben de çocuktum bir zamanlar,
Kağıttan gemilerim vardı.
Saçlarımı aklara saldı dalgalar,
Acılar denizlerimi sardı.

Kaç sancı yaşadım!
Nice gözyaşı tohumları ektim bahçeme…
Öğrendim hayatın aykırılığını;
Dil tutuluyorsa, sızı veriyorsa,
Ve her geçen gün ağırlaşıyorsa,
Bırak çiçekleri sulamayı…
Kurusun yapraklar!
Ne de olsa mevsim,
Kilitli Sonbahar…

Ben ki,en az gözlerim kadar yalanmışım!
Bu yüzdenmiş,
Derin siyah bakışlarımda ki kaybolmalar...
Dün gerçekleri bir kez daha yüzüme vurdular.
Tebessüme açılan pencerelerim vardı,
Yalansın dediler, mühürleyip kapattılar.
Beni sessiz, nefessiz bıraktılar!

İki yanı kör, ucu eğri bıçak,
Ne kadar saplandıysa bağrıma;
Kaç tur döndüyse etimde,
O kadar kanadım sadece…
Fazlası yok!
Ama sözlerin ağırlığı kadar çok!

Bu yüzdendir ki, bütün dönüşlerim sanadır alev yüzlüm!

Her gece usulca giriyorsun yatağıma,
Rüzgardır sana sarılıp yatışım.
Sabahleyin yoksun baktığımda yanıma,
Ağıttır, isyandır benden kaçışın.
Öyle koyuyor vedasız ayrılışın…

Şimdi anlıyorum da,
Aslında sanaymış tutsaklığım, esaretim!
Randevusuna her daim sadık olan sevgilim.
Bunca zaman, meğer hep seni özlemiş tenim.
Yine, sensin en şehvetli dileğim.
Herkes çekip gitti de,
Bir sen varsın artık beklediğim.

Rüyalarımı birçok defa satmışlar.
Düşlerimde kaç kez katledildiğimi ise bilmiyorum.
Bana ruhsuz bir ceset bırakmışlar,
Anlamsız bedenimi de sen al; sende kalsın istiyorum...

Şimdi burada,
İşte bu satırlarla,
Bunca gözler arasında,
İtiraf ediyorum bak işte sana!

Gel götür beni, yalnızlık bürümüş öykünün son nefesi kaderime !
Kökünü gizlediğin, hasret yanlı toprağına gömülürüm.
Avuçlarımda sıktığım gövden; dikenlerin bırak da batsın ellerime…

En yakıcı kırmızınla öp alnımı; fazla bekletme gülüm.
Kanatabildiğin kadar al canımı, artık sana aitim; Ölüm!..

Senin acın ki, incitmez; bakmayı bilmeyen gözlerden salınan o sözler kadar.
Her bir söz, bin hançer gibi saplanır, zulmeder; açar kapanmayacak yaralar.