Türkçe’nin devleştiği gün
Geçen haftadan beridir tüm haberleri takip ediyorum, ancak, bakan listesinin açıklanması ile hükümet programının okunması dışında bir değişiklik yok. Siyasette yaprak kımıldamıyor. CHP'nin yemin krizi sonlanmadı. Ha bana kalsa hiç yemin etmeseler de olur, umurumda değil.
Ama, yaygaraları yaygara olarak kalacak. Çünkü, her zamanki gibi, CHP yine çark edecek. Keza, kendilerine oy verenlerin sıkı eleştirilerine maruz kaldılar. Serde milletvekilliğinin düşmesi de var. Eee öyleyse ne yapalım. Hadi birlikte çark edelim.
İçerdeki malum iki şahıs kızacak size ama. Gurur da bir yere kadar değil mi. Ne demişler önce can, sonra canan.
Bana göre asıl en önemli konu, şehitlerimizin yine canlarımızı yakması idi. Vatan uğruna vefat eden kardeşlerimize uzanan elleri Allah’a havale ediyorum.
Türkçe olimpiyatları
Çocuğu olanların evinde mutlaka uydudan Yumurcak TV ayarlıdır, bilirler. Bizim evde de sabahtan, gece geç saatlere kadar açık olduğu için, belli bir saatten sonra baktım ki, Türkçe Olimpiyatlarından bölümler gösteriyorlar. Hemen geçtim ekranın karşısına, bu görsel şöleni zevkle izlemeye başladım.
Yabancı ülkelerin bu sevimli çocuklarının her biri kendi dalında müthiş bir başarı sergilediler.
Ama birkaç tanesi, bende güzel izler bıraktı.
Rusların meşhur şarkısı Kakalin kakalin adlı şarkıyı söyleyen küçük bir çocuk. Alt yazıyı tam anlayamadım ama ya Belarusluydu, ya da Tacikistanlı. Aman yarabbi, 10 -12 yaşlarındaki bu çocuktaki ses neydi öyle. Bir kısım kendine şarkıcıyım deyip böğürenler, bu çocuktaki sesi dinledikten sonra kendilerinden utanmalılar bence.
Çocuğun Orhan Gencebay’ın Dil Yarası adlı şarkısını, düzgün bir Türkçe ile bir söylemesi vardı ki. Hayran olmamak elde değil. En önemlisi de iyi bir nota bilgisi gerektiren Türk Musikisinin en zor şarkılarından biri olan Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine ve Kara Bulutları Kaldır Aradan şarkılarını bir söylemesi vardı ki. Dinlerken müthiş haz aldım.
Sadece ben mi, kameralar döndükçe görebildiğim, izleyiciler arasındaki Emel Sayın, Kubat, Zara, Hakan Peker, Burak Kut, Tan Sağtürk bile çocuğu yüzlerinde tebessümle izleyip, ayakta alkışladılar. Hatta oturdukları yerden eşlik bile ettiler şarkılara.
Çocuklar, performanslarını sergilerken, genelde sahneye kendi ülkelerinin yöresel kıyafetleri ile çıkıyorlardı.
Bir ara sahneye sarı bukleli saçlı, yöresel kıyafeti ile küçük bir İngiliz kızı çıktı ve yeni öğrendiği Türkçe bir yana, laz şivesi ile Cerrahpaşa şarkısını bir söyledi ki, inanın gözlerim yaşararak seyrettim. Koca bir aferin ona. Bırakın Türkçeyi, laz şivesi ile söylemesi çok enteresandı ve takdire şayandı.
Peki Ganalı zenci çocukların horon tepmelerine ne demeli. Bir köşe yazarı, bunlara Karadeniz değil, Ganadeniz uşakları benzetmesi yapmış ki, aynen katılıyorum. Harikaydı.
Iraklı kızın Mavi Boncuk şarkısını, Endonezyalı kızın Orhan Gencebay’ın Dert Bende Derman Sende şarkısını, Ahmet Kayanın beni burada arama anne şarkısını, Nijeryalı kızın Sezen Aksu’nun unutulmaz şarkısı Kaç Yıl Geçti Aradan Ayrı ayrı şarkısını yorumlaması ve daha niceleri. Saymakla bitmez. Aferin onlara. Helal olsun.
Şiir, ezgi ve dans üçlemesini sahnede görsel şölene dönüştürmeleri de muhteşemdi.
Bu çocukları bir daha bir daha seyretsem, yine aynı zevki tadarım.
Onlara, okullarında bunları öğreten ve hepsini bir araya getiren öğretmenleri de ayakta alkışlıyorum. Dilini, örfünü, yaşam tarzlarını bilmeden gittikleri ülkelerde, eğitmek bir yana, öğrencilerine Türkçeyi sevdiren, öğreten, hatta onlara İstiklâl Marşımızı bile söyleten bu öğretmenlere dil uzatanlar, elinizi vicdanınıza koyun derim.
Ben şahsen hiçbir gruba dahil değilim. Gruptan neyi kast ettiğimi anlamışsınızdır.
Ama, güzel olan şeyi de alkışlamasını bilir, takdir ederim. Başkasına kızıp, emek verenlere de çamur atamam.
Dünyanın dört bir köşesinde eğitim veren Türk Okullarını, zaman zaman televizyondan takip ediyorum. Programda bazen öğrencileri, bazen de velileri de dinliyorum. Hepsi de hayranlıklarını, memnuniyetlerini dile getiriyorlar.
Bir Rus anne, çocuğunu gönderdiği Türk okulundan memnuniyetini şöyle dile getirmişti.
“ Nasıl memnun olmam, ülkemizdeki gençlerin hali ortada, benim çocuğum, bu okula gittiğinden beridir, sadece dersleri ile ilgilenmekte, bilim, ilim öğrenmekte, evinde, odasında düzenli, temiz, ailesi olarak bizlere çok saygılı.”
Bu sözleri biz söylemiyoruz. O ülkelerin insanları söylüyor.
Daha da bir şey söylemeye gerek var mı?
O ülkenin insanları memnun olurken bu durumdan en çok rahatsız olan da bizim ülkemizin bazı insanları. El insaf be. Bu kadar da olmaz. Çocukların, öğretmenlerin günahı ne.
Sinan Çetin, Türkçe Olimpiyatları sırasında jüride görev almış, her şeyi yakından takip etmiş. Adamcağız memnuniyetini dile getirdi diye, sanat dünyası, adamı camiadan aforoz etmeye kalkıştı, eleştiri bombardımanına tuttu. Yazıklar olsun. Adam, sanatçı gözü ile gördüklerini anlattı, ne var bunda. Ama dedim ya yaranılmaz bunlara.
Ama ben umutluyum. Ecdadımızın kılıçla hükmettiği dünyaya, şimdi kalemle hükmetmekteyiz. Dünyada resmi dilin İngilizce olmadığı, Türkçe olduğu günleri umutla bekliyorum.
Saygılar.
- PARTİLERDE GÜLLER AÇIYOR
- BUNUN ADI NEDİR?
- ÜNİVERSİTE SINAVLARI DA KALKSIN ARTIK
- HER YER TOZ DUMAN
- DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZ
- SEKSENLER YALAN DÜNYA
- SÖZÜM ONA YOLLAR VE KENDİNİ ŞÖFÖR ZANNEDENLER
- NEDİR DİNDAR NESİL?
- GÜNEŞ NERDESİN? DONDUK
- SESİM GELİYOR MU? BENİ DUYAN VAR MI ACABA?
- MARKET ZENGİNLİĞİ
- ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
- YOK BÖYLE DANS
- OYUNA BAK OYUNA
- 38 LİK OY
- KARDEŞİM İÇİN
- KISA KISA
- BİTMEZ HESAPLAR
- GERÇEK AK PARTİLİ OLMAK
- MEKTUBUMA BAŞLARKEN
- İLGİNÇ BİR SABAH HABERİ
- Sizin şer bildiğinizde hayır, Hayır bildiğinizde şer vardır.
- İçten gelen bir yazı
- NEW BOLU
- AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK
- YÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK TÜRKİYE !
- ÖZNE BOLU İSE YÜKLEM DE BOLU
- BİRLEŞMİŞ MENDEBURLAR ( TABİKİ TÜRKİYE HARİÇ )
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- GEÇMİŞ
- Müslüman katliamı
- Bunları da yazmak lazım
- BİRAZ DA DİN DERSİ
- SUSMAM KONUŞURUM
- ŞEHİDİM HAKKINI HELAL ET.
- Bir yemin ettim ki dönemem!
- KISSADAN HİSSE
- KONU YOK
- Zengin Bolu
- Acı ölümler – acı gerçekler
- EUROVİZYON
- LİDERLİK
- UYDURUKÇU
- Kanal İstanbul - Kaset - Seçim - Ucube
- Şöförsem günahım ne
- NERDESİN İZZET BABA
- GERÇEK ŞİFRE NE!
- MAĞDURUM BEN MAĞDURUM…
- DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN
- VAH VAH VAH
- NE İSTİYORSUNUZ BU DENİZDEN
- TİMSAH GÖZYAŞLARI
- BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
- BİRAZ DÜŞÜNCE - BİRAZ GÜLMECE
- ALDATMACA – HAKARET – İHANET
- GAZETECİLİK
- BENİM GÖRÜŞLERİM
- Gündem
- YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT








