Şöförsem günahım ne
Kendimi bildim bileli, Bolu’da ve özellikle Gerede’de sürekli trafik kazaları gerçekleşir. Çocukken Gölyüzü mahallesinde otururduk, evimiz E- 5 e çok yakın olduğundan, bir çok kazayı da bizzat gördük, bu kazalar nedeni ile o kadar korkardım ki, ben hayatta araba kullanamam derdim. Zamanı gelince, ehliyet almak için başvurduğumda dahi, ben araba kullanamam kaygısı halen devam etmekteydi. Bu nedenle, tüm kuralları öğrenmek için dersleri bizzat takip ettim.
Babam çok titiz ve bir hayli gergin araba kullanırdı, o araba kullanırken, her an kaza yapacağız endişesi taşırdım. Ehliyetimi alıp trafiğe çıktığımda da aynı endişe yeniden canlandı bende. Keza, kuralsız araba kullanmanın kural olduğu bir şehirde yaşıyorum. Sen istediğin kadar kurallara uy, hadi babam memleket benim edası ile gezen o kadar şöför var ki piyasada, araba kullanmaktan nefret ettiriyorlar adamı.
Bu nedenle, henüz acemi olduğum için, daha doğrusu ehliyet kursuna gidene kadar, direksiyon başına hiç geçmediğim ve ehliyet alır almaz, araba kullanmak istediğimden, otomatik vitesli arabayı tercih ettim. Çünkü, kendimi daha güvende hissediyordum, debriyaj ve vites kullanmak bana göre çok uzun zaman alacak bir alıştırma dönemiydi. Otomatik vitesli araba kullanıyorum diye, kendini gerçek şöför zannedenler, benimle dalga geçtiler. Vitessiz araba mı olurmuş, vites kullanmak ayrı bir zevkmiş, falan filan.. Hiç birine kulak asmadım. Allah’a çok şükür, hiç kaza yapmadım. Eğer vitesli araba kullansaydım, bu kadar kuralsız araba kullanılan memlekette, günde 1000 kez kaza yapardım diye düşünüyorum.
İşin komik kısmı. Bana otomatik vitesli araba kullanıyorum diye gülüp geçenlerin hepsi, şu anda otomatik vitesli araba kullanıyorlar ve ne kadar rahatmış, daha önce neden bunu düşünmedik diyorlar açık açık.
Avrupa da normal vitesli araba kalmadı artık, her halde bir tek Türkiye’ye kakalıyorlar vitesli arabaları. Böyle bir rahatlık varken, neden kendimi üzeyim, yorayım ki.
Amma velâkin, bu kadar çok arabanın olduğu, bu kadar rezil yolların olduğu, bu kadar karmaşık ve dar yolların olduğu, bu kadar kuralsız şoförün olduğu ilimizde, otomatik vitesli araban olmuş kaç yazar. Gün içerisinde şehir içinde çok fazla seyir halindeyim. Artık, ordan buradan kontrolsüzce önüme çıkacak arabaları gözlemekten bir hayli yorulduğumdan, eskisi kadar araba kullanmayı sevmiyorum.
Benim favorim, ekmek ve tüp arabaları. Sanki, bu arabaları kullananlara, gözünüzü kapatın, trafiğe öyle dalın, en hızlı da siz gidin diyorlar herhalde. Hatta bunun özel eğitimini de veriyorlar galiba. Tamam, sabah erken saatlerde ekmekleri yetiştirmeyi anladım, peki ikindi vakti, akşam vakti, bu ne hız. Tüpçünün de müşteri memnuniyeti için tüpünü zamanında yetiştirme amacında olduğunu da hiç zannetmiyorum, burnumun dibindeki tüpçü, 1 saatten evvel tüpümü getirmiyor ne yazık ki. Bu arkadaşlardan, şöförler o kadar yılmış ki, aman arabama çarpmasın da ne halt ederse etsin diyerek, yolları açıyorlar. Be mübarek, sanki ambulansa yol veriyoruz. Valla ben kendi adıma konuşuyorum. Ben bu arkadaşlara savaş açtım. Arabamın arkasından, deli bir hızla gelip beni sıkıştırmayı, panikletmeyi de amaçlasalar, kendilerine asla yol vermiyorum. Öyle kağnı gibi de gitmiyorum, ama kimseye de kendini yolların fatihi sanmasına müsaade etmiyorum, etmiyeceğim de.
O kadar çok kurallara aykırılık varki, burada trafik kuralları edebiyatına girmeyeceğim, ancak, bir iki söz de kırmızı ışık sönüp de sarı ışıkta arabasını hazırlamayan ve yeşil ışıkta bizleri bir hayli bekleten arkadaşlara olacak. Zaten 10 saniyelik bir yeşil ışık süresi var, arkadaşlar, yeşil ışıkta, ancak arabalarını hareket ettiriyorlar, onlar kalkana kadar da iki araba sonra kırmızı ışık yeniden yanıyor. İşte buna da tahammülüm yok.
Yolların bozukluğundan da gına geldi artık, arabamın tüm aksamı bozuldu bu yollardan. Tangır tungur gitmekten, arabanın beşik gibi sallanmasından, kızım her arabaya bindiğinde kendini beşikte sanıyor ve hemen uyumaya başlıyor. Her halde, kazılıp durmaktan defalarca bozulan yolların bu durumu hiç bitmeyecek. Düz bir yola umudum yok artık.
Birkaç sene evvel gittiğim Kayseri’deki şehir içi yollara hayran kalmıştım. Şehir içinde bir caddede yol ikiye ayrılmış ve her iki yol da 5 arabanın rahatlıkla gidebildiği şekilde düzenlenmişti. Birkaç gün önce bir arkadaşımın ofisinden izlediğim İzzet Baysal caddesi ise içler acısıydı. Dar bir yol, tek yön, ne kadar ceza verileceği bangır bangır söylense de park edilmiş arabanın arkasına, bu parkın yanına bir araba daha park ederek, zaten dar olan yolu daha da darlaştırarak, neredeyse yan yana iki arabanın geçemeyeceği şekilde geçişleri zora sokmaktadırlar araçlar. Artık bunun suçu kimdedir bilinmez.
Yayalarımız da maşallah, kaldırımlar yerine yolun ortasından yürümeyi daha uygun bulduklarından, hiç çarpılma endişesi taşımadan rahat rahat araçların yanından yürüdüklerinden, tüm şöförlerin, arabanın içinden bıdır bıdır söyledikleri sözleri dudaklarından okuyabiliyorum.
Kurallar uyulmak içindir, yıkılmak için değil.
- PARTİLERDE GÜLLER AÇIYOR
- BUNUN ADI NEDİR?
- ÜNİVERSİTE SINAVLARI DA KALKSIN ARTIK
- HER YER TOZ DUMAN
- DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZ
- SEKSENLER YALAN DÜNYA
- SÖZÜM ONA YOLLAR VE KENDİNİ ŞÖFÖR ZANNEDENLER
- NEDİR DİNDAR NESİL?
- GÜNEŞ NERDESİN? DONDUK
- SESİM GELİYOR MU? BENİ DUYAN VAR MI ACABA?
- MARKET ZENGİNLİĞİ
- ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
- YOK BÖYLE DANS
- OYUNA BAK OYUNA
- 38 LİK OY
- KARDEŞİM İÇİN
- KISA KISA
- BİTMEZ HESAPLAR
- GERÇEK AK PARTİLİ OLMAK
- MEKTUBUMA BAŞLARKEN
- İLGİNÇ BİR SABAH HABERİ
- Sizin şer bildiğinizde hayır, Hayır bildiğinizde şer vardır.
- İçten gelen bir yazı
- NEW BOLU
- AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK
- YÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK TÜRKİYE !
- ÖZNE BOLU İSE YÜKLEM DE BOLU
- BİRLEŞMİŞ MENDEBURLAR ( TABİKİ TÜRKİYE HARİÇ )
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- GEÇMİŞ
- Müslüman katliamı
- Bunları da yazmak lazım
- BİRAZ DA DİN DERSİ
- SUSMAM KONUŞURUM
- ŞEHİDİM HAKKINI HELAL ET.
- Türkçe’nin devleştiği gün
- Bir yemin ettim ki dönemem!
- KISSADAN HİSSE
- KONU YOK
- Zengin Bolu
- Acı ölümler – acı gerçekler
- EUROVİZYON
- LİDERLİK
- UYDURUKÇU
- Kanal İstanbul - Kaset - Seçim - Ucube
- NERDESİN İZZET BABA
- GERÇEK ŞİFRE NE!
- MAĞDURUM BEN MAĞDURUM…
- DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN
- VAH VAH VAH
- NE İSTİYORSUNUZ BU DENİZDEN
- TİMSAH GÖZYAŞLARI
- BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
- BİRAZ DÜŞÜNCE - BİRAZ GÜLMECE
- ALDATMACA – HAKARET – İHANET
- GAZETECİLİK
- BENİM GÖRÜŞLERİM
- Gündem
- YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT








