OYUNA BAK OYUNA

Selma Ünal

Bu yazıyı Pazar günü yazıyorum. Bugün 1 Ocak 2012.

İnşallah bu yıl, ne dünyada ne de ülkemizde kötü günler yaşanmaz. Böyle istiyoruz, ancak, beklenmedik bazı kötü olayların da önüne geçemiyoruz ne yazık ki. 

Zaten, dünyada barışın hakim olduğu bir yıl olsa, kıyamet kopacak demektir. Onu da biz değil Allah bilir.
Neyse, bu hafta ki konum, Tanju Özcan’ın başına gelenler.

Yerel gazetelerde arka arkaya çıkan haberler ve altındaki % 90 acımasız yorumlar. 

Şimdi benim AK Partili olduğumu bilenler, bu duruma sevindiğimi sanabilirler. Ancak öyle değil. Tarafsız bir gözle değerlendirdiğimde, Tanju beye üzüldüm.

Keza, ortada açık açık uğranılmış bir haksızlık mevcut. Kendi partisinin adamlarının ayak oyunlarına geldiği o kadar belli ki. Bunu da içi yana yana, bana böyle yapmamı söylediler diyerek anlatmasıyla gösteriyor. Bence doğruyu söylüyor. Asıl yalancılar, adı sanı belli CHP deki şahsiyetler. 

Şimdi bu yaşanan hadisede, bir avukat ve insan olarak, Tanju beyin düşürülmeye çalışıldığı durumu değerlendirirken ben, partidaşlarının zavallı tutumlarını eleştiriyorsam, Tanju bey de bir öz eleştiri yapmalıdır artık diyorum.

Evet, önemli olan Tanju Özcan’ın şimdi ne yapacağı. Kendisine bunu yapan, adeta tuzak kuran bu şahsiyetlere karşı tavrı ne olacaktır. 

Kendisi avukattır. Elde delili de mevcuttur. En son Meclis Başkanı Meral AKŞENER dahi, şahidim demiştir. Bu kadar çok şahidi varken, acaba, bu delillerini, kendisini yargılayacak olan olan parti disiplin kurulunda kendini savunmak için mi kullanacaktır. Yoksa, kendisini yalancılıkla suçlayan malum şahsiyetlere dava açarak mı kendini huzura kavuşturacaktır. 

Bence bundan sonraki tutumu çok önemli. Orda burada kendini savunmayı bırakmalı artık. Ben kendisinin doğru söylediğine inanıyorum. Vakit, kendisini bu duruma düşürenlerin peşine düşme vaktidir. 

Böyle yapmayıp, ileride karşımıza, bu adamlarla can cana kol kola çıkarsa, o zaman halktan tepki görür diyorum. 

Tanju Özcan, herkesin de bildiği üzere, göz önünde olmayı sever. Televizyon ekranlarında boy göstermeye, demeçler vermeye bayılır. Bunu Ankarada da devam ettirmek istedi, ama orasını Bolu zannetti herhalde. Keza, Bolu’da bu şekilde sivri çıkış ve yorumlarına cevap verebilecek, kavga edecek pek muhatap bulamıyordu. O yüzden bol bol vakti oluyordu onla bunla eğlenmeye.

Ama orası Ankara, kurtlar sofrası. Siyasetin merkezi. İşi gücü bu iş olan adamların yeri. 

Parti ruhu ile değil de şahsi menfaatleri için particilik yapan bu adamlar seni yer. 

Çünkü onların işi bu. 

Bir gün gelir yerimizi alır diye korktuklarını böyle oyunlarla tuzağa düşürürler.

Neyse umarım ders almışsındır. 

Boş ver kraldan çok kralcı olma sen de.

Senin bu partin var ya, aslında canı yürekten istediği bu yasayı, sana partileri adına kabul ettirirler, halka da istemiyormuş gibi yaparlar ki oyları kaybolmasın, ama sonra yasa kesinleşince, Cemil Çiçeğin de dediği gibi, herkesten önce koşa koşa maaşlarını bunlar almaya gider. 

Oyuna bak oyuna.