YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT

Selma Ünal

       Yeniden merhaba.
       Bir dergide yazı yazarken, kendimizi birden Yenihayat gazetesinde bulduk.
Tabir-i caiz ise Yenihayat’la yeniden hayat bulduk.
       Düşüncem adını verdiğim bu köşede, günceli kendi penceremden seyredip, kendi görüşlerimle değerlendireceğim. Daha önce dergide yazarken, yazılarımızı aylık yazardık, tabi bu arada, birçok güncel konu ve haber, başka bir haberle tazeliğini yitirir, yazımıza konu ararken zorlanırdık. Şimdi haftalık yazacağımızdan, buhar olup uçmadan yakalayacağız hayatı, inşallah.
       Seçimlere hazırlandığımız şu günlerde, siyasetçilerin seçim politikaları, beni oldukça rahatsız ediyor.
       Muhalefet partileri, açık arama peşinde. Ne yazık ki belgeli değil, belgesiz iddialarla. Doğruluğunu araştırmadan, dedikodular ile hareket ederek. İftira yoluna başvurarak, yalan da olsa, çamur at da izi kalsın politikası izleyen bir muhalefet var karşımızda.
       İktidar partisi de iftiralara ve iddialara cevap vermekten adeta savunma konumuna geçmiş durumda, icraatlarını açıklamalarına fırsat vermeyen, muhalefetle başa çıkmaya çalışmakta. Yaşananları üzüntü ile izliyorum.
       Günlerdir, televizyon ekranlarında, Hür Adam filmi ve Said Nursi tartışılıyor. Bilen bilmeyen çıkmış ahkâm kesiyor. Açın kardeşim, üstadın Tarihçe-i hayatını okuyun, kendi yazmış, kendi anlatmış. Gerçek orada. Amaaan okuyup da ne yapacaksınız değil mi? Çok biliyormuş gibi iki laf edeyim de milletin biraz kafasını karıştırayım. Film de çok ilgi görecek ya, hadi birazcık da onu etkileyeyim. Yapımcılar zarar görsün. Şaşkınlıkla izliyorum.
       2004 yılında Meclis tarafından, AB, “tutukluluk” sürelerinin fazla olduğunu söylediği için “Avrupa Uyum Yasaları” çerçevesinde bir “kanun” çıkarılır,. Bu kanuna göre, Türkiye de, tutukluluk süreleri; “bireysel suçlarda en fazla 5 yıl”, “örgütlü suçlarda da en fazla 10 yıl” ile sınırlanmıştır. Meclis, tozlu raflarda bekleyen dosyaların bir an önce ele alınıp sonuçlandırılması için, bu kanunun yürürlük tarihini, 2008 yılına uzatmıştır. Yani, 4 yıl sonrasına. Bu 4 yılda, hiç bir şey yapılamaz mıydı? Hâkim, savcı sayısı az dendi, Danıştay, 5 yılda 4 defa hâkim ve savcı alımlarını neden durdurdu. İş çok dediniz, ama Yargıtay 6. Ceza Dairesi elindeki dosyaları bitirmeye çabalarken, diğerleri nerelerde idiler acaba.
       Cezaevlerinde yıllardır tutuklu bulunan insanlar var.. Bu davalar, kesinleşmediğinden, tutukluluk halleri devam etmekte. Bunlar hakkında bir an önce karar verilse ve insanlar suçlarını bilseler idi. Ama bunlar 10 yılı aşkın zamandır bekletilmişlerdir. Ne var ki, yargı, öncelikle karar verilmesi gereken dosyaları incelemeye almak yerine, bazı önemli kişilerin dosyalarını öne aldı ve sonuçta, tartışılan tahliyelere zemin hazırladı. Şimdi bu hatayı, açıkça ortaya koymak yerine bazı medya kuruluşları ne yaptı. Aman, teröristi, tecavüzcüsü, katili salınıyor, ne yapacağız. Milleti, galeyana getirme yoluna başvurarak, iktidarı kötülemek, zor duruma düşürmek, seçimlerde eksi puan almasını sağlamak. Valla ben bunları yemem kardeşim. Bilinçli yurttaşımızın da bu numaraları yutacağını zannetmem.
       Onlar kendilerini kandırmaya devam etsinler.
       Konuşacak konu çok, haftaya görüşürüz.