UYDURUKÇU

Selma Ünal

Son yazımı yazdıktan sonra, gelecek haftanın tüm haberlerini, olan biteni sıkı bir şekilde takip eder, bu konuda birkaç kelam da ben edeyim dediğim birkaç konu muhakkak yakalardım. Geçtiğimiz hafta da bazı haberler hakkında yorumlarımı kafamda yazıya dökmüştüm ki, başka haberler çıktı ve yönümü değiştirmek zorunda kaldım. Hemen anlatmaya, yorumlamaya başlayalım. Hadi bakalım.
ABD, her zaman, dünyanın en akıllısının kendileri olduğunu, geri kalan dünya ülkelerinin de aptal olduğunu iddia eder ve bu tezini de kolayca yuttururdu. Dünyanın en güçlü ülkesi ya, en renkli, en cezp edici hayatlar orda ya, tüm dünya, ABD ne dese, ne yapsa, kanmakta zorluk yaşamazlardı. Tabi ya, ABD her zaman doğruyu söyler, ilim, bilim orada çok gelişmiş, tabi inanacaz değil mi?
 Bence ABD nin en büyük yeteneği, ikna kabiliyeti. Evet, çok iyi oyuncular. Öyle ki, gerçek dışı bir durumu, hatta yaşanması imkânsız olan bir durumu bile öyle süslü, öyle bilimsel, öyle etkili bir şekilde insanlara anlatıyorlar ki, inanmamakla hata edeceğini zannediyor insan.
 Ne var ki, Amerika, kendi içinden kan kaybediyor ve uydurdukları, kendi insanı tarafından deşifre ediliyor, safsataları bir bir gün yüzüne çıktıkça, artık, kimseyi kandıramayacak duruma geldiler. Öyle ki, artık Amerika’nın her anlattığında, tüm çelişkileri yakalayarak, FBI gibi, CIA gibi olay çözümleyen yorumcularımız var artık.
Aya bile gitmediklerine, ay çekimi diye sunduklarının stüdyo çekimi olduğuna dair iddialar ve çok güçlü kanıtlar sunuldu ki, artık ABD ağzıyla kuş tutsa, kimseyi inandıramaz. İnanmaya gönüllüler varsa orasını bilmem.
Usame Bin Ladin’i öldürdük dedikleri gün, hadi oradan olur mu öyle şey, o ölürse film biter demiştim. Bir yanım halen, ölmemiş olma ihtimalini düşünüyor, ama gerçekten sözlerine inandığım birkaç köşe yazarı, Usamenin, 2007 yılında, Tora Bora dağlarında, böbrek yetmezliğinden öldüğünü, Amerikanın, bu bilgiyi netleştirene kadar beklediğini, emin olduktan sonra da, uydurma operasyonla, öldürdük diyerek, ortaya çıktığını anlattıklarında, buna da inandım. Keza, Amerika, tüm dünyaya, ne kadar güçlü olduğunu göstermek adına öldürdük açıklamasını yaptı ama Usamenin cesedini tüm dünyaya gösteremedi. Denize attık diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı. Yok, öyle yağma. Göster bakalım, canlı olarak kaydettiğin operasyonunu, göster bakalım cesedi. Bir de biz yapalım, yakınlarından DNA analizini. Bakalım doğruyu mu söylüyorsun.
11 Eylül saldırılarında nasıl yalan söylediysen, bunda da yalancısın. 11 Eylülde, saldırdı dediğin adamların bazılarının halen mazbut bir şekilde memleketinde yaşadığını, bazılarının olaydan çok önce öldüğünü, bazılarının da hiç var olamayan insanlar olduklarını, Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Naif, çıktı CNN International ekranlarına, belgeleriyle açıklamadı mı? Telefon defterinden fail seçilmiş herhalde. Bu kadar da acemi olunmaz. Bu saldırıların asıl faillerinin kim olduğunun, o gün, koskaca kulelerdeki işlerine gelmeyen 3000 yahudiye sorulması gerektiği kanaatindeyim.
Amaç belli. 1 yıl sonra Amerikada başkanlık seçimi var, popülaritesini günden güne kaybeden Obamaya acil kan lazımdı. O da şimdi piyasaya sürüldü.
AMA YUTMADIK.